bir önceki maçta evinde blackburn rovers'a 3-2 mağlup olan manchester united'ın ard arda 2. mağlubiyete doğru hızlı adımlarla gittiği maç. ilk yarıyı 1-0 geride kapatan kırmızı şeytanlar, 2. yarının başında 1 gol daha yiyerek puanı zora soktular. dakika 55 durum 2-0.
yeni zelanda ve avustralya'lı muhasebeci milletvekillerinin sırf fantazi olsun diye hükümete sundukları teklif, sürekli uyuyan meclisten ışık hızıyla geçti.
teklif: fifo'ya göre ilk giren ilk çıkar. ülkemiz sürekli olarak yeni yıla ilk olarak girmekte ve diğer ülkeler tarafından haber olmaktayız. özellikle türkiye'de bir bayram havası yaşandığını duyduk. bunun değişmesini teklif ediyoruz sayın başkan.
-kabul edenler?
meclis: hoorrrrr.
-yeterli.
mecliste yaşanan bu gelişmeden sonra avustralya ve yeni zelanda aktiviteden çekildi. bu sezon yeni yıla papua yeni gine girecek.
h:niye yenildiniz lan bu hafta!
ö:bu hafta maçı sattık oğlum.
h:sattınız oğlum, telefonlar dinleniyor valla, içeri alırlar ha.
ö:oğlum alsınlar ne olacak.
12 sene önceki türkiye kupası 6. tur maçı. ilk maçı çorlu'da 4-1 kazanan beşiktaş, inönü'deki maçı 10-0 kazanarak türkiye kupası tarihinin en farklı skorunu elde etmişti.
1963 yılında keşfedilen tomografinin hiroşima'ya atılan atom bombası kadar radyasyon meydana getirdiğinden yeni haberimiz oluyor. her şeyi abarttığımızı da eklemek istiyorum tabi. bu haberin ardından 'tıbbi ışınlamalar yönetmeliği' çıkarılacak.
sorular belli, cevaplar belli. lakin beşiktaş taraftarının da bir sözü olmalı.
şöyle ki;
kanaltürk televizyonu,
bugün yıldırım demirören'ı konuk edeceğiniz ''telegol'' programında biliyoruz ki, önceden yıldırım beyle konuşulup tartışılmış sorular sorulacak. neden beşiktaş'ın başkanı sadece kanaltürk'te canlı yayına çıkma cesareti bulabiliyor? hayırdır; demirören ailesiyle bir bağlantınız mı var, yoksa bu işin içinde aramamız gereken başka faktörler mi var?
lütfen sorun ona: ''bir beşiktaşlı demirören'e hangi büyük başarısı için oy verir?''
bizim gözümüzde demirören'e verilmiş olan her oy menfaat yüzündendir.
beşiktaş taraftarı olarak yıldırım demirören'e iletmenizi istediğimiz bir şey var:
2004 mayıs ayından bu yana beşiktaş taraftarının çektiği eziyeti tanımlayan fiil. yıldırım demirören'in başkan olması ile birlikte 1 lig şampiyonluğu, 3 türkiye kupası alındı. başarı olarak nitelendirilebilir bunlar.. peki ya başarısızlıklar?
kaç tanesi ne kadar yarar sağladı peki? tartışılır, geçelim. real madrid'i şampiyon yaptıktan sonra transfer edilen vicente del bosque, 10 hafta sonra kovuldu ve cas'tan küsküyü yedi beşiktaş. yerine getirilen rıza çalımbay ile de bir şekilde yollar ayrıldı. nevio scala, kürdancı jean tigana, ertuğrul sağlam ve sonunda mustafa denizli!
kader mi bu? kapalı'da bulunan beşiktaş yazısının üstünde masmavi telekom yazısı ile uyandık bir gün. sonra sesler çıktı biraz, zorla eski halini aldı tribün. tam orijinali olmasa da beşiktaş yazısı yerinde kaldı. belki de mavi ekranların ilk habercisi idi bu telekom olayı.
yıldırım demirören beşiktaş'ı kendisine borçlandırdı. 'ben bu koltukta oturduğum sürece mustafa denizli bu kapıdan giremez' dediği adamı beşiktaş'ın başına getirdi. 6 tane teknik direktör, 61 futbolcu. şimdi de deniyor ki; transfere gerek yok! transfere gerek yoksa bu sezon şampiyonluk mucize olur. türkiye kupası'ndan aciz bir şekilde elendi takım. hadi bunun sorumlusu ben olayım, taraftar olsun. mustafa denizli olmasın. 16 haftada atılan 17 golün(hükmen galibiyet golleri sayılaz) sorumlu kim? bu takım bu sezon ligde yaptığı 16 maçta hiç bir zaman 2 hafta üstüste aynı kadroyla çıkmadı. ben dalga geçtim kendi çapımda. mutsuzluktan eğlence çıkarmak adına: mustafa denizli ile şans topu dedim. inanmayan baksın tek tek 17 haftanın kadrolarına! araştırın, kendiniz görün kadroları. belki yanlış yazmışımdır da kadro değişmemiştir bir haftalığına!
allaha şükür öküz değil, herşeyin farkındayız. kafamızın içindeki beyni kullanabiliyoruz. tribünün ortasını boşuna açık bırakmıyoruz, boşuna numaralıya el sallamıyoruz!
edip akbayram'dan özür dileyerek söylüyorum ki; biz artık motorları mavi ekranlara sürüyoruz.
büyük fenerbahçe camiası'nı kış aylarının gelmesi ile birlikte derinden etkileyen virüs. en kısa zamanda etkisinin geçmesini umuyoruz. kimsenin hasta olmasını istemeyiz.
sadece bir kapaktan gelecek güzel haber için uykusunu bölen insandır. 'bu da sana kapak olsun' derler ya, işte bu laf gece 04:00'te bu haberi bekleyen insana yakışır. seda sayan'lı pepsi reklamı ne verebilir ki sayın insan? bir de çıkmış balkonun dibinde soğukta bekliyorsun ya? hey allaaam!
daha da yazmak isterdim de şu an gülüyorum biliyor musun? niye gece 4 ayrıca? gece mi çalışıyor aklınız?
biz türklerin yaptığı reklamlar üzerine fazla düşünmek akıl sağlığı açısından tehlikeli oluyor. gece 4'te içtima mı olur lan!
aha, sol frame denen yerde bir başlık var, tam buraya göre:
televizyon izlediğimiz vakit mutlaka bir domuz gribi içeren reklam ile karşılaşırız. bu da bizi domuz gribi adlı aptal hastalık hakkında derin düşüncelere iter. kuşkulanırız. sağlık bakanı aşı olur, başbakan aşı olmaz.. içimize bir tereddüt düşer. özkan uğur gibi 'mi acabaaaaaauauauuaa?' diye sorarız. sokağa çıkar, eczaneye gider abidik gubidik antibakteriyel şeyler alırız. maske takarız. görüntümüz süper olmalı! viral bir hastalığa karşı antibakteriyel jel sürerek korunmaya çalışmak da tam bize yakışır..zaten önemli olan denemekti. ya tutarsa diye..
2 gündür haber izlemiyorum, içim ferahladı. neymiş, domuzmuş. atipi grip diyen uğur dündar'ın hastasıyım sadece.. atipi, atipi. muhahaha.