demet akalın'ın son albümündeki muhteşem parçalardan birtanesi...
ben günah işlemedim,
sadece seni sevdim,
ben günah işlemedim,
kadere boyun eğdim,
hiç sevmedim bu kadar sevgilim,
ne gecem var, ne gündüzüm
şarkılarda matemi var,
yarım kalan öykümüzün.
gurur askı ziyan eder,
sözümü tutacağım seni unutacağım,
aşk romandı eskiden,
seven kızın romanı, şimdi veda zamanı...
(biri tanışma heveslisi, diğeri işbirlikçisi olmak üzere iki kişi konuşmaktadır, hedef konuşmaları duyabilecek şekilde konuşlanmıştır)
1- yok abi o değil diyorum..
2- o ya.. baksana kaş, göz. aynı. kesin eminim o.
1- ya hayır o daha uzun boyluydu sanki
(bu noktada dişi kişi kıllanır, bir iki bakış atar ama pek aldırış etmez)
2- ya her iddiasına varım o. gidip sorucam.
(2 dişinin yanına gider)
2- ya afedersin. sen şu starın güzellik yarışmasında 2. olan kız değil misin?
dişi- (kızarır, utanır, şımarır) hihi..yok hayır, benzettiniz sanırım..(smileyler havada uçuşur)
2- evet, düşündüm de sen daha güzelsin zaten (ve akabinde akşam yemeği)
dişi dondurma yerken yanına gidilir
-yalayabilirmiyim
-hayır
- o zaman dondurmandan yaliyim.ehehe
-çat
[başarı yüzdesi : %0]
(sınıfta güzel ve ders kaçırmayan bir kızın yanına gidilir)
-eöhm pardon ya ben bi kaç ders kaçırdım da acaba notlarını fotkopi çektirebilir miyim?
-olur
-de beni şimdi acelem var mesela ben akşam çektirsem yarın sana geri veririm
-yarın nasıl bulacaksın beni
-sakıncası yoksa telefon numaranı verirsen ben yarın ararım
-hmm tamam
(böylece hem kızla tanışılır, hem de telefon numarası alınır)
olay bir otobüste önümdeki koltukta yaşanmıştır.
iki erkek arkadaş otobüse binmişlerdir ve sadece tek bir oturacak yer vardır. o da güzel bir kızın yanıdır. erkeklerin isimleri kısaca a ve b olsun.
a kızın yanına oturur b de yanıbaşında ayakta dikilmektedir.
b kıza bakarak konuşmaya başlar.
b- güzelmiş adaş.
a- bilmiyorum, ben dönüp bakamıyorum.
b- niye lan? bak işte, valla güzel, giyinmesini de biliyo.
a- (kıza dönüp bakar) evet hakkaten güzelmiş. tanışsak mı acaba?
(kızdan hiç ses çıkmamaktadır.)
b- vercek mi adaş?
a- bilmem, ona sor.
b- vercen mi?
a- ben olsam senin gibi birine vermem.
b- vermiycek herhalde, baksana hiçbişey demedi.
a- vermiycek adaş vazgeç.
b- ben ismini vercek mi diye soruyorum, yanlış anladı kesin beni. türkçe esnek tabi.
kız - kaptan, müsait bir yerde lütfen.
kız - çekilirmisin, ineyim.
a- çekilmesem de sen üstümden atlasan
kız - çekilmez bir insansın zaten
b- evet adaş, otuzbir olsan çekilmezsin valla. yol versene kıza.
a- ulen hemen sattın beni... tamam kızım sen in burda. ben de bu satıcı ile gay takılayım bundan sonra.
kız - yakışır...
-Her şirkette, en matrak adam Yönetim Kurulu Başkanlığı'na getirilirdi.
-Mesai günlerinin sonunda, bir ıslık çaldığınız anda arabanız otoparktan çıkıp pencerenin altına gelir, siz de Fred Çakmaktaş gibi dinazorun kuyruğundan kayarak aşağı iner, arabanıza atlar ve eve dönerdiniz.
-Akşam yemeğinden sonra çöp kutusu kendiliğinden dışarı çıkar yükünü boşaltır ve tekrar içeri girerdi.
-"Bira göbeği"ne "bira pazusu" denilirdi.
-Evlenme teklif edeceğiniz kıza pahalı bir yüzük almak yerine, kapının arkasına asması için "Sen 1 numarasın" yazılı kocaman bir tabela vermek yeterli olurdu...
-Sevgililer Günü 29 Şubat'a alınırdı. (4 yılda bir kutlansın diye.)
-Telefonda konuşma süresi 15 dakikayı geçince görüşme otomatik olarak kendiliğinden kesilirdi
bir giysiye daha iyi görünüm kazandırmak ya da çabuk yıpranabilecek kimi bölümlerini sağlamlaştırmak amacıyla , dikimden önce kumaşın biçilmis her parcasına tutturulan astar.
insanlar yaşamlarının her döneminde , ama özellikle ilk gençlik çagında sorunlarını,mutlu mutsuz anılarını ,yargılamadan dinleyen paylaşan birilerine gereksim duydukları için ...