John Grant ın efsane şarkısı "where dreams go to die".
Sözleri ise ;
Your Beauty is Unstoppable, your confidence unspeakable.
I know you know I know you know, that I know that you know.
I'm willing to do anything, to get attention from you dear, even
though I don't have anything that I could bargain with.
This is like a well-oiled machine, could I please see that smile again?
It's all that makes me feel like I am living in this world, I see you closing
all the doors, I see the walls as they go up, I know it's what you have to do
I'd probably do the same thing to, my dear.
Baby, you are where dreams go to die, and I regret the day.
your lovely carcass caught my eye, baby, you are where dreams go to die
and I've got to get away I don't want to but I have to try, oh baby
You have to play your part my dear, I've written it all down for you
it doesn't matter if the things, you say to me aren't true,
just do it then I'll let you go, just say the words and say them slowly
I promise i'll tell no one, yes I cross my heart and hope to die.
Ramazan ayında oruç tutanların öğle yemeği arasında hiçbir şey yapaması durumudur. Öğle yemeği vakti geldiğinde oruç tutmayanlar yemeğe giderken, oruçlu olanların şirkette masa başında boş boş vakit geçirme durumudur.
Nişantaşı'nın benzersiz bir kuaförü aslında bir kuaförden fazlası Ahmet Ağırbaşa göre bir sosyal kulüp.
Bay ve Bayan kuaförü olan bu ortam içeriye girer girmez çok farklı oldugunu hissettiren bir havaya sahip.
Mottosu "Özgürlük Deneysel Bir iştir"
Şu an içinde bulunduğum durum bu, 15 kişinin bulundugu ofisde benle birlikte bir kişi daha oruç tutuyor. Diğerleride karşımıza geçip pasta, dondurma , fırında sütlaç, baklava, fındık ,fıstık yiyorlar. Üstüne buz gibi cola, su içmeleri de cabası. Ulan bir buçuk aydır şirketteyim ramazanda değilken niye bunları yiyip içmiyordunuz nispet mi yapiyorsunuz lan diye söylenmiyor değilim. insanların hiç mi oruç tutanlara saygısı yok anlamıyorum ki ? Öğlen yemeğini şirkete sipariş veren ve yemeğini masasında yiyen öküzlere ise diyecek bir şey bulamıyorum. Mutfak diye bir yer var koduğumun şirketinde git orada ye. Lan canımın çektiğinden değil sahurda bir tane haşlanmış yumurta ile tost yedin mi tüm gün tutuyor zaten. Bir de öğlen yemeğinden sonra baklava kutusunu açıp bana da ikram etmiyorlar mı kafayı yiyorum. Aynı katta olan insanlarız toplasan 15 kişi var ve sadece 2 kişi oruç tutuyor bunu aklında tutamayıp hala bir şeyler ikram ediyorsan kusura bakma ama o senin odunluğun. Ulan şirketi amerikalılara sattık yönetim kurulunda 2-3 tane amerikalı adamlar var onlar bile ramazan ayında olduğumuzun farkında ve adamlar şirkette su bile içmiyor. Elin gavurundaki anlayışın yüzde biri bile yok bu tiplerde.
Dunya'nin en iyi beatbox yapan adami. inanilmaz sesler cikarabiliyor. 2006 yilinda ingiltere de beatbox şampiyonu olmuş bir şahis. Kaos pad denilen bir aletle tek başina konser verebilen dengesiz şahsiyet. resmi sitesi http://www.beardyman.co.uk
gammazlıgı olmayan bir yazar gammazlama yaptıgı zaman moderatörden gelen not. gammazlık yapıp bir yanlısı düzeltiyorsunuz ve böyle bir uyarı aliyorsunuz. gammaz degilsen gammazlık yapma diyor sevgili moderator. üstelik bu gammazınız haklı olsa bile.
murat yılmazyıldırım'ın büyü albümündeki enfes parça
sözleri ise ;
kanatlardır beni gül kokulu yare yaklaştıran
günahlar tutkumu kalbimden söküp
bembeyaz bir tülbentle aklastıran
soyunurum ve cırılcıplak kalırım
üzüm salkımları aralandıgında
yaşlı bir arı gülümseyip petegini verir bana
düellolar kazandı kollarım
ask ilaçları tadıp durdu tanrıdan gelen sunagı
yesiller giymiş bir çift göze düştüm
kör olmus ateslerle oynastım
büyülü sarkılar dolandı dilimdeki zincire
bütün alemlere iyileştiren dualar yolladım
kaybetme beni hayat
karnının en yumusak yerinde tası burusmus kalbimi
cünki çiçekler kadar cok sevdim ben
benimle paylastıklarını ve uzaktaki sevgiliyi
koktun , koktun , koktun hep koktun
güzel tadlar bıraktın soludugum havaya
yarı aralık duruslarla bakardı dünyaya
Düslere rengarenk bir yasam sunan boyacilarina
Dinledim... Dinledim... Hep dinledim
Gün dogumuna kadar uzayan gizemli sarkilar duyurdun kulaklarima
Sonra gözlerinden düsmüs bir gece gibi ortaliklarda
dolasip dagilmis saçlarimi taradin
Efektler verdin içi disina tasmis
Çatlamis dudaklarima bir ask yapragi kondurdun
Çikarttin tamamlanmis sihri disariya
Büyü... Büyü... Büyü...
Büyü... Büyü... Büyü...
Daha çok büyü ve kusat her yanimi
Karanliklar aynami kir ve son sarkimin çöller bölümüne götür beni
Ask... Ask... Yalnizca bir demet ask adina...
murat yılmazyıldırım'ın 0 derecede aşk başkadır albümünde yer alan şarkı.
Sevdasız Aşık
Aşkı bana sormayın,çünkü tanımlayamam
Kâh görünür kâh görünmez,olanları anlayamam
Gözyaşında saklanır hep,ondan uzaklaşamam
Aşkı bana sormayın,
Bir adım önümdedir ona ulaşamam
Zaman geçer gider ömrü içer gibi
Ben zamanı durduramam...
Ateştendir başa gelen,varan olmaz bitimlere
Kuytulara çekilirim artık,düşen çoktur hasretime.
"avaredir artık ömrüm
Gün gelir ötmez hiç bülbül
Vedalar aratırlar aşkı
Gözümden düşerler düğümlenmiş sevgilerim!"
Ateştendir başa gelen,varan olmaz bitimlere
Kuytulara çekilirim artık,düşen çoktur hasretime.
murat yılmazyıldırım'ın 0 derecede aşk başkadır albümünde ki enfes parçalardan biri. sözleri ise ;
Aşk dediğin nedir ki!
Gül dalında iki yaprak misali
Koparırlar bir gün dalından
Ölür gidersin kahrından...
"gecelere dem vurdum
Aşkına gönülden gönül eyledim
Dermanım geçit vermez artık
Kalbime kalbindeki adını işledim"
Aşk dediğin nedir ki!
binlerce , milyonlarca işsizimizin bulundugu ülkemizde ilginç meslek arayışları türemiş ve bunda da başarılı olunmuştur. hemen ne olduğunu anlatmak istiyorum... mesleğin ismi "Ağlama derneği" mevzu söyle oluyor. bir karadenizli kardeşimiz cıkıyor ve bir dernek kuruyor. bu derneğin amacı cenaze namazlarına gidip ağlamak, yaşlı gözlerle cenaze sahibinin arkasından, "arkasından ağlayanı yok" denilmemesi için bulunmuş yeni bir meslek. bu karadenizli arkadasımız işini ilerletmiş , reklamını yapmış bir cenaze oldugu zaman özellikle yüksek kesimden cenazelerde cenaze yakınları bu arkadasımızı arıyor ve 30-40 kişilik bir grupla gidilerek öncelikle cenaze evlerinede bir saat ağlıyorlar hemen devamında da camide bir saat ağlıyorlarmış. bu yüksek kesimden insanlar ağlarlarsa makyajları akacagından bu yola baş vuruyorlarmış. bu buluşun sahibinin söyledigine göre 10-15 kişilik bir kısım grup cok iyi ağlıyorlarmış işlerinde cok iyilermiş. geriye kalan kişiler ise buğulu gözler , asık bir yüz ile bu olaya vakıf oluyorlarmış. bu haberi duyunca inanamadım gözlerime , kulaklarıma. 20 Nisan 2008 skytürk saat 12:00 haberlerinde izlediğim bu haber eminim tüm izleyenleri şoke etmiştir...
böyle bir fikir cıksa cıksa karadenizden cıkar dedim haberi izlediğimde. olayın karadenizde geçtiğini gördüğümde ise tekrardan kahkahalara tutuldum. artık işsizlerimiz üzülmesin 81 vilayetimizde bu meslek ilerletilirse işsiz sayısında epeyce bir azalma olacağına eminim. (bkz: yurdum insanı hepsi yetenek)
murat yılmazyıldırım'ın "kara aşka beyaz göndermeler" albümünün beş numaralı süper parçasıdır. şarkı sözleri söyledir.
Bedenim
Goncanın ömrü kısadır açılır ve perdeler gibi kapanır.
Aşka dair oyunlardır boşlukları dolduran.
Hüzün çağıran gemiler kalkıyor,
Limanlardan.
Dudaklarındaki ateşi getir bana atayım içine,
Labirentlerimi.
Çözülmeyen şifreler gibi dışımda kal gecenin koynundan çekip al ve öldür beni
Öldür beni.. Öldür beni..
Ömrü uzundur acının kapanır ve açılır goncalar gibi,
Uzaklardır aşka dair oyunları oynatan.
Mendiller sallanıyor dalgaları karşılayan,
Limanlardan.
Dudaklarındaki ateşi getir bana atayım içine,
Labirentlerimi.
Çözülmeyen şifreler gibi dışımda kal gecenin koynundan çekip al ve öldür beni
Öldür beni.. Öldür beni..
Ömrü ne kısa ne uzundur uykularımın.
Yinelenir güneşin doğuşu gibi ufuklardan.
Her şey Kalplere yollanan ışıklardır.
Çünkü topraklara çağırılıyorum gidip geldiğim boş duraklardan.
Dudaklarındaki ateşi getir bana atayım içine,
Labirentlerimi.
Çözülmeyen şifreler gibi dışımda kal gecenin koynundan çekip al ve öldür beni
Öldür beni.. Öldür beni..
murat yılmazyıldırım'ın "kara aşka beyaz göndermeler" adlı albümünün enfes parçalarından biridir. sözleri ise...
Yorgun
Örtüyü kaldır gözlerinde kalbini gözyaşlarına batıran güzel
Kendimde büyüttüğüm kavgalardan kaçış yolunu göster bana...
Derin bir kuyuya sarkıt beni baş aşağı uçuruma bırakır gibi..
Siyahlar giymiş hüznün başlangıcına ineyim
Dolunay ve yelken ölümü utandıran aşıklardır onlar
Ruhunu kuşatıyor artık bedenini ele geçiren yakarışlarım
Diz çöküyorum önünde günahlarımı bağışla diye
Tanrı paylaşıyor hayatı benimle..
Hem gerçeğim hem düşsel
"Geri gelecek beni almaya ecel!.."
Örtüyü kaldır gözlerinden kalbimi ağır yaralayan savaşçı güzel..
Özlem limanlarına uğrayamıyor artık batık gemilerim..
içinde ölen aşklarım var ve güvertede ağlayan çocuklugum
Rüzgarlar hep yenildiler bana çünkü iyiliğin gücünü gösterdim onlara..
Çemberi çevirin ruhumun dümencileri götürün beni melekler şehrine..
Buseler yetiştirdim kurak topraklarda insanlar öpüşmeyi öğrendiler
Sevgiler dölledim güneşe tutunarak aşkın gücüyle yıkandı uyuyanlar
Varlık ve yokluk bütün resimlerin çözülen denklemidirler..
Hem gerçek hem düşsel
"Geri gelecek beni almaya ecel!.."