kararsız bir hayattır. orta şekerli sevmem ben hayatı. bir şey ya vardır ya da yoktur. hem vardır ve hem yoktur olmaz. kahvenin de tadı acı güzeldir zaten. katkı maddeleri aslından uzaklaştırır onu. tıpkı hayat gibi...
darwin'in evrim teorisinden yola çıkılarak ortaya atılabilecek bir görüş. darwin der ki zaman içinde insanlar maymundan insana doğru evrimsel bir süreç izlemişler. bunun getirisidir ki vücutlardaki kıl oranı da zamanla azalmış. siyah ırktaki kıl oranı da beyaz ırka göre daha az olduğundan evrimsel olarak da üstündürler. zaten basketboldaki ve müzikteki üstünlüklerini hiçbir teoriye bağlı olmaksızın kabul etmek de lazım.
yaşadığınız şeylerin diğer insanlarla benzer olması durumu. bir şarkı dinliyorsun şarkı sözleri senden bir şeyler anlatıyor demekki şarkıyı yazan da senle aynı şeyleri yaşamış diyorsun. sonra aynı parçada kendinden birşeyler bulan daha sayısız insan var. bir entry giriyorsun sözlüğe, seninle benzer şeyler yazan başka insanlar da var. demekki çok da farklı şeyler değil yaşadıklarımız. hepimiz üzülüyoruz, hepimiz aşık oluyoruz, aynı fotoğrafa baktığımızda benzer duygular uyanıyor içimizde. çok da farklı şeyler yaşamıyoruz aslında
pink floyd bir yaşam felsefesidir. sadece dinlenmek için dinlenmez. durağan ve normal olan bir hayatın sonucu oluşmuş parçalar değildir onların yaptıkları. bu sebeptendir ki işten geldim hadi bi pink floyd dinleyeyim olmazsınız. odanın ışıklarını karartırsınız, kadehinize şarabınızı doldurursunuz ve gözlerinizi kaparsınız. dünyadan soyutlanırsınız ve müzik içinize işler. kafanız normal değildir o dakikadan sonra zaten.
neden var oldum ki sorusunu düşünmeye başladığınızda akabinde var olan düşünce. anlamsızlığın içinden kurtulma güdüsüyle de ortaya çıkar bu durum. var olanların tat vermemesi de bir sebeptir tabi.
zamanın akışına, dünyanın dönüş hızına bir türlü yetişememek. aynı anda birsürü kitap yazılır, bir sürü film çekilir, birsürü şarkı ortaya çıkar, bir ülkede savaş çıkar, öbüründe ekonmik kriz olur, bir seri katil kurbanlarının peşindedir. bir evde kavga çıkar, bir sevgili gider, bir dost kalır aynı zaman diliminde aynı anda birçok şey gerçekleşir ve sen hiçbir zaman hiçbir şeye tam olarak hakim olamazsın, tam olarak hayatı yakalayamazsın. bir şey tam olursa öbürü yarım kalır.
sinirlerimin tavan yaptığı, etrafımdaki şeylerden ve çokça da insanlardan nefret ettiğim, mide bulantısıyla ve beynimdeki nöron uçlarını sonuna kadar hissettiren durumlarda başlayan ve ağzımdan kelimelerin dökülmesiyle sonuçlanan güdü.
haftanın stresini atmanın güzel yolu bu üçlüyü biraraya getirmektir. köpüğü üzerinde bir türk kahvesi, sessiz bir pazar sabahı, eklerinden başlayarak okunan birsürü gazete insana kendini iyi hissettirir.
saç denen şey sonuç itibariyle bir kıldır. kıllar da ölü hücrelerdir. inanmazsanız, kesin bakın acımayacak. ama bu saç denen şeye gereğinden fazla anlam yüklenir. yeri gelir güzellik simgesi olur, yeri gelir depresyondan çıkma yolu. olay o kadar büyütülmüştür ki bu ölü hücrenin görünüp görünmemesi siyasi bir simge haline bile getirilmiştir. ama en nihayetinde saçtır, kıldır, hücredir ve ölüdür. büyütmeye gerek yoktur.
sevgilisinin regl dönemindeki tatlı krizini anlamış, düşünceli, üzülmemesi gereken sevgilidir (bu durumda bu entry bir erkek için girilmiş oluyor). bi tanedir, can tanedir, anlayışlıdır ve umarım nesilleri tükenmemiştir.
yaşı ilerlemiş olan, ömrü boyunca daktilo ve hesap makinası ile işlerini çözümlemeye çalışmış, bugünün dünyasına ayak uydurmak istemeyen, bir an önce emekliliğim gelse de kurtulsam diyen, tüm işlerini personele yaptıran (buna öazel işler de dahil ör: izin dilekçesini bile personele yazdıran, personeli onu yapamıyorsun bunu beceremiyorsun diye eleştiren ama dönüp aynaya bakmayan kişi.
kadınların makyaj çantalarında olmazsa olmaz iki malzemedir. kullanıldığında cazibeyi iki kart arttırır. hele bir de siyah giyinmişseniz bu ikili kendini fazlaca belli eder.
hatun hem para kazanacak hem de yarım gün çalışıp bunun yanında yılda 3-4 ay tatil yapıp yavrularına da rahatça bakacak düşüncesinden yola çıkılarak girişilen eylem. bu sebepten eğitim fakültelerinin kafeteryaları ve kampüsleri genelde dolu olur.
hocanın sesinin ninni gibi gelmesiyle başlayan, gözlerin yavaş yavaş kapanmasıyla devam eden, alakasız şeylerle ilgili bir rüya gördürten, yanındaki arkadaşın dürtüklemesiyle ya da daha da kötüsü hocanın sesiyle son bulan hadise. zaman zaman bırakın uyusun diyen anlayışlı hocalar da çıkmıştır.
nedenini tam bilmiyorum ama, sarhoş olan her insan çok dürüst olmakta ve herkese içinden ne gelirse söylemektedir.bu zaman zaman eğlenceli bir durum yaratsa da zaman zaman da sinir bozucu durumlar yaratmaktadır. çünkü dürüst olmak her zaman iyi olmayabilir, tehlikeli noktalara da ulaşabilir.
zamanında eski bir arkadaştan duyulmuş, hak verilen bir sözdür. insanın içinde bir şeyin kalmaması gerektiğini belirtir. zira içeride kalanlar ağırlık yapar, taşıyamazsın. bir de merak vardır bilinmeyen için. bilinmeyen hep çeker insanı. bu sebepten aklımda kalacağına dersin ve merakını giderirsin çok zaman. sonuç ne olur, hayallerle gerçekler örtüşür mü bilinmez ama bir şey var ki o da merak giderilmiş ve istenen öğrenilmiştir. belki sonuçta şöyle bir soru da sorulabilir? başın arşa değdi mi şimdi?
aynı müzikleri, aynı grupları dinlemekten zevk aldığınız, her daim sohbet etmenin zevkli olduğu, bir telefonla naz yapmadan yanınıza gelen ve gecenize katılan arkadaştır. bünyede alkol olduğundan sohbet her zaman zevkli ve keyiflidir. bunun yanında deli gibi de eğlenirsiniz.
bursa'da şu saatlerde bitmiş, nilüfer belediyesinin düzenlediği mükemmel geçen konser. tüm grup üyelerinin hafif sarhoş olmaları sebebiyle olsa gerek, dinleyicileri çok iyi eğlendirdiler.
karşınızdakini dinlerken sarfedilen evet, haklsın gibi geribildirim bildiren kelimelerdir. insanı değerli hissettirmek için bu kelimelerin kullanılması şiddetle tavsiye edilir.
kulağa hoş gelmese de zaman zaman bireyler zaman zaman da toplulukların bulunduğu müdahalelerle kişilerin istedikleri gibi davranamama durumudur. çok zaman da insan psikolojisinde olumsuz etkiler yaratabilir.
nedeni anlaşlamayacak biçimde sokakta görülen on kadından altısının saçının sarıya boyanması durumu. siyah kaşlar ve esmer tenle pek de uyumlu olduğu söylenemez.
izmir dokuz eylül üniversitesi iibf kampüsündeki öğrencilerin oturduğu yegane açık hava mekanı. küçücük minnacık bir ormancığı andırdığndan ve ihtiva ettiği çam ağaçlarından dolayı bu adı almıştır. sonbaharda kahveyi burada yudumlamak da ayrı bir keyiftir.
denizi özlemek, kordonda çimenlerde umursamazca oturup arkadaşlarla şarap içmeyi özlemek, sevgiliyle özgür olmayı özlemek, alsancağı özlemek, kaosu özlemek, kybeleyi özlemek, beri blues u özlemek, ooze da dungeon da zıplamayı sonra da çıkıp közde çorba içmeyi özlemek, rüzgarın yüzüne çarpışını özlemek demek, ne halde olursan ol insanların sana bakmamasını özlemek demek...