sergei rachmaninoff'un onsekiz yaşında tamamlayıp hazırladığı piyano konçertosu... ilk -opus 1- bestecilik eseridir. üç bölümden oluşur ve fa diyez tonunda. övgüler yağdırılsa da, rach 2 veyahut rach 3'teki popülerliğe ulaşamamıştır.
tost gibi yapılıyor olsa da tost değildir. illa ki tost ekmeğine hazırlanıyorsa bile tek tost ekmeği kullanılarak yapılanı iyidir. iyice kızarmış bir tost ekmeği üzerinde, salam ve eriyebilen fakat su gibi olmayan çedar,gravyer,mozarella,hellim tarzı bir kaşar peyniri alışılagelmiş tarifi olup, buna maydonoz, nane, kekik, sucuk kullanarak yapanlar da vardır. tost ekmeğinin kenarları kesilmez. birçok yerde tavan fiyata satılmasına rağmen bu gerçek fiyatı değildir, isminin fransızca olmasının fiyatıdır.
bir peksimet çeşidi. şöyle ki; içinde meyve (fakat çoğunlukla kuru üzüm) parçacıkları bulunur, asla sert pişirilmez, özelliğini kaybeder. ne nemli ne kuru, yerken ve poşetteyken bile toz halinde dökülen bir kıvamda kalır. batı trakya göçmeni türk, pomak, arnavut pastacılar, istanbul, izmir rumları, kısaca ege ve batı marmara'da birçok pastacı en iyilerini hazırlar. peynir eşliğinde güzel olacak bir kıvamda hazırlanır, tek başına yenebilecek kadar da lezzetli yapılır.
endüstrileşmiş süpermarket tarzı pastanelerde de bulunuyor olmasının yanı sıra, (istanbul ve izmir için) geleneksel, tarihi pastanelerde bir pasta, bir viyana keki, kruvasan, croque monsieur kategorisinde, bunlara gösterilen özen ile üretilir.
trt fm'de uzun seneler çalışmış, radyoculuk, iletişim konularında başarılı ve ismini duyurmuş, birçok kişinin çok kültürlü biri olarak tanımladığı bir kişi.
aynı zamanda bir avukat ve bir akademisyen, yazarlık da yapmış olan çok yönlü biridir.
umut sarıkaya karikatürüne göre, semih cumhuriyeti'nin hemen doğusunda, semih cumhuriyeti, bormanya ve güney bormanya ile sınır komşusu olan mavi ülke.
ingiltere'nin en iyi birkaç gazetesinden biri olan the guardian'ın haftalık derleme toplama özet haber kanadını oluşturan, uluslararası satılan le monde diplomatique benzeri bir gazete. bu bağlamda da fevkalade başarılıdır, ufak tefek görünmesine, yüksek fiyatına ve önce incecik gazeteye bu fiyat diye düşündürmesine rağmen, bir iki kez okunduktan sonra penzeri pek az bir gazete olduğunun (tıpkı the guardian gibi) farkına varılır, güzel gazetedir.
o denli ince gözükmesinin bir başka sebebi de, sayfa yapısı... mukavvaya değil de ince kağıda basılıyor.
jacques loussier'in caz stilinde bach yorumladığı play bach serisinden ikincisi. daha başlarken haldır huldur, "ben virtüözüm" dercesine bir başlangıç ile dinleyiciye "ne oluyor lan" dedirtmesinin ardından, aynı mükemmellikte gider. gerçi bu herifin bütün albümleri muhteşemdir, iyisi kötüsü olmaz da, bu da böyle muhteşem bir albümdür işte.
i left a note on his dresser
and my old wedding ring
with these few goodbye words
how can i sing
goodbye old sleepy head
i'm packing you in like i said
take care of everything
i'm leaving my wedding ring
don't look for me
i'll get a hand
remember darling
don't smoke in bed
nina simone da söylemiş bu şarkıyı. tahminen, ella fitzgerald ya da diana krall sesi de iyi giderdi bu şarkıya.
attilâ ilhan'ın ben sana mecburum isimli kitabında yer alan bir şiiri. kendi sesinden şiirlerini seslendirdiği üç diskten birinde -ne kadınlar sevdim ismindeki albümde- bulunmaktadır.
aslında bildiğimiz haki rengi'nin avrupa dillerindeki kullanılışıdır. hindu ya da pakistan dilinden ingilizceye geçmiştir. ingilizlerin klasik beyaz deniz subay üniforması yerine, hindistan seferlerinde kullanmaya başladıkları oranın toprağına renk açısından uygun olan kum rengine benzer renkte üniforma rengidir.
khaki, dockers vb. markaların sloganında, koleksiyonlarında yer alır. bir anlamı, nispeten rahat kumaştan üretilmiş, nispeten günlük ve gayrıresmi, bol kesim ve cepleri rahat kullanıma elverişli, uzun süre kullanıma elverişli pantolondur. fakat bu giyim tarzı, sömürgecilik yapan avrupa devletlerinden kalma bir gelenek midir bilinmez, artık üniforma kavramıyla da özdeşleşmiştir. üstelik sadece asker üniforması değil, her cins üniforma için kullanılıyor imiş.
günümüzdeki üretimine bakıldığında, khaki mantığında üretilmiş giysiler, her zaman tam da khaki niteliklerine sahip olmuyor. tamam rahatlık genellikle var. fakat biraz bol kesim yerine genellikle şalvar model oluyor. uzun süre kullanım desen zaten hak getire; öyle ki artık ekseriya fiyat-kullanım ömrü ters orantısı hakim.
yani artık bir yerde khaki pratikteki üstünlüğünden ziyade bir moda oldu. bir zamanların kot pantolonu (jeans diyen varsa cinsten bahsediyorum) gibi, artık rahatlığından çok alışılmışlığından ötürü kullanılıyor.
günümüzde, batı makedonya ya da kuzey yunanistan bölgesinde şimdiki ismi Ptolemaida olarak değiştirilmiş,Kailar olarak da bilinen, selânik'in batısında bulunan, osmanlı döneminde selânik dahilinde sayılan ve çok yoğun türk bulunduran bir bölge. selânik sancağının içindeki bir yöre niteliğindedir eski zamanda. dahilindeki türk nüfusunun büyük kısmı karamanîdir ve balkan savaşlarında, l.dünya savaşında, cumhuriyet'in kuruluşunda, fakat bilhassa mübadele senelerinde anadolu'ya (sırasıyla izmir, istanbul, sıvas vb.) gelmiş, önce mübadelede gidenlerin boşalttığı yerlere gönderilmiş fakat istedikleri yeri seçme şansı da tanınmıştır. anadolu'da yunanistan'a giden anadolu rumlarına yunanistan bu şansı tanımamakla beraber hiçbir zaman tamamen kabullenmemiştir, bu açıdan mübadele senelerinde türkiye'ye gelenler her şeye rağmen daha şanslı sayılır.
hangi albümünde bulunduğunu bilmediğim, yngwie j. malmsteen'in yüksek distortion ya da overdrive'da yüksek gain kullanmaksızın çaldığı birkaç parçadan biri. en iyisi en kötüsü diye subjektif sınıflandırmak her ne kadar yersiz ise de, flamenko seven sevmeyen birçok kişinin en azından ilk birkaç dinleyişte duraksadığı şarkı. sert müzik ve malmsteen müziği sevilmese bile parça the rosenberg trio benzeri çalınışıyla gayet güzel gelebilir.
borée şeklinde yazılıp fransızca, poyraz demektir. poyraz (türkçe), boeras(ingilizce), borée(fransızca) benzerlik göze çarpar.
kuzeybatıdan esen bu rüzgâr, ismini, yunan mitolojisinden alır.
finalden alınan bir 0 (harfle : sıfır) olabilir mesela. yeri ve zamanı ile örtüştüğünde, beklenmeyen bir etki yaratan sayılardır.
(bkz: mükemmel sayılar)
hakkında zincirleme yanlış yorum yapılan bir husustur bu. türkiye'de de yayınlanan azerbaycan televizyonundan azerbaycan'ın represente edilen durumuna bakılarak, "ne denli geride olduklarını, türkiye'nin 50'li, 60'lı senelerini yaşamakta oldukları" savı ortaya konur. öncelikle, bu husustaki geri kalmışlık, kapitalizme ayak uydurabilme yeteneği ile paraleldir. komünist doğu bloku ekolünden yakın zamanda, bu ekolün beşeri etkilerinden ise çok daha yakın bir zamanda sıyrılmış olan bu ülke, çok çabuk bir süreçte kapital düzene ayak uydurmaktadır. kaldı ki bu hız, sadece türkiye'nin değil, birçok memleketin kapitalleşme sürecinden çok daha hızlıdır. sadece tek taraflı, eksik bir gösterge olarak bile bu televizyon kanalı incelense, hani o 50'ler, 60'lar deniyor ya, o onyıllık değişimleri birkaç senede kat ettiklerini, yetiştiklerini fark edebiliriz.
fakat daha da büyük ve vahim olan yanılgı ise, gelişmek olarak kapitalistleşmek, elitizmi göklerin şahikasına biraz daha yaklaştırmak ve -buna kaynak sağlamak için zaruri olarak da- alt tabakayı yerin dibine sokmak olarak algılanmaktadır. ülkedeki ferrari sayısı, plasma televizyonların klasik televizyonlara oranı, italyan takım elbiselerinin satış rakamları medeniyet yahutveyahut gelişmişlik göstergesi midir? en alt kesim açlık ölümleri ile yüzleşiyorsa, rüşvetin önüne geçilemiyor, halk yönetimde kimi seçtiğini, seçim sisteminin ne olduğunu bilmiyorsa bu hala medeniyet midir. bu bağlamda, balkan ülkeleri ne denli medenidir, türkiye ne denli, azerbaycan ne denli medenidir?
kapitalizmin, cazibe ile meşruiyet kazanması bu yöntemin açıklamasıdır. belki bir gün benim de ferrarim olur umuduyla, işçisin sen işçi kalacaksın şarkısına aldırmaksızın dolap beygiri gibi dönen afyonlu fikirlerin sorgulamadığı modernizasyon teorisidir bu.
kaldı ki bugün ülkelerinde daha çok ferrari satıldığı, daha çok amerikan spor giyim giyildiği, laila, reina sayısı fazla olduğu için ilerde olduklarını düşünen halk, azerbaycan'ın uygulaması muhtemel olan denge politikasını da görmemektedir. azerbaycan, hâlâ muhteşem bir denge politikası uygulama şansını muhafaza eder, kaynaklarını özelleştirmez, biraz olsun chavez'in putin'in dehasından örnek alıp ona göre davranırsa uzun bir süre sosyal refahı da sağlayabilir, elitizmini de yüceltebilir.
o sebepten, seni teselli etmek için konulmuş tv kanallarına aldırma sevgili ülkem. akılsız bakkal bilirsin neyi tartar. her ne kadar sabahattin eyüboğlu konumunu sana hatırlatmış #3221688, seni uyarmış olmasına rağmen, çalışmadan, sorgulamadan, emperyalist abilere güvenerekten yürümez at arabası.
neşet ertaş'ın el çek tabip olarak da bilinen türküsünün asıl adı. efsaneleşmiş, senelerce farklı farklı biçimlerde yorumlanmıştır. ilginç olan, rivayete göre neşet ertaş'ın ilk türküsü olmasıdır. hatta böylesine muhteşem bir ilk eser olmasına pek ihtimal veremeyenler, abdal geleneğinde olduğu göz önünde bulundurarak türkünün muharrem ertaş'a ait olduğunu sanmışlardır öğrenene kadar.
anam ağlar
başucumda oturur
derdim elli iken yüze yetirir
bu dert beni yiye yiye bitirir
el çek tabip el çek benim yaramdan
ölürüm kurtulmam ben bu yaradan
anama babama yüzüm kalmadı
bir su ver demeye
sözüm kalmadı
doktora tabibe lüzum kalmadı
el çek tabip el çek benim yaramdan
ölürüm kurtulmam ben bu yaradan
can yücel'in bir şiir kitabı. arka kapakta;
yaşamak istiyorum.
yaşamayı bu soğumuş cehennemde
ölü bir dost gibi içim titreyerek düşünmek değil sade,
yaşamayı yaşamak istiyorum.
vaktiyle fiat tempra reklamlarının unutulmaz sözü,
bir vakit kapitalleşen türkiye'de mercedes, bmw gibi rağbet görmüş bir arabanın iki unutulmaz sloganından biri.
sabahları istiklal marşı ve ardından "ne güzel darbelerdi ah o darbeler" isimli kısa epik belgeselle açılacak, sabah - öğle arası sadece ve durmaksızın "bir başkadır benim memleketim" şarkısını çalacak, öğle-akşamüstü köyümüz köylümüz kamera karşısında zorla yüzleri güldürülen, optimist cümleler kurdurulan işsiz, yoksul köy halkı yayınlanacak, bilmem hangi kanaldaki fıkralarla türkiye isimli espri anlayışı biraz enteresan olan program yayınlanacak, akşamüstü - gece arasında tekrar bir başkadır benim memleketimi repeat'e bağlayacak. gece istiklal marşı, kenan evren'in darbe konuşması ve kapanış.