7 sene oldu adını yaşatalı. Bir elin parmağını geçmeyen anıları yâd edeli tam 7 sene.
ilk önce mahalleler vardı aramızda sonra şehirler şimdi ise kıtalar.
Mümkün olabilecek şeyleri imkansızlığa sürüklemek en büyük başarımız oldu, kutlu olsun.
7 sene önce bir söz verdim "unutmadım, unutmayacağım" diye. Benimle birlikte sen de sözünde durmuşsun, unutamıyorsun.
Dönüp bakıyorum da, birbirimize engeller koymaktan başka bir işe yarayamamışız, yazık etmişiz.
Şimdi ise beraber mutlu olmak yerine pişmanlıklarımızı anlatıyoruz birbirimize. Bu zaman niye böyle geçti diye dizlerimizi dövüyoruz.
Her şeye rağmen, Birgün karşılıklı oturup bizi bize anlatır mıyız?
Hiç umut yokken bile kıtaları aşmayı göze alır mıyız?
Senden çıkardığım tek ders geç kalmak oldu. Ertelediğim ne varsa hepsi büyük pişmanlıklar olarak çaldı kapımı.
Ama şunu farkettim, Kaç sene geçerse geçsin benim mevsimlerim sana hep ilkbahar. . Her zaman yeni başlangıçların ilacı, rengarenk çiçeklerin coşkusu, miss kokusu, kışın kurumuşluğun telafisi. Öylesine taze, öylesine temiz...
https://galeri.uludagsozluk.com/r/2038131/+
Gözünü hafifçe yukarı çekerek daha iri görünmesini sağlayan badem göz,
Yanaklarını incelttiği bişektomi,
Yüze keskinlik vererek çene ucu dolgusu yaptırdığı jawline fille,
Düşük göz kapağını kaldırttığı Blefaroplasti,
Kaşlarını kaldırttığı Brow lifting olmadan bir hiç olan dünyaca ünlü seksi manken.
Bu arada Lip lifting, masseter gibi basit operasyonlara hiç girmiyorum bile.
(img:#2038119)
flormar fc72 chill out her sözlük kızında olması gereken bir oje. diğer nude renkleri es geçmemek lazım. fc serisi flormarın çıkardığı en mükemmel şey.
daha çok kışın tercih edilen seri benim yazımın da vazgeçilmezi olacak.
Bir açıklık getirelim öyleyse.
Sanılanın aksine birbirine bağlı aile yapısı ve sıcakkanlı, içten, sempatik tavırlarıyla medeniyete ışık tutmuş, hoşgörü kavramını dünyaya tanıtmış millettir.
Fazla nüfuslu aileler, geniş akraba çevresi ile aşiret kavramını günümüze kadar taşımış; töredir, davadır, zoraki evliliklerdir bilmem ne kavramlarını terketmişlerdir.
Nefret edilecek hırsızlar, tacizciler, tecavüzcüler, katiller varken sürekli Kürtleri söz konusu edenler aynı çatı altında yaşadığı insanına ırkçı muamelesi yaparak bir kez daha mide bulandırmıştır.
Bekâret dediğiniz bu ilah
Ne gözle görülebilir bir nitelik
Ne de tabi başka bir harici duyguya
Ne bir yeri var ne de bir yurdu
Ne çıkar topraktan ne de kutsal bir kalıptan
Ne de girebilir bir şekle
Varlığı olmayan bir şey için övünme
hiç olmayan şeyler asla yitirilmez.
Christopher marlowe
Lanetli, gizlenmiş, uğrunda insan ölen, varlığından haberdar olunmadan kayboluşundan etkilenen bu varlığa önem yüklemek insanlığın insanlığa yaptığı en büyük kötülük bence. insan olabilmenin başlangıç noktası olan bu denli önemli bir organın aynı zamanda bir insanın sonu olabilmesi ne kadar üzücü.
halbuki önemli olabilmesi kıymet verilmesi anlamına gelmiyor mu?
Gelen 3-4 damla kan mı bizi ömür boyu ahlaklı ve namuslu yapar birilerinin gözünde? Gelmediyse cezası ölüm veya hapis midir, bedeni çürütmek midir?
Bırakın bu simgeleri bir ömre mal etmeyi, asıl önemli olan insan kalabilmeyi bilmektir.
"kıtlık zamanı insanları açlık değil, alışmış oldukları tokluk öldürür."
işte tam da böyle bizdeki. şuursuzca hareket etmek ve sadece kendini düşünmek.
yazık bu devletin sağlık çalışanına, polisine, jandarmasına. hizmet ettikleri insanlara bak.
Şu dünyadaki her şeyin insandan daha üstün olduğunu öğretti.
Tecavüz ettiğiniz, dövdüğünüz, kestiğiniz, yaktığınız hayvanlar bile insandan daha özgür şimdi, daha üstün, daha serbest.
Bazen zevk olsun diye bazen yerine üç beş beton yığmak için katledilen (!) ağaçların sağladığı oksijene nasıl muhtaçmışız değil mi? Bırak onu, gölgesinde oturmaya bile hasretiz şuan.
Peki ya şimdi,
Yolduğunuz çiçeklerin, çimenlerin içinde dolaşmak ne de güzel olmaz mıydı?
Kirletmekten hiçbir zaman vazgeçmediğiniz o deniz kenarında bir yürüyüş tüm dertleri silmez miydi?
Ama yook, Kafayı bozduğumuz uğruna ne rantlara girdiğimiz savaş malzemelerinin faydası paha biçilemez, 3 liralık maske de neymiş!
Hele sağlık alanında kullanılan tıbbi malzemeler... ne gerek var canım üretmeye. istersek ithal ederiz bizde tükense de onlarda tükenmez!
Bize bir şey olmaz diye göğsümüzü geriyorduk, milyon küçük boyutta hayali bir virüsün oyuncağı olduk.
Zenginin malıyla çenemizi yorarken asıl önemli olanın sağlık olduğunu unuttuk.
Para, mal, mülk yerine Akıl - Beden sağlığı umarım tarihe ders olur.
Umarım bencilce yaşamanın bize çıkardığı fatura ve değil Türkiye tüm dünyanın bir daha eskisi gibi olmayacağı gerçeği hepimize ders olur.
"Biliyor musun Linda, hiç kimse vazgeçilmez değildir.
Ve hiç kimse, kendini vazgeçilmez sanan biri kadar aptal değildir.
Şüphesiz şu hayatta verdiğim en doğru karar, kendini vazgeçilmez sanan bir aptaldan uzaklaşmak oldu.
Hoşça kal."
Dün akşam geç bir saatte otobüsteydim. Hiç huyum değildir ama ister istemez önümdeki ben yaşlarında kızın telefonuna gözüm ilişti.
Babası "babamm" diye sesleniyordu ona.
"Babam yaklaşınca haber ver karanlıkta yalnız geçme ben alırım seni" diyordu.
Baştan sona inceledim kızı. Kıyafetine, elindeki poşete, yüzüne, boyu posu her neyse baktım.
Ne dedim ya, Ne eksik?
Onda Olup da bende olmayan ne var. Salavat falan çekiyordu yolda, acaba mı? Bile Dedim shshs.
Ama yok. Yok yani bulamadım.
Ahlak bekçisi bir dünya insanın altında toplandığı başlık.
Kızlık zarını diktirmeye iten sebebe değil, operasyonun kendisine takılan insanlar başka başlıklar altında ağzınız sulana sulana yazdığınız entrylerle mükemmel uyum sağlıyorsunuz.
Bu zihniyete sahip olduğunuz sürece daha çok ayakta uyutulursunuz, oh olsun.
10 yıldır sürekli kızlarla iç içeyim ve ne hayatlar gördüm canını kurtarmak için ömür boyu koca bir yükün altında kalmak zorunda bırakıldılar.
Hangi insan bile isteye o masaya yatar? Dikip dikip zevk olsun diye bozmak için mi?
Kozlok zoro yosoklonson demeden önce vicdani ve mantıki çerçevede sizleri muhakeme yapmaya davet ediyorum. Lütfen.
Piyasada ateş buz, met adlarıyla da bilinir. Ateş buz terimiyle de anlaşılacağı üzere önce yakar sonra buz gibi yapar.
içimi için ampul, folyo biraz da ateş yeterli. Kokusuz ve dumansızdır. Dezavantajı ise yapımı saatler sürebilir.
Diğer uyuşturucu maddelerinin aksine en tehlikeli ve batağına girdim mi çıkılamayan cinsten. Fakir kokaini olarak da bilinir bu yüzden ulaşılması ve kullanılması çok kolay.
içen kişi günlerce uyumaz ve sürekli ayakta durma, dolaşma ihtiyacı hisseder. Yemek yemek aklınıza bile gelmez. Bu özelliği sayesinde 2. dünya Savaşı'nda hitler askerlerini daha uzun süre ve etkili kullanmak için met vermiştir.
Her kullanımdan sonra etkisi yavaş yavaş azalır ve kişi halüsinasyonlar görmeye başlar.
En beteri de vücutta böceklerin dolaştığını düşünerek sürekli kollarını, bacaklarını delme ve o böceği çıkarma ihtiyacıdır. Etrafınızda kolları delik deşik birini görürseniz metamfetaminden şüphelenmeniz aşikar.
Özellikle Gaziantep bölgesinde kullanımı çok yaygın çünkü en ucuz ve en kolay şekilde ilk oraya giriyor.
15-16 yaşlarımda yine bir yaz tatili gelmiş ve ben iş arama telaşına girmiştim. "Okumuyorum abi.." beyaz yalanıyla girip çıkıyorum dükkanlara. Okuyorum desem yüzüme bakmayacaklar. Neyse buldum bi aktar sevdirdim kendimi girdim işe.
Ali abi, 130 kilo göbeği, küçükçe bir hayvanat bahçesi, yalaka yardımcısı cansel bide ben tıkışıverdik kıç kadar dükkana. Haftalık 130 TL veriyordu. hayatımda aldığım en yüksek haftalık, nasıl uçuyordum cumartesi günü geldiğinde anlatamam. Sabah 9 akşam 8.30 cennet oluyordu orası bana. Deli gibi para biriktiriyorum okul açılacak diye, babamdan gizlediğim 200 lirayı en güvenli yer olan cüzdanım da tutuyorum.
Neyse günler geçti cansel'in sigara prestigeden parliamentlere dönmeye başladı o zamanlar zenginlik alâmeti olan. Her hafta birinin nişanına kınasına gidiyor elbiseleri bol bereket.
Aynı zamanda ali abi'ye sürekli kasa da para eksik çıkıyor konuşması yapıyor ben arkamı döner dönmez. Bir iki derken bi gün Ali abi durduk yere beni depoya gönderdi şunu bunu getir diye. Depoya girer girmez ne hikmetse yerde 50 TL buldum, alıp doğru aşağı indim ve parayı Ali abi'ye verdim. Beni deniyormuş.
Birkaç gün sonra cansel dükkanı açar açmaz 100 TL eksik para yok para yok demeye başladı. Sabahın körü yeni gelmişiz. Neyse en dip köşelere, akvaryumun içine kadar bakıyorum yok Allah yok. Ali abi'yi aradı gelince beni yine depoya gönderdiler. Aldım malzemeleri geldim.
"Hadi kızım seninle işimiz yok." dedi.
"Niye abi neden bi yanlışım mı oldu?" dedim.
"Hırsıza yedirecek ekmek yok bende, cüzdanındaki paralar belli oldu" dedi. izinsiz çantamı karıştırmışlar ben depodayken. Gizli saklı biriktirdiğim emeğimi imâ ediyolar bana.
Neyse.
Haftalığımı üstüme attı. Hakkım kalmasınmış.
"Senin olsun üç kuruşun." Dedim ve çıktım.
Üniversite zamanlarında yurda gelmiştim, tabii yine ilk ben gelmiştim. odama giderken koridorda bi tane serçe gördüm, içeri girmiş acı acı ötüyor, o karanlık koridordan kurtulmak istiyordu. onu incitmeden dışarı salmak istedim fakat ben ona yaklaştıkça o benden kaçtı. ona hiç zarar vermedim, sadece yaklaşmaya çalıştım küçük adımlarla. fakat 2 dakika sonra ödü mü koptu nedir, öldü. çok üzüldüm. avucumun içine aldım, onun için dua ettim, başını okşadım ve yurdun arka bahçesine gömdüm hatta küçük de bir taş koydum başucuna mezar taşı diye. Fark ettim ki aradan 5 sene geçmesine rağmen içimdeki o çocuksu duygudan 1 gram bile eksiltememişim. sanırım kaç yaşına gelirsem geleyim bu hep böyle devam edecek. çocukluğum kursağımda mı kaldı nedir bilmem, benim kalbimde hala çocuklar sallanır. Benim bahçem siyahın içindeki en beyaz olandır.
dünya tarihinin en ölümcül veba salgınlarından biri olarak tarihte yerini bulmuş. 14. yüzyılda görülmüş ve avrupanın neredeyse yarısı bu salgında ölmüştür.
ilginç ki hastalık tam da bugünkü salgının çıktığı yer olan wuhan'da ilk olarak görülüp, ipek yolundan;
- önce orta doğu'ya
- sonra ise istanbul üzerinden avrupa'ya yayılmıştır.
geçtiği her yol da ise binlerce insanı öldürmüştür.
toplamda ise 150 milyon kişinin ölümüne sebep olmuştur.
pireler ve fareler yoluyla bulaşan hastalık tabii ki ilk olarak alt gelir gruplarına vurmuş.
o dönemde ahlak yoksunluğu ve dini sapmalardan dolayı insanların sapkın halleri kaosu felakete çevirmiş.
- vebanın tanrının bir cezası olarak geldiğini düşünerek insanlar uzun yürüyüşler yapıp kendilerini kamçılamış,
- doktorların suları zehirlediği düşünülerek diri diri yakılmış,
- batıl inançlar, büyücülük, fuhuş olayları baş göstermiş,
- sanat anlayışı ise çürümüş et resimleri, ölüm dansı, şeytanın gazabı gibi resimlerden ibaretmiş.
son olarak tüm bunların sorumlusu kuyuları zehirledikleriyle suçlanan yahudiler gösterilmiş. o dönemde yahudilerin hemen hemen hepsi öldürülmüş ve sağ kalanlar ise polonya ve rusya'ya kaçmış.
"Decameron" adlı kitapta veba günleri şöyle anlatılıyor;
"Babalar, oğullarını; anneler, bebeklerini terk ediyor; hizmetçiler, hanımlarından kaçıyor, noterler ölülerin son arzularını kaydetmekten vazgeçiyor; doktorlar, rahipler ve rahibeler, hastaları ziyarete gitmiyorlardı. Kimse Hristiyan usullerine göre gömülemiyordu; evler birer mezarlığa dönüşmüştü."
Çok isteyip hiçbir zaman sahip olamayacağım duygu.
En sevdiğin neyse onunla sınanırmışsın ya Hiç görmediğim çocuklara bile hasret duyuyorum, bayılıyorum onları sevmeye. Çok zorluyorum yapma ilgilenme diye ama alıkoyamıyorum.