öteki tarafa cenabet olarak gitmeye sebep olacak durumdur. en azından bina toprak yerdeyse aşağı atlayıp bi teyemmüm abdesti alıp, binanın devrilişini seyredebilirsiniz.
eğer bu korkuyu ileri seviyelere taşıyıp, tartışma durumuna getirirlerse; korkuyu duyan kişi agnostikliğe doğru ilk adımın atar. bundan sonra ki yol, bireyin araştırmalarına bağlı olarak devam eder.
şimdi bu illüzyonist abimiz aref, çok güzel show yapan bi adam. zaten illüzyon'da önemli olan her zaman için seyircinin takibidir. bu komedi alanında ya da birçok alanda geçerlidir. aref, gerek müzik olsun, gerek konuşma tarzı, gerek seyirciyi kendine kitlemesiyle tek kelimeyle başarılı bi show adamı... bunu kimse inkâr edemez ve etmeye kalksa da "nasıl yedin o zaman !?" cevabıyla karşı karşıya kalır. ilk tur ya da yarı final olsun, numarası basit olsa bile dediklerimin hepsini başarılı bi şekilde illüzyon'una aktardıysa bu adam başarılıdır be abi... bu kadar zorlamanıza gerek yok. cem yılmaz'ın dediği gibi "ip var orada kesin" zihniyetinden kurtulun artık... oturup böyle bi adamın bize neler kazandırdığını ya da size izlerken ne gibi hoşnutluk verdiğini düşünün; adamın yaptığı illüzyonları düşüneceğinize... bi de "yaptığı illüzyonları bildikten sonra aynısını bende yaparım" diyen tipler var ya onlara hiç bi sözüm yok zaten... konuyu kapatıp burdan ayrılıyorum. anlayan anladı.
bence aşkın kimyası tecrübe ile çözülür. çünkü hemen hemen ilişkiler de yaşanan olaylar birbirine benzer ve bu benzerliği tecrübe ile anlayabilirsiniz. kişilik olarak karşı tarafı çözseniz bile aşkın kimyasını çözmek çok farklı bir şeydir. ben ilk çıktığım kızdan sonra kendimi aşkın kimyasını çözmeye adadım.
elbet bi gün içinde var olacağım sözlüktür. ekşi sözlük her türden insanı içinden barındır. ekşi okuyan birine öyle bi özellik katar ki, bunun adı insan sarraflığıdır. bu özelliğim sayesinde ekşi'de kim neymiş en azından bunları biliyorum.
eğer bütün itiraflarımı yazacak olursam; aklıma gelmeyenler, gelmeme ihtimali yüzünden vazgeçerim. o bakımdan aklıma geldiği kadarıyla tek tek bu incileri yayınlayacağım.
hayatım boyunca insanları gözümde en üst yere taşıdım. samimi olduğum insanlarla vakit geçirmeyi eşit değer de tutmaya çalıştım. hiç kimseyi birbirinden üstün görmedim ve bu sebepten dolayı bütün arkadaşlarıma anı yaşadım ama hani filmler de olur ya, madalyonun diğer yüzünü de görmek, işte o bu insanların benim hakkımda ne düşündükleridir. ben her zaman değer veren taraf olarak, karşılığını bulamadım ama buna rağmen bu huyumdan vazgeçmeyerek her zaman aynı hissiyatla yaklaştım insanlara. bu huyum acaba ne zaman biter bende bilmiyorum ya da hiç bitmez ama dünyanın adaletsizliğinin olduğu açık açık ön planda en azından bunu biliyorum.
uyuma isteğini yenmek her yiğidin harcı değildir. uyuma isteği her insan da hemen hemen ön planda basar ama önemli bi işi varsa savaşarak yenebilir. benim hayatım genel olarak rutin devam ettiği içi uyuma isteğini bastıramıyorum ve mutluyum.
benim öğrencilik hayatımda yarı yarıya başarabildiğim bi felsefedir. zira önemli sınavlarım olduğu zaman genellikle bu sözün arkasında durabilmişimdir ama gereksiz ya da etkisi pek olmayan bi sınav için söylediysem uykumu ön plana koyarak hareket ederim. ama her öğrenci hayatında bu sözün ikileminde kalmıştır ve kalmaya mâhkumdur.
"öl, sıç, bit" yerlerdeyiz gibi de telaffuz edilebilir. liseli ergenlerin masumiyet dolu bi repliğidir. en azından "kopuyoruz panpa" gibisinden cool takılacaklarına en doğal halleriyle replik türetmişler. buradan tebrik koyuyorum.
saz arkadaşları sadece görev adamıdır. verilen sazı çalar dururlar, onun dışında başka bi işlevleri olmaz ama notayı yazan recep tayyip erdoğan işi bitirir.
atatürk'ü içten içe sevmemek tamamen vicdan özgürlüğüdür ama bunu özgürlük adı altında söylemek ise tamamen farklı olma çabasından başka bir şey değildir.
küçükken siyah zeytinden kayırdığım zeytin türüdür ama şu an ikisini de tüketmiyorum. yeşil zeytini her zaman tadı ve renginin cezbediciliği için yerdim ama artık herhangi bi ekşimsi bir şeyde dişlerim ağrıdığı için yiyemiyorum. bunların kırmızı biberlisi oluyor, ona hâla hayır diyemiyorum.