TRT 2'de 10 yıldır "sinema ve edebiyat" adlı hoş bir program da sunan hukuk öğrenimi görmüş sinema eleştirmeni. sinema eleştirmeni olarak yaptığı değerli katkıları yanında kendisinin c.pavese, i. calvino, m. kundera gibi yazarlardan çevirileri vardır. özellikle decameron çevirisi pek çok ödül de almıştır.
arapça fücur kökünden gelir ve günahkar, rezil, yalancı anlamlarını da karşılamakla beraber erkeğe düşkün kadın veya kadına düşkün erkek için de kullanılır.
trakyakrallarından kisseus'un kızı.doğurganlığıyla anılır. tragedya yazarı euripides onun elli kadar çocuk doğurduğunu söyler. troya'da bir sürü şeyler olmuş (uzatmayalım) hekaba'ye kızan yunanlılaronu recmetmeye karar verir. fakat taşların altında kalan hekabe'nin cesedi yerine ateş gözlü bir köpek bulurlar.
fransız sürrealist şair Louis Aragon'un kendisine muhteşem aşk şiirlerini yazdığı eşi. tüm aşıklara da "mutlu aşk yoktur" dizelerini armağan etmesini sağlar elsa aragon'un. gözleri için de muhteşem bir şiir yazacaktır aragon elsa'nın:
Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de
Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm
Orada bütün ümitsizleri bekleyen ölüm
Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde
Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde
Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer
Yaz meleklerinin eteklerinden bulutlar biçer
Göklerin en mavisi buğdayların üzerinde
Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgâr
Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince
Camın kırılan yerindeki maviliğini de
Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar.
bugün yaşamayan bir meslek adı. ucuz ayakkabı yapıp satan kimse. kavaflar üretmekle da kalmaz üreticilerle mağazalar arasında aracı kurum görevini de üstlenirlerdi.
küçücük fırınında yaptığı ekmeklerle ve bereketiyle tüm kenti doyurduğu rivayet edilen hazret. fırını ve yanındaki dergahı bursa'da dağın eteklerinde bir yerlerde. kürekleri de hala durmaktadır.
Muammer ketencoğlu, sumru ağıryürüyen ve türk müziğini çok sevip artık türkiye'de yaşayan kanadalı muhteşem müzikolog, sevimli kadın Brenna maccrimmon'un balkan müziklerini içeren albümü.
macar besteci. 1930'larda ülkemize davetli olarak gelmiş Türk halk müziği araştırmaları yapmış, müzik derlemeleri ve araştırmaları için yol yordam göstermiş bir müzikologtur.
italyan yazar boccacio'nun yazdığı 100 öyküden oluşan kitabı. kitaptaki öyküler batı edebiyatının ilk öykü örnekleri sayılmaktadır. veba salgınında bir villaya sığınan kadın ve erkeklerin on gün boyunca birbirlerine anlattıkları öyküleri içermektedir.
birden çok partinin bir araya gelerek, geniş katılımla ama bol tavizle vardıkları uzlaşma anlamında batı kökenli sözlük. tam karşığı bulunamamış "oydaşma" sözcüğü önerilmiş ama tutmamıştır.
kapitalizmin ortaya çıkardığı yeni icat bir sendromdur ki kaçınılmazdır. ofis ortamında çalışanlarda görülür. çalışma saatlerinin uzunluğuyla başlayıp dağınık masanın ve işlerin kötü gitmesinin insanda tamiri mümkün olmayan hasarlar bıraktığını söylerler. çalışanların insan olduğunun unutulmaması ve ara ara tatil yapılması da ilacıdır kanaatimce.
adını colombia'daki bir nehirden aldığı söylenen müzik şirketi. 30 albümle dünyanın dört bir yanından müzik örnekleri sunmuşlar. etnik müzik meraklıları için keyifli ve bilgilendirici albümler. türk müziği diye sunulan Turkish Groove adlı albümün listesi şöyle:
Bendeniz - Kirmizi Biber
Mustafa Sandal - Kalmadi
Sertab - Buda
Nilgül - Piş Pişla
Tarkan - Dudu
Gülseren - Şinanay
Emrah - Kusursuzsun
Göksel - Ayrilik Günü
Tuğba Ekinci - Oha Falan Oldum Yani
Nazan Öncel - Atiyosun
Sezen Aksu - Şanima Inanma
gerçi bunlar bu mudur bizim müziğimizi dünyaya tanıtacak liste dedirtip hüzünlendirmekte ama bunun yanında music from the tea lands albümde erkan oğur'la okan murat öztürk'ün düzenlemesiyle gerizler başı türküsü de bulunuyor ki çok hoş.
albümlerin kapak tasarımları da harika.
meraklısına http://www.putumayo.com
meraklı kedinin halihazırda açık bulunan veet ağda bandına pati atmasıyla yapışması. silkeledikçe sinir olmuştu. diğer patisiyle çıkarmaya çalışmış başaramayınca koşup kaçarak kurtulmaya çalışmış, koştukça ayağının altında hışır hışır çıkan sese anlam veremeyip bağırıp durmuş, deli olmuştu. e tabi benim yakalamam da çok zor olmuştu. en zoru da ağda bandını çekme anıydı.