the secret ensemble grubunun 2016 yılında çıkardığı albüm.
“insanoğlu birbirlerinin uzvu gibidirler” diyen Sa’di gibi, bu hakikati idrak eden ârifler de tek millettirler. insanlığı özde birliğe götürenler ve götürecek olanlar da ancak bu ‘Fırka-i Nâcîler’dir. Siyasetlerin, ideolojilerin, mezheplerin bölmeye çalışması karşısında onlar Hazreti Mevlana gibi “Bizler Birleştirmeye Geldik Ayırmaya Değil” diyenlerdir.
işte elinizde tuttuğunuz bu çalışma böylesi bir birlik çalışması. Sözleri, deyişleri, nefesleri ile bize kendimizi tanıtmaya gelmiş erenlerin meclisi var burada. Hâfız-ı Şîrâzî, Yûnus Emre, Pîr Sultan Abdal, Niyâzi-i Mısrî, Kul Himmet, Alvarlı Efe, Hilmi Dede Baba hepsi bu albümde cem olmuşlar. Sanki hepsi birden sema’a kalkmışlar. Sünni Şii kalmamış burada, hepsi Mevlana’nın dediği gibi “Mezhebimiz Aşktır Bizim” demişler.
Geleneksek iran Sufi Müziği, Geleneksel Türk Sufi Müziği ile buluşmuş burada. Bektâşîdevr-i revânı, Mevlevî bayâtîâyini ile ve Hicaz nefes, Son yürük semai ile yine bu mecliste buluşmuş. Bağlama neye karışmış kopuz bendire..”
(bkz: Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç)
“Yaratılmış imaj” denilen şey, iki boyutlu imgeler aleminde, yani resim ve fotoğrafın dünyasında, en somut biçimde oryantalist bakış olarak tezahür eder. Oryantalizmi en genel ifadesiyle hayal edilmiş doğunun kendi gerçekliği dışındaki imgelerle yeniden yaratılması olarak düşündüğümüz zaman, muradımızı daha rahat izah etme şansı buluruz.
buna en güzel örnek Engin özendes’in “sebah & joaillier’den foto sabah’a fotoğrafta oryantalizm” kitabı en güzel örneklerdendir.
1999 yılında, yapı kredi yayınlarından çıkan kitap: “en küçük ayrıntıyı bile gözden kaçırmayan titiz yaklaşımıyla, 1857’den başlayarak yüzyıla yakın bir bir süre boyunca hem Osmanlı hem de dünya fotoğraf tarihine damgasını vuran Sébah & Joaillier konusunda tam bir ilk kitap, kusursuz bir kaynak.“
Hüseyin matemi yahut yâs-ı matem olarakta bilinir.
Miladi 10 Ekim 680, Hicri 10 Muharrem 61 günü, Hz. Hüseyin ve yanındaki aile fertleri ve yakınlarından oluşan 72 kişinin Kerbela çölünde Yezit ordusu tarafından katledilmesine istinaden verilen isimdir.
mateme bürünüp yas ve Karalar bağlamaktır.
Aslı, aheng e dil.
iranlı müzisyen, kuveytipur'un eseridir. türkçe karşılığı "yüreğin ahengi" anlamındadır.
her dinlediğimde beni başka başka diyarlara seyre götürür.
Yüreğin ahengi
Kalp pençesi kalbi ahenge sürüklüyor
Aşkın feryadı ve ateş şulesidir bu...
Hoşa gider gönül kıssası ve okumaya değer
Sonsuza dek bu aşk ve gönül tüter
Gönül derdin ve şerrin merkezi
Ateş şulesi yapar ve yakar ateşi
Bir sahranın söylemi bir mecnun onun pençesinde
Bir sazlık ki onda aşk ahengi söylenmekte
Nağmeyi güzelleştirir bazen, bazen bozar nağmeyi
Bir harman ki hep artırır bu alevi
Ve aşk ateş şulelerinin ev sahibi
Kalp pençesi kalbi ahenge sürüklüyor
Aşkın feryadı ve ateş şulesidir bu…
Kim aşkı öne geçirirse orada yok olur kendi
Her kalp ki kendinde değilse daha etkili
Benim kalbimde ise lale bahçeleri
işte ney tutsak ve tutsaklığı feryadından belli
Nurdan bir sahrada lalelerin hayali
Geçmeli dert ayağı ile çölü geçmeli
Bir yürüyüşle yürüyor ki yer aşk ve kan
Ta ki görsün nasıldır hali
Her taraftan can kokusu geliyor
Derdin aşkın ve yarin kokusu
Kalp pençesi kalbi ahenge sürüklüyor
Aşkın feryadı ve ateş şulesidir bu...
Sözü geçmiştir bu topraktan yaratılanın
Ve feleklerde yükselişi
işte aşk burada zirveye çıkıyor
Burada bir damla kan denizler gibi oluyor
Bu varlık âlemini bir izinle terk et
Kır bu şişeyi ki mest olasın
Perde kalktı gördüm varı yoğu
Gördüm görünmezin görünür olduğunu
Kalp pençesi kalbi ahenge sürüklüyor
Aşkın feryadı ve ateş şulesidir bu...
adından sokağına kadar ağıt yaktım, annenin eline sarıldım, babana yas tuttum. yardıma, Çeşmeye koştum, su doldurdum. suyun tadını unuttum, Sudan çıkmış balık oldum. komşu Meclislerde bulundum. kitaplara baktım, baktım yutkundum. yine de durulmadım. günlerce yolda kaldım, yol oldum. durdum, yüzüm aktıkça yüzümü unuttum. aynanın dışında kendimi buldum, yutkundum. sayın insan, sayın insanoğlu sen niçin acımasız oldun; niçin insana düşman oldun. aya tutuldun, güneşe vuruldun. ocağı açık unuttun. sayın insanoğlu, sen niçin acımasız oldun. yangını seyrettin de duruldun. eteğin tutuşmadığı için mesuttun. suyu yok yere tutuşturdun, ardından balığı yuttun. sayın insan, sayın insanoğlu sen niçin acımasız oldun.
aralık 2014'te kurulan ve instagram aracılığı ile yürütülen bir sosyal sorumluluk projesi.
projenin amacı ise; kana ihtiyacı olan kişileri sosyal medya aracılığı ile birçok kişiye duyurmak ve paylaşmak. hiçbir kurum ve kuruluşa bağlı olmaksızın tamamen gönüllü bir hareket. hem kana ihtiyacı olan kimseleri duyurup hem de kanser, kelebek ve kalp hastalarına yeni umut kapıları açmak için sizler de destek olabilirsiniz. http://instagram.com/birhayattasenver
1979 Ankara doğumlu, seslendirme sanatçısı ve aktör.
TRT dizilerinden aşina olduğumuz sanatçı, Derviş zaim'in rüya filminde de rol almıştır. Afife tiyatro ödüllerinde "en iyi erkek oyuncu" ödülünü de alan sanatçı, son dönmede YouTube kanalı "stolk" ile karşımıza çıkıyor.
ciğeriniz düşsün! https://youtu.be/vR3q-3tj0RQ
çok güzel bir adam. ümid ederim ki bi yerlerde karşılaşma fırsatı bulur ve biraz dinleyebilirim kendisini.
Merhume Ayşe şasa tarafından kaleme alınan, 112 sayfadan oluşan ve Timaş Yayınları tarafından basılmış, içerisinde bilim-kurgu, tasavvuf ve bolca ironi ifadelerini barındıran kitabı.
Anlam kaybına uğramış, şiddet dolu ultra-modern bir ortamda, gelenek, kendine özgü huzur ve dinginliğe hangi biçimde yol bulur?
insanlığa, en karanlık, en çetin şartlarda yaşama gücü veren, ne türden bir derinliktir?
Bir bilimkurgu parodisi olan “Şebek Romanı” bilimkurgu, mizah, tasavvuf gibi üç ögeyi bir araya getiren bir uzun öykü.