aşırı sahiplenme duygusuna sahip insanlardır bunlar. daha kız onun sevgilisi değilken onun sanki sevgilisiymiş de ona hesap vermek zorundaymış gibi davranıp insanı çileden çıkartırlar.
anlaşılamayan durum şu ki insan sevgilisine bile ne yaptığını rapor etmek zorunda değilken, sen kim oluyorsun ki benim yaptığım ettiğim hareketlere karışabiliyorsun demek lazımdır ama denmez kaçılır uzaklara.
bir olayın gerçekleşmesi için gereken zamanın doğru zaman olmaması durumu.
bir insanı seversiniz ama olmaz bir türlü ; yanlış zamandır.
birine söyleyecek tek lafınız kalmıştır ama söyleyemezsiniz şartlar elvermez ; yanlış zamandır.
bir şeyi başarmak istersiniz ama başaramazsınız ; yanlış zamandır.
gibi gibi..
biten bitmiş giden gitmişse eğer. üzerinden de uzun bir süre geçmişse hiç aklına gelmez artık eski sevgili. özleyeceksem niye ayrıldım ki? eski sevgili özlenmez, aklına gelse bile sadece anıları özlersin, o da bir anda gelir geçer..
her insanda bulunması gereken bir özelliktir, eksikliği büyük ezikliklere, komplekslere yol açar. kendine güvenen insan her alanda başarılıdır çünkü ona kimse güvenmese bile o kendini biliyor ve kendine güveniyordur. kendine güvenmeyenle uğraşılamaz çünkü onun karaktersizliği, çekingenliği, utangaçlığı, kıskançlığı insana sıkıntı verir..
içinizden hiç bir şey gelmemesi, istediğiniz tek bir şeyin dahi olmaması, isteğinizin olmamasının yanında istemediklerinizin istemediğiniz kadar çok olması durumudur.
hayat sıkıcıdır, hayat boştur, hayat yalandır...
seversin çılgınca, onu görünce kalbin her zamanki gibi yerinden fırlayacak gibi olur, sesini duyunca kendini bir garip hissedersin, aynı ortamdayken sürekli bakmak istersin, gel demek istersin, yine gel, ne olur gel, yine benimle ol...
ama koşullar öyledir ki bunların hiç birini belli etmemen gerekir. çünkü artık ona güvenemeyeceğini bilirsin, hele bir de o da senin güvenini kazanmak için bir şey yapmıyorsa... çünkü artık onu sevsen de geçmişte hevesini kursağında bıraktığını hatırlarsın bir gün yine aynı şeyi yapmayacağını nereden bilebilirsin ki? çünkü onun seni bir anda bırakıp gitmesini, bir anda senden vazgeçmiş olmasını her şeyi bu kadar basite aldığını hatırlarsın... onun bundan pişman olmadığını görünce de... ne kadar sevsen de... delice aşık olsan da... hiç bir şey yapmaz hatta umursamaz görünürsün.
çünkü bilirsin ki "mış" gibi yapınca insan inanıyormuş sonra...
kaç yıllık hayatında tanıdığın, bildiğin, ben buyum dediğin insanın, kendinin bir başkasına dönüşmesini yüreğinde hissetmektir. noluyor bana dersin, sorgularsın, anlayamazsın... engel olamazsın..
çoğu zaman şartlar getirir seni bu duruma, zaman geçtikçe hayatın değişmiştir, birileri gelmiş ve gitmiştir, bazen üzülmüşsündür bazense mutluluktan kabına sığamaz olmuşsundur. ama sonuçta eski sen gitmiş yerine başkası gelmiştir artık. belki eski masumiyeti özlersin ama yeni ve güçlü seni de seversin aslında...
eski günlerde olduğu gibi ağlayabilmek istersin içindeki tüm sıkıntıyı dibine kadar yaşayarak. ya da deli gibi gülmek istersin krizlere girerek. hayat bunları almıştır senden, senin gerçekliğini almış götürmüş, merhametsizleştirmiştir, acımasızlaştırmıştır, daha güçlü ama daha mutsuz yapmıştır, başka birine dönüştürmüştür... memnun olmasan da alışmak zorundasındır yeni kendine...
kalp kırıklığı, yalnızlık, pişmanlık, düşünmek, düşünmek ve yine düşünmek... üzülüyorum çünkü düşünüyorum, eskiyi, seni, beni en önemlisi ve en acısı da bizi... üzülüyorum...
Bazı insanlar neden daha başarılı olur?
Başarılı insanların zeki ve hırslı oldukları söylenir. Outliers da Malcolm Gladwell başarının gerçek hikayesinin bundan çok farklı olduğunu ve bazı insanların neden başarılı olduğunu anlamak için, bunların çevrelerine daha dikkatli bakmamız gerektiğini iddia ediyor. Mesela aileleri, doğum yerleri ve hatta doğum tarihlerine. Başarının hikayesi başta göründüğünden daha karmaşık ve çok daha ilgi çekici.
Outliers, Beatles ve Bill Gates'in ortak yanlarının ne olduğunu, Asyalıların matematikteki olağanüstü başarısının sırrını, star sporcuların bilinmeyen avantajlarını, tüm New Yorklu avukatların özgeçmişlerinin neden aynı olduğunu ve dünyanın en zeki adamının neden adını bile duymadığımızı açıklıyor. Bunların hepsi de nesiller, aile, kültür ve sınıf açılarından açıklanıyor.
tesisatçı denen insanlar hiç bir zaman geleceğim dediği saatte gelmediğinden, bütün gün onları beklemenize sebep olurlar. sabahtan akşama kadar evi derli toplu tutup, doğru düzgün giyinip adamları beklemeye başlarsınız. söz verdikleri saatin üstüne üç dört saat geçer hala gelmezler. dışarı çıkacaksınızdır çıkamazsınız, banyoya girmeye kalkarsanız bir anda siz banyodayken zil çalar diye korkarsınız. üstelik günlerden cumartesiyse bir de evde hapis kaldığına yanar durursunuz.
sıkılır, sürekli arkadaşlarının neler yaptığını ya da onlar da bu tatilde olsalar ne kadar çok eğleneceklerini düşünür çok gıcık olur. surat asar, hiç ama hiç eğlenmez.
erkeğin sevgilisi vardır hem de belki de uzun süreli bir ilişkidir. ondan bir türlü kopamaz, ama sıkılmışlık da vardır içinde ve bir gün başka bir kızla tanışır onunla zaman geçirdikçe ondan da hoşlanmaya başlar. sonra ikisinden de vazgeçemediğini söyler, birinde olan diğerinde yoktur. ikisinde de farklı şeyler bulmuştur belki. ama ikisini de bırakmak istemez öyle arada dolanır durur. işte durum budur, tanımı da budur.
örneğin bir arkadaşımızla konuşurken ona bakarak, onu dinliyorsak o anda o bizim şeklimiz etrafındaki diğer unsurlar da zeminimizdir. ancak arkadaşımızla konuşurken elimize bardağı alıp su içmeye kalktığımızda artık bizim için bardak şekil arkadaşımız ise zemin olmuştur.
bir şeyi çok istersiniz, yanınızda olsun, sizin olsun istersiniz ama olmamalıdır ve uzak durmalısınızdır. bir şeyi derken kastedilen bir kişidir çoğu zaman. onun sizinle olmasını, sizi sevdiğini, sizin onu sevdiğinizi her iki taraf da bile bile uzak durmalıdır. yasaktır çünkü, yanlıştır...
bu yasak insanı çıldırtır, uzak durmaya çalıştıkça daha çok yakınlaştığınızı farkedersiniz çünkü yasak olan cezbedicidir ve insansınızdır duygularınızla savaş verirken kaybetmeniz çok büyük ihtimaldir. belkide yasağı delersiniz gözünüzü karartıp ya da yasağa uyup uzak durursunuz ondan. ama bir şeyi çok isterken uzağında durmak, durmaya çalışmak zorlar insanı, hoş buna direnmek mi yoksa teslim olmak mi gerekir bilinmez...
bugün biraz gerginim yine
sesim değişik gelebilir biraz
ama sen anlarsın bana katlanırsın
tuhaf laflar edebilirim
seni belki üzebilirim
ama sen susarsın çünkü beni tanırsın
öyle çabuk kızma derdin hep
bu kadar da kolay alınma
o zaman beni sar hadi sarıl bana
değişmez huylar bilirsin
bir kere de sen dene alışmayı
ben göğsüne yatarken
öyle derin nefes alma
bu ara ihtiyacım var sana
ellerimi sakın bırakma
bana huzur veren tek yer senin yanın unutma
gün varıncaya kadar sabaha
sakın hiç bir yere kalkma
fazla bir şey istemem
sadece dur burada...
sözlükte devamlı olarak yaşanan olaydır. eski sevgiliyle ilgili başlıklar açıp altını entrylerle doldurmak tüm sözlük yazarlarının hoşuna gider. gerekçesi ise herkesin eski sevgilisiyle ilgili içinde kalan kırıntılarının olmasıdır.
okuldaki eğitimi eğlence olarak algılayan, geleceğini düşünmeyen, moda meslek neyse, ne ona toplum gözünde prim kazandıracaksa ona yönelen öğrencilerin kalitesi ya da kalitesizliğidir.
işlem maliyetleri parasal bir olgu olup bilgi ve sözleşme maliyetlerinde olduğu gibi mübadele sürecinin gerçekleştirilmesinde katlanılan bir maliyeti ifade etmektedir. Yani işlem maliyeti teorisi işletmenin yaptığı tüm işlemlerde katlanmak zorunda olduğu maliyetleri ifade eder.
başlığın aslı ilişki devam ederken sırf onun hayatının gidişatını merak ettiği için eski sevgilisine mail atan sevgili olacaktı. tabiki karakter sayısına takıldı.
tanım: anlaşılmaz insandır, sevgilisini derinden yaralar. insanı ne yapacağını bilemez bir ruh haline sürükler.
ayrılmayı düşünürsünüz, ama açıklaması olup olmadığını neden attığını da bilmek istersiniz. maillerde aşk, sevgi dolu sözler yoktur belki ama siz yine de arka plana itilmiş hissedersiniz kendinizi.