littlezeynep
122 (çevresinde sevilen sayılan)
beşinci nesil yazar 6 takipçi 22.11 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    sedanın ümidi olun

    2.
  1. Neden dikkat çekemediğini anlayamadığım başlık.
    0 ...
  2. bahadır dağdeviren

    1.
  3. Göztepe medical park hastanesinde çalışan kardiyoloji profesörüdür.

    Hayatımı darmadağın eden kişidir çünkü:
    5 yıldır koroner arter rahatsızlığı olan babam en son tavsiye üzerine bahadır beye gitti. Başta rutin anjiyosu yapıldı. Bir damarının %70 tıkalı çıktığı söylendi. Bahadır bey önce babamın ilaçlarını değiştirdi. Babama 1 aylık başka bir tedavi uygulayacağını söyleyerek yeni bir reçete verdi. Uyarısı; " bu ilaçlar sana dokunacak ama sakın bırakma, bitirene kadar kullan" oldu. Babam ilaçları kullanmaya başladı. 15 gün sonra şikayetleri başladı ancak bahadır beyin başta yaptığı uyarıdan dolayı içimiz rahattı. 1 aylık sürenin dolmasının ardından babam tekrar kontrolüne gitti ve üstüne basa basa şikayetlerini anlattı. Ama bahadır bey "senin hiçbir şeyin yok, istirahat et 10 gün kadar" diyerek babamı eve gönderdi. Ve benim babam 10 gün sonra vefat etti. Tabi ki profesör diye her şikayetten anlayacak, her şikayete çare bulacak diye bir kural yok ama en azından başka bir bölüme yönlendirebilirdi bizi. Hiçbir şeyin yok dediği adam 10 gün sonra öldü. Eceldir, kimse bir şey diyemez ama unutmayalım ki katil denen bir şey de var. Babamın bahadır beye muayeneye gittiği o güne lanet okuyorum hergün. Eczacımız babama 'bu ilaçları sana kim yazdı, bu ilaçlar seni öldürür' demişti ve benim babam öldü. Lanet olsun böyle doktorlara.
    0 ...
  4. mürvet sarıyıldız

    1.
  5. 'iki cami arasında aşk' adlı romanın yazarıdır. Aynı zamanda Türkçe öğretmenidir.
    0 ...
  6. korumalara 24 maaşlık ikramiye

    1.
  7. devlet kendi canına gelince bonkörmüş dedirten olaydır.

    CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül'ün şoförünün direksiyon başında bayılması üzerine, aracın büyük bir kaza yapmasını önleyen 6 koruma polisi, Emniyet Genel Müdürlüğü'nce yönetmeliklere göre 24 maaş ikramiyeyle ödüllendirilmiştir.
    oysa, doğudaki polislerin askerlerin görevlerini ne şartlar altında yerine getirdiğini hepimiz biliyoruz. ama onların uğruna canlarını ortaya koydukları kişi hayru nisa gül değil tabi.

    not: üniversite eğitimimi bırakıp özel koruma olmayı düşünüyorum ciddi ciddi. ama ne yazık ki fiziki yapım müsait değil kahretsin.
    3 ...
  8. hospitalizasyon

    1.
  9. hastanın hastanede bulunma süresidir.
    0 ...
  10. hemiparezi

    1.
  11. vücudun bir tarafının az hissedilmesidir. yarın felç halidir bir nevi.
    0 ...
  12. otoregülasyon

    1.
  13. kendini kontrol edebilme yeteneğidir.
    0 ...
  14. samanlık yandı fareler dağıldı

    1.
  15. nihat genç in son yazısının başlığıdır.



    'Aslında bu atalar sözünü Birleşmiş Milletler'e samanlık yanıyor fareler dağılsın şeklinde söylemeliyiz.. Dünyanın son yirmi yılını hızlı çekim izlediğimizde beş yılda yirmi milyon üstünde ölüme sebep olan II. Dünya Savaşın'dan daha büyük yavaş çekim bir üçüncü dünya savaşıyla karşı karşıyayız..

    Yetmiş yıl önce Japonya'ya atom bombası atarak demokrasi getireceğine inananlar Nagazaki ve Hiroşimanın toplam atom gücünden daha fazlasını beş-altı yıl önce Irak'a attılar, yine demokrasi getirtmek için..

    Söyler misiniz, Birleşmiş Milletler kurulduğu günden bugüne hangi dünya sorununu çözmüş, Filistin sorunu hızından hiçbir şey kaybetmeden daha alev alev ve daha da kilitlenmiş durumda. Pakistan'la Hindistan arasında Keşmir sorununda en küçük bir ilerleme mi kaydedildi, aksine hem Pakistan hem Hindistan bu bitmeyen savaş uğruna nükleer silah sahibi olmak zorunda kaldılar.. Kıbrıs Sorunu mu halledildi, aksine Lefkoşa ikiye ayrıldı ve sert milli rüzgarlar adanın silahlanmasını hızlandırdı.. Beyrutta iç savaş çıktı ve bugün Beyrut ikiye bölünmüş durumda.. Bağdat beş altı yıl gibi kısa sürede çoktan üç dört ayrı etnik kimliğin ayrı mahallelerde mevzilendiği bir şehir haline geldi.. Kerkük daha bugünlerde gözlerimizin önünde ortadan ikiye ayrıldı ve iki ayrı etnik grup her an büyük bir iç savaşı beklemeye başladı.. Bosnada ikiyüz bin müslümanın ölümünü seyrettiler, Nato müdahale etmiş, ki Natonın başarısı sayılıyor, bir siyasi çözüm mü geldi, Boşnaklar Sırpların çemberi içine yerleştirildi ve soykırımcılar siyasi yönetim şekliyle aksine ödüllendirildi.. Gürcistan'da iki ayrı iç savaş, Tiflis, Batum'da yüzbinlerce insan öldü ve o kadarı toprağını terk edip etnik bölgelerine kaçıştı.. Daha geçen yıllarda bir yeni Gürcistan savaşı daha oldu.. Çeçenistan'da Ruslar'ın kaç yüzbin Çeçen'i öldürdüğünü bölgeye hiçbir gazeteci giremediği için hala kimse bilmiyor, toplam nüfus bir buçuk milyonmuş altıyüz bin kişi kalmış, üçyüzbini göç etmişse, işte üçyüzbin kadarı ölmüştür gibi sanki ölenler karıncalarmış gibi bir göz kararı hesap.. Afrika'nın ne hale geldiğini hiç saymayalım, çok büyük petrol kaynakları olan Nijerya siyasi olarak kaosun içinde ve ülkedeki etnik grupların sayısı üç dört iken bugün kırka kadar bölgesel ayrılıklar söz konusu.. Orta Afrika ülkelerinin nerdeyse tümünde savaşan askerlerin yaşları 13/14'e çoktan indi ve değil huzur içinde sınırlarını koruyabilecek kadar gücü olanlar kendilerine devlet diyebiliyor ve batı Afrika'da sınırları olmayan merkezi idaresi olmayan ülkelerde tarihte eşine rastlanmayan siyasi kaoslar halen sürüyor.. Çin'in emri vaki işgal ettiği Sincan Uygur Bölgesi'nden ise söz etmeye cesaret edecek bir batılı ülke yok, onu da geç, bir yazar yok, daha geçenlerde binlerce insan katledildi; Afganistan'da ise savaş aralıksız 30 yıldır sürmekte, teknoloji uzayda dahi silahlar üretmeyi biliyor ama aynı teknoloji ölü sayısını dahi bilemiyor..

    Hemen herkesin aklına ilk geliveren üstünkörü ve en kısa yavaş çekim III.Dünya Savaşı işte budur..

    Özeti şudur, Birleşmiş Milletler istediğini görüyor istediğini görmezden geliyor.. Birleşmiş Milletler dediğin beş tane aslan yüz tane fare.. Elinde nükleer güç tutan dünya devleri Güvenlik Konseyi'ni oluşturuyor ve savaş, müdahale kararlarını onlar alıyor ya da yeşil ışık yakıyorlar..

    Libya'da olup biten tam bir hayvanlar alemi belgesi, yedi sekiz sırtlanın leşe saldırısı.. Unutmayın Afrika milli parklarına konuşlandırılmış bu belgesel ekipleri kurguya hareket getirmek için milli parkta aç hayvanların önüne bazen leş bazen yaralı hayvanları atarak bizlere hareketli güya doğa belgeseli çekmekte, oysa çoğu tasarlanmış yani kurgudur..

    Birleşmiş Milletler'e sorulması gereken şudur, iletişim çağındayız, hatta başkanların elinde özel ve çok donanımlı jet uçakları vardır, mesela Obama istese bir günde beş ayrı ülkeye gidip görüşmeler yapabilir, ayrıca elinizin altında çok hızlı yazışabileceğiniz ınternet imkanları vardır. II. Dünya Savaşı'ndan bugüne insanlık iletişim ve ulaşım hızında bu denli ilerlediği halde niçin hala ilkel yok etme savaşları sürüyor.

    Mesela Obama ve ekibi Arap dünyasında Bush'dan farklı olarak sivil toplumu destekleyip öne çıkardı ve bayağı mesafe almıştı..Ve en idealist islamcıları bile kandırmışt. Ve neden aynı şey ısrarla Libya'da denenmedi? Şundan mı Mısır'daki Müslüman kardeşler Türkiye'deki AKP gibi siyasi yapılanmalar Amerika'ya asla ses çıkartamayacak bir derin siyasette kilitlendirilip tuzağa çoktan düşürüldüğü için mi?Ya da asıl kağıttan kaplanlar bağımsızlıkla dalga geçenler olduğu gerçeğini halkımız ne zaman görecek?

    Son iki yüzyılın değişmeyen manzarası şudur, Batı'da Değişen Hiçbir Şey Yok.. Batı, aynı parçalayan aynı saldıran aynı emperyalist aynı vahşi batı..

    Değişen sadece batının vahşi emperyalizmini maskeleyecek yeni argümanlar dünyada moda oldu, insan hakları gibi.. Bu çok doğru ve bu çok haklı gerekçeleri Batı'nın vahşileri dış politikalarında muhteşem bir sinsilikle zaman zaman uygulamayı başarıp hepimizi de ikna edebiliyor, ama Libya, Irak, Afganistan (Sudan'ı Somali'yi ve nicesini saymıyoruz bile) örneği gibi çoğu zaman gerçek yüzlerini ortaya çıkarıyor.

    Batı'daki en masum yeşil örgütlerin hatta anarşik grupların lider kadrolarına kadar ajanlar yerleştirmeyi başarabilen Batı, bugün Kaddafi'nin sığınağını yine tahmin edecek donanımdan yoksun.

    Bize düşen Birleşmiş Milletler'i yeniden sorgulamaktır, içimizde bir Nehru bir Tito yaşamıyor ki bir üçüncü alternatif ya da bağımsız bir blok kurabilsin.. Gördünüz işte Birleşmiş Milletler dediğiniz Amerikan eşeğine dokuz kişi biniyor, Merkel, Sarkozy, aklınıza kim gelirse..

    Irak'a emperyalist bir savaş ilan eden Blair'i sözümona gösterişten değil gerçekten yargılayacak bir gücü olmayan ingiliz medyası ve yargısı şimdi Libya'ya emperyalist savaş ilanına ne diyecek, galiba sorun da burada yatıyor.

    Haksız işgal dünyada yeterince kınanmaz ve yargılanmazsa haksız kanunsuz işgallerin önünü açarsınız.. Her savaş kararında savaş kararı alanlar insanlık mahkemelerinde allem gullem yargılanmıyor ama onların gazına gelmiş mahalli gaddarlar dünyaya insan hakları hukuku örneği olarak gösteriş bin fiyakayla yargılanıyor.. Türkiye'nin beşyüze yakın köşe yazarı Irak Savaşı'nı destekledi, hangisi özür diledi hangisi insanlık suçundan yargılandı, aksine iktidar oldular şimdi de bizi kodese atmakla meşguller..

    Israrla Arap Ligi'nin de desteğini bekleyen Batılılar eşeğin büyüğünü ahırda unutmayalım gayretiyle ellerini çabuk tuttular, ancak ahırda unutmak istemedikleri bir eşek de Türkiye..

    Neyse ki müslümanın müslümanla savaşının utancını bize dahi bırakmayacak Müslüman ülkeler çıktı Katar, Suudlar, bu sefer Türkiye'den önce koştular, ilerde bizim de başımıza aynı bela gelmesin telaşıyla..

    Bu delilere şunu söylüyoruz, bugün Amerika'yı ve batılıları arkasına alıp bizleri kendi topraklarımızda sindirmeye öldürmeye yok etmeye girişen Müslümanlara yarın Amerika saldırdığında onları kim koruyacak?

    Sizler, paralarınızı Batılı banka ve borsalarda tutarak ‘korunabileceğini sanan zavallılar..

    Sizler, iktidarınızı ayakta tutmak için batılı şirketlere borsalara ülkenizi yağmalatan siyasi iktidarlar.

    Çember daralıyor, hepinize sıra gelecek.. Unutmayın bu yavaş çekim bir III. Dünya Savaşı.. Sindire sindire bir savaş.. II. Dünya Savaşı'ndan batının öğrendiği meğer çok farklıymış.. II. Dünya Savaşı'ndan etnik, ırk, diktatörlük, tek adam dersleri değil, aksine savaş stratejisine ders çıkarttılar, o da şu, telaşa mahal yok, yavaş yavaş.. ve öyle hijyenik bir savaş olsun ki topraklarımıza tek bir bomba düşmesin..

    Birleşmiş Milletlere karşı ancak ütopik fikirleri destekleyerek karşı çıkabiliriz, o da, Birleşmiş Milletler nükleer güçlerin kontrolünde hep böyle kalacaksa, yüzlerce fare ülke, nükleer sahibi olmayanlarla yeni bir örgütlenmeye gitmeli..

    Ama silahlı olarak güçlü olmayabilirler diyebilirsiniz, ancak maden ve kaynak olarak güçlüler ve elinde nükleer silah tutanları pazarsız bırakacak bir güç olurlar ve en önemlisi başka bir dünya mümkündür fikrinin yani bir umudun öncüsü olurlar.. Şimdilik, serçelerin farelerin arıların karıncaların hamsilerin istavritlerin, balinalara ayılara gorillere karşı yepyeni ve bambaşka bir örgütlenmeye girmekten başka hiçbir şansları yok..'
    4 ...
  16. potasyum iyodür

    1.
  17. kimyasal formülü, KI ile gösterilen organik bir bileşiktir. sofralarda tuz olarak kullandığımız sodyum klorüre oldukça benzer bir yapıya sahiptir. ticari olarak doz ya da tablet (130 mg) formunda satılıyor. tablet formu bir yetişkinin günlük iyot ihtiyacını karşılayabilecek yeterliliktedir.

    radyoaktif sızıntı sonrası havaya karışan radyoaktif iyoda karşı kullanılır. kullanılmaması durumunda radyoaktif iyoda maruz kalan bireyde tiroid kanseri riski artar.

    eğer radyoaktif sızıntı öncesi bir tablet potasyum iyödür (130 MG) tüketilirse, radyoaktif sızıntı sırasında kan dolaşımında bulunacak olan radyoaktif iyot tiroid tarafından çekilmez. kan dolaşımındaki radyoaktif iyot, tiroid tarafından kullanılamadığı için, 1 hafta içinde idrar yolu ile atılır.
    2 ...
  18. hans selye

    1.
  19. stresi ilk açıklayan Kanada'lı fizyoloji bilginidir. modern stres teorisini ortaya koymuştur.
    0 ...
  20. stresör

    1.
  21. bedenin uyum kapasitesini etkileyerek, stres tepkisinin gelişmesine neden olan çevresel faktörlere yada ajanlara denir.

    çeşitli şekillerde sınıflandırılabilirler. genetik yapı, yaş, cinsiyet gibi bedene ait olanlara 'endojen stresörler'; sıcak, soğuk, kimyasal maddeler, radyasyon, ve mikroorganizmalar gibi beden dışından olanlara 'eksojen stresörler' denir.

    biyolojik,fiziksel,kimyasal, psikolojik ve sosyolojik olarak da sınıflandırılabilirler:
    *biyolojik stresörler; genetik yapı ve cinsiyet.
    *fiziksel ve kimyasal stresörler; sıcak, soğuk, radyasyon ve zehirler.
    *psikolojik stresörler; sevilen bir kişinin kaybı veya ağrı.
    *sosyolojik stresörler; farklı kültürel özelliğe sahip olan bir ülkeye gidilmesi.
    1 ...
  22. atpaz enzimi

    1.
  23. hücre membranı tarafından salgılanan,hücre için aktif transport yapan enzimdir. örneğin sodyumun hücre içine girmesi atpaz enzimi sayesindedir.
    1 ...
  24. olimpiyat stadı nda yaşanan seyirci rekoru

    1.
  25. -12.12.2010 tarihli Trabzonspor-istanbul büyükşehir belediye spor maçında trabzonspor taraftarının olimpiyat stadını tıka basa doldurduğu,'bize her yer trabzon' haykırışlarının öylesine bir ifade olmadığının en gerçek kanıtıdır.

    "Bordo" dediğinde "Mavi" diye bir ses duyuyorsan, ismi ne olursa olsun; orası "TRABZON"dur..."
    şairane cümleleyle memleketim insanıyla birkez daha gurur duymama neden olan,istanbul'un trabzona selama durduğu rekordur.

    -Resmi rakamlara göre 45.000 biletli seyircinin olduğu fakat; görüntülerden ve maç spikerlerinin cümlelerinden de anlaşıldığı gibi maça giden seyircinin 45.000 kişiden çok daha fazla (10-15bin kadar) olduğunu kanıtlayan durumdur.
    2 ...
  26. 2011 e ramak kala erzurumda öğrenci olmak

    1.
  27. 11 Aralık...
    Erzurum dağları hala beyaz değil.Üstelik 2011 Kış Olimpiyatları kapıya dayandı; son 47 gün.'kar duası' diye bir şey var mı bilmiyorum,kar makineleri işe yarayacak mı onu hiç bilmiyorum.Ama Erzurum'lu ibrahim Hakkı'nın dediği olacak galiba.Bu şehir en büyük talihsizliğini Palandöken yüzünden yaşayacak.Nice hazırlık,nice masraf boşa gidecek belki de.
    'Öğrencilerin ahı mı tuttu?' demekten alıkoyamıyorum kendimi.Tadilatta olan yurtlar yüzünden arkadaşlarımız yurtlara yerleşemedi,çalışma odaları bile yatakhaneye çevirildi,8 kişilik odalarda en az 10 kişi kalmak zorunda kaldı,yurt ücretleri ev kiralarına eşit oldu nerdeyse,para göz ev sahipleri yurtların durumunu fırsat bilip kiralarını katladı,sıkıştırılmış dönem yüzünden cumartesi günleri bile derse gittik,her gün 8'den 5'e okuldaydık sırf dönem çabuk bitirilmek zorunda diye,kafamız kazan oldu yoğun dersler yüzünden,agno'muz yerlere düştü...
    Erzurum olimpiyatlara hazırlanacak diye biz böyle sefil olduk.Şimdi herkes endişeli bu şehirde.Öğrencilere yapılan haksızlıklar kimi ne kadar ilgilendirir bilmiyorum ama; Erzurum'da öğrenci olmak gerçekten zor zanaatti ve bu sene her şey burunumuzdan geldi.
    2 ...
  28. antijenite

    1.
  29. enfeksiyon etkenine karşı.kişinin vücudunda antikor oluşmasıdır. Diğer bir deyişle spesifik immün cevap oluşmasıdır.
    1 ...
  30. virulans

    1.
  31. enfeksiyon etkeninin, vücutta meydana getirdiği hastalığın şiddeti.
    0 ...
  32. nefrektomi

    1.
  33. cerrahi operasyonla böbreğin çıkartılması.
    0 ...
  34. hipopotasemi

    1.
  35. serum potasyum değerinin 3.5mEq/L
    nin altında olamsıdır. Yani vücutta potasyum azlığıdır.
    1 ...
  36. düşük

    3.
  37. fetusun; gebelik tamamlanmadan,yani 28. haftadan önce ölmesi ve rahimden atılması.
    0 ...
  38. lizis

    1.
  39. yükselen ateşin derece derece normal vücut sıcaklığına düşmesi.
    0 ...
  40. rüptür

    1.
  41. ülser

    14.
  42. © 2025 uludağ sözlük