lan nereden biliyorsun neyin daha uygun oldugunu? "bak bu daha ucuz", "bunun fiyati daha dusuk" desene! belki cebimdeki paranin uc bolu besini harcamak zorundayim!!??
sozlukte boyle yazarlari gordukce troll lere* ayarin kralini veriyorlarmis gibi hissediyorum. icin icin intikam duygularimi tatmin ediyorum. hele bir de bilimsel, felsefik, bilgi icerikli, yararli ise bu ilk tanimlar ve sonrasinda gelen yorumlar sozlugun kalitesi icin umutlaniyor, troll lere icimden "nasil koyduk ama!!" diyorum.
kışın bile haftada iki kez banyo yapan insan basligini acan bir troll. belli. bariz. hem de en kalitesizinden. ancak o alttaki entry'ler nedir? hani sozlugun adi "sarcastic sozluk" olsa anlarim. ama dondum kaldim insanlarin ciddi ciddi verdigi tavsiyeler karsisinda. hani bir mesaj atsaniz, sorsaniz "arkadasim ciddi misin haftada en uc kez banyo yapmak konusunda?" farkina varacak bir gariplik oldugunun ve buyuk olasilikla "ya yok, troll iste ben de dalga geciyorum" diyecek. ama keske gercek oyle olsa...
aslinda kar yagarken de simsek cakar. ancak yagmurlu havadaki kadar sik gerceklesmediginden bunu sikca goremeyiz. neden daha az goruldugu konusuna gelince;
on bilgi: simsek basitce, sicak hava ile soguk hava kutlesinin birbirine yaklasmasi durumunda bunlari iceren bulutlar arasindaki yogun elektriksel yuk degisiminin gerceklesmesidir.
kar yagmasi icin havanin, yagmur yagdigi siradakinden cok daha fazla soguk olmasi gerekir. bu durumda yeryuzune yakin olan sicak hava yukselirken daha fazla isi kaybedecek ve daha yuksekte bulunan soguk hava iceren yagmur bulutlariyla etkilesime girip simsek olusturabilecek kadar yaklasirken isisini kaybedecektir. bu durumda da simsek olusmasi icin yeterli sicaklik farkli olmayacaktir.
düdüt: baslik basima kalmis. bilgiyi alan yazarlar puf olmus.
cok acayip. gunun en cok entry girilen basliklarindan biri. hadi sozlugun surekli seksten, kadin-erkek iliskisinden bahsettiginden yakiniyorduk da, bu kadari da pes. hayat ne garip, vapurlar falan..
cok gizemlidir turk kizi. sordugunuz hic bir soruya kesin cevap vermez, gozleriyle konusur, bazen bir cevap vermemek bile onun cevap seklidir. o derece gizemlidir.
kizimiz bu triplere bir girer pir girer. zaten turkiye'ye dondukten bir yil sonra falan degisir "yasadigi yer" de... neyse, erasmus'la ilk kez yurt disina cikan kizimizin, adaptasyon olarak gecirdigi ilk bir iki haftadan sonra, ta turkiye'ye donup de populasyonun genelinin namusu iki bacak arasinda kabul ettigini tekrar yasayarak anlayincaya kadar girdigi tripler butunudur bu.
turkiye'de bilmem kac yildir tanidigi erkekleri zorunlu hissederek "friendzone"a almis olan bu hatun(!) kisi "istedigimle opusurum" (opusmek cok buyuk marifettir onun icin) tekmiliyle, dunya turu hayaliyle ve "ben evlenmicim hic bi' zaman" baskaldirisiyla kisilik sorunlari yasar. sen degil miydin iki gun once kpss'yi kazanip memur maasiyla duzenli hayat kurmak isteyen? e dunya turuna ikea icin ayirdigin parayla mi cikacaksin? bu kadar mi degisir insan? daha dun "iki biraya veren kiz(!)"in arkasindan atip tutuyordun, bugun niye tekila shot'i bile bedavaya getirmek icin bilmedigin salsa, çaça, rumba islerine giriyorsun tanimadigin erkeklerle? turkiye'de "laf atiyor okuzler" olur. (bak ben de karsiyim laf atilmasina, cidden okuz onlar) ama yurt disinda laf yeyince neden kici kalkar. hepsi yabanci dilde de atilan lafi anlayabildigin icin mi? yoksa "yok canim, ozgur bir ulke burasi, laf atti ama bir sey yapmadi" iki yuzlulugunden mi?
bana kalkip da "bizim ayse cok sensakrak", "niye canim sen espri yaptin da biz gulmedik mi?" demeyin. turk kizi suratsizdir. sabah ise/okula gelir bir gunaydin demez, yolda karsilasirsiniz selam vermeyi birakin, sizin verdiginizi almaz bile... bir sey rica edersiniz "milletin amelesi ben miyim?" moduna girer, bir sey isterken bile sanki siz yapmak zorundaymissiniz gibi davranir. olmayacak bir seyse tatsizlik cikarir. arkanizdan konusur. yazarsiniz, "yuz vermemek lazim" der, somurtur; yazmazsiniz, "morali bozulur" somurtur. gulumsersiniz (hani insanliktan, durduk yere belki) "bu niye bana siritiyor" der, siz somurtursunuz uste cikmak icin o daha da somurtur. boyle bir varliktir iste.
objektif turk kizidir. dogustan gelen zeka, özgüven, asalet, zarafet, aşk, şefkat ve arkadaşlık becerileri ve vasiflarinin uzerine objektif olmayi da ekleyebilmis kizdir. takdir edilesi.
not: turk kizlarinin neredeyse tamami bu sinifa girer.
yo dostum yoo, hesap odetmekten, insanlari kendi programina gore saatlerce bekletebilme luksunden, çirkinligine bakmadan cevresinde surekli 3-5 tane yalanan erkek bulundurabilmesinden bahsetmeyecegim. türk kizi olmanin avantaji italya'da italyana, ispanya'da ispanyola benzetilip; gittigi her yere hemencecik adapte olabilmesidir. kimisi "beni latin kızlarına benzetiyorlar" deyip hizini alamaz ama olsun candir. heyhat, yaziktir ki; bu kizlarimiz ulke sinirinda o hemencecik adapte olacaklari ulkelere gitmek icin vize sorununa takilirlar. bu yuzdendir ki zeka, özgüven, asalet, zarafet, aşk, şefkat ve arkadaşlık gibi nevi sahsina munhasir ozellikleri yurdum delikanlilariyla paylasmak zorunda kalirlar.
tekrar dusundum de, o kadar da avantajli degilmis.
genelde ilk kez yurt disina cikmis* genç kizlarimizi kapsayan grupta yer alan kizlardir. italyan veya ispanyola benzetilmeyi bekler, bunu dile getiren cikmazsa da "ama hic turke benzemiyorum degil mi?" diye tasdik ettirirler. bu yapmacik ve gereksiz kic kalkikligi turkiye'ye donunce bir kac ay daha devam eder. (facebook ta bulundugu sehri bir yil sonra falan degistirir zaten) "turk kizi" olarak kotu tanitilmayi sevmez ama "turk kizi" olmaktan da nefret eder. tipik turk kizidir iste...
evet canim, gozler napoli'den, saclar da sevilla'dan... "aaa ama sen hic turke benzemiyorsun!!"
ortalamanin altinda bir uzunluga sahip kizdir. 180 lik erkeklere "sen de bir erkege gore uzun degilsin zaten" der. (buradaki "de" ve "zaten" vurgulari onemlidir)
en cok sarkiya sessiz eslik etmek ya da ediyormus gibi gorunmek icin agzin oynatilmasidir. bunun yaninda evde ayna karsisinda dans etmeye aliskin kizlarimizda dili agzin icinde, yanaklarda dolastirmak gibi garip olanlari da gorulmustur. hos degil.
sevgi pitircigi genc kizlarimiz tarafindan dile getirilen, "vucut-bacak orani"ndan sonra erkeklerde aranan ozguvenin vurgulandigi cumle.
yani kizimiz diyor ki, "mesela ben arkadaslarimlayken yanima gelip acik acik 'ben senden hoslaniyorum' diyebilmeli".
bunun da meali su: "benim kicimi kaldirmali yakin cevremde, ben de terslerim, oooooooooh primler bes yuz!"
iliskinize "ölü" muamelesi yapan sevgilinin istegidir. "bak bu senden son istegim" diye baslar... sanki istekte bulunsun diye oluyorsunuzdur da, "bu son ama" diye girer konuya.
genelde de sizde kalan kitap, cd, pelus bilmem ne, ic camasiri, onun evinin anahtari, vs.dir. bazen de onu evine birakmaniz, son kez opmeniz, vs. istenebilir. cok psikopat olani "bana son kez seni seviyorum desene" falan der.
basligin hakettigi tanim: "hihihi yukseklik korkusu olanlarin yapmamasi gereken sey".
iihhm.. neyse efenim, merak edenler icin gelsin:
zaman henuz varligi ispat edilmemis olsa da (bkz: zamanın henüz ispat edilmiş olmaması) kendisi tek basina bir boyuttur. yani icinde "yer" degistirebileceginiz; sag, sol, on, arka, yukari gibi boyutlara sahip degildir. benzetme yapacak olursak "yukari"nin kendisidir, "yukarida bulunan" degil. yani aslinda zaman yolculugu "gecmise gittim", "gelecekten dondum" gibi cumlelerle anlam kaymasina ugramistir. zaman yolculugu boyut degistirmektir.
bazi annelerin cocuklarina sinavlardan once verdigi ogut.
cocugun karar mekanizmasinin henuz gelismedigine -kendisi de farkinda olmadan- kanaat eden, iki şık arasinda kalmasi durumunda pre-kopya veren annenin yaptigi is.
nedendir bilmem ama saçlar daha kiymetlidir kucuk cocuklar icin. her sabah fönlü saçlarla okula gelen kız öğrenci bile saclarini istemeden kaybetse bu kadar uzulemez. berberden kacanlar mi, kuaforde masalarin altina girenler mi, kalfalarin zar zor zapt ettikleri mi, ne ararsan vardir eminim aramizda.
her ne kadar biz hep "aciyordur be!" demis olsak bile, o kucuk cocuk yitip giden saclarina uzuluyordur. keltos(!) olmaktan korkuyordur. belki kepce kulaklarinin ortaya cikmasindan korkuyordur. ama uzgundur, korkusuna yenik dusmus ve kacinilmaz olan gerceklesiyordur.
bir de asagilar gibi tahtaya oturturlar. berber tahtasına.