Canlı gözlemlerle Türkiye'de işçi sınıfı kültürünün puslu kalmış bir kesitini sunan, çarpıcı bir çalışmadır.
Dindarlık, işçilerin ve patronların üretim sürecine bakışlarını ve karşılıklı konumlanmalarını nasıl etkiliyor? Dinsel sosyalleşme, emek sürecinde tahakküm ilişkilerine ve politik hegemonyaya elverişli bir zemin oluşturuyor mu? Yasin Durak'ın Konya Organize Sanayi Sitesi'ndeki işçi-işveren ilişkileri örneğinde yaptığı araştırma, bu temel sorular etrafında bir tartışma örüyor. Dindar muhafazakârlık ekseninde sağlanan "ütopik uzlaşmayı" ve enformel ilişki ağları sistemini gözler önüne seriyor.
Bunun yanı sıra Durak, kültürel hegemonyanın meşruiyet çerçevesi içinde kalmakla beraber, işçilerin rıza ve tevekkül yerine açık veya gizli direniş mekanizmaları geliştirdiği anlara da dikkat çekiyor. Sınıf mücadelesinin "saklı" bir sahnesine dair ipuçları veriyor bize.
artık ''yallah, bisimillah, allahuekber'' eşliğinde onuncu yıl marşı okunur, kapanış da cav bella mücahit versiyon ile yapılır. sermayenin uşağı olmak böyle bişey tabi.
anladık, devlet aygıtı ''zor dönemeçlerde'' böyle atraksiyonlara girer. kim benden değilse cemaatçidir mantığı güdülür. bir çeşit cadı avı falan yapılır çünkü kalan %50ye düşman olarak iktidarsınızdır. ve aygıtın her kurumunda sizden gıcık kapanların sadece sümüklü fetonun müridleri olmadığının elbette farkındasınızdır.
ama kırk yıllık kp'li candan badem'i de ''parelel'' diye atmayınız çok sırıtıyorsunuz gerçekten. (tunceli üniversitesindenmiş bunu da öğrenmiş olduk).
bugün ankara adliyesinde olan saldırı. polis şuursuzluğunu bir kez daha gösteriyor.
darbe girişiminin ardından gözaltına alınanlara Ankara Barosu’ndan avukatlar atandı. Atama ile görevlerini yapıp savcılık ifadelerine giren avukatlar adliyedeki işleri bitmesine rağmen polis tarafından çıkarılmadı. 31. Asliye Ceza Mahkemesi önünde avukatlar önce polis tarafından çembere alındı; ardından da darp edildi. Polisler, görevlerini yapan avukatlara “Nasıl bunların avukatlığını yaparsınız?”, “Bunları da içeri almak lazım!” gibi sözlerle saldırdı.
bir edit: bu tarz saldırı akla deniz gezmiş'in 12 mart darbesinden sonra idam edilme sürecini hatırlatıyor. üç fidan'ın avukatı halit çelenk'e sözlü atarlar yapmışlar ama 12 mart faşistleri bile o avukata dayak atmamışlardır. bir de şimdiki ''darbe karşıtlarına'' bakınız.
15 temmuz bahanesiyle süregelen gözaltı, baskı terörü, islamcıların yaşam alanlarımıza saldırısı neticesinde ihtiyacımız olan politikadır. görüşlerimiz farklı olabilir, ama dört duvar görüş ayrımı bilmez. tüm laik muhalifler birleşmelidir, birbirini tutmalıdır. yoksa yok olur gideriz.
an itibariyle silahlarla, bıçaklarla gerçekleşen saldırıdır.
Dün gece denenen provokasyon girişimlerinin ardından mahalleye silahla saldıran AKP'liler, yurttaşlar tarafından püskürtüldü.
soL'un edindiği bilgilere göre önce silahla saldıran ve mahalleliler tarafından kovulan AKP'lilerin daha sonra da bıcaklarla saldırı girişiminde bulunduğu öğrenildi.
Paşaköşkü Camii'sinin çevresindeki sokakların polis tarafından kuşatıldığı öğrenilirken halk caminin önünde bekliyor. AKP'lilerin saldırmaya çalıştıkları da gelen bilgiler arasında. http://www.birgun.net/hab...arla-saldirdi-120357.html
tayibin çağrısıyla sokağa çıkanların marifetidir. Bugün (17 Temmuz) Ankara Garı’nın önünde duran ve 10 Ekim’de hayatlarını kaybedenler anısına yapılan anıta saldırdılar. http://sendika10.org/2016...emokrasi-anitina-saldiri/
sokağı bunlarda biraz daha kalırsa, belki de açık faşizm tesis edildi-edilecek.
bugün cevizlibağ otobüs durağında gerçekleşen olay. şaşırtmamıştır.
eren erdem diyor ki: ışid’in elini kolunu sallayarak bildiri dağıttığına dair ihbarlar aldık ve bölgeye gittik. bölgede birtakım kişilerin üzerinde tevhid dergisi yazan broşürler dağıtıyordu. ilçe başkanımız ve gençlik kollarımızla müdahale edince polis geldi; ancak emniyetin bu kişileri daha sonra serbest bıraktığını öğrendik. bildirinin altında yazan tevhid dergisi ise ışid’in türkiye emiri ebu hanzala’ya ait. tevhid dergisi’nin internet sitesinde girildiğinde ebu hanzala’ya ait olduğu net bir şekilde görülüyor. ilçe başkanımız ve gençlik kollarımızdan arkadaşlar, ışid’çilerin bildiri dağıtmasına engel olmasaydı eğer, yayınlar dağıtılmaya devam edecekti. 40’tan fazla insanımızı henüz yeni kaybetmişken, ışid’in bu kadar kalabalık yerlerde rahatlıkla bildiri dağıtması ihmal olarak nitelenemez. bunun peşini bırakmayacağız.