beckin en güzel şarkılarından bir tanesidir. kısa ve öz! buyrun sözleri:
where will you go
when this day is over
a gambler's purse
lays on the road
straight to your door
snakes have gone crazy tonight
winding their way out of sight
a laugh
a joke
a sentiment wasted
seasons of strangers
they come and go
doldrums are pounding
cheapskates are clowning this town
who could disown themselves now
engineer, slow down this old train
cinders and chaff
laugh at the moon
night birds will cackle
rotting like apples on trees
sending their dead melodies
to me
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
dizesiyle büyümenin ne demek olduğunu kısa ve öz biçimde anlatan hasan hüseyin korkmazgil şiiri. gitmenin en güzel söylendiği şiirlerden bir tanesi!...
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
ağaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarını
neden akşam oluyorum tren kalkınca
kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
az önceki çiçekler nasıl da diken diken
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik bitti
o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
küçük iskender'in yeryüzüyle gökyüzü arasında bir yere sıkışıp kaldığına kanıt olacak niteliğindeki yazısı, şayet siz de bunu hissediyorsanız buyrun efendim:
-"iyi akşamlar efendim, biz Yalnızlık Gazetesi'nden arıyoruz, bir sorumuz olacaktı, cevaplayabilir misiniz?!"
-"Şu an meşgulüm, bileklerimi kesiyordum, daha sonra belki.."
-"iyi akşamlar efendim, biz Türk Dili ve Atraksiyonları Kültür Dergisi'nden arıyoruz, bir soruşturma için rahatsız etmiştik sizi.."
-"Şu an yoğunum, Ten Dili ve Sefaleti üzerinde çalışıyorum, boşaldıktan sonra belki.."
-"iyi akşamlar efendim, biz sizi Aydınları Koruma Cemiyeti'nden arıyoruz, bir panel için acaba.."
-"Şu an boşluktayım, fikir birliğine girdikten sonra belki.."
-"iyi akşamlar efendim, biz sizi Yurtta Sulh Partisi'nden arıyoruz, "emperyalizme hayır" imza kampanyası için sizin de adınızı.."
-"Şu an adımı değiştirmek için mahkemeye başvurdum, adalet yerini bulduktan sonra belki.."
-"iyi akşamlar efendim, ben telefonunuzu bir arkadaşımdan aldım, belki bu gece başbaşa bir yemek ve ardından çılgınca bir.."
-"Şu an cinsel kimliğimi bir yakınıma ödünç verdim, iade ettikten sonra belki.."
-"iyi akşamlar efendim, ben Zırtpırt FM'den arıyorum, şaka yapmak istediğiniz bir tanıdığınız varsa eğer.."
-"Şu an kimseyi tanımıyorum, birileriyle tanışır tanışmaz belki.."
-"iyi akşamlar efendim, biz Halkların Kardeşliği, Etnik Özelliklerin Enişteliği, Kültür Mozaiğinin Görümceliği Vakfı'ndan arıyoruz, bir akrabalık açılımı ve fraksiyonu bazında kim bilir sizin de.."
-"Şu an hayatla ters temas halindeyim, düz temasa geçtikten sonra belki.."
-"iyi akşamlar efendim, biz sizi TNT adlı yerel bir televizyon kanalından arıyoruz; globalleşmenin tartışılacağı bir müzik-eğlence programına konuk.."
-"Şu an ergenlik çağımdan yeni çıktım, kurulanıp giyineyim, ben sizi ararım .."
-"iyi akşamlar efendim, yayımlanan son kitabınız hakkında birkaç eleştirim olacaktı, acaba siz neden.."
-"Şu an çatladım, su sızdırıyorum, telafisi mümkünse telafi edip size dönerim.."
-"iyi akşamlar, beni terkettiğin günden beri mutlu musun, bunu öğrenmek için aramışt.."
-"Şu an yeryüzündeyim, gökyüzüne gittim mi, ben sana bol melekli bir mektup yazar, herşeyi tek tek açıklarım.."
insanın içini sıkan sıcacık bir bahar gününde; hem yağmurları, hem de yağmurlarla birlikte içinize dolup-taşan kişiyi özlediğiniz bir ruh içinde dinlediğinizde, insanı dumura uğratan mehmet güreli şarkısı...
Yok yağmur yağmıyor
Hiç kimse ulaşmıyor
Yok gelme istemem
Zaman belki yine uyumuyor
Hep seni özlüyorum diye
Bugün bilmem artık yoruldum
istemekten, beklemekten
Çok yoruldum
sait faik'in samimiyetini, sıcaklığını en güzel biçimde hissettirdiği, kulak verdiğinizde de aşkın cıvıltısını duyuran öyküsü.
--spoiler--
Sizi bekliyorum. Sizi göreceğim; içimde bir şey koşacak. Siz görmeden geçeceksiniz. Ben kederle sevinci duyup dalacağım istediğim âleme. Dünyayı yeniden kederlerle kuracağım Sonra çarşılardan çarşılara, insan sesleri arasında, her şeyi sizinle kurulmuş bir şehirde dolaşacağım. Herkes geçti, siz geçmediniz. Yüzünüzü göremedim. Bayramım, çocukluk bayramım salıncaksız geçmiş gibi gözüme yaş doldu. Soğuktan mı titriyordum, yoksa heyecandan, üzüntüden mi? bilmem...
--spoiler--
ezginin günlüğünün aşkın anatomisini çıkardığı en güzel şarkılarından birisidir. o tatlı tatlı melodi nasıl olurda gözlerinizi böyle yaşartır o da ayrı bir muammadır. buyrun efendim sözleri:
sevdim seni gizlisi saklısı yok
sevdim seni başkası yok
bir savaştır sürüp gider aramızda
haklısı yok
ne bu aşk bir kedi
ne de sen bir kuşsun
ne hayat bir hamal
ne de sen yokuşsun
ne yalnızlık peçete
ne de aşk bir leke
dökülmüş üstüne haydi sil
haydi sil sararıp solan aşkımızı
güller ve hayaller
isimler ve resimler silinir
aşklar da bir gün eskir
ister sev ister sevil
hiçbir şey olması gerektiği gibi değil
mfö'nün dinledikçe aşık olunası şarkısı:
rüyalarımın gül kokusu
geceler boyu düşündüm
kıskanmanın faydası yok
gör işte bende boyun büktüm
gör işte bende boyun büktüm
bir gece geç saate seni buldum
birden ürperdi bütün vücudum
hançerini çektin sapladın gittin
sen beni ya sevdin ya da sevmedin
sen beni ya sevdin ya da sevmedin
yaralarım geçer gibi oldu zamanla
sonra bir yangının külünü
yeniden yakıp geçtik biz
senle yanyana senle yanyana
sonrası rüyalar rüyalar rüyalar
sonrası rüyalar rüyalar rüyalar
senle yanyana senle yanyana
rüyalarımın gül kokusu
geceler boyu düşündüm
kıskanmanın faydası yok
gör işte bende boyun büktüm
gör işte bende boyun büktüm
bu sıkıntı bu perde
kalkıverse birdenbire
öbür dünya cennetini
kursam kendi içimde
sonrası rüyalar rüyalar rüyalar
sonrası rüyalar rüyalar rüyalar
1991 yapımı Ate de Jongun yönetmenliğini yaptığı, başrollerini phoebe cates , rik mayall paylaştığı film. fred yıllar geçsede aynı ruhu taşıyan, yanlız ve mutsuz çocukların hayali arkadaşıdır. ancak zaman geçtikçe çocuklar büyür, beklentileri değişir ve fred'in gitme vakti gelir...
kemal varol'un ayrılık ertesi iç acıtan şiiri:
adın geçtiğinde susmasını öğrenecektim güya.
her cama kan üfleyip
ortancaların sabrıyla bakacaktım dünyaya.
sesimi kimin kalbinde düşürdüğümü unutacak
uğrun uğrun giden rüzgâra katılacaktım güya.
olmadı!
sürdükçe zaman
yemin düşürdüğüm kelimeler de
döndü sırtını bana.
sesimde hüzün evleri
dudaklarımda kuyu:
bir kayaya yaslanıp
boz bulanık bir sudan içtim:
ölüm içtim
ölüm içtim
ölüm içtim
yarıldı dünya
duymadın mı sevgilim?
bütün bu olanlardan sonra, uçsuz bucaksız
bir bozlağa düşürdün beni. çöl çöl, düğüm
düğüm, kör kör durdum her bakışta. onmaz
kışlar, bitmez yazlardan sonra dinmedi
fırtınam. benim ördüğüm saçı başkası çözdü
dedim. alaca akşamda hevesim vardı.
yolumda bir kaya duruyor dedim. artık götür
bu şakayık selini. bir kürt baladına kar
yağıyor her gece: evdaaaaaaaaaal, dedim:
evdaaaaaaaaaal, daha incit kendini, daha
incit dedim. yıldırım düşür her gecene. ki,
kalbini bir gülle değişmeye alıştın sen dedim.
bir yüzüm yaz, bir yüzüm ayaz. olmamıştı
meyvem, ham kopardın dedim. sende
dolaşan çöl beni de aldı içine. talibin unutma
dedim. rüzgârın getirdiğini rüzgâr götürüyor.
on yıl önce tanrım öldür dedim. neden hâlâ
bir inip bir çıkıyor göğsüm, kaldıysa akıt
zehrini dedim. biliyordun: düşecektim.
biliyordun: olmayacaktım. biliyordun: da
neden vurdun nefesin nefesime dedim.
bağışla dedin. parmağını şeyh gâlip'in bir
gazeline koyup bittü dedin.
senden kopan taş kapattı kuyumu
o harlı bahçede
ne yandım, ne söndüm.
sınırım oldun
sırrım oldun
gelip bana kurdu çadırını iki dağ:
sen ilmek ilmek eksilirken
ben yunus oldum.
acı ama kabul edilmesi gereken bir gerçektir. hatta öyle ki bu fikri kabul ettiğiniz an huzura kavuşursunuz. 5 dakika önce melek olan insanın daha sonra bir canavara dönüşmesini başka nasıl anlatabilirsiniz ki içinizdeki çocuğa. itiraf ediyorum babam dengesizlerin kralı onu da öyle kabul ettim sanırım seviyorum da.
ferzan özpetek'in son filmi bir ömür yetmez in morg sahnesinde karşımıza çıkan, insana mutluluk ve hüznü bir arada barındıran duygular hissettiren şarkı. sözleri ise şöyledir:
remedios, niña pequeña, chiquita, hermosa, preciosa
linda niñita quedada así, sentada en la orilla del mar
y las manos llenas de perlas
el sol en tu frente y en la sonrisa
blanca orquidea, alma y paloma
y la alegría, tú cantas consuelo,
tú cantas esperanza, tú cantas remedios.
la la la la la....
tu historia, una vez, nos la contó,
dios, tu hermanito con su guitarra,
tú estabas dormida baja la luna,
tú estabas feliz, pequeña remedios,
espera que un día yo pueda decirte:
"te quiero, pequeña, te quiero, chiquita, preciosa,
niñita, piccola, piccola, piccola,
piccola, pico, pico, pico..."
el sol en tu frente y en la sonrisa,
blanca orguidea, alma y paloma
y la alegría, tú cantas consuelo,
tú cantas esperanza, tú cantas remedios
espera que un día yo pueda decirte:
"te quiero, pequeña, chiquita, niñita
preciosa, piccola, piccola, piccola,
piccola, pico, pico, pico..."
la la la la la...
not:dostlarınla beraberken dinlenecek en güzel şarkılardan bir tanesidir ayrıca. la la la kısmına hep birlikte eşlik edip küçük bir mutluluk- keyif yaşarsın.
toplumsal hayatın bize dayattığı bazen saçma bazense tam yerinde olan kuralların halk arasındaki adıdır ''ayıp''.
örneğin: sıcaktan pişersiniz su fıskıyesinin altında koşmak istersiniz ama ''aa ayıptır yapılmaz''. tabi bu kavram toplumdan topluma göre şekil değiştirebiliyor, durum böyle olunca da insan sormadan edemiyor ''kime göre, neye göre ayıp'' ya da ''ben özgürlüğümü bir hiç uğruna mı kısıtlıyorum''...