Daha açık seçik bir başlık olmasını arzu ederdim fakat malum karakter sınırına takıldım.
Yolda yolakta karşılaşan iki kadın eğer fazla samimi değillerse bu durumu takınırlar. yani biliyorsunuz bu durumu, herkesin sokakta karşılaştığında gülümsemeli hiç konuşmadan ve duraksamadan anlık selam verdiği bir de durup hal hatır sorduğu arkadaşları vardır.
Kadınlar ilk durumdaki bir alternatifle karşılaştığında -yani durmaya sohbet etmeye selam vermeye değer görmediği ama selamsız da geçemediği bir arkadaştan bahsediyorum.- karşılıklı bakıldıktan sonra gözler açılıp kapatılmak suretiyle kelamsız, minik bir gülümsemeyle de süsleyerek birbirlerine selektör pardon selam çakarlar.
Herkesin çocukluğunda yapmış olduğu ama anılarına gömdüğü eylem. Şimdi bahsi geçince hepiniz hatırladınız değil mi? Genelde Gül yaprağı tercih edilip Tükürüklenerek tırnaklara yapıştırılırdı.
Arkada çatal bıçak takırtılarıyla ve "ali Osman buraya çay vir!" Bağırtısıyla harmanlanmış, kendimizi direk,isimli anahtarlıkların ve Belçika bayrağı rengindeki minyatür beşiğin bulunduğu mekanda hissetmemizi sağlayan tuhaf yankılanım.
hepsi sütyeni alıp memenin girdiği kısımları arkaya, kopça kısmı göbeğine gelecek şekilde sütyeni beline sararak önden kopçayı taktıktan sonra bir hamlede sütyeni bel etrafında 180 derece çevirirler sonra askıları takıp memeleri sütyen yuvalarına yerleştirirler. Peki neden? Nerede kaldı estetik?
Bu davranış, her erkeği seksten soğutmakla beraber Tüm türk kadınlarda default olarak var olduğunu düşündürüyor.
Anadan kıza geçerek Türkiye' de istisnasız her kadının sütyen giyme ayini ne yazık ki.
iklim değişikliğinin ve akıbetinin farkında olmayanları, haziran ayındaki bu iklim çılgınlığını normal karşılayanları ve halinden memnun olanları göstermiştir. bundan bilmem kaç sene sonra olacakların farkında değilsiniz sanırım.
tabii allah siz orucunuzu tutarken zorlanmayasınız diye yapıyor deli misiniz? hem barajlar da doluyor!
Bir ara mavi dolmuşlarda, şoför beyin " ayaktaki yolcular ışıklara kadar çökelim" talimatı üzerine ayaktaki tüm yolcuların itiraz etmeden çökmesiydi. dolmuşçular bu şekilde uyanıklık yaparken bir tane karşı koyan insana denk gelmedim.
Bugün başa gelendir. Bir güzel dolmuşun sağ tarafından tekli koltuğu kapıp, kulaklığı takıp everly brothers 'la havaya girmiştim (girdiğim hava '60 yada '70lere ait klasik bir otomobille, benden daha hızlı ilerleyen yuvarlanan teksas çalısıyla, iki yanı boş tarla olan bir yolda gidiyormuşum havası. ancak everly brothers' la yakalabiliyorum çünkü). Neyse, Şoför bey salamura yaprak gibi bastıkça bastı dolmuşa herkesi. Önden bakınca 2 boyut misali gözüken, yandan sevimli bir polis çöreğine (bkz: donuts) dönüşen teyze, Başıma dikilip 105 e cup memesiyle omzumu, kolumu, kafamı; çantasıyla da bacağımı fordlamaktan büyük tat almıştı. Her şeye razıydım çünkü hak verirsiniz ki ellenmekle eskimiyoruz arkadaşlar ama göbeğini ağzıma sokarak çok ayıp etmiş bulundu.
Çocukluğun utanç verici gerçekliğidir. Babaya özenmektir. Legodan yapılan bu permatikle, sağ favori için sol eli baş yukarısından dolandırarak, sağ favori başlangıcına sabitleştirerek legoyu sürtmek suretiyle traş olmaya çalışmaktır.
Kendine terapist arayan, çıkar planlamaları olan, bencil ve dinlemeden sürekli konuşan dürrük gibi insanlar karşısında karşı konulamayan istektir. Çaresizce, Konuşan kişinin ağzına bir süre odaklanır ve susmasının tek yolunun ayağınızın karşıdakinin ağzına girmesi gerektiği olduğunu hayal edersiniz.
Yaşama yetişme çabasıyla bir yaşamı sorgulama biçimidir. Bu kadar yakışıklı abiler, kaliteli ablalar varken serkeşler gibiyiz, yalnızız. Hani yalnızlık yukardakine mahsustu?
Çocuklukta ip atlarken soylenen saçma mı saçma bir tekerleme. Önemli nokta, bu tekerlemenin ip atlarken söylenmesi. ipi atlayan küçük, bu sihirli tekerlemeyi söyleyerek ipten çemberin içine arkadaşını davet eder ve yüz yüze bakarak atlaşırlar.
Diş fırçasının kılları diş etine değdikçe aşağıda, malum bölgede oluşan kıpranmaların sonucudur. Adam akıllı diş fırçalayamaz oluyor insan. Fırçaladıkça 4 bira içip çişini tutmaya çalışan alkolik dayılar gibi kıvranıyorum.
Benim ve diğer yazarların tahminimce başladığı eylemdir. Sözlükteki cılız sirkülasyonun başka açıklaması olamaz, görüyorum ki sözlük ablalarımız analarına yardıma gitmiş; beylerse olayın tam ortasında kendini buluvermiş, kimisiyse anaç sitemlerle evden bile kovulmuş olabilir.