izlediğim en klişe, en kötü animasyonlardan birisi.
Salak ve iyilik dolu orman perisi yaşasın müzik diyen köylüye aşık olur, ormanı yok etmen isteyen kötü karakter ölür falan filan.
Animasyon kalitesi de TRT 'de yayınlanan Keloğlan çizgi filminden hallice.
Hâlâ da izliyorum, çok kötü ya.
insanın hangi toplum içinde bulunduğuna göre değişir.
Türkiye'de inek kesmek normal kabul edilirken Hindistan'ın bazı bölgelerinde inek kesmek kâfirliktir mesela. onlara göre aykırı olan bizim normalimiz oluyor.
nickaltına yazdığım için mutlu olan yazar.
(bkz: #41699877)
böyle devam edecek herhalde. nickaltında birbirimize sallamak daha tiyatro çünkü.
nedense seninle daha önce tanışmış, belki yaralamış ya da yaranı kanatmış gibi hissettim. ne olduğunu bilmiyorum ama ne olmuşsa olsun; bu sana sözlüğe dönüp küçük hesaplarla ve şekilciliğinle beni değerlendirme hakkı vermiyor.
bana dair bu şekilde yorumlarının olması ve benden kanıt ya da onay beklemen de oldukça saçma.
"güzel değilim" tipinde troll ve ya ciddi yazılarım olabilir ama sen bunun gerçekliğini sorgulama hakkına sahip birisi değilsin.
edit: "ablacım" mı? sen kimsin de bana böyle hitap ediyorsun. bu ne hadsizlik! bu ne kendini bilmezlik!
yakın şunu ayol.
sayın promer'in ses kaydında, 0.13'teki bomonti derken oluşan ses çatlamasından öte gırtlak parçalanmasının hayal edilemez bir kıskançlıkla oluştuğunu düşünmekteyim.
geçmiş olsun der, hediye olarak hesabımı satıp para kazandıktan sonra kendisine bir kasa Bomonti almak isterim.
benimdir.
ya sanki buradaki her yazar düşünebiliyor, fikir beyanında bulunabiliyor. millet pis pis şeyler de yazıyor; kız çocukları ölmeli, hayvanlar yakılmalı, eşcinseller şudur budur bilmem ne diye. şahsi hakaretler, iftiralar da cabası. sonra saygısız olan silinenlere sevinen yazarlar mı oluyor?
olmasın.
hür iradesiyle kendini silenlere lafım yok hatta gittiğine üzüldüklerim bile var ama modların sildiği yazarlar saçmaladıkları için siliniyorlar zaten. temizlik tabii ki zevk verir.
hümanist olmayın bu kadar.
aylar sonra gelen edit: başlık bana kalmış. açan kişiyi hatırlıyorum da, entrysini sildiğine göre başı ağrımış, o yüzden yazmıyorum.
çok güldüren yazar. mis gibi beyin, taze diyemiyorum gerçi.
senin "kardeşim" diyip nerelere gideceği belli olan konuşmalara dönüşmeni bildiğim için üstüne vazife alıyorum senin pisliğini yüzüne vurmayı. hâlâ daha diyorsun "fotoğraf attım nolmuş?"
şu pişkinliğin senin troll değil bariz bir 'açlık' içinde olduğunun kanıtı.
kilomla dalga geçince üzüleceğimi düşünüyor musun? bunu ilk yapan sen değilsin. şunu da 'yüze vurmaya çalışmak' salakça zaten ya neyse.
sevimsizsin. donuzluydun ama işte; tekrar gelip midemi bulandırdın.
birbirlerini sevmeyen insanların her yerde olduğu gibi sözlükte de karşılıklı ya da tek taraflı yaptığı sataşmalardır.
buna birinci elden şahit oldum, oluyorum. bana karşı yazılan yazılardan da anlaşılıyor bu, adımı görünce yazdığıma bakmayıp eksileyenlerden de. eksileyin annem dert değil.
derdim benim adıma yetersiz üslup ve bilgiyle yapılan havlamalar da değil.
bu şahıs bunun gibi yaklaşık 4-5 entry girdi. nickin adı "overlokluk". şu an sözlükte yazar değil bana ve başkalarına yazdığı tüm entryleri sildi. hatta günü gününe, saati saatine sildiği de oldu. bu yazar sürekli " ben dünya sözlükte yazıyorum" diye yazılar yazdı benimle uğraşırken. ne çeşit bir ruh hastası günde 2 sözlüğe girip; sevmediği insanları rahatsız edecek şeyler yazıp bunu devam ettirir? normal bir insanın herhangi bir sözlükte kaç hesabı olmalıdır? aklıma bunlar geliyor. yazdığım yazı şahsi bir "ay bana bulaşıyor bu ısırın bunu" mezvusu olmadığı için yazdığı diğer yazılarını yüklemiyorum.
bu şahsı kendisine hakaretlerini gören, sonrasında bana da yazdığı için overlokluk'un linkini benimle paylaşan bir yazar sayesinde öğrendim, kendisine teşekkür ediyorum.
eski yazarlardan farisa olduğunu düşündüğüm 'overlokluk' a mesaj atıp devam etmesini istedim. yaz dedim çünkü bu beyin ishalini bir şekilde atması lazım belli ki. kendisine özel mesaj attım. mesajlarda küfrettiğimi düşünmüyorum. hakaret boyutuna ulaşmış olabilir yazdıklarım bunu inkar da etmiyorum. küfredebilirdim, entrylerimde bile çok sinirlenirsem edebiliyorum. derdim bu da değil, eğer sınırı aştıysam tabii ki ceza almalıyım.
bu şahıs ve bu şahsın başka başka çaylak hesaplarından yaptığı bir kaç saldırı var bana karşı. ve başkalarına karşı. adamı gözetlemezsen yazdığını görmüyorsun çaylak olduğu için. şerefine dil uzatıyor, yargılıyor. istediğini yapsın, üzüleceğim bir insan değil bu kişi.
bu ve bunun gibiler yazarları kışkırtıyor, mesaj atarsan da mesajları kullanıp o yazarı çaylak yaptırıyor. bu parazitlere hiçbir şey olmuyor ama kendini koruma amacıyla bir şeyler yapmaya çalışan yazarlar çaylak oluyor. yazdığı yazı bile sol frame'e düşmeyen birisi yapıyor bunu. şimdi diyecekler "e mesaj atmasaydın?" diye. attım kardeşim. attım çünkü adamın benim hakkımda hiçbir fikri yokken benim hayatımı sorguluyor. bu, buradaki kimsenin haddi değil.
ayrıca değinmek istiyorum; bu çaylaklık olayım bir kaç gün önceki skandalla aynı gün.
sormak istediğim şu;
yetkililer sözlükte skandal olduğunda mı yetkili olduklarını hatırlıyor? "dur bi ortalık karıştı" derken gönderilen şikayetleri görüp hazır eli değmişken bizim işi de hallediyorlar belli ki.
burası bir sözlük değil mi? ben yazmayı, okumayı sevmesem burda durmam, bu kadar şeyi de yazmam. kendime sözlüğü dert edindiğim için değil bu serzenişim.
ya arkadaş. aç bak bir sözlük başlıklarına. birisi ana bacı giriyor, birisi "sözlük kızlarını şöyle hoplatmalı böyle yalamalı" diye erken boşalmalarını sözlükte yaşıyor, skandallar diz boyu (ben bile katıldım birine maalesef), sataşmalar zaten gırla.
yetkili hanımlar ve beyler bunlara bakmıyor mu? neden yönetim sert değil? neden yönetim şahsıma hakaret eden, çakma olduğu alnında yazan birisini koruyor ama ben çaylak yiyorum? neden elini sallayan 15 hesap açabiliyor burada?
o adamın sadece o hesabı gitti bunu biliyoruz. geri dönecek, belki şu an bile yazıyor. bunca yedek hesapla dolanan insanlar neden hala burada yazıyor? sözlük neden buna hiçbir şey yapmıyor?
keşke yanıt bulabilsek.
sözlüğe gelip denk gelen her başlığa yazı yazmış. hakkıdır. buradaki amaç bu. yalnız çaylaklıktan kurtulmak ister gibi geldi bana bu çabası, neyse. sonra ne hikmetse nickaltıma gelip " bu yazarda bir bit yeniği var" diyor sayın yazar. eski bir tanıdık, eski bir takipçi gibi 'tanıyor' beni.
ya kardeşim. bellisin işte, ek hesapsın. bu kadar barizsin, senin bende bit yeniği araman haddin mi sence? başka bir hesaba saklanıp beni samimiyetsiz bulurken ne kadar saçma durduğunun farkında değil misin?
cesaretini topla ve kim olduğundan bahset bana. sadece merak ediyorum, başka hiçbir amacım yok.
çocukken bilgisayar başında karton kesip, boyayıp kitap ayracı yapardım.
lisede yağlı boyaya başladım, çok güzel ve rahatlatıcıdır. renkleri birbirine karıştıra karıştıra üretirsin. boyum kadar tablo boyadım, yine de yetmedi.
bir süre kumaşlara sardım. çok pahalı geldi el kadar kumaşa dünya istediler bırakmak zorunda kaldım.
şimdi de iplerle uğraşıyorum. nakış işlemek biraz anneanne işi ama bir kumaş parçası ve bir kasnakla istediğin her şekle sokuyorsun rengarenk ipleri. kasnağın boyuna bağlı sınırlar.
rahatlatıcı hobileri olmalı insanların. üretmek insanı mutlu eder, sakinleşmek te öyle.
buketlerde garnitür olarak kullanılan, inanılmaz ucuz bir o kadar da güzel görünen çiçek türü. fotoğraftaki beyaz çiçekler var ya, onlar işte.
çiçekçilerde kocaman saksılarda durur, eğrelti otlarıyla beraber. soğuk dolapların içinde, küçük beyaz bir çalı oluştururlar. bana hep baharı çağrıştırırdı bunlar. papatyanın bebeği gibi duruyorlar; beyaz ve zarif.
adları da kendileri kadar tatlı; cipso demek çok eğlenceli.
şimdilerde gelin buketinde sadece cipso kullanıldığı oluyor. mis gibi fikir. zaten dayanıklı, gül gibi narin değil. sıcakta bayılmıyor, solmuyor. harika ya.
kız olduğunu söyleyen ya da olduğu düşünülen yazarlara mesaj atma eylemi.
ya tamam insanlarla konuşmak çok güzel. sözlükte tanıdığım çok tatlı insanlar da var, mesajlaşmayı da seviyorum.
'dişi yazar' olduğumu da belli ediyorum evet, çünkü öyleyim ve sırf "aman başım ağrımasın" diye kendimi saklamayı da gerek görmüyorum.
yalnız, arkadaş ne pis yazarlar var burda ya. adam "memesi olan her şey seksidir sen de seksisin" tipinde cümle kuruyor. sonra kezban olan biz oluyoruz.
dalgaya alıp cevap veriyorsun o zaman da yollu oluyoruz.
bu başlığı açma sebebim dikkat çekmek için, "ay bana yürüyorlar yhaa" demek için değil kesinlikle. linç yiyeceğimin de farkındayım. "meriçleri gelecek şimdi" de denilebilir hatta. meriçlerim yok. meriçleri sevmem.
ben burda kadın olduğunu anlayıp birisine mesaj attığımda ne oluyor biliyor musunuz? "ben de kadınım" demediğim sürece karşımdaki insan inanılmaz tereddütte oluyor. bunun sebebi de "merhaba seni yalayabilir miyim" mesajları yüzünden.
aklı başında insanları bu kriterde tutmuyorum. konuşmak istersiniz bunu da anlıyorum ben de seviyorum ama lütfen, iğrençleşmeyin, insanların özelini sormayın.
şeytan diyor çakma hesap aç kendine. gayet sakin yazmaya başla. kızım, kadınım, afet gibiyim de mesajda, istediğini söylet sonra pipi fotoğrafı at kafası patlasın dumur olunca.
harunluk bunlara müstahaktır.
not: mesaj kapat diyenler olabilir. tekrar söylüyorum; burda delisi kadar normali de var. onlarla konuşmayı seviyorum. sevmediğim tipleri anlattım zaten.
psikoloji alanında tez hazırlayan bir tanıdığımın ricasıdır.
anketin konusu:" Çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinde kişilik özellikleri ve strese verilen tepkilerin, kendine zarar verme davranışları ile olan ilişkisini incelemektir."
400 kişiye ulaşma çabasında olduğu için tanıdıklarından yardım istiyor. belki çözmek isteyen olur diyerek paylaşmak istedim. biraz uzun ama birinin işine yaradığını bilmek insanı mutlu ediyor.
felçlilikle dalga geçen insanların çok değil 1 hafta bunu yaşamasını diliyorum. hatta tamamen felçli bile olmasın, insaflı davranalım. sonra hayatına eski pisliğinle devam edersin.
yanlarında zoraki gülümsemeler yaşatırlar, birbirlerine ettikleri vıcık vıcık iltifatlar arasında kalıp beyin ölümünü dilersin. kıskanırsın aslına bakarsan, çekemezsin. mutluluğu kıskanmak değildir amacın, kendinde olmayışındandır.
bunu itiraf etmek çok acı evet. sevgililerden tiksiniyorum. bencilliğim tescillendi sanki.
yalnızlık tanrı'ya mahsussa eğer; çektiğimiz ne? sonu nerede, ne zaman, kimle?