lostbaby
191 (mavi jojoba tanesi)
yedinci nesil yazar 2 takipçi 12.60 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    sessizliğe yanmak

    1.
  1. aynı masada oturmuyoruz.
    karşılıklıyız ama. karşı karşıya. susuyoruz.

    geç kaldık,yanlış zaman. hep olduğu gibi.güzel şeyler yanlış zamanları seçiyor. belki de zamanın yanlışlığı güzel yapıyordur kimbilir. "imkansızlık" mı aramızda duran şey. hayır olmamalı. netice de çok bilinen o gerçek "imkansız reddedilen olabilirliktir" red mi ediyoruz. birbizimize yaklaşmaktan korkuyoruz evet.

    bir kaç cümleye zorluyoruz. havadan sudan şeylerden bahsediyoruz. soru işaretleri görüyorum gözlerinde. sadece gözlerinde değil ellerinde de var. nerede durması gerektiğini bilmiyor ellerin. sigaranı tutuşundan belli. üst üste yakıyoruz.

    yine sessizlik.
    sonra aynı yöne yürümeye başlıyoruz."bu sessizliği yazmalısın" diyorsun bana. geçiştiriyorum. hep olduğu gibi. sana karşı silah olarak kullandığım iki kelimem var; biri saçmalama,diğeri komiksin. ikisine de kızıyorsun. kızma ama diyorum,susuyorsun.

    en çok ben susuyorum.söyleyemediğim ne çok cümle duruyor aramızda. kördüğüm demiştim sana. evet bahsettiğim o kördüğüm şimdi benim kucağımda. itiraf edeyim onu seviyorum,o sensin itiraf ediyorum. ama bu kadarına yetiyor sesim.

    öyle çok sebebim var ki sana git kendime kal demek için.
    2 ...
  2. kalbe kapıcı

    1.
  3. mevsim geçişlerinin sıkıntısını yaşadığımız günlerden biriydi. hani ne giyinmek gerektiğine bir türlü karar verilemeyen, kalın giyinince havanın sıcak, ince giyinince soğuk olduğu günler vardır ya, işte onlardan biriydi. bankada sıra bekliyorduk ikimizde. uzun uzun baktığını fark ettim. kısa kısa baktım. yıllar öncesinin, çocukluğumun tanıdık yüzlerinden biriydi. hiç konuşmadığım, ama varlığından haberdar olduğum bir adam işte. o gün ayaküstü bir kaç cümlelik kısa sohbet, ardından bir kaç ayaküstü kısa sohbet daha...

    sonrası bir miktar klasik hikaye. sosyal ağlar üzerinden asosyal iletişim... derken gerçek bir sosyal sorumluluk projesi için yan yana durduk. tesadüf dedik adına ama ikimizde öyle olmadığından emindik.

    aradan geçen kısa zaman,murathan munganın dediği gibi "gündeliğin başıboş ayrıntılarında, hayatımdaki herhangi biri" sanıyordum onu... aradan geçen bir tarafı kısa,diğer tarafı uzun bir miktar zaman...

    bir gün herhangi bir yerde hiç aklımda yokken, ama gerçekten hafızamla barışıkken, 17 yaş sendromlu,yarısı gerçek,yarısı şeffaf,ironik bir cümle; "hani hayat sürprizlerle doluydu?"

    ona o gün bir kaç cümleyle bize sürprizler hep güzel olur dediler,buna inanmak ilk yenilgilerimizdendi dedim.cümlenin gerçekliğinden rahatsız olduğunu söyleyen mesajına girdiğin yanlış yoldan dönmek için aynı yolu bir süre daha kullanmalısın,korkma dedim.

    o hiç korkmadı.sonrasında binlerce cümle kurdum ona. hiç birine değil ama bu cümleye çok inandı.

    hergün yürüdüğüm yolu,hergün gördüğüm insanları,odamı,evimi,işimi,yaşadığım kenti,hayatımı değiştirmeme sadece birkaç gün varken,"keşke seni burada tutabilecek bir sebebim olsaydı" dedi.

    sebep yarat dedim.şimdi kalamam belki,ama dönerim mutlaka dedim. zor dedi. sana inanmak istiyorum ve ne söylersen ona inanırım zor deme dedim. zor dedi.

    az zaman,çok cümle...

    -geçmişe dokunmasak
    -neden?
    -böylesi daha iyi
    -peki.ya gelecek?
    -hiç bilmiyorum?
    -ne istiyorsun?
    -bilmem.
    -bildiğin zaman konuşalım
    -hayır şimdi
    -şimdi ne?
    -gitmeseydin...
    -kal demedin...
    -diyemedim...
    -deseydin...
    -kalsaydın...
    -kalamazdım...
    -diyemezdim...
    -...
    -...

    birbirine bağımlı,sonu kısır döngü,çözümsüz,cümleler... sığınacak yer arıyordu ama sığınmaya niyeti yoktu. biri onu çok sevsin,severek iyileştirsin istiyordu, iyileşmeye niyeti yoktu. kırılgan,sakin,ama öfkeliydi. erteliyordu,geçmişi kanarken,yarasına bakamazken,dokunmadan sev diyordu.
    zor diyordu,
    inanmıyordu...

    "hayatıma giren herkes ölüyor,sen ölme dedi"
    "bana yaşamam için izin ver o zaman dedim"

    vermedi.kalbinde bir evim olduğunu söylemişti.sevgilim misin bilmiyorum ama sevdiğimsin demişti. geçmişine bu kadar dokunamazken,geleceğinden konuşamazken... kalbindeki yerim,kapının önüydü...

    orada öylece beklememi istiyordu.ihtiyacı olursa kapıyı açacaktı ama asla içeri almayacaktı.
    ..............................................

    bir gece yarısı pencereden dışarı bakarken,camlarından yoldan geçenlerin sadece ayaklarının göründüğü kapıcı dairelerine takıldı gözüm. onlar öyle en dipte,en aşağıda,en karanlıkta... ayakaltında olmasınlar istiyoruz,gözümüze görünmesinler. ihtiyacımız olunca açalım kapıyı ama asla içeri almayalım onları...

    o gece yarısı kapıcı dairelerinin yapımı yasaklansın istedim.en aşağıda,en karanlıkta yaşamasın o insanlar.

    ...............................................
    geçmişe dokunmayalım derken,bana yaptığını yaptığı o insanları hatırlamak istemediğini çok sonradan anladım. kalbinin kapıcı dairesi oldukça kalabalık olmalıydı.
    ve kesinlikle kapıcı dairelerinin yapımı yasaklanmalıydı...
    0 ...
  4. anlaşılmayan şeyler

    1.
  5. yine munteşem bir murathan mungan şiiri...

    ah murathan mungan.
    sen yazarsın da biz okuyup yokolmaz mıyız?
    satırların derininde altı çizilesi onca hüzün,ince ince sızmaz mı damarlara ve her bir hücreden geçip alkol misali döndürmez mi başını insanın? okurken yokolur,her yıkımda yeniden varolur yakarımda gemileri sesim çıkmaz.

    sesim çıkmaz yağmur sonraları.kimseye kızmıyorum.evet canım yandıysa bendendir,sesim kısıldıysa bende yine.içime hapsolan her kelimen bir kuyua taş atar her seferinde az akıllı aklım/ah benim eksik aklım erir gider cümle sonu her noktada.ama en çok üç nokta... sustuğum yerde üç noktalar konuşur,kıyamam kalbime. ne çok kıydılar oysa. kimbilir kapıları açan elim ne zaman kilidi vuracak o ellere?

    kolay bir hüzündür dedin,erken bir gülüşten bahsettin.ya yazmasaydın kendinden korkan bir erken bağlanmışlığı? özlemin küllüğüne söndürürken her bir sigaramı,ah mungan demeseydin bu kadar çok/bu kadar az,yazmasaydın bu kadar gerçek,belki üstünü kapatırdık geçmişin.yara olup kanarmıydı o zaman? kuruyan su,kuruyan uykusu ve kan bal rengi... derbederliğime adım atıp düşüyorum hayatın kaldırımlarından.yer mi yok? olan benim yerim mi? kendi içimde kendime yer yok,nefesim kimde? "hemde hiç haketmedin" demiştim ama haketmiş miydi şimdi sen söyle.

    ellerimde paramparça bi geçmiş var.peki ya ellerim? ellerim paramparça ama hangi geçmişin gölgesinde? kaç zamanın yaşanmışlığı geçmiş yapar ki yaşananları? çok acı çekince mi geçmiş oluyor ,çok zaman geçince mi? bana çok geldi dünyaya az.zaman; bana azdı dünyaya çok. ilaç olması hiç geçmemesinden mi yoksa çabucak gelip geçmesinden mi?

    ah mungan... soru işaretleri içinde daralıyor içim,hemde için için.iyi yazmışsın güzel demişsin de, daha çok cevabın olmalı bunca kedere... sen yaz yine,ben seçerim bana yer bulanları,bana yara olanları...
    1 ...
  6. yeniden kurmak için yıkmak gerekir

    1.
  7. yıkmak gerekir duvarları,seni sana uzak yapan tuğlaları sökmek gerekir yerinden bir bir...
    beyninde çakılı bi çiviymişcesine duran anlar,hafızandan zamansız ama gerçekten zamansız geçen anıları sökmek gerekir.yeniden açsın diye çiçekler,baharın bi kokusu vardır sarhoş eder ruhunu,içilen sigaraların söndürüldüğü tablaları yıkamak gerekir,gerekiyorsa göz yaşının tuzlu tadıyla.

    yıkmak gerekir mutsuz tüm aşkları,tüm aşıkları öldürmek gerekir. koca bi şehrin ağır yalnızlığına kapılar çizmek,o kapıları kapatmadan ama,bir şarkı yazmak gerekir şiiri geçmişten gelmeyen.sözleri olmasa da olur,yerine oturur nasıl olsa tüm taşlar.

    yaradılanı sevmek gerekir yaradandan ötürü.ve acıya şifa bulmak yıkılan duvarların tozunda dumanında.zor olsa gerek onca şeyi bi çırpıda yok etmek. hele de eskilerini atmaya kıyamayan biri için. eski kıyafetleri yakmak gerekir anıların kokusu silinsin diye.eğer anılarsa yakan canını,yok eden, savuran.yeni olan herşey eskitir bir diğerini.eskiyse adı artık, evet yıkmak gerekir.

    kurmak için yeniden,başlamak için.ne istediğini bilmeyen için.akışına bırakmak için.çünkü yıkmadan akışına kalmaz hiç bişey.geçmişin akışı yalnış yoldan ilerler.iki ucu keskin bıçaksa seni yalnız yapan o şehir,duvarlarını yıkıp yeniden kurmak gerekir.

    zor olsa gerek ama yeniden kurmak için yıkmak gerekir...
    0 ...
  8. yazarların istanbul yorumları

    1.
  9. bir şehir ki bin şehrin yüküyle dolu...
    bi şehir ki bin şehrin pişmanlığına bedel...
    ve öylesine yalnız,kalabalıklar arasında.

    mavisinde gece saklı,
    gökyüzünde hüzün.

    sarı, yeşil, mor ışıklarıyla,insanın içine uzanır köprüleri.
    her gece bir intihardır silüetinde,
    her sabah yeniden doğar gibi...
    0 ...
  10. seni kaybettim ya daha fazla nefret edemem

    1.
  11. yağmurlu bir günde,gidenin arkasından pencere buğusuna yazdığım tek cümleydi...
    1 ...
  12. kaybettiğini anlamak

    1.
  13. şu anda yaşadığım his.
    ben kendine bile çok iyi davranabilen bi insan değilim.doğru kelimeleri bulmakta zorlanırken,kurduğum yanlış cümlelerin hesabını vermek canımı çok yakıyor.henüz hazır değilim bunu kabullenmeye ama hazır olmadığım bi acıyı çekerken,bi adım ötede ödemem gereken bedeller var. ilerlemesin zaman nolur...

    bana ilaç olmuyor işte.
    3 ...
  14. işime karşı boş değilim

    1.
  15. insanın işini sevmemesi ama bunu kabul edememesi...

    tıpkı kadın erkek ilişkilerinde olduğu gibi.biri birine karşı boş değilim der ama hep eksik bişeyler vardır.olayın temelinde şu yatmaktadır;daha iyisini bulursam, onu tercih ederim.

    iş için de aynı şey geçerli;daha iyisi olunca hemen değiştirilecektir.ama o zaman kadar işin de kalbi kırılmasın,boş değilim cümlesiyle oyalansın...
    1 ...
  16. © 2025 uludağ sözlük