Ankara'da bulunan bir müzik aletleri mağazası. internet üzeinden de satış yapıyorlar sanırım. internet sitelerinden bir adet fender stratocaster almayı düşünüyordum ancak siteleri satın almaktan vazgeçmemiz için yapılmış gibi, garip. ne arayıp soru sorabileceğiniz bir telefon numarası var, ne doğru dürüst açıklama var ne de birden fazla fotoğrafı olan bir ürün var. googledan dükkana ait olduğu yazan bir numara bulup aradım ancak onu da açan olmadı. birkaç gün direnip vazgeçtim.
otogarda ramazanda sigara içenleri görünce bir acayip triplere giren meczuptur. sigarayı mı canın çekiyor, yoksa bütün dünya oruç tutsun, kimse günaha girmesin mi istiyorsun derdin nedir o da anlaşılmıyor ki.
kral olunca yapılacak ilk ve belki de tek eylemi gerçekleştirmeleridir. kral olmak demek, tahtta yanlamasına oturup (yatar gibi) bütün gün üzüm yemek demek. Böyle salkımın sapından tutup yukarı kaldırarak, kafayı da hafifçe yukarı bakar gibi kaldırarak durmadan üzüm yemek. Sen üzümü yerken iki tarafında iki kız, elinde koskoca ne yaprağıysa artık o, o yaprağı yelpaze gibi sana doğru aşağı yukarı sallıyor. işte kralın bir günü.
Tatil ya da başka bir sebepten dolayı uzun bir süre evde olmamanızın ardından eve gelip tuvalete girdiğinizde gerçekleşen durumdur. kıçınız klozetin yapısını, şeklini hissiyatını unutmuştur, oturduğunuz anda o klozeti hatırlayamaz, "burada bir gariplik var" diye mesaj gönderir size. halbuki tek gariplik, uzun süre o klozeti değil de başka klozeti kullanmış olmanızdır. sonuçta her klozetin kendine has bir yapısı, karakteri, duruşu var.
haber sitelerinin yaptığı saçma salak eylem. Ölüm haberinin metninde "Ölmeden 4 gün önce yaptığı 'Hızlı yaşarsan ömür çabuk biter' paylaşımı dikkat çekti." şeklindeki ifadeleri görebilirsiniz.
kaya albümünden bir bob marley şarkısı. 3:05'te "On a misty morning" dedikten sonra abimizin "ooaaahağağağa" şeklinde bir çığırışı vardır ki insanın içini bir hoş eder. *
aslında psikolojik rahatsızlığı bile olmayandır. ama sık sık "deliyim ben" "deliye her gün bayram" "ben normal değilim ki, anormalim ben ve bu çok havalı" mealli konuşmalarına rastlarsınız.
yıllardır insanların hiç düşünmeden yaptığı eylem. gözlük takmak suretiyle cam gibi tehlikeli, kesici bir maddeyi hiç düşünmeden göz gibi hassas, narin bir organın tam dibine dayamaktır. hiç birimiz de "ulan bir şey olur, kırılır mırılır, gözceğizimi dağıtır bu cam, takmasam mı acaba bu gözlüğü?" diye düşünmüyor. artık titreyin ve kendinize gelin, yeter.
belki bir anlık gazın, belki de doyumsuz isteklerinin kurbanı olan insandır. hatta o kadar okumaz ki bu, kitabı bir kenara atar, aldığını bile unutur, geri istediğinizde bulamaz.
daha doğrusu "yeni çiğnenmeye başlanmış sakızı atmak zorunda kalmak" olan hüzünlü durumdur. resmi bir mekana falan girerken, daha tadını alamadığınız güzelim sakızı ellerinizle gönderirsiniz çöp kutusuna.
geyik muhabbetlerinde sorulan "cenazende hangi şarkının çalmasını isterdin?" sorusuna konu olan hayali eylem. hele türkiye'de yapıldığında ahalinin "ulan haannnasssınıı! daş yoh mu laaağnn!" diye saldırması an meselesidir.
kapıdaki anahtar soktuğumuz yerin ters olması durumudur. bu yüzden anahtarı düz olarak değil, ters çevirip sokmak gerekir. yaptığım araştırmalara göre kapısının anahtar yeri ters olan aileler birleşirse rahatlıkla dünyayı ele geçirebilecek bir kitle oluşacaktır.
her yıl binlerce gencin sarfettiği cümledir. muhabbet esnasında konu babaya, babadan yenen dayaklara falan geldiğinde gencimiz sahneye çıkar, "valla hacı babam hiç dövmemiştir, ama bir laf söyler bana, dövmekten beter yapar." der.
bir süredir uzun saçıyla tanınan arkadaşın saçlarını kısa kestirip ortalığa çıktığı zaman gerçekleştirilen eylemdir. ulan adamcağızlar zaten çoğunlukla saçını kestirdikten sonra depresyonda oluyorlar, bir de sen vurma, "aa saçlarını mı kestirdin? güzel olmuş hacı." falan de, ne bileyim "ah, aziz dostum, seni gördükçe kız olmadığım için pişman oluyorum." gibi bir şeyler söyle, hayvanlamasına "naaağptın lan sen?!" diye girme muhabbete. yazık adama.
görsel efektli veya gerçekte olması pek mümkün olmayan sahneler içeren herhangi bir reklam, film falan gören yaşlı amcalarımızın, teyzelerimizin tepkisidir. "hep bilgisayarın işi bunlar, bilgisayarla yapıyolar." öyle de basit söylerler ki sanırsın bir tuşu var, basıyorsun efekti kendisi veriyor bilgisayar.