Şu bok çukurunda belki de kendime en yakın hissettiğim şey bu parçaların sözleri. Nur içinde yat üstad.
Çok seversin karşılığını alamazsın biraz bunalım, biraz alkol sonra devam,
Seversin, karşılık da alırsın, sonra aldatılırsın, ite kaka bi şekilde yine devam,
Ya da ne bileyim cebin dolu değildir yine bunalırsın; küfreder, kahrolursun, ufak şeylerle de olsa mutluluğu tadıyorsundur, yine devam...
Öyle bir bok sarmalına girdim ki çıkamıyorum. Bir insanın hayatı bu kadar ters gider mi?
Hadi gidiyor diyelim en yakınındakilerden başla hiçbirisinden de takdir, yardım görmez mi insan? Ama ben biliyorum, başta al sorumlulukları genç hatta çocuk yaştan itibaren ondan sonra "zaten bu garanti bunla ilgilenmeyelim baksana ne kadar düzgün" desinler.
Erişkin bir birey ol yine aynı bok, "tamam canım bu olgun biri ne güzel insan" desinler ancak, bunu içlerinden geçirip sana karşı bi koz olarak kullansınlar. Takdir görme, takdirini sikeyim, saygı bile görme, aksine şımarıklık gör, tepene binsinler.
Yalnızlık denen orospu çocuğunu sapına kadar yaşıyorum. Yetmezmiş gibi her türlü bela, dert, tasa üstüme çullanıyor.
Atalay filiz denen kahpenin evladı, tez bul beni. Ya ben seni sikerim, ya sen beni sikersin. Sen beni sikersen kurtulmuş olurum bu lağım çukurundan, iyi olur, ben seni sikersem kahraman olurum en azından ilgi açlığım diner, bu da iyi bir şey. Hiç olmadı beraber, suriye'de şehit olmak için plan kurarız, kesin lojistik desteğin vardır senin.
1980 darbesi sonrası, 18 eylül 1980'de MGK üyelerinin tbmm'deki yemin töreninde, orkestra şefi Gürer aykal'ın beethoven'ın eroica olarak da bilinen 3. senfonisini çalması, bu bestenin beethoven tarafından ilk başta napolyon'a ithaf edilmesi, tiranlık sergilemeye başlayan Napolyon'a tepki olarak beethoven'ın kızıp ithafını çekmesi, bundan ötürü türkiye'de demokrasinin, özgürlüklerin engellenmesinden mütevellit, aykal'ın özellikle bu besteyi sergilemesi,
Beethovenın 9. senfoniye özgürlüğe övgü ismini vermek istediği, ancak Fransız ihtilâlinin önemli sloganlarından olması ve Napolyon'un kendisini özgürlükçülükle bağdaştırması hasebiyle oluşan politik sorunlardan ötürü, vazgeçip senfoninin schiller'in neşeye övgü isimli şiirini barındırması nedeniyle aynı adı kullanması,
Üstadın, 3.senfoniyi o dönemde dünyanın umudu olarak gördüğü napolyon'a ithaf etmesi, sonrasında onun tiranlığını hatırlatan dostlarına karşı; "ben o besteyi iyi bir adam için yazmıştım" demesi,
Akpliler ve chpliler birbirlerini terörist olmakla suçluyor... işin komiği iki taraf da haklı.
Not: eksilemeye gelen CHPli çomar kardeşim istanbul il gençlik kolu baskaninizin dihayı misafir etmesine bi bak derim, sezgin tanrıkulu'nu takip et derim.
Türkiye'de yapılsa kürdü, türkü, arabı, (daha doğrusu kendilerini bu dar ve saçma kalıplara sigdiranlari) her kesimden yurttaşı dumura uğratacak çalışmadır.
Biyolojinin hızla mesafe katetmeye başladığı 20. yy'ın ortalarında da bu tartışmalar sıkça yapılıyordu. Günümüzde yapilanla olan farkı, tartışmanın akademik camialarda dillendirilmesiydi. Daha sonra yapılan çalışmalar gosterdi ki insanlar tek bi türde birleşiyor; homo sapiens. Bugün bu tartışma avam boyutunda ilerliyor.
Irkçılığın biyolojide an itibariyle karşılığı yok. Bi ara bayağı zorladılar azıcık da olsa neandertal kanı bulabilir miyiz diye ama yemedi.
Mhp'de Tabanın iradesini, isteklerini ayaklar altına alan, demokrasiyi çiğneyen, despot tavırlarıyla kaçınılmaz sonucu sadece öteleyen militanları tek bir çatı altında buluşturan anti demokratik oluşum.
Son günlerde haber sitesi editörlerinin klavyesine pelesenk olmuş klişe. Hakikaten ne bilmeceymiş arkadaş, Arap saçına döndü iş, ateşböceği ercan mı kurguladı anlamadım gitti.
dev bah militanları yeni bir hamleyle çağrı heyetinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor deniliyor. iş, muhalifleri kesin ihraca, yani, olası seçimde oy kullanamamaya, aday olamamaya gidiyor.
Yaman adamsın püskevit reyiz.
Bu kararlılığı 1 kasıma giden süreçde de görmek isterdik.
En iyi tasarıma sahip haber sitesi. Saçma sapan reklamlarla okuyucuyu boğmayan, sağda solda seksi fotoları için tıklayın rezilliğine rastlanmayan, sade, hoş bir gorunumu var.
gittikçe uçuruma sürüklenen insanoğlunun orda burda kendini çekimlediği öztatmin aparatı. üç-beş like alıp kendini tatmin eden şuursuz her erkek için bir nevi şişme bebek, hanımlara ise dildo olmuş hede.
sözlüğü façeye çevirenlerin utanması gereken olay.
şey olayı başlamış yine; ''isteyen istediğini paylaşır kardeşim size ne?''
herkesin hayatına kimse karışamaz bunu bi söyleyeyim ilk önce. kimi özel foto gönderir kimi kuran ayeti paylaşır bizi ilgilendirmez buraya kadar da tamam.
fakat her şeyin bi yeri, adabı vardır. sen tutup da kuruluş nedeni, işlevselliği belli olan yeri, adult forumlara çevirmeye kalkarsan, başın yandığında da pek ağlamayacaksın.
git başka yerde paylaş, kime ne? belli bi kitleyi peşine takıp kaliteyi düşürmeye itirazı var milletin. olguları karıştırmamak lazım.
sözlüğü dating sitesine çevirenler utansın. olayın malum başkahramanından çok abaza hemcinslerim yüzünden döndü burası bok çukuruna. ayrıyyetten hiç de başın sağolsun falan demiycem kardeş, zaten umrunda bile olmadığını yazmışsın, problem yok o yüzden. tekrar abaza güruha gelecek olursak; beyler bu iş için gerekli yerler var hem sanalda hem de reelde gidin oralarda görün işinizi kardeşim. sök-tak bişi olsa sözlüğe girmeden bi kabın içine koyun öyle girin diyeceğim.
memelerin, dildoların havada uçuştuğu; zallın kendi nickaltında kendine sövdüğü, beyin yakan bi geceydi.