yıllar önceydi.
o zamanlar hazırlık sınıfında okuyordum. sınıf arkadaşlarım ve ben sürekli olarak teorik bilgi alıyorduk ama hiçbirimiz ingilizce konuşmak istemiyor, bundan utanıyorduk.
bir gün isveçli kristoffer isminde bir adamla karşılaşıp saatlerce ingilizce sohbet edince ecnebi gibi takır takır ingilizce konuşmaya başlamıştım.
o gün kendi kendime dedim ki "demek ki 3 ay amerika'da yaşasam türkçe'yi unutucam mnk".
birinci filmde aldığımız hazzı yeniden alamayacağımızı düşündüren film.
ilk filmde incir reçeli, aids, dokunamamak, öpememek gibi simgeler, semboller vardı.
bu defa ise daha çok bir halil sezai reklamı gibi olacağa benziyor.
umarım yanılıyorumdur. bekleyip görelim.