kalbim paslanmaz çelikten mi benim?
çok mu dayanıklıyım sence, çok mu katı?
acı çekmez miyim hiç?
benim de yaralarım yok mu?
hayal kırıklıklarım...
benim hiç ciğerim yanmaz mı?
bazen gerçekten benim bir insan olduğumu unuttuğunu düşünüyorum.
oysa ben de etten kemiktenim.
ben de 'babam ve oğlum' izlerken hıçkırıklara boğulan biriyim.
unutabilmek için geçmişi ve hatırlayabilmek için,
belki azıcık da gülebilmek için açıp youtube'dan 'yedi numara' izleyen biri..
nerede dalsız kolsuz biri, dalım kırıldı.
nerede garibanın biri,
itilmiş, hakarete uğramış biri, ciğerim çürüdü.
nerede gözünde yaş biri, yaşım kurudu.
daha geçen bir yerde çay içiyoruz. köylünün biri yan masada oturan veterinere ayağı kırılmış bir kuzu getirdi.
veteriner kuzuya baktı ve ''yapacak bir şey yok dedi, kes gitsin.''
biliyor musun? çay boğazıma dizildi. o kuzunun yüzü...
tutamadım kendimi, ''yahu amca gel sen kesme bu kuzuyu, satıver bana dedim,'' olmaz dedi.
''o zaman ayağını alçıya alalım, çubukla falan tutturalım, iyileşir belki dedim,
güldü.
öyle üzüldüm ki..
büyüse de kesilecek biliyorum ama yine de yaşasın istedim kuzu.
ne saçmalıyorum biliyor musun?
demem o ki ben de insanım, senin gibi, onun gibi, diğerleri gibi
benim de bir kalbim var ve acıya biliyor..
öğlene kadar yorganın altında osura osura uyuyan, kalkınca bir güzel kahvaltısını yapıp sıcak çikolatasını yudumlarken cayır cayır yanan kaloriferin yanında kitap okuyan şanslı ibnedir. ölsündür, sürünsündür.
insanlaar
insanlaaar
insanlaaaar ey
Beni 26 yaşımda ihtiyarlatan
Sevdası değildir mavi gözlü bir kızın
Ayrılıklar değildir
işte bu yüzden susmuyor çanları öfkemin
içimin cehenneminde silahlar patlıyor
Kana bularken gökyüzünü çığlıklar
Sabrım toprak gibi çatlıyor
sırf videoda tayyip erdoğanın ismi geçti diye adam montaj dedi amk, rte ye sallamak için kurgu yapmışlar diyo, bana aptal muamelesi yapıyolar amk, bu ülkeye acıyanı siksinler...