siirt te 6 şehit 11 gazi verdiğimiz ve sabaha kadar süren çatışmalar sonrasında, siirt valisi çatışma bölgesi olan köye ziyaret eder, ve köylüye ''hiç haberiniz olmadımı bunlardan, hiç görmediniz mi onları'' sorusunu her gördüğü kişiye ısrarla sormakta. verilen cevaplar ve cevap verenlerin hal ve hareketleri lafı gevelemeleri neden bu sorunun ısrarla sorulmasını açıklıyor. köy de de hiç erkek olmaması ayrı bir soru işaretidir ayrıca.
evet mübarek dostlar. yeni bir tespit ile karşı karşıyayız. şimdi sorarım sizlere;
kapalı bir hanım efendinin kullandığı audi q7 cipi ile kaza yaptığını veyahut kullandığı her hangi bir marka cip olabilir son model bir mercedes olabilir, kaza yapıpta rahmetli olduğunu duyup yada gördünüz mü? cevabınızı duyar gibiyim. hayır değil mi? duymadınız. neden sizce kapalı bir hanımefendinin trafik kazasında hayatını kaybetmiyor da açık hanımefendiler kaybediyor. sebebi açık.
çünkü kapalı hanımefendi allah'ın koruması altında da ondan. melekler kapalı hanımlarımızı cipleri son model mercedesleri için de koruyor. ancak başı açık olan hanımları korumuyor. işte tüm sebebi budur aziz dostlarım.
evet efendim madem bir kedi öldüren 7 camii yapmak zorunda, o halde bir kedi öldürelim de her yere camii yaptırıp büyük sevaba geçelim. her yer camii olsun istiyorum mübarek kardeşlerim her yer.
asıl başlık şudur, ''allahtan başka kimseden korkumuz yok diyen cesaretli recebimi, jetlerin koruması''
evet mübarekler, gördünüz mü? recebim tayyibim erdoğanım ''allah tan başka kimseden korkumuz yok'' demesinde ki haklılık payını gördünüz mü? hepiniz afedersiniz g.t oldunuz değil mi? 200 koruma 10 keskin nişancı ve orta doğu gezisi esnasında acil müdahalede bulunabilecek bir çok jet uçağı tarafından korunacak olan bir tanecik başbakanım allah tan başka kimseden korkmaz tabii. ben küçük bir orduyla gezsem bende bırakın israil e gider yapmayı, buradan modların hepsine istediğim gibi söver allahtan başka kimseden korkmaz idim. vallahi başbakanıma bir taneciğime özenmiyor değilim kardeşlerim. keşke hepimiz onun gibi olsak.
haydar paşa istikametinden, karaköy istikametinde seyir halinde olan vapur da yolculuk eder iken, içeride oturmamdan mütevellit çok sıcaklamış ve biraz dışarıya çıkıp esen rüzgar vesilesiyle serinleyeyim dedim. dışarıya çıktım ve vapurun yan taraflarında bulunan, oturmak için tahsis edilmiş bölmeye geçtim. kimselerin olmadığını düşünerek, biraz utangaç bir tavır ile gömleğimin en üst düğmesini açtım ne de olsa etrafta bir gören olmasını istemiyor idim. tam esen rüzgarın verdiği rahatlığa kendimi kaptırmış mayışmış idim ki, aman yarabbim, recep tayyip adına bir de ne göreyim dersiniz dostlar? yaklaşık 5 metre uzağıma oturmuş (kuvvetle ihtimal ben oturduktan sonra gelmişler, aksi halde onları görüp asla oturmaz idim) bir çift. sözde boğazın güzelliğine kapılmış bu şevval ayının 6 günlerde birbirlerine sarılmak suretiyle büyük günah işliyorlar. önce sinirlendim ve bana bir titreme geldi. fakat oruçlu olduğumdan kendime hakim olmalıydım. bunu başardım. fakat uğradığım şoktan dolayı yerimden kıpırdayıp oradan kalkamıyordum, kaskatı kesilmiş idim. bu yaptıkları büyük günahtan onları kurtarmak adına aramızda ki mesafeyi biraz daha onlara yaklaşarak kapattım. maksadım beni farkedip aralarına biraz mesafe koymalarını sağlamak idi. fakat bu yaptığım ince nüanslı uyarıdan hiç etkilenmemiş görünüyorlardı. biraz vakit geçtikten sonra erkek laik, kız laik in dudaklarına yapışmasın mı? aman yarabbim. beynime kan sıçradı. UAAAAĞĞĞĞRAAA diye bir haykırmışım ki sormayın. öpüşen laik çift bir anda yerinden zıpladı ve bana döndü. kız laik, korkudan erkek laik in ellerine iyicene sıkmıştı. erkek laik bana döndü utanmaz bir tavır ve şeytani baskışla ''iyimisiniz, neyiniz var yardımcı olayım isterseniz? '' demesin mi? bu utanmaz ve sinsi tavrından sonra gözlerim dolmuştu sinirden, onları vapurdan boğazın serin sularına atmamak için kendimi zor tutuyor, ido da çalışan muhterem kardeşlerime onları şikayet etmemek için tespihime asılıp ya sabır çekiyordum. fakat orucum bozulmasın diye gözlerimden yaşlar boşalarak koşarak uzaklaştım o melun yerden. çok kanıma dokundu muhterem sözlük çok.
yoksul bir insanın futbol ayakkabısı olabilme ihtimali vardır. zira günlerden temmuz, mübarek arkadaşlarımla bir halı saha maçı tertip ettik. benimde nacizane kırmızı nike f50 markasında, futbol müsabakaları için yapılmış bir ayakkabım mevcut. amma velakin, yırtılan bacıklarının yerine parasızlıktan yeni bir bacık alamadığımdan ötürü, topa her vurduğumda nike f50 ayakkabım uçuyor ve rakip takımda ki laik olduğu her halinden belli arkadaşlar benimle hunharca dalga geçiyor idi. bu başlık bana kırmızı nike f50 ayakkabımı ve onunla birlikte yaşadığım bu vahim anımı hatırlattı dostlarım.
sevmeyerek en büyük cehaleti yaşayan insandır efenim. zira bu memlekette kimler sevildi de ne oldu? sorarım sizlere dostlar.amma velakin başbakanımız recep tayyip efendi hazretlerini sevmek öyle mi ya? ne ulvi bir sevgidir o. günümüzde ''o'' na dokunmak bile bir ibadet sayılırken, sevmemek neden? gerçekten şaşırıyorum sözlük.