ergen bir kızın karşı cinse söylediği ünlem içerikli cümledir. şöyle ki;
ilköğretimin bağrından kopup gelmiş lise bir incileri arasında geçen konuşma; biri kız biri erkek olmak üzere 2 yakın arkadaş yan yana dururken, kızın çocuğa hareket çekmesiyle birlikte, gayet beyefendi olan oğlumuz bir anda ürperir. (erkekler kendi aralarında yapıyor ya hani el şakaları bilmem ne)kızımızın dil pabuç gibi, cevabı da hazır;
" korkuyorsan taşımayacaksın!" bunun üzerine çocuktan çıt çıkmaz, olayın şaşkınlığı içinde bir kıza bir sınıfa bakar durur. yazık çocuğa!
son zamanlarda "hayat" kelimesini kullanmaya dilim çok varmıyor ya, yine de diyeceğim.
kötüler durduk yere kötü olmaz, iyilerin de doğuştan iyi olduğunu sanmıyorum. kimsenin de yalan söylemediği falan yok. en azından ayrıntıları gizliyordur...
ömrümüzün ne kadar süreceğini, ne zaman sona geleceğimizi de bilen yok! o halde dağıtın, dağılın, savrulun demek de doğru mu olur onu da bilmiyorum inanın.
havalar güzel giderdi, eskiler unutulurdu, kimse kimsenin aklına gelmezdi, yeniden başlamak kolay olurdu.....
-----------------------------> işin içine birileri girmeseydi.
az önce geçmiş bulunduğum görükle kampüsündeki yiyişme mekanıdır. öyle böyle değil, liseli bebeler bile gelmiş. çocuk elini kızın neresine denk getirmesi gerektiğini hayal ederken, liseli kızımızın liseli bebemize söylediği cümleler aklında bile değil.
üniversitelilerin de uğrak mekanıdır ayrıca. karanlıkta da iyi gider.
gençler! böyle şeyleri yapmaya ne gerek var gidin en ucuzundan bitli bir pansiyon bulun yahu! herkesin gözü önünde adrenalin patlaması yaşamak istiyorsanız o ayrı. kolay gelsin!
geçenlerde samimi bir arkadaşım 4 oda arkadaşımla beraber beni de yağuşuklu sıralamasına tabi tuttu. inanmak istemedim. yok yok ben yağuşukluyum diyesim geldi şimdi. kabullenemiyorum ne yapayım?
festival;
14-23 mart 2012 tarihleri arasında gerçekleşen,johnnie walker black label önderliğinde 40tan fazla etkinlik noktasında sizleri bekliyormuş efendim.
"tanrı biliyor ya, bahtsız bir hergeleyim ben. deliklerle dolu bir şapkadan daha anlamsız. alçağın tekiyim. liyakatsiz. değersiz.
evet ya! grotesk görünümlü. biçimsiz. evet! biçimsiz. evet! biçimsiz ve alçak. çirkin bir edim."
çevredeki insanlara sıkça sorulan "bir neden göster devam edeyim be moruk" düşüncesini içeren, intihar etmek dışında her türlü ve herkesin yaptığı eylemlere dayanamama biçimidir.
bir neden gösterin moruk, iyi bir neden olsun. sevabı günahı ahireti boş verin. yaşamın güzelliğinden bir örnek verin ama bunu kemikci kılığına bürünerek düşünün kendi yaşam biçiminizle değil.
kurt duy sesimi! yine sarhoşum, hayır sarhoş olduğumu niye ifşa ediyorsam!
bugün arkadaşa insan var bir de insancıklar var dedim, insancıklara tahammülüm yok! aslında iyi niyetliydim ben ve yardımseverdim sizler sömürdünüz dostlar...
alın işte yine eksileneceğim ama kimin umrunda? bu sözlüğü de bu kadar kafaya takmayın be ne o öyle! öyle tipler var biliyorum. gülmeyin boşuna.
hayatın anlamının sevmek ve sevilmekten geçtiğini iddaa etmeyin sakın bana. çünkü yok öyle bir dünya!
kültürlüyüm ayağı hiç çekmeyin verdiğiniz örneklerde gerçekten çekilmiyorsunuz hatta entry altına bir şeyler bile döşemeyin, zaten silinip gidecek değil mi?
insancık müsvettesi olarak hayat bu gençler yarın ne olacağı belli olmaz ama yarına kadar kendime iyi uçuşlar diliyorum, hoşçakalın bol bol eski günleri içinizden geçirip depresyona girin...
laaannn! BEĞENMEDiYSENiZ BEĞENMEDiNiZ BOŞUNA EKSiLEMEYiN ZATEN AMACIM BEĞENMEMENiZ!
bir gün önce ölçüsüz içerek rakı masasında balık olacak kıvama geldikten sonra, sabaha karşı sızıp ertesi gün öğleden sonra bir baş ağrısıyla uyanarak gününüzü mahveden eylemdir, uzak durulasıdır.
yurt dışında bir balık almak için petshopa gelen hayvan severlerin, balık sahibi olabilmeleri için evlerine yetkililer geliyor ve hayvan refahı açısından araştırma yapıyorlar, ev hayvan için uygun mu diye. dolayısıyla hayvanlara değer veriliyor ve hayvan doktoru olan veterinerlere de aynı şekilde değer veriliyor.
insanlara bile değer verilmeyen ülkemize dönüp baktığımızda, insanlar tarafından değer bulan en önemli mesleği beşeri hekimlik olduğu görülür. veteriner hekimlik göz ardı edilen bir meslek grubudur, ancak göz ardı edilen bir nokta vardır ki; şunca zaman önünüze konulup afiyetle yediğiniz tüm et ürünleri insan ve hayvan hekimliğinini iş birliğiyle sofralara gelir. değer vermediğiniz veteriner hekimlikte de insan sağlığı temel hedeftir.
evrim sürecinin zirvesine ulaşan yazarın başına gelen, draması bol olay zincirlerinden oluşur.
+bundan böyle ocaktan direkt marta geçilsin ve takvimler şubatı göstermesin, yeter ulan!
gerçek dünyada bulması zor olan, yine de umudu kesmememiz gereken, bazen arayanın bulabileceği aslında aranmaması gereken sevgili modelidir.
kültürlüsü makbuldür.
itirafların en sıkıcı yönü karşındakinin çoğunlukla canını acıtmasıdır.
genelde itiraflar her zaman sıkıcıdır, ben itiraf ederken zevk alan birine rastlamadım ya neyse kendimle çeliştim, bütün nöronlarım mücadelede şu an.
pozitif düşünerek yol alan bireyin, yaşadığı evrende değer biçtiği güzelliklerin değersiz hale gelmesi ya da olumsuz düşüncelerin olumlu ve beklenmeyen duruma geçtiği, tebessüme neden olan olasılıktır.
"nasılsın?" sorusunun her soruluşunda, "kötüyüm, canım sıkılıyor, berbatım" gibi olumsuz cevaplar veren kişinin öğrenmesi ve hayatında yaşaması gereken çok şey vardır. kötü olmanın kişiden kişiye göre değişen tanımları vardır. kime göre ve neye göre kötüsündür, onu bir düşünmek gerekir. azıcık iyimserliğin kimseye bir zararı olmayacaktır, aziz dostum...
kaldı ki gerçekten kötü durumda olanların çoğu bunları dile getirmek yerine; hareketlerinden ve davranışlarından, surat asıklığından anlayabileceğimiz bir durumdur depresif olmak.
bünyede bağımlılık yaratan bir durum da olabilir çoğu zaman. iyi olduğu halde, kötü olmayı alışkanlık haline getirmiş depresif insan kişisi, iyi olma durumunu sözcüklere yansıtamaz ve kötü olmayı bir vazife olarak seçer.
Derin bir nefes alırsın önce, iç çekersin boş geçirdiğin günlere. vizelerden sonra ne yaptım diye düşünürsün, düşünürsün lakin aklına yaptığın doğru dürüst hiç bir şey gelmez. bari bir aktivite yapmış olsaydım diye içinden mırıldanırsın.
derslere gitmemişsindir, senin yerine imza atan bir iyi niyetli vatandaş bulunur ne de olsa... ancak dersi dinleyenlerin bile aklında bir çok konuyla ilgili bir fikir yokken, sen sınavda ne yapacaksın sayın akıllı bıdık?
artık acıların çocuğu olmaya mahkumsundur. son gece ne kadar çalışabilirsen, finalde onu biçersin. ya da diğer bir çözüm kopyadır ama ben ona hiç bulaşmadım. kaldıysam da hakkımla kaldım bunca zaman. gezip tozmanın, boş vakit geçirmenin cezasını öyle çıkardım.
kalbinde bir sıkışma, midende bir ağrı ve büyük bir pişmanlık varsa beyninde; bil ki final zamanın gelmiştir. doktora görünsen iyi olur.
yerli ya da yabancı filmlerde rastladığımız, jest mimikleriyle ayrı bir hava yaratan oyunculardır. güldürebilmeyi başarabilen; daha doğrusu işi cinselliğe vurmadan bunu yapan oyuncu sayısı azdır( seneryo diye bir şey var demeyin.)
en yakınındır, güvenirsin, söylersin kimseye söyleyemeyeceğin sıkıntını ama bir bakarsın ki duymayan kalmamış. bunun sonucunda depresif modda dolaşırsın yerli yersiz.
hayvan hastanesine gelen kediciğin başına gelen durumdur. sahibinin tam 3 gün tüm arkadaşlarından sakladığı zavallı kediyi, veteriner hekimlik okuyan bir kızcağız bulur ve hastaneye getirir.
sizlere her ne kadar anlamsız gelse de mavi ve narlıderenin birleştirilmiş şeklidir. anlamı büyüktür; anılar canlanır, tatlı bir telaş ve heyecan içerir zihindekiler.
bu birleşik isim özlemin ta kendisidir, özlenildiğini bilmeyenlere gelsin...
insan düşüncelerinin günden güne değiştiği toplumda, görüşlerimiz de gitgide değişebilir. ağzımızdan çıkan kelimelerle düşüncelerimizin belli başlı kısmını ifade edebiliriz. düşünceler giyiniş tarzımıza ayak uydurmaya başlar, ona göre hayat tarzımızı belirleriz.
söz edilen yer uludağ üniversitesi kampüsüyse tek başına yapılmayacak eylemdir lakin insanız bir günümüz diğer günümüze uymaz. can sıkıntısıyla bitmek üzere olan bir günde, eline sigaranı alıp, kulaklıklarını takarak tek başına nefes almaya hastaneye kadar yürürsün. sonra acilin önünden geçersin oradaki hasta yakınlarına bir göz gezdirirsin ve sonra kendini iyi hissetmek için bir nedenin vardır; iyisindir, çevrendeki herkes de iyidir.
öncelikle tek kişinin kullanabileceği üzerine rahatlıkla kitap ve dergileri yığabileceği bir yatak, kitaplık, buzdolabındaki jack daniels veya bol miktarda walker, badem, çikolata, devletin bize sağlayacağı sınırsız sigara gibi araç ve gereçlerdir.
önceliğin bir büyük rakı olmasıyla beraber rakı, beyaz peynir, meze gibi şeylerdir.
sevgiliden yeni ayrılan bireyin masanın bir köşesinde cep telefonunu da görebiliriz.
saçma olsa da dün yaptığım eylemdir. bütün tenha sokakları başımı önüme eğmeden dolaştım durdum, arkadan her ona benzettiğimin hızlıca yanından geçip yüzüne bakmak istedim. sonuç olarak da aradığım kişiyi bulamadım haliyle.