kitapkurdu
621 (taçsız kral pele)
dördüncü nesil yazar 1 takipçi 89.10 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    adana da intihar eden anne

    1.
  1. yakınlarından başka kimsenin üzülmediği annedir. filistin, gazze, müslümanlar diye ağlaşan sözümona insanların dikkatini bile çekmeyecek annedir. dikkat çekerse de intihar ettiği için suçlanacak annedir.
    3 ...
  2. wallander

    1.
  3. 21.00 itibarıyla cnbc-e'de başlamış olan dizi.
    0 ...
  4. yağı azaltılmış süt

    ?.
  5. rengi ve kıvamı bile süte benzemeyen garip içecek.
    0 ...
  6. sevgili sandvici

    1.
  7. leyla ile mecnun dizisinde leyla'nın ortaya attığı bir sandviç türüdür.
    2 ...
  8. teşekkür etmeyen insan

    1.
  9. üzerinize düşmediği halde yardım edersiniz sanki görevinizmiş gibi. yardımınızı kabul eder amma velakin teşekkür etmez. yüzüne bakmaya değmeyecek insandır ama işte kimin ne olduğu geç anlaşılır. insanı insanlıktan soğutur.
    4 ...
  10. köyde cenaze

    ?.
  11. sonbahar filminin müziklerinden biri, Yuri Ryadchenko'nun bestesi. tekrar ve tekrar dinlenesi parça.
    0 ...
  12. guclu hakli degildir hakli gucludur

    ?.
  13. doğru lâkin söyleyenine bakıldığında saçma gelen ifade. haber izlemesek inanacağız.
    1 ...
  14. sevgilisi tarafindan sisko diye terk edilen kiz

    1.
  15. sevgilisinı salaklığına rağmen terk etmemiş olan kızdır.
    2 ...
  16. itibar elektrik degildir gidip gelmez

    1.
  17. itibar birinin isteğiyle alınıp verilen bir şey de değildir diye devam ettirilebilecek cümledir. ayrıca kendinde olmayanı başkasına vermek nasıl oluyor diye sorarlar adama.
    0 ...
  18. kader kapiyi caliyor

    1.
  19. ümit yaşar oğuzcan'ın en güzel şiirlerinden biri. *

    gelme diyorsun
    bu gel demektir.
    birazdan güneş doğacak
    doludizgin atlılar geçecek yüreğimden
    seni düşüneceğim
    gümüş mahmuzların parlaklığında
    yağmur nal izlerini örtmeden
    sana geleceğim
    bekle beni

    hindistan'da banaras şehrinde seni aradım
    ganj'ın sularında lanetlenmiş insanlar yıkanıyordu
    ganj'ın suları pisti bulanıktı
    içtim
    bir kadın tanıdım haydarabat'da
    cüzamlıydı güzeldi üstelik
    sana benziyordu
    etli dudakları vardı
    brahman mabetlerinde seviştik üç gün üç gece
    taşların üstünde yattık
    bir hayvan tarafımız vardı alımlı
    bir tanrı tarafımız vardı iğrenç
    bir insan tarafımız olacaktı
    aradık üç gün üç gece
    bulamadık
    bir tanrı tarafımız vardı korkunç
    sevemedik

    sonra nijerya'da mozambik'te altınsahilleri'nde
    kulaklarımda ulu ormanların uğultusu
    vahşetin musikisini dinledim yeşil yeşil
    zifir gibi bir yalnızlıktı içimde yokluğun
    iri bir memeydin kalçaydın avuçlarımda
    belki bir tutam tuzdun kirli
    seni düşündükçe susuyordum
    nehirler göller kandırmıyordu beni
    o kadınlara gidiyordum
    o bakır tenli kadınlara
    o kadınlarla da yattım
    adam boyu yaprakların üzerinde
    boyanıp boyanıp yeryüzüne çıkıyorduk derinlerden
    yorgundum
    kuşkuluydum
    iliklerime kadar bendim
    bir yeşildim
    bir beyazdım
    karanlıktım
    insan eti yiyenler anladı beni

    kanarya adalarında
    bir kamış kulübede iki ayna buldum
    birinde ellerim vardı kemik kemik
    parmaklarım beni çağırıyordu sana
    birinde gözlerim vardı
    ağlıyordum
    çiğnenmiş otlara döndüm
    ağlamaklı denizlere
    köpek balıklarının azı dişleri avutmaz beni

    bir gemiydim
    battım
    santa-isabelle adasının önünde
    şimdi 3200 metre derindeyim
    sana ahtapot gözleri topluyorum
    sana mürekkep balıklarının gözyaşlarını getireceğim
    bırak beni
    yosunlarla bir çeşmeden su içiyorum

    o derinliklerde bir mağarada buldum kendimi
    önce garipsedim çıplaklığımı
    utandım
    sonraları alıştım güzelliğime
    bir elim sendin
    bir elim ben
    ayaklarımı göremezdin
    öyle uzaktaydı
    sağ kolumu mekke'de kestiler şafak vakti
    utanmaz yalnızlığımla kaldım çaresiz
    bitmez
    haçlı seferleri boyunca anlatsam maceramı
    yakına gel
    dört yanımız iri ıstakozlarla dolu
    yalnız değiliz

    tuk ki bu tuzlu balıklarda benim yüreklerim çarpıyor
    tut ki gözümün yarısı elmada yarısı kapanık
    tut ki ben beyaz peynirim ben zeytinim
    al
    ekmeğine katık et beni

    dufy'nin bir sokağı vardı bilir misin
    ilkin seni o mor sokakta gördüm
    temmuzun on dördüydü
    bütün itliği üzerindeydi güneşin
    bir yeşil elbisen vardı
    bir siyah ayakkabın vardı
    bir gözlerin vardı
    bir dudakların vardı
    ama ben yoktum o sokakta
    tahiti adalarında
    gaugin'le seni düşünüyordum
    absent kadehlerinde ellerini içiyordum yudum yudum
    dufy'nin sokağı aklıma nereden geldi

    bir çift zar aldım
    attım gökyüzüne
    adis-ababa şehrine düştü
    adis-ababa şehrinde kadınlar
    hepyek bakıyordu yüzüme
    yüzümde cinayetler işleniyordu her gece
    kadmiyum kırmızısından kanlar akıyordu nehir nehir
    sen baksan görürdün
    her gözüme bir düşeş oturmuştu
    sen görsen anlardın
    titanyum beyazı yalnızlığımı

    budapeşte köprüsünün üzerinde
    bir çingene falıma baktı
    dedi üç günde öleceksin
    ben üç bin yıldır seni arıyorum
    kapılara sığmıyor umutsuzluğum
    lağım kokuları gibi çirkef gibi kederliyim
    içimden dünyayı ipe çekmek geliyor
    cümle yıldızlar şahidim olsun
    yapmazsam adam değilim

    şanghay'da orospular benimle yatmadı
    çirkinsin dediler
    pissin dediler
    yıkandım arındım
    afyon yüklü mavnalar geçiyordu çin denizinden
    birisi geçmişime küfretti
    tuttum öldürdüm
    geçmişim seninle güzeldi temizdi aktı
    kirlettim
    affet beni

    hamamatsu'da bir geyşa kızı yüzüme tükürdü
    pyong-yang'da kurşuna dizdiler beni
    tiz bir boru sesi üç defa ti çekti
    trampetler başımda zonkluyordu
    kederliydim
    çaresizdim
    canım tchaikovski'yi dinlemek istiyordu
    ah o keman konçertoları öldürdü beni

    dinsizdim istanbul'da minareler üstüme yıkıldı
    yoksuldum kudüs'te kiliseler kabul etmedi beni
    gelme diyorsun
    bu gel demektir
    birazdan akşam olacak
    rachmaninof'la bir meyhanede içmeliyim bu gece
    sonra sana gelmeliyim
    rachmaninof nereye giderse gitsin

    şimdi bir derin mavide akşam oluyor
    gök mavi deniz mavi
    mor dağlar yeşil ağaçlar mavi
    bozuk düzen mavi gecelerden sesleniyorum sana
    ne opera aryaları
    ne beşinci senfonisi beethoven'ın
    bir yalnızlık marşıdır çalınıyor uzakta
    gün ışığı arkamızda kaldı bak
    tanyerinde unuttuk gözlerimizi
    gel artık
    hayata yeniden başlayalım
    gel artık
    bu mavilerde kimseler görmez bizi

    solfej anahtarlarını kaldıralım
    do'ların mi'lerin önünden
    bırakalım bu dünyayı alabildiğine dönsün
    ölmekse daha kolay ne var
    yaşamaksa sensiz mümkün değil
    iskender adam edemedi bu dünyayı
    biz mi edeceğiz
    eflatun çözemedi yaşamanın sırrını
    biz mi çözeceğiz
    bütün yataklar bir kişilik
    git diyorsun
    nereye gideyim
    birazdan gece olacak
    ağır kılıçlar parçalayacak yüreğimi
    pis bir koku gibi çökecek üstüme yalnızlığım
    seni düşüneceğim stepler ortasında yorgun kimsesiz
    dolu dizgin atlılar geçmeyecek yüreğimden
    bir gözümde gümüş mahmuzların pırıltısı hazin
    bir gözümde bozulmuş nal izleri
    durup durup ağlayacağım

    sen bu ayrılıklar için mi yaratıldın söyle
    bu zehir zemberek kederler için mi
    bak bütün orkestralar sustu
    bütün ışıkları söndü dünyanın
    korkma
    haydi uzat ellerini
    geçmiş yılları yeniden yaşayalım bir bir
    bak dinle
    bir seslenen var uzaklardan
    bak dinle
    kader kapıyı çalıyor
    gelme diyorsun
    gelme diyorsun
    bu gel demektir.

    tanrının bıraktığı yerden biz başlayalım
    üç milyar insanın yarısını sen öldür yarısını ben
    üç kişi kalsak yetişir yeryüzünde
    yaklaş bana
    seninle kardeş değiliz

    hüzünle karışık sevinçlerden kurtul artık
    arzuların o belli belirsiz sıcaklığını sev
    biliyorsun
    önce tanrı insanı yarattı
    sonra insan sevgiyi
    ne yapsak boş
    ne kadar çabalasak faydasız
    geriye dönemeyiz
    olanlar oldu iş işten geçti
    çamurumuza sevgi katılmış bir kere

    kim bu şarkıları söyleyen
    karcığar faslından düm tek üzere
    aklım bir yere erişti durdu
    susun
    şimdi üçgenlerle oynuyorum
    kaldırın bu daireleri
    bir model kız geldi soyundu karşımda
    saçlarından üç fırça yaptım
    üç tüp boyan vardı
    verenoz yeşili zümrüt yeşili krom yeşili
    hepsini kattım birbirine
    senin yeşilini buldum
    senin yeşilinde orkestralar debussy'den çalıyordu
    senin yeşilinde unuttum siyahlığımı

    bu deli eden uğultu nerden geliyor
    kim kırdı bu aynaları
    toplayın yüzümüzü görelim
    çirkin değiliz artık
    bir kapı açıldı önümüzde ölümsüzlüğe
    güzeliz
    sabahlar bizimle dolu
    ışık diyordun al işte
    kör kuyulara kadar ışıdı yeryüzü
    renk diyordun işte bak
    buram buram mavi
    çarşılar dolusu kırmızı
    süt beyazından geceler
    sarı güneşler ortasında turuncu bir gün
    yitirilmiş saadetlerin bahçesinde mor çiçekler

    kardeş değiliz diyorum inanmıyorsun
    yalan bunca faziletler yalan
    bizi bu ciğeri beş para etmez insanlar mahvediyor
    aldırma diyorum sana
    dünya ikimiz için yaratıldı
    üç milyar insan iş olsun diye geldi yeryüzüne

    istesen hayat verirdim bu karanlıklara
    istesen gökyüzünü bir mendil gibi yırtardım
    denizlerden, göllerden, nehirlerden
    sana görmediğin renkler yaratırdım
    zamanın ötesinde
    yeni bir dünya kurardım sana
    insansız tanrısız kadersiz
    severdin
    dağ rüzgârlarının serinliğince
    yaşardın
    bu sefil dünyamızdan uzak

    bir yanıp bir sönen ışıklar gibiyim
    yumruk kadar yüreğimde sen varsın
    kutsal kaderler içinde seninleyim artık
    sarı badanalı evlerde baş başayız
    bütün duvarlara gölgen kazınmış
    kokun sinmiş bütün perdelere
    kapılarda parmakların beyaz beyaz
    sokaklarda ayaklarının izi
    ben bu sokaklarda ölsem
    kaldırımlar çekmez ağırlığımı
    söylesem aşkımı asırlar boyunca
    bu ikiyüzlü insanlar anlamaz beni

    desem ki yeryüzüne beş peygamber geldi
    beşincisi sensin
    desem ki iki kişi kaldık dünyada
    ikincisi sensin
    desem ki birisi var yeri göğü var eden
    o da sen olurdun
    sana tapmak için
    kilden bir heykel yapardım güzelliğince
    bilsem ki sen tanrı'dan iyisin
    bilsem ki tanrı senden güzel değil

    senin o kocaman kocaman gözlerin yok mu
    nasıl duruyor boşluğunda arzuların anlamıyorum
    nasıl nasıl bakıyor bana
    böyle merhametten uzak
    git diyorsun nereye gideyim
    ümitlerim ne olacak
    bunca şiirleri kim söyleyecek sana
    kim anlatacak dünyaya sığmayan güzelliğini

    ...
    0 ...
  20. bir kulunu çok sevdim türkçeyi hiç bilmiyor

    1.
  21. okuduğu başlık veya entrylerdeki anlatım bozukluklarına kafayı takan yazar söylemi.
    3 ...
  22. anneanne ve dedelerin de sevistigi gercegi

    1.
  23. kimsenin farkında olmadığı gerçektir. (bkz: anane, gelenek güzel şeyler bunlar)
    alakasız görünmesin editi: anneanne-anane karışıklığına istinaden yazılmış bir entry idi.
    0 ...
  24. okuma yazma bilen yazar araniyor

    ?.
  25. okuma yazma becerisini sözlükte gösteremeyen yazarları gördükçe akıldan geçen cümledir. hırstan, öfkeden gözü kararmış bünyeler okumadan yazarken yanlışları ard arda sıralar, okuyucuları da canından bezdirir.

    * * *
    1 ...
  26. adin gulen ama agliyor ve aglatiyorsun herkesi

    ?.
  27. fethullah gülen için söylenebilecek bir eleştiri.
    0 ...
  28. mehmene banu

    1.
  29. ferhad ile şirin hikâyesinde şirin in ablası. şirin için güzelliğinden vazgeçer, aşktan değilse de aşkı yaşamaktan vazgeçer. şirin'e ulaşması için ferhad ı demirdağ'ı delmeye yollar.
    1 ...
  30. sen beni yenemedin cunku

    1.
  31. "ben senle oynamadım" diye devam eden yasemin mori şarkısı (bkz: konuşmak). yüksek sesle dinlenmesi ve eşlik edilmesi pek bir güzel olan şarkı.
    0 ...
  32. moderatörler mal varlıklarını açıklasın

    1.
  33. moderatörlerin koltuğuna göz diken yazar söylemi.
    2 ...
  34. öğretmenlerden daha zeki olduğunu sanmak

    1.
  35. aruz ölçüsünün ne olduğunu, nasıl bulunduğunu bilmeyen lise son öğrencisinin, ilklerle ilgili bir kitaptan aruzu ilk kullanan kişinin adını öğrenip öğretmene sorması ve cevap alamaması nedeniyle ulaştığı sonuçtur. "zekânın tanımını da okuyup öğrense ya" diye düşündürür.
    3 ...
  36. geçen gün ömürdendir

    1.
  37. yaninda da sut

    ?.
  38. susam sokağında kütüphaneye gidip kitap ve kurabiye isteyen kurabiye canavarının üçüncü isteğini iletirken kullandığı cümle.
    2 ...
  39. bir dost az ikisi cokmus

    ?.
  40. feridun düzağaç ın kara kara parçasında geçen bir cümle. insanın dost dediği kendi gibi biriyse geçerlidir bu durum. bir kişi yalnızlığınızı azaltmaz, iki kişiye ise katlanılmaz.

    edit: "bir dost az ikisi çokmuş/ ortası yokmuş" diye devam eden şarkı.
    1 ...
  41. sevgilisinin dudağına oje süren erkek

    1.
  42. kursun kalemin arkasindaki kucuk silgi

    1.
  43. sahibi tarafından hiç kullanılmamışsa ödünç alan kişi tarafından da kullanılmaması gereken silgidir. *
    2 ...
  44. evcillestirilmek

    ?.
  45. küçük prenste tilkinin küçük prens'ten istediği şey.

    --spoiler--
    'sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin'dedi tilki. 'insanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur. her şeyi dükkandan hazır alırlar. ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de, hiç arkadaşları olmaz. eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni!'
    'ne yapmam gerekiyor peki?' diye sordu küçük prens.
    'çok sabırlı olman gerekiyor. önce çimenlerin üstüne, biraz uzağıma oturmalısın. ben gözümün ucuyla seni izleyeceğim, sen hiçbir şey söylemeyeceksin. sözcükler yanlış anlamalara neden olurlar. ama her gün, biraz daha yakına gelebilirsin.'
    ertesi gün küçük prens yine geldi.
    'her gün aynı saatte gelmelisin.' dedi tilki. 'örneğin öğleden sonra saat dörtte gelirsen, ben saat üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım. zaman ilerledikçe de daha mutlu olurum. saat dörtte endişelenmeye ve üzülmeye başlarım. mutluluğun bedelini öğrenirim.'
    ...
    böylelikle küçük prens tilkiyi evcilleştirdi. ve ayrılma vakti geldiğinde 'ah! sanırım ağlayacağım.' dedi tilki.
    'bu senin hatan.' dedi küçük prens. 'ben sana zarar vermek istemedim. seni evcilleştirmemi sen istedin.'
    'doğru, haklısın.' dedi tilki.
    'ama ağlayacağını söyledin!'
    'evet, öyle.'
    'o halde bunun sana hiçbir yararı olmadı.'
    'hayır, oldu. buğday tarlalarının rengini gördükçe seni hatırlayacağım. şimdi git ve güllere bir kez daha bak. O zaman kendi gülünün evrende eşsiz ve tek olduğunu anlayacaksın.'
    --spoiler--
    0 ...
  46. sahibinden habersiz hareket eden golge

    ?.
  47. şizofren sanrılarından biri. kabus sahnesi.
    0 ...
  48. denizle basim dertte

    ?.
  49. recep tayyip erdoğan'ın ağzından çıkması muhtemel cümle. * * *
    0 ...
  50. turk e benzememekle ovunen ulkucu

    ?.
  51. orada burada ülkücü olduğunu belirtme ihtiyacı duyduğu, milliyetçilikten öte ırkçılık yaptığı halde yurt dışına gittiğinde kendisine "türk'e benzemiyorsun" diyenlerden övgüyle bahseden ülkücüdür. gariptir ama vardır böyle tipler.

    sıfat tamlamaları veya sıfat-fiil grupları hakkında bilgisi olmayanlar için edit: "siyah kalem" tamlamasında bütün kalemlerin siyah olduğundan değil, sadece rengi siyah olan kalemlerden bahsedilmiş olup işbu entry'de de bütün ülkücülerin türk'e benzememekle övündüklerinden değil, türk'e benzememekle övünen bazı ülkücülerin olduğundan bahsedilmiştir. (edit de uzun olduğu için yine anlaşılmayacak ama neyse.)

    gocunanlar için edit: tamam tamam sen türk'e benziyorsun, geç. kafatası ırkçısı seni. *
    1 ...
  52. ogretmen atamalarinin durdurulmasi

    1.
  53. 2008-2009 eğitim ve öğretim yılı ders etkinliklerinin 8 eylül 2008 tarihinde başlayacağı dikkate alınarak, öğretmenlerin atama ve yer değiştirme yönetmeliğinin ilgili maddelerinde belirtildiği şekilde; (1) hastalığı nedeniyle hayati tehlikesi bulunanların sağlık durumu özrüne, (2) özel hayatını etkileyen olumsuz nedenlere bağlı olarak bulunduğu ilde görevini verimli bir biçimde yerine getirme imkânı kalmadığını savcılık veya güvenlik birimlerince düzenlenmiş belge ile belgelendirenler ile (3) terör eylemleri nedeniyle eşi ve yakınları şehit olanların olağanüstü hâllere bağlı yer değiştirme işlemleri, (4) norm kadro fazlası olanların, (5) yaz tatili döneminde özür durumundan dağıtım için il/ilçe emrine verilmiş olanların, (6) soruşturmaya dayalı görev yeri değişikliği teklif edilenlerin yer değiştirmeleri hariç olmak üzere her türlü atama ve görevlendirme dâhil yer değiştirme işlemleri, söz konusu tarihten itibaren yarıyıl tatiline kadar durdurulmuştur.
    şeklinde duyurulan saçmalık. sanki okulun açılma tarihi yeni belirlenmiş ve bu işi de milli eğitim bakanlığı'ndan başka bir kurum yapıyormuş da, bakanlığa haber vermemiş gibi utanmadan, sıkılmadan yayınladıkları duyurudur.
    0 ...
  54. sozlugun sagindan kalkmasi

    ?.
  55. yazarların ne kadar sağda olduklarını gösterme çabasıyla başlık açma yarışına girmesinden mütevellit durum.
    0 ...
  56. giresun kayiklari

    1.
  57. şevval sam ın karadeniz albümünde seslendirdiği türkü. fuat saka nın bu düzenlemesiyle müziği eski türk filmlerini hatırlatır.

    oy giresun kayıkları
    hep geliyor açıktan
    sevdim de alamadım
    ölüyom efkarımdan

    ağam haydi yar haydi
    gunduram taştan gaydi
    elin nişanlısına da
    nasıl diyeyim haydi

    oy giresun'un evleri
    şima ile gaynama
    benim ile oynadın
    başkasıyla oynama
    0 ...
  58. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2025 uludağ sözlük