bakınız çok ilginçtir. kâbe'yi tavaf ederken muhterem hacılar ezilme tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır.
oysa Kâbe'nin altına dönebilen platform kursalar tüm hacılar durduğu yerde tavaf etmiş olacak hatta bırakın hacıları tüm dünya tavafını yerine getirmiş olacaktır.
vatanım için canımı veririm diyen -ben dahil- bir çok kişi askerliğini erteliyor, gitmek istemiyor.
bakınız çok ilginç değil mi?
yahu neden gideyim ben orada terörle çatışırken sen mecliste terör başlarına koltuk, para vereceksin.
olmaz olamaz arkadaş sen mecliste anayasanla ben askerde silahımla savunacağım bu vatanı.
general harbord eylül 1919'da sivas'a gelir ve mustafa kemal'le görüşür. aralarında şöyle bir konuşma geçer.
general harbord:
-ben bu vazifeye getirildiğim zaman türk tarihini okudum. gördüm ki milletiniz büyük ordular hazırlamış, büyük komutanlar yetiştirmiştir. bunu yapan bir millet, mutlaka bir medeniyet sahibi olmalıdır. bunu takdir ederim. fakat bugünkü vaziyetimize bakalım. başta almanya olmak üzere dört müttefiktiniz. dört sene muhabere ettiniz, neticede mağlup oldunuz dördünüz bir arada yapamadığınız bir şeyi, bu vaziyetinizde tek başınıza yapmayı nasıl düşünebilirsiniz? fertlerin zaman zaman görürüz.
şimdi de bir milletin intiharına mı şahit olacağız?
atatürk büyük bir heyecan içinde bu sözlere aşağıdaki cevabı vermiştir:
-şunu bilmenizi isterim ki biz, emperyalistlerin pençesine düşen bir kuş gibi sefil bir ölüme mahkûm olmaktan ise babalarımızın oğlu sıfatıyla vuruşarak ölmeyi tercih ederiz.
harbord ve arkadaşları sessizce ayağa kalkıyor ve şöyle diyorlar:
-biz de olsak öyle yapardık…
iki muhabbet etmeye, bir iki hal hatır sormaya gelmiyor arkadaş pat aşık oluyorlar bu nasıl oluyor diye kendi kendime düşünüyorum yahu.
Edit: eksi veren kızlar hemen etkilenip veren kızlar eksi yani..
efendim bu zaat ile ülke yönetimini elinde bulunduranlar arasında çetin bir savaş başlamış ve gülenin malum bedduası
ile silsile devam etmiştir. o zamandan beri devletin iki yakası bir araya gelmemiştir. savaş naraları atarken büyükler;
"evlerinize ateşler salsın" dedi en son lan yoksa!!
neyse beddua döner edeni bulur derler de, mevcut bedduayı alan hükumet de aynısı iade diyerek tanrısal güçleri paradoksa
sokmuşlardır. bu nedenle beddua hem ona hem ülkeye çarptı. #bedduanı geri al gülen. aha yüzdelik dilime bir savunma stratejisi daha buldum iyi mi!
Korku belirtisidir. içten içe ulan inşallah yoktur yoksa yan bastık denir. Bunun tersi de sataşmayla dışarı yansır işte böyle. Olm madem inanmıyorsunuz siklemeyin hiç ne gerek var. inanmayarak milletin bilmediğinden fazlasını mı biliyorsunuz yani.
kocaman mevzu var yukarıda adamlar -ki ile uğraşıyor. tamam olmuş bir kez nedir şu başlığa yazılabilen tek şey açıkları bulmak mı. bir birimizi yermek konusunda üzerimize yok.
12 yıllık ilişkisi olarak size söyleyebileceğim şey şu;
öncelikle ilişki denilen durum açlıkları gidermek için başlatılmaz. seversiniz, dişiliğini ve erkekliğini değil varlığını seversiniz.
eğer sadece bakmak, kalbinizin hızlı atmasına neden olmuyorsa bu aşk değildir, mümkünse işi ciddiye almayınız. sevin bol bol sevin ama sıkmayın.
çıkmaya başladınız her şey çok güzel ilerliyor ilk muhabbetler falan dolu dolu geçiyor. uzun zaman oldu baktınız artık muhabbet tıkanmaya başlıyor bırakınız tıkansın durduk yere saçma sapan konular açmayın. kendinize onun dışında zaman ayırın ve onun kendine ayırdığı zamana dokunmayın. sıkmayınız. ortamlarda sevgilinizden bahsetmeyin, dillendirmeyin varlığı bilinsin yeter.
evet ilişki yıllık oldu artık. rayında ilerliyor. temeli güvenle sağlamıştık o yüzden gereksiz kıskançlıklarla sıkboğaz etmeyin karşı tarafı. sorun tabii haberini alın.
ne zamanki işler cinsel boyuta döner o vakit istekler beklentiler değişir. erkek sorgulamaya başlar acaba benle bu kadar ilerleyen kız daha önce bir şeyler yapmış mıdır yapar mı falan. kız yok dese bu sefer erkek başka kızlara yönelerek cinsel açlığını bastırmaya çalışır. bu böyle olmaz ilişkiyi güven üzerine kuracaksınız. kısıtlama yapmayacaksınız zira kısıtlamanızı gerektiren birisi ise zaten size göre değildir mümkünse ayrılınız.
erkekler için;
bakın beyler kızlar bizim kölemiz değil. onlarda bizim kadar ilişkide söz sahibi olabilmeli. ancak yalandan yere hayatınızdan ödün vermeyin. ota boka kızmayın yalandan. ilişki monoton hâle gelince insan neye saracağını şaşırıyor. sorgulamaya gelince sorgulamayın bu kız bana bu kadar yanaştıysa falan demeyin zira artık ilişki karşı taraf içinde ciddi anlamlar taşımaya başlamıştır ve belki de sadece size bu kadar toleransı vardır.
gerektiği zaman gezmelerine izin verin sıkmayın ama sorun. erkek sormalı sahip çıkmalı kız beni bu kadar sıkma falan dese de gamsız birinden asla haz etmezler. korumacı olun ve bunu her daim belli edin. gerektiği zaman da yanında olun mutlaka mazeretlere sığınmayın.
bazen sizi arayacak ve aslında hiç o kadar konuşulacak bir tarafı olmayan-bize göre- bir konu hakkında dünya kadar konuşacak, sabırla dinleyin zira kızları anlamak zor evet. dinleyeceksiniz ama dinlemiş gibi yapmayacaksınız gerekirse yorum yapacaksınız ara ara. baskıcı olmayın neden ailene söylemedin neden ona buna bahsetmiyorsun ilişkimizden gibi. kızları kendinizle karıştırmayın, onlar bizim kadar serbest olamıyor.
sağa sola cıvık cıvık resimler atmayın. ağır yaşayın ilişkiyi. dillere düşürmeyin mesela herkesin bilmesine kıskanmasına gerek yok.
sonunca ve en önemlisi;
bu iki taraf için de çok önemli, karşı taraf hakkında bir şey duymuş ve buna çok sinirlenmişseniz mutlaka ama mutlaka öncelikle sakinleşinceye kadar asla konuşmayın. sonrasında insan gibi arayın olayı sorun. tatmin olmadınız diyelim açıklar var oraları tekrar sorun olayda üçüncü kişiler varsa onları da çağırın. unutmayın uzun ve rayında ilişkileri sarsmak isteyen kıskanana çok insan olacaktır önemli olan sizin bu konuda ne kadar güvenilir olduğunuz.
velhasıl kelam sevin, sevdiğinizi kırmayın, yanında olmayı bilin gerektiği zaman yalnız bırakmasını da bilin. he bir de dediğim gibi değişmesini ve değişmeyi aklınızdan bile geçirmeyin zira uymuyorsa zorlamanın bir manâsı yok.
Tüm reklam mantalitesinin yegane dayanak noktasıdır. Her reklama kadın şehveti ve dişiliği işlenir. Sonra neden kadınlar cinsel obje olur. Yapmayın evet.
Bana silah çekmeye, taş, molotof, atmaya yeltenecek, bayrağıma saygısızlık ülkeme küfür edecek birisini, -her kim olursa olsun- direkt vurma yetkisi versinler yarın teslim olurum.
haşırt. hani lan kadın erkek eşitliği vardı kimse ev vermiyor bize neden erkeğiz. ama genç kızlarımıza kapılar ardına kadar açık.
şimdi vermeyin de görek.
Az önce 12 yıllık kız arkadaşımla görüştüm. Ikimizde öğretmenlik mezunuyuz o atandı ben kaldım. insan kendini kötü hissediyor lanet olsun bu atamayı çıkarını da sınavı da. Ulan ben üniversiteye başlayınca herkes atanıyordu bölümümde. Bu ülkede bir gün bir günü tutmuyorki.
saint helen adası'nda sürgünde olan napolyon bonaparte'a “ fatih sultan mehmet mi büyük, yoksa siz mi daha büyüksünüz?” diye sorarlar.
fransız hükümdarın cevabı şöyle olur:
"büyüklükte ben o'nun çırağı bile olamam çünkü ben, kılıçla zapt ettiğim yerleri henüz hayattayken geri kaybetmiş bir bedbahtım. fatih ise fethettiği yerleri nesilden nesile intikâl ettirmenin sırrına erişmiş bir bahtiyardır."
Karadeniz bölgesinde koloniler kurulmaya başlandıktan sonra samsun’un önemi daha da artmıştır. Bu önem kentin coğrafi yapısından kaynaklanır. Kolonicilerin kurduğu amisos şehri Makedonyalı iskender’in, onun ölümünden sonra da valilerinden Mihridates’in eline geçince bu önem kaynaklara açıkça yansımaya başlamıştır. iran kökenli mihridates ailesinin kurduğu krallığın adı, deniz kıyısında kurulmasına binaen Pontus krallığıdır.
Mihridates hanedanı Romalılara karı Karadeniz bölgesini savunan bir unsurdur. Bu sebeple bazı araştırmacılar onların devletini “Anadolu’nun Milli Devleti” sıfatıyla anmaktadır. Kaynak1
Ancak bu krallığın adının Pontus Krallığı olması kamuoyunda yanlış anlamalara sebep olmakta ve Mihridateslerle yunanlılar arasında bir bağlantı kurulmaktadır. Oysa bu gerçek değildir. Hanedan ailesi iran kökenlidir ve yunanlılar ile uzaktan yakından alakası yoktur. Diğer taratan bazı çevreler Mihridates’in, Makedonyalı iskender’in komutanlarından olması dolayısıyla kurduğu devleti Helenistik medeniyete ait gösterme çabası içine girmiştir. Ancak bu da hakikati yansıtmamaktadır. Kaynak2.
Mihridates hanedanı devrinde Samsun’da iki şehirden bahsedilir: Miletoslu Theopompus tarafından kurulan Amisos, Mihridates ailesinin elindeydi. Athenocles tarafından kurulan Atina kolonisinin adı ise Piraeus’tu. Bu şehirlerden Amisos, Mihridatesler devrinde büyüdü, pek çok mabet ve saraylar yapıldı.
Helenistik döneminin Karadeniz bölgesindeki en önemli mirasçısı Mihridates hanedanı olmuştur. Amasya merkez olmak üzere kurulan Pontus krallığı devrinde Amisos’un askeri ve ticari önemi artmıştır. Bu yükseliş Romalıların bölgeye ilgisini daha da artırmıştır ancak Mihridates ailesi Amisos ve çevresini onlara karı uzun süre savunmuştur. Kaynak3
Hal böyleyken çeşitli platformlarda Pontus krallığını yunanlılıkla bağlantılı göstererek kolonicilerden Bizans önemine Amisos,a Grek kültürünün bir parçası varsayan görüşlerin gerçekten uzak olduğu açıktır.
Kaynak1: Mahmut Goloğlu, Anadolu’nun Milli Devleti Pontus, Ankara 1973.
kaynak2: J. Arthur R. Munro, “Roads in Pontus, Royal and Roman”, The journal of hellenic studies, (1901) s.52
Kaynak3: Getzel m. Cohen, the hellenic setlements in europe, the Island and asia minor, los Angeles. 1995 S.384
Erken kalkılır belki bir çok kişi erken uyanır ama sıcacık yatağını terk etmek zorunda kalmaz. Kahvaltı es geçilir ve yola düşer emekçi. Ciğere dolan keskin soğuk hava bir çırpıda çekilir. Eller üşümesin diye üflenmeye başlar. Kendi yansımalarını görür emekçi dışarda. Servisine biner alın terine doğru yola çıkar.
Çocuklarını bırakan olur, sevdiğini, belki anneyi ama her şey onlar içindir.
Çayını simidini alır emekçi ve evet gün başlamıştır Günaydın tüm uyananlar.