Halen varlığı tartışılan birisinin* yarattığına inanılan, yani bizi yaratanla aynı yaratıcının ürünü, dünyayı paylaşmamız gereken canlıların diktatörlüğüne soyunmamız işidir. Gerçekten, hakkımız var mıdır bir böceğin canını almaya? Evimize girip, yaşamaya çalıştığı için? Hakkımız var mıdır, balkonunuzda doğurmuş bir kediyi yavrularıyla oradan kovmaya çalışmak? Yavrularını doyurmak için, açık pencerenizden içeri girdiğinde beddua etmek?
Bunları yazıyorum ama, ben de az önce, daha önce yüzlerce kez yaptığım gibi, bir canlıya tanrılık tasladım, gücün sadece zulümden ibaret olduğunu sandığım için belki, öldürdüm bir karafatmayı daha, çünkü mutfağımdaydı, çünkü ondan korkuyordum aslında, ama güç bendeydi ve onu öldürebilirdim, öldürdüm.
Bugün dünyada, bütün insanlar yaşamak için bir şeyler yapıyorlarken, sadece elinde gücü var diye, sıfatsızların diğerlerine tanrılık taslamasına benzemiyor mu benim yaptığım?
kendini anlatma edit'i:
yanlış anlaşılma korkusu altında belirtmek isterim ki, yaklaşımım kesinlikle, ama kesinlikle "nıhahha güçsüzleri ezelim olm, aha bak kedi tekmeledim yuha" şeklinde değildir. sadece, tahminimce, her insanın içinde biraz sadistçe dürtülerle meydana gelen, karşındakine hükmetme, ego tatmini gibi bir ezikliği dışarı vurmaktır. bunu yaparken de, günümüzde "büyük" hesaplarla uğraşan "büyük" devletlerin, aslında ne kadar da bu egoyla yönetildiğine dair, benim gözlemlediğim küçücük bir olay ile, o koskoca politikaları kıyaslamaktır.
umarım anlaşıldım?
idealizm konusuna çok değinmeden başlığı tanımlayabileceğimi düşünerek olaya girişiyorum sevgili okurlar. Evet, günümüz türkiyesi'nde baktığımızda gördüğümüz şu ki, sürekli bir yerlerden güç almaya çalışan, kendisini sorumluluklardan kurtarmaya çalışan bir toplum. Pagan geleneklerinden daha beter-ki saygı duyulası bir inanç sistemi-, batıl inanç sisteminin sömürüsü, her gün şu sanal dünyada bile bizi rahat bırakmayan 'Allah razı olsun abi' tarzı ilginç iletiler, e-mailler vs... Neden? Duygulara hitap eden şey akılda kalır, insana kendisini kötü hissettirdiğinizde bu aklında kalır. Ajitasyon, bir ideolojinin, bir grubun, bir sınıfın aracı.. amaç bir şeyler oluşturmak veya varolanı değiştirmekse, propaganda silahları girecek devreye. Medya, mitingler, şantaj, tehdit... ama daha önce, daha basit, daha güzel, daha sanatsal bir şeyler: afrika'da insanlar ölüyor, yardım edin.
Bak sen, kendi ülkende terör örgütlerine karşı kullandığın uçakları bunların sorumlularından aldığının farkında değilsin galiba? Olayların arkaplanına bakmadan, o kadar önyargıyla, 'gaz'la işler yapıyoruz ki, birisi 'ermeni' desin, 'soykırım yok desin de dalalım puşta' modunda geziyor bazıları. kimisi de, kurban kesmeyi tasvip etmediğini belirtip, danaya giriyorlar kurban bayramında. Baskı, diyeceksiniz, değil. Farklı bir şey. ilginçtir ki, tam anlamıyla baskı altında kalmak değil, dışarıya tamamen ideolojik bir mesaj veriyor sözde. Yedik onu biz.
Deprem oluyor benim ülkemde, allah'ın takdiri oluyor. Sular kesiliyor başkentimde, ankaralılar'ın suyu ne kadar israf ettiği ortaya çıkıyor, öyle ki, koca barajı kurutmuş terbiyesizler. Kaza oluyor, dikkatsiz sürücüler yüzünden, ehliyet alırken dikkatli rolü yapmış demek ki, vay şerefsiz.
Otogargara oyununda bir diyalog vardı, daha doğrusu öncesinde demet akbağ'ın bir monoloğu, sonrasında olgun şimşek ve Erdal tosun'la olan bir diyaloğu. Tam olarak hatırlayamasam da, demet akbağ'ın anlattığı olaylarda, her seferinde başlarına kötü bir şey gelmiş ve kocası sürekli, 'olsun hanım, Allah büyüktür' deyip, karısını teselli etmiştir, yine bir şeyler olmuş, kocası gene 'merak etme hanım, Allah büyüktür' demiştir, en son istanbullar'a göçmüşlerdir, eşi inşaatta çalışırken 5. Kattan zemine düşüp ölmüştür, kadın başında ağıt yakarken;
-* sen gittin şimdi napıcam ben sensiz, (Erdal tosun'a döner) ne yapıcam ben şimdi
+*(omzunu tutar) merak etme bacım, Allah böyüktür.
Her şeyden biraz da değil, kocaman kocaman şeyler isteyip, her işi bir yerlere bırakmak nedendir? En basiti, bir öğrenci evinde bile, 3 insan, bulaşık sırasını sürekli birbirinin üstüne yıkmaya çalışıyorsa, birisi yapar yerime modundaysa, daha büyük konularda insanlar niye soksun ki elini taşın altına? Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmezmiş, esirgeniyor artık günümüzde. Öyle ki, tanrıdan bizim yerimize depreme dayanıklı binalar yapmasını, bizim yerimize sürekli dikkatli olmasını istiyoruz. Oysa ki, tanrı sana bir akıl, bir sınırda da olsa yaratıcılık, bir sınırda da olsa özgürlük, bir sınırda da olsa kaderini tayin hakkı vermiş, kaderim böyle yazılmış diye, hayatı geldiği gibi yaşamak saçma oluyor böyle. Din kitlelerin afyonudur sözü buradan hareketle çok doğru, evet din kitlelerin afyonu, çünkü sizin içinizdeki coşkuyu alıyor, sizi sınırlıyor, sizi zevklerden, acılardan, mutluluklardan, zorluklardan alıkoyuyor, sizi yaşamdan soyutluyor, bir bilgisayar oyunundan, bir alkolden, bir sigaradan daha az zararlı değil yanlış ellerde. Bu yüzünüze çarpılmaya başlandığında, sizin dozaşımından dolayı yavaş yavaş yaşamdan kayıp gittiğiniz belirtilmeye başlandığında, çat! ideoloji giriyor devreye, 'din elden gidiyor', 'misyonerler sardı ülkeyi'. Yahu, ortada giden bir şey yok! Aynı, laikliğin bir yere gitmediği gibi. Bakın, din bir yerde daha afyonluk yapıyor, aydınlarımızda. Günümüz aydınlarının da afyonu aynı, din. Bütün gün din tartışmaktan başka hiçbir halt yemiyorlar, çünkü bu halk hiçbir şeyi anlayamıyor, ne versen çok alıyor. Çok tuhaf bir ülke, ayrımcılık yapmadığını göstermek için, 'kürt arkadaşım var benim' der, o esnada karşısında duran kişi de dinler.
Ya, işte böyle bir yer burası.
Hadi feysbuk profilinize bi' bakın, request falan gelmiş olmasın.
robespierre'i hatırlatır sözdür. malumunuz, kendisi devrimlerin kanlı ve devrim karşıtlarının temizlenerek yapılmasının gerekliliğine inanmışlar ve bunu gayet meşru şekillerde yapmışlardır.
yeni bir sözlük teması. tamamen, kafama göre, bir arkadaşımın üzerinde gördüğüm ac milan polarından gaza geldiğim, italyan forması tadında ac milan logolu sade bir temadır. güle güle kullanın.
8 aralık 2007 cumartesi günü ankara'da düzenlenmesi "planlanan" zirvedir. organizatörler bendeniz kutupsal form ve de arkadaşım shinoda'dır. katılmak isteyenlar ikimizden birini msj la dürtsünler, baktık katılım fazlalaşacak gibi, zirvebox a şeyederiz. biz kaporayı bayıldık, oynayacağız valla, yazarlarımız katılım gösterirse arkadaşlarımızı eker, zirveye döneriz*.
efenim, zirve, hacettepe merkez kampüs'te olacaktır (sıhhıye), cumartesi günü 14:00-15:00 arasına yer ayırttık, saha bedeli 50 ytl, suni çim saha. buluşma yeri ve saatini yakın bir zamanda ekleyeceğiz, isminizi yazdırınız, ankara'nın keşfedilmeyi bekleyen wonderkidleri.
edit:
thedewil (18:53):
suni çim değil abi be
:D
Kutupsal Form (18:53):
abi öle be
:D
gittik gördük bugün:D
thedewil (18:53):
bildiğin halı bence o
abi suni çim o merak etmeyin siz.
şimdilik geleceği belli olan yazarlar şöyledir efenim, katılım çoğaldıkça alta doğru yardırırız zaten: