karincaezmez
93 (enerjik)
sekizinci nesil silik 1 takipçi 11.70 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    venatio

    1.
  1. roma imparatorluğu zamanında, arenada gladyatörlerin vahşi hayvanlara karşı dövüştürülmesi.
    0 ...
  2. izzet safer

    1.
  3. 10 temmuz 1990 mersin doğumlu milli atlet. 100 metre 10.38 ve 200 metre 21.25 dereceleriyle türkiye rekorunu elinde bulundurmaktadır.
    0 ...
  4. jenni vahamaa

    1.
  5. 26 mayıs 1992 Lohja-Finlandiya doğumludur. Finli buz patenci, 2007 Finlandiya Gençler Şampiyonu ve Dünya gençler dördüncüsüdür. ilk büyükler yarışması olan 2007 Finlandia Trophy'de altın madalya kazanmıştır. 2008 Finlandiya Ulusal Şampiyonasını Junior Grand Prix Finali ile aynı zamana denk geldiğin kaçırmıştır. 2008 Avrupa Şampiyonasında Finlandiya takımına alınmış ve büyüklerde ilk ISU Şampiyonasında 10. sırada yer almıştır. 2008 sezonunda tamamen büyüklere geçmiştir. 2008 Skate Canada International ve 2008 Cup of Russia'da yarışması planlanmıştır. 2008 Skate Canada International'da 10. olan jenni Vähämaa, 2008 Cup of Russia'dan çekilmiştir.
    0 ...
  6. tuğba daşdemir

    1.
  7. 25 Mayıs 1985, Kayseri doğumludur. Türk alp disiplini kayakçısıdır. 1.65 m boyunda 63 kg'dir.Kayağa 5 yaşında babasının teşvikiyle başladı. Kayağı 10 yaşına kadar hobi olarak yaptı. Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'ndan mezundur. Romanya'da düzenlenen 2008 Alp Disiplini FIS Yarışları'nın Slalom kategorisinde altın madalya kazandı, Büyük Slalom yarışlarındaysa 5. oldu. Ertesi sene Bulgaristan'da gerçekleşen turnuvanın ilk gününde gümüş madalyanın sahibi oldu. 2009 Uluslararası Palandöken Kayak Kupası'ndaki slalom yarışlarında ikinci oldu.
    1 ...
  8. yıldızım sensin

    1.
  9. trt'de yayınlanacak olan yeni bir yetenek yarışması.
    0 ...
  10. hakan üstünberk

    1.
  11. galatasaray basketbol takımı'ndan, sorumlu yönetici. son yıllarda yöneticilik sıfatıyla hem kadınlarda, hem de erkeklerde galatasaray basketbol takımlarındaki çalışmalarıyla, taraftarın sevgisini kazanmıştır. son olarak taurasi transferinden dolayı, bu sevgi tavan yapmıştır. ünal aysal da bu sevgiyi göz ardı etmiyerek, kendisi ile çalışmaya devam kararı almıştır.
    0 ...
  12. star akademi

    1.
  13. star tv'de yayınlanacak olan, yeni bir müzik yarışması.
    0 ...
  14. ünal aysal vs aziz yıldırım

    1.
  15. ikisi de çok zengindir.
    ikisi de dünya'nın en köklü kulüplerinin başkanlarıdır.
    birçok ortak yönleri olabileceği gibi... doğal olarak, birçok farklı tarafları da olabilir...
    mesela ünal aysal, galatasaray kürek takımı'nda spor yapmıştır. sporun içinden gelen bir yöneticidir.
    aziz yıldırım ise fenerbahçe'de spor yapmamıştır. sporun içinden gelen bir yönetici değildir.
    4 ...
  16. emily samuelson

    1.
  17. gelecek vadeden buz patenci...

    14 mayıs 1990 abd doğumludur. Partneri Evan Bates ile birlikte buz dansında yarışmaktadır. ikili 2009 ABD ikincisi, 2009 Dört Kıta üçüncüsü ve 2008 Dünya Gençler şampiyonudur.

    5 yaşında partneri evan bates, ile buz patenine başladığını göz önünde bulundurursak... bu sporun, ne kadar çok istikrar ve tecrübe isteyen, bir iş olduğunu görürüz. veya "ağaç yaşken eğilir" de diyebiliriz.

    ülkemizde ise tuğba karademir'den ibaret olan buz pateninin, popüler bir spor olduğunu söylemek mümkün değil. bunda ülkemiz koşullarında, pahalı bir spor olması... tesislerin yetersizliği... belediyelerin "sporu futboldan ibaret" sanan bakış açısı... gibi başlıkların etkili olduğunu görürüz.

    ama gerekli ortamlar sağlanırsa... adam gibi tesisler ülkenin her yerine(!) yapılırsa... istikrar-disiplin-azim üçgeninin ortasında çalışanlar olduğunda...

    biz de gelecek vadeden buz patencilere sahip olabiliriz; emily samuelson-evan bates ikilisi gibi...
    0 ...
  18. engelliler haftası

    3.
  19. bugün 12 mayıs. yani engelliler haftası (10-16 mayıs).

    türkiye'de 8.500.000 engelli insan var. klasik tabirle, avrupa'daki bir çok ülke nüfusundan fazla engelli sayımız. hatta 8.500.000 sayısını, ülkemizin nüfusuna bölersek... türkiye'de, her 10 insandan 1'inin engelli olduğunu görürüz!

    peki nerede bu insanlar? nerede bu 8.500.000 kişi?

    birçok turist ülkemize gelince, alışveriş yaparken kazıklanmanın yanında... yollarda hiç engelli göremeyince "bu ülkede engelli sayısı azmış" demek gibi bir ritüele sahiptir.

    avrupa'da, amerika'da, japonya'da... yani çağdaş ülkelerde, engelli olmak demek: birinci sınıf insan olmak demektir.

    maçları sporcularla içiçe, reklam panolarının hemen arkasındaki yerlerinde izlerler. yine tiyatrolarda, sinemalarda kendilerine ayrılan yerleri vardır. ve bunun gibi kamuya açık yerlere girerken, söylememe gerek var mı bilmiyorum ama... hiçbir şekilde kendilerinden ücret talep edilmez.

    alışveriş merkezlerinde, engelli asansörü bulundurmak zorunluluğu... veya her kaldırımın, özel bir rampaya sahip olması şartından, bahsetmiyorum bile... çağdaş ülkelerde, engellilerin hatırı sayılır bir maaşa, bağlandığından bahsetmediğim gibi...

    peki türkiye'de... türkiye'de 8.500.000 engellinin, sabahtan akşama kadar... evde otuduklarını tahmin etmek zor değil. sanırım en acısı da... camdan sokakta yürüyenleri izlemeleri. hem de perde arkasından...

    tabi ki bu noktada, söylenebilecek tek cümle: bu 8.500.000 insanı topluma kazandırmalıyız!

    12 haziranda seçim var. partilerin mitinglerinde, değil engelli görmek... engelli insanlar hakkında, çalışma yapmaktan bahsedildiğini duyan var mı, bilmiyorum. ama ben duymadım.

    bu 8.500.000 kişiyi, topluma kazandırmak için, bir yerden başlamak lazım! metrobüslerde, metrolarda bilet kesilen yerlerde... devlet dairelerinde, masabaşı işlerde... en basitiyle, su-elektrik-doğalgaz tahsilat bürolarında, bilgisayar başında... bu 8.500.000 insandan çalışmayı isteyecek, milyonlarca kişi olduğunu tahmin etmek zor değil.

    her özel işletmede, belli oranda engelli çalıştırmak zorunlu olmalı.

    kaldırımların, yarım metre yüksekliklere erişebildiği güzel ülkemde, engelli olmak gerçekten çok zor! ne kadar empati, yaparsak yapalım... ne kadar kendimizi, bir engellinin yerine koyarsak koyalım... ne kadar konuşursak konuşalım...

    o insanların, o yarım metrelik kaldırımın önüne geldiğinde, hissettiklerini anlayamayız... veya başkası tarafından yemek yedirilmenin, ne demek olduğunu bilemeyiz... veya karşıdan karşıya geçememenin, ne demek olduğunu... veya tuvalete gidememenin, yaşamadan ne demek olduğunu bilemeyiz...

    aslında hatayı en başında, engelli diyerek yapıyoruz. ilk önce o insanlara "sakat" dedik... sonra "özürlü" oldular... şimdi de engelliler... sırada ne var? "mazeretli" mi? veya "raporlu" mu?

    ülke olarak milliyetleri... mezhepleri... kısacası herşeyi... ötekileştirmek, gibi toplumsal bir sıkıntımız var.

    sanırım bu 8.500.000 milyon insanı, her hangi bir sıfat kullanmadan topluma kazandırdığımız gün... muassır medeniyetler seviyesine ulaşarak, onları geçtiğimiz gündür.

    unutmayın! her sağlıklı insan, bir engelli adayıdır.

    hepimizin engelliler haftası kutlu olsun...
    8 ...
  20. hamamizade ihsan

    1.
  21. şair. 1885'de Trabzon'da doğdu. Trabzon Rüştiyesini bitirdi. Özel Fransızca ve Mesnevî dersleri aldı. Trabzon'daki okullarda öğretmenlik yaptı. Resmî Trabzon gazetesinde yazarlık yaptı. istanbul'a geldi. Çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. Soyadı Kanunundan sonra Hamamoğlu soyadını aldı.1948 yılında istanbul'da öldü.

    ESERLERi: 43 eser yazdı. Hamsinâme, şairin en ünlü eseridir. Şiirlerinin toplandığı Dîvân-ı ihsân, ilk kez 1928'de yayımlanmıştır.
    0 ...
  22. çirkinsen şansını dene

    1.
  23. acun ılıcalı'nın, eylül ayındaki şarkı yarışması. tamamen ses üzerine. şöyle açıklayayım. jüri sahneyi, dolayısıyla şarkı söyleyen yarışmacıyı göremeyecek şekilde oturuyor. yani sesi güzel olup, yakışıklı olmayan beyefendiler ve çekici olmayan hanımefendiler için iyi bir haber. bir de her jüri üyesi bir yarışmacıyı yönlendirmek, sahne hayatına yetiştirmek için ikna etme çabasında olacak. ama seçim hakkının, yarışmacılara ait olması da olaya başka bir boyut katacak. görülen o ki acun ılıcalı, bu projesiyle de başarılı olacak.
    0 ...
  24. karcıbaşı

    1.
  25. buz dolabının olmadığı zamanlarda insanlar, yiyeceklerini evlerindeki serin bir yerde, buzların arasında muhafaza ederdi. osmanlı imparatorluğu'nda, sarayda bu işi yapan görevlilere "karcıbaşı" denirdi. karcıbaşı, adamlarını dağa gönderip büyük kalıplar halinde saraya buzlar getirtir, daha sonra bu buzlar parçalanıp ufaltılırdı. makul boyutlara getirilen buzlar, yiyeceklerin muhafaza edilmesinde kullanılırdı.
    0 ...
  26. les corts

    1.
  27. barcelona'nın, camp nou yapılmadan önce maçlarını oynadığı stadyum.
    0 ...
  28. thomas r dibenedetto

    1.
  29. as roma kulübünü satın alan kişi. 25 nisan 1951 boston doğumlu dibenedetto, "boston ınternational group" şirketinin başkanı. başkan seçilmesi halinde, as roma kulübüne yeni bir stad yapacağını söyleyen dibenedetto, futbolu bıraktıktan sonra sportif direktörlüğe totti'yi getirip, teknik direktörlüğü de montella'dan daha kariyerli bir ismi getirmeyi düşünüyor. şu sıralar chelsea'de pek formda olmayan ancelotti, basında en çok adı geçen isim. dibenedetto'nun, başkan olması halinde ingiltere'deki arap ve rus patronlar gibi ses getirecek transferler yapması da muhakkak. tüm bu gelişmeler, roma taraftarlarını heycanlandırsa da kafalarında soru işareti bırakmıyor değil.
    0 ...
  30. limon festivali

    1.
  31. fransızların "fete du citron" dedikleri limon festivali, her yıl şubat ayında bazılarının "limon şehri" dedikleri fransa'nın sahil şehri mentone'de yapılır. limon festivali'nin özelliği, her yıl seçilen bir temayla ilgili limon ve portakallardan heykellerin yapılmasıdır. bu yılki teması "büyük medeniyetler" olan limon festivali, küçük bir narenciye şehri olan mentone'e 200.000 kadar turist çekti.
    0 ...
  32. 24 nisan 1996 fenerbahçe galatasaray maçı

    1.
  33. anlar vardır... tarihin en önemli ayrıntılarını oluşturan.
    anlar vardır... insanların hafızalarında köşe taşları gibi yer tutan.
    anlar vardır... ancak yaşıyanlar tarafından anlatılabilen.
    anlar vardır... sonucu tahmin edildiği halde önüne geçilemeyen.
    anlar vardır... yaşayan insana yaşadığını hissettiren.
    işte o anlardan biriydi 24 nisan 1996 gecesi kadıköy şükrü saraçoğlu stadı'nda yaşanalar.

    galatasaray ve fenerbahçe, türkiye kupası finali'nin ikinci maçında karşı karşıya gelmişlerdi. oynanan ilk maçı galatasaray saunders'ın golü ile 1-0 kazanmış ve maça bu avantaj ile çıkmıştı.

    maçın normal süresi fenerbahçe'nin 1-0 üstünlüğü ile sonuçlanmış ve uzatma dakikalarına geçilmişti. o an yavaş yavaş geldiğini hissettirmeye başlamıştı. ve herkes o anın gelişinin engellinemeyeceğinin farkındaydı.

    o anı başlatan olay maçın 117. dakikasında saunders'ın ayağından çıkan müthiş füzeydi. top fenerbahçe kalesinin 90 tabir edilen üst köşesine takılmış ve galatasaraylı futbolcuları sevinç yumağı haline getirmişti.

    bitiş düdüğü o anın yaşanma zamanının geldiğini haber veren son işaret olmuştu. tribünlere koşan galatasaraylı futbolcular ve teknik direktör graeme souness o anın duyguları ile coşmuş bir şekilde kendilerinden geçmişlerdi. ve o an gelip çatmıştı.

    graeme souness, tribünlerden aldığı büyük bir galatasaray bayrağı ile tur atmaya başladı ve aniden sahanın ortasına doğru yöneldi. santraya ulaştığında tüm tribünler onu seyretmekteydi. ve o galatasaray bayrağını kadıköy'ün tam ortasına bir kaç denemeden sonra dikti. o an artık yaşanmıştı ve galatsaraylılar için bir zevk ve kıvanç fenerbahçeliler için bir öfke kaynağı olmuştu.

    ve hırslı iskoç, tarihi oluşturan önemli anlardan birinin başrol oyuncusu olmuştu: ulubatlı souness!!!
    3 ...
  34. catherine segurane

    1.
  35. nice'i barbaros hayrettin'in fethetmesini engellediği için, fransızların kahraman ilan ettikleri kadın. catherine segurane'nin, barbaros'un levendleri tam kaleyi alacağı sırada, burçların üzerine çıkıp eteğini kaldırarak poposunu gösterince, bizimkilerin harama bakmamak için, geri çekildiği rivayet edilir. nice limanı'nda heykeli bulunur. ayrıntılı bilgi için bu köşe yazısını okuyabilirsiniz:

    "herşey, catherine segurane adındaki o fransız-italyan kırması genç kadının başının altından çıktı. catherine vaktiyle nice'te bir işler etmeseydi, güney fransa'daki o güzelim şehirde şimdi türk bayrağı dalgalanacaktı. catherine işleri bozmasaydı, nice şimdi bizim vilayetimizdi. nice'e bodrum'a yahut göçek'e gider gibi elimizi kolumuzu sallaya sallaya gidecek, kilometrelere uzayan sahilini çoktaaan beton binalarla doldurmuş olacaktık. hatta, sahilden cimiez'ye uzanan yolun iki yanındaki balık ve karides lokantalarının yerinde şimdi kebapçılar, dönerciler, lahmacuncular sıralanacaktı.

    catherine'in kim olduğunu artık herhalde merak etmişsinizdir, söyleyeyim: fransız-italyan kırması bir hatundur, tam adı catherine segurane'dır, nice'de bundan beş asır önce yaşamıştır, bazı tarihlerde azıcık hafifmeşrep olduğu yazılıysa da, fransa'nın milli kahramanlarından sayılır.

    işte, catherine'in bize ettiklerinin özeti:

    barbaros hayreddin paşa, 1543 ilkbaharında 110 gemilik bir donanmayla istanbul'dan demir alıp akdeniz'e açılır. niyeti, fransa'nın güneyinde bulunan ispanyol hakimiyetindeki limanları fethetmektir. yolunun üzerindeki ostia, messina ve reggio gibi italyan şehirlerini bombalar, marsilya'ya uğrar, o devirde savoi dukalığı'nın hakimiyeti altındaki nice'i kuşatır. şehri birkaç gün içinde ele geçirir ve sıra direnmeye devam eden kalenin alınmasına gelir.

    catherine segurane işte tam o sırada, kalenin düşmesi an meselesiyken ortaya çıkar. dağılmak üzere olan askerlere cesaret verir ve toparlanmalarını sağlayıp levendlere saldırtır. bir başka söylentiye göre ise yüksek olmayan burçlardan birinin üzerine tırmanır, karşılarında birdenbire bir kadın gören barbaros'un levendleri şaşırırlar, catherine levendlere arkasını döner ve eteklerini kaldırıp çok ayıp bir iş eder. levendler "estagfirullah! neuzibilláh!" deyip elleriyle gözlerini kapattıkları sırada kaledeki askerler kapıları açıp hücuma geçer ve kuşatmayı püskürtürler. kaleyi almaktan ümidini kesen barbaros kuşatmayı kaldırır, levendler kalyonlarına döner ve nice'den ayrılırlar.

    catherine işleri karıştırmasaydı barbaros nice'in tamamını alacak, fransa'nın iç taraflarına doğru ilerleyecek ve levendleri belki de kuzeyde bir yerlerde kanuni sultan süleyman'la birleşeceklerdi. bütün bunları hep ihtimallerin üzerine kuruyorum ama "bir türlü avrupalılaşamamamızın en önemli sebeplerinden biri catherine segurane'dır" demekte de pek haksız sayılmam, öyle değil mi? (murat bardakçı-10 aralık 2010-hürriyet)"
    1 ...
  36. aramızdaki duvar

    1.
  37. bulgaristan'da, türklere yapılan haksızlıkları ve bulgaristan'dan, türkiye'ye göç etmek zorunda kalan türkleri anlatan dizi. yönetmeni osman sınav'dır. henüz çekim aşamasında olan "aramızdaki duvar" ludmila filipova'nın "hayallerin anatomisi" romanından, tv dizisi olarak ekranlara aktarılacaktır.
    0 ...
  38. ludmila filipova

    1.
  39. yazar. ludmila filipova, sofya'da 1977 yılında doğmuştur. 2006 yılında yazdığı "hayallerin anatomisi" adlı romanı ile ismini duyurdu.
    "Kızıl Altın" (2007), "Camdan Kaderler" (2008), "Mürekkepli Labirent" (2009) ve "Dante'nin Antihtonu" (2010) adlı romanlarıyla yazarlık kariyerinde haklı bir ün kazanan filipova'nın romanları Rusça, Sırpça, Yunanca ve Türkçeye çevrildi.
    ludmila filipova'nın, bulgarların türklere yaptığı haksızlıkları anlattığı "hayallerin anatomisi" romanı "aramızdaki duvar" ismiyle ülkemizde tv dizisi olarak yayınlanacaktır.
    0 ...
  40. karmaşık bir ilişkisi var

    1.
  41. facebook'taki ilişki durumlarından biri. genellikle birbirine küsen veya basit kavgalar sonucunda, ayrılma eşiğinde olanlar için kullanılan durumdur. aynı zamanda birine teklif ettiğinizde cevap beklerken gerçekleşen zaman dilimi için de geçerlidir.
    3 ...
  42. bestiarius

    1.
  43. roma imparatorluğu'nda, arenada vahşi hayvanlara karşı silahlı ya da silahsız(!) dövüşen gladyatör türüne verilen isim. bu gladyatörlere venator da denir.
    1 ...
  44. eque

    1.
  45. roma imparatorluğu'nda, atlı gladyatörlere verilen isim. kendi aralarında teke tek ve ya grup olarak karşılaşır. mızrak ve küçük, yuvarlak olan bir kalkan taşır. hippeus da denir.
    1 ...
  46. dimachairus

    1.
  47. roma imparatorluğu'nda, bir tür gladyatör. dövüşürken iki kılıç kullanır.
    1 ...
  48. andabata

    ?.
  49. roma imparatorluğu'nda, bir tür gladyatör. roma ordusundaki askerlerle aynı silahları kullanır. gözlerini kapatan bir miğfer takarak, rakiplerini görmeden dövüşür.
    0 ...
  50. laquearius

    1.
  51. roma imparatorluğu'nda, bir tür gladyatör. baş ve ayakları çıplaktır. sol omzuna siperlik takar. bir tür kement ve asaya benzeyen bir sopa kullanır. laqeator de denir.
    0 ...
  52. hippeus

    ?.
  53. roma imparatorluğu'nda, atlı gladyatörlere verilen isim. kendi aralarında teke tek ve ya grup olarak karşılaşır. mızrak ve küçük, yuvarlak bir kalkan taşır. eque de denir.
    0 ...
  54. gallus murmilo

    ?.
  55. roma imparatorluğu'nda, bir tür gladyatör. miğferinde balık motifi bulunur. galya silahları ve özel bir kalkan taşır.
    0 ...
  56. venator

    1.
  57. roma imparatoluğu'nda, arenada vahşi hayvanlara karşı silahlı ya da silahsız(!) dövüşen gladyatör türüne verilen isim. bu gladyatörlere bestiarius da denir.
    0 ...
  58. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2025 uludağ sözlük