Avcılar'da tattoo kafede oturuyordum, birşeyler içtim birden napıyorum ben burda diyip dolmuşlara doğru yöneldim. Kredi kartından bir tane marlbora blue ice aldıktan sonra dolmuşlara yaklaşınca bir tane ateşledim. Kısa ve hızlı birkaç nefes aldıktan sonra sigarayı yarısında söndürdüm. Dolmuşa bindim bir parseller alırmısın dedikten sonra kapının karşısındaki tekli koltuğa oturdum. Tam dolmuş hareket edecekken bindi. Üzerinde beyaz bluz altında kot pantolon ve kulaklık takmıştı. Öyle bir girişi vardı ki sanki bu zamana ait değildi bizden biri değildi. Meleklerin kıskanabileceği bir tebessüm vardı yüzünde. Ondokuz yaşındaydı galiba tam emin değilim.
ineceğim durağa yaklaşınca onu bir daha göremiceğim için içimden eyvallah dedim sadece. Eyvallah.
Kendimde üniversitesinde okuduğum lüzumsuz şehirdir. Sakın şehri sevmeyen öğrenci olarak anlamayın.
Gül endüstürisinden başka birşeyi olmayan, gül ile envai çeşit şeyler yaptıkları, askeri para olarak gören, cuma namazına giderken sokağın başından paçaları sıvayan bir şehirdir.
1984 romanındaki bir söylemdir. çifdüşün şöyle birşey ; örneğin siz bir kadınla sevişiyorsunuz ve bu sevişmeyi jigolo olduğunuz için yapıyorsunuz ve para kazanıyorsunuz ancak sizi mutsuz ediyor olabilir. bunu farklı da düşünebilirsiniz şöyle ki insanların cinsel mutsuzluğunu gideriyorum ve insanları mutlu ediyorum bu da beni mutlu ediyor. işte çift düşün böyle birşeydir.