Eylül başladığından beri hastanelere her geçen gün artan ateş kusma bulantı ishal şikayetleri tüm hızıyla devam ediyor. Su an şirkette çalışan 6 kişi çevremde tanıdığım 10 dan fazla kişi aynı şikayetler ile sağlık birimlerine gidiyor tedavi arıyor. Temel nedeni enfeksiyon diyor doktorlar. Ama ne olduğunu açıklamıyorlar. Hastalıklı hayvanlar aracılığıyla geçen bir hastalık olabilir mı diye düşünmeye başladım. Şarbon belirtisi farklı deri şarbonu olarak yaygın o belirtileri yok ancak bunun da birden bire türemesi şaşırtıcı.
Çiğ süte %33 zam gelecekmiş, litresinin 2 lira olması bekleniyor. Bu fiyat üretici fiyatı peki markalara yansıması nasıl olacak bekleyip göreceğiz. Ancak şimdieden piyasalarda dolaşan rakamlar sütün 4-5 lira , peynirin 24-26 lira (pazarda satılan peynirler değil markaların kutulu peynirleri) kaşarın 28 lira üzerine, ambalaj kaymağında 15 lira üzerinde olması tahmin ediliyor.
ucuz olduğu için alışveriş yapılan marketlerin kendi markalarındaki süt ve süt ürünlerinin de piyasadaki ünlü markaların yüklenici olup ürettiğini düşünürsek onlarada şaşırtıcı tepki vereceğimiz zamlar gelebilir.
neden zam geliyor sorusunun cevabı basit. tarım ve hayvancılık yok. üretim her geçen gün azalıyor. haliyle fiyatlar tavan noktasına geldi.
Kübadır bu kale. son 10 yıl içinde ekonomide başlattıkları esneklikler yavaş yavaş meyvesini vermiş ve Küba'nın yeni anayasa taslağından "komünizm" hedefi çıkartılmış. geçmişten gelen komünist ilkelerin oluşturduğu siyasal anlayışla demokratik anayasayı eminim ki bir çok ülkeden daha geniş özgürlükler ve daha geniş perspektifler ile oluşacaktır.
1976 dan bu yana ilk kez yeni anayasa üzerinde çalışma başlatılan kübada şimdiden eşcinsel evliliklerin olabileceği, her kübalının geleceğine dair her türlü fikri açıklayabileceği, şimdiden yeni anayasanın sinyallerini veriyor.
iyi mi olur kötü mü olur kendi halkı daha iyi bilir. ama bir açıdan iyi olacak o da turizm olanakları artacağından ulaşım ve konaklama ücretleri biraz daha ucuz olabilir.
Bilgisayar mühendisliği Okuyan ya da tercih edecek arkadaşlar varsa bu haberi dikkatle okumalarını tavsiye ederim. Dünya, otonom araçlar ve yapay zeka verisi konusunda çok zaman geçmeden yeni bir endüstri devrimine şahit olacak.
Japonya da şu an bunun öncülüğünü yapmak istiyor. Zaten akıllı telefon ve robotik sektörlerine baktığımızda tüm yenilikler o taraftan geliyor. Kaldı ki Japon bilim adamlarının bir tezi ortaya çıkarmadan tüm verileri değerlendirip sıfır hata mottosu olduğunu da göz önüne alırsak yeni dünyada çok fazla söz hakkına sahip olabileceğini söyleyebiliriz.
başbakan davutoğlu bugün ki konuşmasında açıkladığı yeni bakanlık/kurum. seçimden sonra açacaklarmış. başına kimi getirecekler çok merak ettiğim edeceğim bakanlık işletme kurum artık ne denirse.
Sol frame nasıl bir şekil alır az çok kestirebiliriz. En azından şundan eminiz ki ağır bir ergen kokusu olmayacak aksine bir çoğu farklı siyasal görüşlerden birbirine laf atmaktan silik yerler. Ekrandaki dizilerin Yorumları dolu olur. Dantel Örnekleri Uludağ galeride. Yemek tarifleri. Gibi sıralanır.
alıştık. o yasak bu yasak şu yasak. düşünceleri, elindeki güçlerle kısıtlamayı ve yasaklamayı hedefleyen zihniyete karşı gülümse. gülümset. mizahı kullan. çizdiğini de engelleyecekler ki bunu da yaşadık o yüzden karşılarında dur ve gülümse.
çünkü onlar korkuyorlar.
şafaktan,
umuttan,
sevmekten,
gülümsemekten.
kızgınım.
çok kızgın ve öfkeliyim.
şu ülkede paran olmazsa insan dahi değilsin o sıfat bile para olmuş.
lanet olsun.
henüz 4 aylık bebek şuurunu kaybetti. ümraniye devlet hastanesine kaldırıldı. ve bu hastanede bebek nörolojisi bölümü yok. bu bölüme sahip olan hastaneye sevk edilmesi için o hastanenin sevk yazısı yazması gerekli. ve bu bebek yoğun bakımda ölümle cebelleşiyor. neden biliyor musunuz o çok sevdiğiniz o çok savunduğunuz insanların saçma sapan sağlık reform ve politikalarından. bana sakın kalkıp bu olayı da onlara mı bağlıyorsunuz demeyin. koltuk sıcaktır para tatlıdır onun etkisiyle sakın konuşmayın.
bu bebek daha hiç bir şeyin bilincine varmadan daha annesini dahi tanımadan ölecek ölebilir.
neden biliyor musunuz. ailesinin parası olmadığı, onu özel doktora götüremediği tırım tırım onlarca hastane arayıp yardım isteyip karşılık bulamadığı için.
sabahtan beri tüm tanıyan tanımayan herkes seferber oldu.sonuç mu yok.
evet o bebek halen yoğun bakımda ve sevk bekliyor.
bu memlekette yaşanmaz arkadaş paran yoksa hele sık kafana gitsin.
selfie özçekim her neyse tüm dünyayı sarıp sarmaladı. ve artık ticarete döküldü. selfie çubuğu yapıldı şimdi de selfie ayakkabısını piyasaya sürmeye hazırlanıyorlar. bakalım önümüzdeki günlerde hangi araçlar giysiler için bunu biçimlendirecekler.
Dönemin partisi cehape yüzünden Yaşanmış sıkıntı. Ülke gerilemiş ekonomi çökmüş dış ticaret enflasyon filan ülke bitik hale gelmiş. Sebebi ismet ve Mustafa Kemal. Hatta rakı sofrasındalarmış elektrik gidince çok kızmışlar millet olayı çakmasın bu ülkenin devlet Büyükleri nerde diye isyana gelmesin diye o dönemin Susurluk olayına bakan Savcısını rehin aldırın demişler olayı yanlış anlayan yaverleri savcıyı vurunca yanlışlıkla o zaman tabi az gazete var tivitır filan yok hemen Manşet patlatmışlar her şey güzel ülke devrimlerin izinden gidiyor filan.
Şimdiden ben söyliyeyim yarın öbür gün seçim zamanında duyarsanız şaşırmayınız efendim.
Sevgiler
gün boyu türkiye nin 3.dünya ülke standartlarında olduğunu bir kez daha kanıtlayan olaylar silsilesine, beklenen büyük deprem de eklenir mi? henüz 4 saatimiz var.bekliyoruz.
umutların kırılma aşamasında olan amerikalıların seçim döneminde en çok duyduğu sloganlardan biri. diğeri için (bkz: yes we can)
barack obama değişim,umut,gelişme,inanabiliriz, yapabiliriz gibi sloganlarla girdiği seçimi 26 ocakta başkanlık koltuğuna oturması ile kazandı.
yaptığı seçim çalışmalarıyla etrafında o kadar çok amerikalıyı toplamıştı ki, aslında bir ön çalışma olan açtığı sitede topladığı bağış kampanyası ile yaklaşık 670 milyon doları bulmuş hatta aşmıştı. bu bile seçimi kazandığının göstergesiydi. amerikalıar onu istiyor değişimi istiyor gelişimi istiyor ve ona inanıyorlardı.
sonuçlarının siyasal açıdan ne olduğunu düşünmeksizin dünya tarihinde gelmiş geçmiş en iyi seçim çalışması ve kampanyası örneğinin taşıma özelliğine sahiptir.
internetin güçlü kullanımı da bunun en büyük tetikçisiydi. yapılan seçim filmleri ve bestelenen seçim şarkıları sanal ortamda paylaşımıyla beraber iletişim teknolojilerinin en güçlüsünü ne kadar etkili kullanıldığını gözler önüne sermekteydi.
ve obama gerçekten de güçlü kampanyasıyla bu seçimi kazandı. arkasında mükemmel bir ekibi vardı.
söz konusu ülkemiz içinde bir değişime ihtiyaç vardır. ve bu seçim örnek alınması gerekilen kampanyaların incelenmesi gerektiğini gösterir.
maalesef ülkemizin gerçekliği. cinselliği sapkınlığa çevirenlerin sayısı oldukça fazla. bu tip insanlara bir şeyler önerilmeli devlet desteğiyle bir şeyler yapılmalı ki belki bir ucundan tutup hayata kazandırılabilir olsunlar.
şimdi akla gelen ilk öneri devlet desteğiyle bu insanları rutin olarak genel eve gitmelerini sağlamak olacaktır.ancak benim bir önerim daha var;
bu insanlara şişme bebek kiralama şirketi kurulup il il belli noktalardan belirli ücret karşılığında talepleri doğrultusunda eve teslim kiralanmalıdır. hem bizim kafamız daha fazla ağrımaz hemde belki bu hastalık türevinde genel bir azalma görülüp farkındalık yaratılabilir. he birileri kalkıp yine bu ikinci el abi ben bunu kullanmam diyenler olacaktır. tabi ki devreye farklı ücret tarifesi girecektir. bir nevi hayat kadınlarını da ortadan kaldırıp artık onlarında doğru düzgün bir hayatı yaşamalarına sağlamak, hemde belki bir kaç sapkını bu kafadan çıkarabilmektir amaç.
Istanbulda belirli noktalarda kurulan umumi tuvaletlerde geçerli ücret sistemi para üzerine değil Akbil basarak işiyorsun. Aylık akbilde geçerli değil her halukarda 1 tl alıyorlar.suyun 50 kuruş olduğu düşünülürse 1 tl işemek de sistemin getirisi. Ne diyelim sidikten para kazanan sistemin adı da kapitalizm.
Çok içilen Akşamın sabahında devam eden olaydır. Hatta bu durum içme oranı ve içki türüne göre uzun zaman sürmesine sebep olabilir.
Halen alkollüymüş hissi uyandırır. Hiçbir şey umrunda olmaz. Çalan şarkı edilen sohbet varsa sevdiğin insanla yaşadığın dakikalar, yoksa da sevdiğin insanın anılarının verdiği duygusal çöküntü ruhunu kaplar.
Hiçbir şey umrunda olmaz. Sigara içiyorsan hele halen o tadı yaşarsın. Başkadır bunun verdiği rahatlık huzur. Bitince de tekrar icmek istersin. Bir süre sonra alkol bağımlılığına sebep olur.
kafayı yiyen insanların üye olacağı kulüptür. kafayı nasıl yedik,
her gün yaşanan hukuksuzluklar,
her gün gelen zamlarla,
maaşımız dahil her şeye haksızca ödediğimiz kdv sistemi ile,
kadın cinayetleri ve insanın söylerken bile zorlandığı kötü hareketlerin varlığıyla,
önümüze konulan soru parçalarını çözüp bir şey olacağımıza inandırılmamıza,
her gün artan şiddete,
ekonominin belirsizliğine,
işsizliğe,
dinin çarptırılıp nefret duygusu oluşturulup insanların dinden soğtulmasına,
dışa bağımlılığın artmasına,
siyasetin sadece yalanlar üzerine kurulu bir kurmaca olmasına,
trafiğe,
aldatılmaya,
yalnızlığa,
sigaraya ve alkole gelen zamlara,
ulaşıma gelen öğrenciyi ve çalışanı etkileye zamlara,
gülümserken birine içtenlikle ne düşünür acaba diyerek gülümsemeyi unutmaya,
gıda terörünün artmasıyla yeni nesilin obez olmasına,
ve bu listenin devamında sizin katkılarınızla,
kafayı yiyenler kulubü olarak yaşanan her şeye gülmekten başka yaptığımız bir şey kalmadı. x bir olay olduğunda ağlanacak hale gülüyoruz demeye başladığım itibariyle üzgünüm ama kafayı yediniz.geçmiş olsun.
şimdi sıradaki parça tüm kafayı yiyenler kulübü üyelerine gelsin.
Asrın liderimiz iktidara gelir gelmez, 2004 senesinde Astronotların Kurtarılması ve Uzaya Fırlatılmış Araçların Geri Verilmesi Hakkında Kanun çıkardı. inanmayan, internet arşivinden bulabilir, Resmi Gazetede yayınlandı. Hatta başka işimiz yok mu, bu kanun çok mu lazım? dediklerinde, uzay faaliyetlerimizin hukuki zemine oturtulması büyük önem arzediyor demişti.
*
O sırada Fantom düştü, şehitlerimiz oldu. Tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı.
*
Asrın liderimiz 2005 senesinde Savunma Sanayi icra Komitesine başkanlık yaptı, tarihi kararlar alındı, bütün gazeteler manşetten verdi. Buna göre 2008de yüksek irtifa uçağı geliştirecek, 2009da milli fırlatma sistemiyle roket geliştirecek, 2014te milli roketle uzaya uydu gönderecek, 2015ten itibaren Türk astronotları uzaya gönderecek, 2020de uzay gemisi yapımına başlayacaktık.
*
O sırada Fantom düştü, şehitlerimiz oldu. Tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı.
*
2006 senesinde Türk Dil Kurumu Başkanı ciddi ciddi kafa yordu, Amerikalıların astronot dediğini, Rusların kozmonot dediğini, Çinlilerin taykonot dediğini belirterek, bizim uzay adamlarımıza gök-men dememiz gerektiğini söyledi.
*
O sırada Fantom düştü, şehitlerimiz oldu. Tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı.
*
2010 senesinde asrın liderimizin emriyle tıpkı Türk hava kuvvetleri gibi, Türk uzay kuvvetlerinin kurulacağı müjdelendi. Türkiyenin en geç 2020 senesinde milli ve bağımsız bir uzay gücüne sahip olacağı duyuruldu.
*
O sırada Fantom düştü, şehitlerimiz oldu. Tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı.
*
2011 senesinde, asrın liderimizin talimatıyla Ayda ve Diğer Gök Cisimlerindeki Faaliyetleri Düzenleyen Anlaşma imzalandı. Bu birleşmiş milletler anlaşmasına göre, Türkiye cumhuriyeti Aya inebilecek, isterse Satürne bile inebilecekti, gezegenlerde maden arayabilecekti. Kaza olursa, bir başka devletin uzay aracı bizim uzay aracına zarar verirse, hasarı ödeyecekti. Hadi canım böyle saçma şey olur mu diyenler 11 Haziran 2011 tarihli, 27961 sayılı, birinci mükerrer Resmi Gazeteye bakabilir, karar numarası 1843.
*
Ki, tam o sırada Fantom düştü, şehitlerimiz oldu. Tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı.
*
Asrın liderimiz 2011 senesinde Ankara uzay başkenti olacak dedi. iki sene içinde faaliyete geçmesini planlıyoruz dedi. Bu hesaba göre, Ankarada iki senedir uzay üssü var.
*
Ki, tam o sırada Fantom düştü, şehitlerimiz oldu. Tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı.
*
Gene 2011 senesinde, Türk Hava Kurumu Başkanı sloganımız var, gelin hep beraber uzayda yeni bir Türkiye kuralım Arkamızda hükümetimiz var, hayaldi gerçek oldu, en geç 2023e kadar uzay mekiği yapacağız, uçacağız, gideceğiz, döneceğiz, 2023ten önce test uçuşlarına başlayacağız dedi.
*
O sırada Fantom düştü, şehitlerimiz oldu. Tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı.
*
Asrın liderimiz 2012 senesinde pilot montu giydi, burundan pırpırlı yerli malı eğitim uçağı Hürkuşun koktipitine oturdu, başparmağıyla tamam işareti yaptı, hamdettim, şükrettim, bugünleri de gördük dedi, fotoğraflar çekildi, canlı yayınlar yapıldı, tören bitti, uçağı ittire ittire hangara götürdüler Çünkü güya uçaktı ama, sadece kaportası uçaktı, uçmuyordu.
*
O sırada Fantom düştü, şehitlerimiz oldu. Tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı.
*
2013 senesinde, ulaştırma bakanı Binali Yıldırım, uzayda elektrik üreteceğimizi söyledi. 2023 hedefimiz uçak yapımı ve uçurtulmasıdır, 2018de kendi imalatımız olan uyduyu yörüngesine göndereceğiz, 2035e kadar uzaya güneş panelleri yerleştireceğiz, bunlarla elektrik üretip, enerjiyi radyo frekans dalgalarıyla yeryüzüne ulaştıracağız dedi.
*H
O sırada Fantom düştü, şehitlerimiz oldu. Tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı.
*
Önceki gün, Türk Uzay Kurumu için düğmeye basıldı, asrın hükümetinin bakanlar kurulunda masaya yatırıldı. Türk Uzay Kurumu, Türkiyenin NASAsı olacak, uzaya gidiş dönüş filan hepsini bu kurumumuz organize edecek.
*
Ve dün, gene Fantom düştü, gene şehitlerimiz oldu. Gene tedavülden kaldırıldıktan sonra bize kakalanmadıkları, gayet modern oldukları açıklandı.
*
Bu gidişle astronot yapacak pilotumuz kalmayacak ama
Aktronotlarımız uçmaya devam ediyor sayın seyirciler.
karsta yapılan insanlık anıtına "ucube" diye nitelendiren cumhurbaşkanı rte heykeltıraş mehmet aksoy'a 10 bin tl tazminat ödemeye mahkum edildi. mahkeme sürecini karara bağlayan ve rte'yi cezalandıran hakim ise kadındı.
ilahi adalet derler buna. kadın erkek eşitliği fıtrata ters diyen adama sanat için ceza kesilir. bu ülkede halen yürekli insanlar var. ve bunların birçoğu kadınlar.
belçika'nın club brugge taraftarı olan Schoonbaert tedavisi olmayan hastalağa yakalandı. 20 yılında 37 ameliyat geçirmesine rağmen tedaviye olumlu yanıt alamadı. ve ötenazi kararı aldı. ancak taraftarı olduğu kulübü onu son yolculuğunda yalnız bırakmadı. 20.000 bin taraftarının önünde kızıyla yürüyüp son kez taraftarı olduğu takımın maçını izledi. taraftarların "asla yalnız yürümeyeceksin" pankart ve sloganları arasında duygulu anlar yaşadı. maçı brugge 3-0 kazandı futbolcular maçı ona hediye etti.
ve maçtan 1 gece sonra ötenazi ile hayatına son noktayı koydu.
şirketimize çalışan ihtiyacı nedeniyle açtığımız ilana son 1 aydır başvurular olmakta. tabi bunlara geri dönüş yapmaktayız. her neyse kriterlere bakıp ilgili kişileri arayıp görüşmeye çağırmaktayız haliyle. garip bir durum ortaya çıktı. kadın adayların hiç biri telefonunu açmıyor. daha sonra geri dönüş yaptıklarında kimsiniz beni aradınız bilmediğim numara diye açmak istemedim diye cevap alıyoruz. hatta işin ciddi komik yanı şu oldu,
yine kadın adaylardan birini aradık açmadı kimsiniz diye mesaj attı telefonumuza. ve mesaj attığı telefondan sanırım erkek arkadaşı kimsiniz kız arkadaşımı aramışsınız diye geri döndü. dedik iş başvurusu yapmış onun için aramıştık. daha sonra kız arkadaşını verdi telefonuna. görüşmeler randevular filan falan gerisi standart. ancak bu insanlar profesyonel iş hayatına atılıp bir kariyer yapmak isteseler bu şekilde tavırlarla oldukça zorlanacaklardır. daha her şeyin başındasınız bu nasıl bir tavırdır ya.
Marketing stratejisinin ne kadar güçlü olduğunu Gösteren ve markalaşmanın ciddi boyutunu Gösteren durumdur.
Nescafe diye adlandırılan tür granür kahvedir.ancak isimleşen ve markalaşan nescafe o kahvenin türü şeklinde adlandırılır ki farklı marka da granür kahve almak istenirse bile nescafe var mı diye sorulur yanlıştır efendim.
Kübanın en ünlü yazarlarından Eugenio Yanez, Erdoğanın Kübaya yaptığı resmi ziyareti Havanada Türk Banyosu başlığı altında köşesine taşıdı.
Cuba Encuentro Gazetesinde köşe yazan Yanez, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanın, Kübaya bakın. Sosyalizmden geliyor. Kübadaki saray beni adeta büyüledi. Beton yığınının içine girmiyorsunuz. Duvarlar arasında yürümüyorsunuz. Bu saray çok muhteşem sözleri ile Küba konusunda hiç bir bilgisinin olmadığını ortaya koyduğunu ileri sürdü.
Sarayın 1948-1952 yıllarında Devlet Başkanılığı yapan Carlos Prio Socarras tarafından Yargıtay ve Başsavcılık binası olarak inşa edildiğini yazan Eugenio Yanez, Cumhurbaşkanı Erdoğanın Kübada gördüğü ve etkisinde kaldığı tüm binaların sosyalist devrim öncesi yapıldığını yazdı.
MADEM BiLGiSi YOK, KONUŞMASAYDI
Erdoğanın üçüncü dünya ülkesi devlet başkanı gibi davrandığını yazan Yanez tüm devlet başkanlarının Küba tarihi ile ilgili her şeyi bilmesi zorunluluğu yok. Bu yüzden yanında danışmanları, diplomatları ve gazetecileri bulunduruyor. Madem bilgisi yoktu o zaman onlara danışsaydı eminim ki onlar bu tarihi hatayı yapmazdı açıklaması yaptı.
amerikan patent bürosu başkanı charles duell'in 1899 yılında söylediği söz üzerine "‎"Artık bilimin bulabileceği bir şey kalmadı, bilim, bu noktada tıkandı. Bulabileceğimiz her şeyi bulduk ve bize artık gerek yok", açılacak başlık bırakmadınız. aslında çok var açılası başlık ancak bel altı bekçilerinin sol tarafı 7/24 alo sıcak sohbet hattına çevirdiği için insanın doğru düzgün başlık açası dahi kalmıyor. o yüzden de açılacak başlık bırakmadınız diyesi geliyor insanın.
1984 ü ütopik türde öğrendiğimiz edebiyat derslerinden günümüzde bire bir yaşadığımız dünyaya döndü hayat. öyle ki gün ve gün bir saçma soruşturma bir saçma yakalanma kararı bir saçma dava daha. son dönemde yeni moda olan cumhurbaşkanına hakaret soruşturmaları ve can dündar'ın soruşturma için ifadeye çağrılması.
ve bir dönem yazdığı kitaplar yüzünden ergenekon zımbırtısı adı altında içeri alınan çoluk çocuk sahibi gazeteciler.
hepsini geçtim, kadın cinayetlerine karşılık verilen kararlar ve iyi hal durumları.
alınan vergiler, kdv, zamlar...
kim haklı kim haksız belli değil bu ülkede ama gerçek şu ki birilerinin yanında olmak adaleti getiriyor, sen ki karşılarında durmaya başladığın an zindan kapıları sana koca bir hayat...
bu bir savaştır. hatta bunu o kadar ciddiye alan vardır ki.sarı çizgiye yakın durur.sürekli sağ tarafını kollar.metronun sesini ve ışığını görünce ayaklarını, ayakkabılarının içinde ön tarafa doğru itmeye başlar.metro yaklaştıkça avuçlarını yumruk yapıp gözünün önünde 300 spartalı sahnelerini canlandırır.metro gelir.durur.kapı açılır ve bir hışımla içeri ilk adımını atmak için atağa kalkar.gözüne kestirdiği ilk boş koltuğa oturur ve o koltuğu kapmanın verdiği gururla kulaklarında en sevdiği parçanın çalmasıyla bu savaşı kazanmanın tadını yaşar.
bu durum her sabah ve akşam istanbulda sık sık yaşanır. ancak ne yaşlı ne de hamile insanlara saygı gösterilmeksizin hunharca yer kapma savaşı devam eder ve edecektir.