markette alışveriş yapılıp eve dönülür. kapının önündeyken ellerin dolu olması sebebiyle (erkek adam kız manitasına poşet mi taşıtır yahu?) "aşkım şu anahtarı alsana cebimden" denilir. malum kız arkadaş da gözleri ışıldayarak o sonsuz masumiyetiyle elini cebe sokar. ancak anahtar yerine, erkek kısmısının evde yalnız kalınacağı düşüncesiyle aklında kurduğu erotik hülyaların sonucu olan o ucube erekte penisle buluşur narin parmakları. ama o yine de bir prensestir asla o tatlı sevgilisinin erekte bir penisi olabileceği o an aklının ucundan bile geçmez. ve dudaklarından "aşkım yeni anahtarlık mı aldın?" cümleleri dökülür masumca. ve masumiyeti o an erkek arkadaşının pis gülümsemesiyle bozulur. utançtan kızarmış bakire yanaklarıyla anacığının patates salatası kokulu evine geri döner. idealist penisinin ihanetine uğrayan erkek arkadaşı ise onu bekleyen şeftalili ice tea dolu mastürbatif bir gecesine daha yelken açmıştır...
marianne faithfull ablamızdan dinlenmesi gereken, güzeller güzeli bir şarkıdır. sözleri de şöyledir efenim:
Just a little rain falling all around
The grass lifts its head to the heavenly sound
Just a little rain, just a little rain
What have they done to the rain
Just a little boy standing in the rain
The gentle rain that falls for years
And the grass is gone, the boy disappears
And rain keeps falling like helpless tears
And what have they done to the rain
Just a little breeze out of the sky
The leaves nod their head as the breeze blows by
Just a little breeze with some smoke in its eye
What have they done to the rain
Just a little boy standing in the rain
The gentle rain that falls for years
And the grass is gone, the boy disappears
And rain keeps falling like helpless tears
And what have they done to the rain
What have they done to the rain.