Anne veya babaya; "sevgilim var bana harçlık ver" yalanlarını söylemekten çekinmeyen nesil çocuklarıyız. Ya da başka bir dille anlatmak istersek; eski sevgiliye söylenen cümledir " sevgilim var. Artık beni rahatsız etme" vb. diyologlar kurup yalan söylemekten çekinmeyen biz insanlar...
Evet. Yıllar sonra geri döndüm sözlük hayatıma... En son 2012 yıllarıydı yani üniversite yıllarımdı ve aradan 4 yıl geçti. Bu geçen zaman sürecinde bir defa olsun girip bakmamıştım neler oluyor diye. Sanki eski sevgilinle, eski bir dostun veya bebeklik arkadaşınla buluşmuş gibi...
anne: çocuk doğurmak, çamaşır, bulaşık, ev yemeği vb. evin gerektirdiği işleri yaparak ben anneyim diyemez.
baba: eve ekmek getirerek, çocuk okutarak, kıyafet alarak ben babayım diyemez.
anne ve baba olmak sorumluluk ister.
çocuk eve geldiği zaman evde ne baba ne de anne'yi bulamazsa ve bu defalarca tekrarlanılırsa o evde yetişen çocuk iyi bi birey olamaz..
sevgilinin kendi burnunu silme imkanı olmasına rağmen, yani eli ayağı tutmasına rağmen yapılıyorsa gereksizdir; hatta ileri gidiyorum hakarettir lan. bebek muamelesi yapmaktır. "hıhh yap çocuum" desin de tam olsun.
her kenti ayrı güzel olan türkiye'nin üçüncü büyük il'i izmir. aşığım. akşam çıkıp alsancak, konak ve ya kordon boyu sevgili ile yürümek. denizin kokusu ayrı bi tat. vazgeçemeyeceğim ikinci il. he bir de bilenler bilirler ikinci kordona uğramayan izmirli değildir ya da pınarbaşı..
sadece kendiniz için yaşayın ve;
- konuşmadan önce dinleyin,
- yazmadan önce düşünün,
- harcamadan önce kazanın,
- dua etmeden önce bağışlayın,
- incitmeden önce hissedin,
- nefret etmeden önce sevin,
- vazgeçmeden önce çabalayın,
- ölmeden önce yaşayın.
hayat budur işte. onu hissedin, onu yaşayın ve ondan hoşnut olun. ancak hayattan bi bekletiniz olsun.
çoğu yazarın günlük hayatı okul, ev arasıdır. okula git ders bitiminde 1 - 2 saat gez acıktığını hisset eve git yemek ye ve bi daha da çıkma. her gün yaptığımız aynı işler (bkz: monoton).
hava yağmurlu veya güneşli hiç farketmez 2 - 3 arkadaş toplanıp
- bugün ne yapcaz ya?
- hiç bi fikrim yokkk
- hava nasıl yağmurlu mu?
- evet
- balığa gidelim hadi
- ne? bu yağmurda mı ?
- evet ya hadi hazırlan..
gibi balık avı yağmur, kar, fırtına, tipi, güneşli.. dinlemez eğlenceli ve doğa ile birleşik olmak insanı rahatlatır, kuş sesleri, kurbağa sesler, suyun üzerinde sıçrayan balıklar gibi. yani balık sevdası hiç bi şeye benzemez.
üniversite hayatında ikinci öğretim olanlar ders 5'te başlar 10 veya 11'de biter eve gider kıyafet değiştirmeden yemek hazırlanır kıyafet değişir rahat bi şeyler giyilir sonra ya tv. başına ya da pc başına geçilir eğer ki arkadaş ortamı varsa sabaha kadar içelim, playstation oynayıp, film izle derken bakmışsın ki saat 8 - 9 olmuş.
- abi yatalım artık beynim sulandı yaa
- dur bi el daha oynayalım yatarız
- yok yok yatıyorum ben iyi geceler..
sonu gelmeyeceği bilirken, yasak olduğu bilip ve hala bu aşkın fırtınasında her gün ilerledikçe kaybolup, zaman her geçen gün harcayıp yok ediyorsa. canından gün gün yiyip bitiriyorsa aşka güvenin kalmadıysa bırak peşini ancak aşka her zaman güvenilir ama insanlara asla!.
güzel bi gece geçirmek için arkadaşları eve çağırdıktan sonra olan bitenler;
çerez kabukları, alkol kalıntıları, kusmuklar..
herkes gittikten sonra pisliği senin temizlemen kötü bi durum.
kıyametin hasıl olması ile birlikte ekstra baskıya gidecek ve muhtemelen son baskısını yapacak gazetelerin manşetleridir.
sabah gazetesi: biz öldük!
cumhuriyet gazetesi: atamıza kavuştuk!
star gazetesi: şok şok! sonunda koptu!
arena: rüşvetle cennete girenler!
yeni şafak: chp mahşerde yine olay çıkardı!
emniyet müdürlüğü: cehennemde ergenekon cephaneliği bulundu!
zaman: biz demiştik!