ülkemizdeki bir çok kimsenin sık sık yaptığı yavşaklık türüdür. nispeten daha kötü durumda olanı görünce hemen yapıştırırlar: "halimize şükredelim". kötü durumda olan birini gördüklerinde korkuları azar. tanrılarına yavşamaya başlarlar.
fakir mi gördüler: "halimize şükredelim" derler. engelli mi gördüler: "halimize şükredelim". açlıktan ölen mi var: "halimize şükredelim". çöpten topladıklarıyla beslenen mi gördüler: "halimize şükredelim". kış aylarında evsize mi rastladılar: "halimize şükredelim". televizyonda kemikleri birbirine geçmiş somalili çocuğu mu gördüler, yavşaklık iş başı yapar hemen: "halimize şükredelim".
iğrenç bir ahlak anlayışları vardır. birine yardım edeceklerse bizim de başımıza gelebilir diyerek yardım ederler ancak. onların başına bu tür olayların gelmeyeceğini biri garanti etse bu tiksinti verici yardımları da ortadan kalkacaktır.
kohlberg'in tanımladığı ahlak aşamalarında bile yerleri yoktur bunların. ilkelden daha ilkel...
ceza hukukumuzun akla beyne zarar, insanlık ayıbı uygulamalarından biriydi. kanun şunu demektedir: eğer evleneceksen istediğini sikebilirsin, seç beğen. ama kanuna güvenip hemen türkiye güzeline saldırmayın. çünkü eğer bu güzel sizinle evlenmek istemezse kocaman bir kaç gününüzü hapiste geçirebilirsiniz. tabi hakime şöyle diyerek birkaç günlük ağır cezadan (!) kurtulmanız da muhtemel: "ben evlenmek istiyorum ama bu orospu yanaşmıyor." bu oldukça etkili savunmamınız yüce(!) mahkemeyi duygulandıracaktır. ve muhtemelen yüce hakim "sikilmiş amın davası olmaz" deyip davayı düşürecektir. işte adalet yerini buldu, artık özgürsün! yaşasın adalet! ama yine de sen sen ol kurbanını iyi seç. zira hiçbirimiz 60 yaşındaki bakkal hayrettin abiyle evlenmeni istemeyiz. hem bakalım hayrettin abi seni istiyor mu?