bugün konumuz "tatil"
ihtiyacımız olup olmamasından bağımsız bize sosyal medyanın ve çevrenin pompaladığı bir tatile git baskısı vardır ve genelde tatil deniz kum şezlong sahilde rakı içmeli olarak yazın yapılır.
ve bu baskı tatile gidemeyen kişilerde yaz anksiyetesi yaratır. buyrunuz bir anksiyete daha.
ya da kış tatili vardır ki onda da kayağa gitmelisindir.
burada önemli olan; tüm dış etkenlerden bağımsız işten izin aldığımız o kısıtlı sürede her gün kafamızı mesgul eden şeylerden uzaklaştırıp bize neyin iyi geleceğidir.
ve bu yeryüzünde tek bir tip insan olmadığından herkes için çeşitlilik gösterecektir ama biz bu konuda da tek yumurta ikizi gibi davranmaya devam etmekteyizdir.
bunun yanından tatilden çok şey bekleriz.
sanki tatil bizi yenileyecektir ve biz dimdinç, yüzümüz ışıldar bir şekilde döneceğizdir.
Böyle olmuyorsa bir problemdir.
Bakın tatilden kişiye söylenen cümlelere;
tatil sana yaramış, parlıyorsun.
çok canlı, enerjik gözüküyorsun.
eee tatile de gittin iyi gelmedi mi ki?
eee tatile gittin yanmamışsın biraz yansaydın bari tatile gittiğin belli olsaydı haaagag bu da neyse.
neyse...
çok gerçekçi bir yerden tatil bize ne vaad ediyor? bunun üzerine düşünmeli.
ve tatilden beklentilerimizi çok gerçekçi bir yerde tutmalıyız. diye düşünüyorum.
öte yandan da o kadar sınırlı bir zamanımızı ayırıyoruz ki o kadar az ki bu zaman tüm beklentilerimizi o kısacık zamana yüklüyoruz:
dinlenme (uyuyayım, şezlongta yatayım, kitabımı okuyayım)
deneyim (buraya gelmişken şurayı da göreyim, şurdan atlyayaım, şuraya dalayım)
yemek (bunu şehre dönünce bulamam, şunu yiyeyim bunu tadayım)
eğlence ( bir desarj olayım, her zaman böyle fırsat olmuyor (konser, canlı müzik neyse))
az zaman çok beklenti sıkışmışlık hissi = tatil anksiyetesi
Freud'un Dora takma isimli hastasının tedavi sürecini anlattığı eseridir. Fakat Dora psikanalizi yarıda bıraktığı için tamamlanamamıştır.
Dora nın geçmeyen şiddetli öksürük ve ses kısıklığı gibi şikayetleri vardır ve Dora'nın babası Freud'tan kızını tedavi etmesini ister.
Vakayı çözmek için rüyaları analiz eden Freud ağızda gerçekleşen bu psikosomatik durumun Doranın babasıyla arasındaki ödipal dürtülerden kaynaklandığını sonucuna varır.
Çünkü aynı zamanda Dora'nın babasının bir sevgilisi vardır ve sevgilisinin de öksürük şikayeti bulunmaktadır. Ve Dora aslında bilinçaltında babasıyla birlikte olabilmek için babasının sevgilisini taklit etmektedir.
Rüya analizleri aracılığıyla vardığı bir başka sonuç ise; Dora'nın babasının sevgilisine aşırı öfkesinin ve babasına ya ben ya o diye rest çekmesinin arkasında ise Dora'nın kadına duyduğu eşcinsel arzu yatmaktadır.
Kitap fuarından kitap kapağının bir an ilgimi çekmesiyle ve aa çok ucuz deyip aldığım, pek bir şey ummadığım ama okumaya başlayınca anlatımını baya baya beğendiğim kitap.
Kütüphane haftası kapsamında toplumun ilgisini kitap ve kütüphaneye çekmek amacıyla 27 Mart Çarşamba günü 12.30-13.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek olan etkinliktir.
okan bayulgen'in;
"Sabaha kadar açık kütüphaneler olsaydı.Öğrenciler için bedava çay, kahve ve çorba.Sigara yasak olabilirdi, aşık olmak serbest.Mutlu olurduk"
sözünü getirdi aklıma..
Ayrıca sabaha kadar açık olup,zaman zaman çay ve kahve ikramında bulunan kütüphanler mevcuttur. Hacettepe Üniversitesi kütüphanesi bunlardan birisidir.