arkadaşlar ancak böyle yaparak enflasyon oranlarını düşürebiliriz.
zincirimize katılım gösterin ki asgari ücret fazla zamlanmasın. sonrasında zaten zinciri kırar dağıtırız.
bunu yapmazsak ülkemiz üstünde büyük oyunlar dönmeye devam edecek.
zincir işe yaramazsa başka dualara falan başvururuz. en kötü ülkemiz için büyük günahlara girip dış güçlere büyü yaparız.
katılacaklar lütfen bildirsin ekonomimiz için çok önemli!!
ergen bireylerin "yağmur, kitap, kahve" üçlüsünü yapamayacağı güneşli hava koşullarında, bu olayı yapay olarak gerçekleştirmek için yaptıkları birikim.
kitapçıda gezinirken denk geldiğim yeni yayınlanmış bir kitap.
ismi çağa ayak uyduran, kitap kapağı göz alıcı renkte tasarlanmış.
ister istemez eliniz gidiyor, sayfalar arasında göz gezdirmek istiyorsunuz ama içi hüsran. 200 sayfalık kitap sanırım özellikle zoraki bir şekilde tamamlanmış. boşlukları olmasa 40 sayfa sürmeyeceğine eminim.
para kazanmak için piyasaya sürülmüş içi bomboş ve bunu sanat, yazmak olarak nitelendiren, kendini "yazar" kategorisine zoraki sokan kişilerden haz etmediğim için bana göre okuduğum zaman yalnızca güldüren sayfalardan ibaret.
burada bulunan her yazarın daha iyi şeyler karalayabileceğine inanıyorum.
evrencan gündüz’ün yeni albümünün aynı adı taşıyan parçası.
dinlerken insanın içini ısıtıyor.
dönüp dolaşıp kendimi bunu dinlerken buluyorum.
genellikle eğlendiği parçaları ve özellikle coverlarını dinlemekten keyif almıyordum ancak bu albümün her parçasını dinlemekten keyif aldım.
bana kalırsa en başarılı işi.
ve umarım nicelerine.
kimileri vardır ki öyle entryler girmek yerine direk kızlara “kordonda yürürüz ihihi” diye mesaj atıp, iyi konuşarak yaranmaya çalışırlar.
mesajlara dönmeyince de “sen kendini bir şey sanıyorsun, hepiniz toprak olacaksınız!!” diye mesaj atarlar.
ek olarak bu mesaja kemikli mezar fotoğrafı eklenmiştir ki etkileyici olsun. *
ve bu mesajı kopyalayıp, istediği gibi cevap vermeyen tüm kızlara otomatik olarak göndermek hobileridir.
her türlüsüne çok yazık.
yani siz böyle olmayın, en azından başlıklarda prim kasın.
edit: başlık bana kalmış. başlığı açan arkadaş kendi yaptıklarından sıyrılmanın çaresini bu şekilde bulmuş.
şükrü erbaş’ın 99 yılında yayınlanan kitabı.
dönüp dolaşıp okutuyor kendisini, her defasında farklı bir tat ve yeni pencereler.
"güzellik insanların gelecek düşlerinden çoktan çıkmıştı. kimsenin ortak türküsü yoktu ve kimse türküsünü bir başına söyleyemiyordu. bir yere gitmeden, gelecek birisini bekliyordu herkes.
koro halinde susuluyordu ve yalnızca yüksek sesle konuşanlara inanır olmuştu insanlar.
incelik yalnızlığa dönüşe dönüşe bitmişti. şiddetin coğrafyasında elbette gökyüzü bir lükstü ve ancak yağmur yağınca anımsanıyordu.
gittiği en büyük uzaklık evinden işi olanlara ne aşk, ne özgürlük ne de barış anlatılabilirdi."