"şimdi tutalım bu diriliği artık. zamanıdır.
zamanıdır. neredeyse kar başlar. küçük kuşlar ölür.
semerciler ve dilsizler ölür.
seninle ben kalırız. yeni bir yaşamaya.
gökler ve kentler ufalır. seninle ben kalırız.
o şarkı sanılanlar bir kavga halini alır.
neredeyse kar başlar.
birini düşünür gibi oluruz. biliyorum
ellerin de üşür. biliyorum ama
isıtabilirsin onları. o ateşte.
hazırsın da. biliyorum. ama
sana bir boyun atkısı gerek. kış geldi.”
Kaybolmak istemiştim bir zamanlar
Kapının arkasında yokum demiştim
Ve divanın altında da.
Bulamazsınız ki artık beni,
Hayatın ortasında.
Kaybolmak istemiştim bir zamanlar
Beni kimse bulamazdı
Tanrı’nın arkasına saklansam.
O Kocamandı, en kocamandı o.
Bir kız çocuğunun hayalleri kadar.
Filmi özetlemek için kelime seçsem bu sütlü kahve olurdu! insanın kalbine dokunan sımsıcak bir filmdi. Yeni izleme fırsatı buldum ama top 50deki yerini hak ettiğini düşünmekteyim.
derdimi ağlayacak kadar
hüzün biliyorum.
istesem anadilim gibi
saatlerce susabiliyorum.
bira ve şarapta sıkıntı yok.
öbür içkiler için bir şey diyemem
ama rakı içtiğim gün
ölmesem de kusabiliyorum.
...
Kazananı sadece telefon operatörleridir, ınternet paketidir, avantajli konuşma paketi falandir. Beklentinizi yüksek tutmayın ve mümkünse koşarak uzaklaşın.
Edit:eksileyen arkadaş, tamam annem uzaklaşma sen, gel.
Pll'yi izlemiş ve çok da sevmiş biri olarak, yorum yapmadan geçemedim. Hayır tabiki boş zamanımda atom falan parçalamiyorum.* ama bu dizi cidden olmamış, o jenerik müziği nedir ağlattınız allahsızlar. Bir uyarlama dizi daha piç edilmiş bence. Sonuç olarak dizide iyi olan tek şey Şükrü özyıldız. Onun için açıp açıp izleyebilirim de belli olmaz.*
"önce sesin gelir aklıma
çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm
güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli
sonra cumartesi günleri gelir
sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum
bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.
kırk kere söyledim bir daha söylerim
savaşta ve barışta, karada ve denizde,
düşkünlükte ve esenlikte
zamanımız apayrı bize göre
yanyana olduk mu elele
aç kalsak ağlamayız biliyorum.
içim güvercinleri okşamış gibi rahat
sen yanımdayken ister istemez
geniş meydanlarda akşam üstleri
üstüste üç kere deniz, üç kere çınarlar.
..."
" iyi niyetli ve sevimli bir kızdan kalanlar
Sallanıyor durmadan boş salıncaklarda
'Üzgünüm' diyor,
Bir mutluluk şiiri daha yazamam bu saatten sonra! "
Geceleğe dair hedeflerimi, hayattan beklentilerimi, gerçekten ne istediğimi bilmiyorum, bulamıyorum da. Ordan oraya aceleyle koşturuyorum sanki. Umarım yanlış bi karar vermem.
"...
ben kimim, kime anlatıyorum, neyi anlatıyorum ayrıca
neyim ben, bu olanlar ne, ya kimdir tüketen isteklerimi
tüketen kim. hani bir yarışın sonuna varmış gibi
hani görmeden daha sezmeden her şeyin bittiğini
ama ne zaman saçları kurularken çok eski bir alışkanlıkla
çökerken üstümüzde bir sözün, bir gümüş kupanın o sebepsiz inceliği
ansızın bir ürperişle: bitti mi, her şey bitti mi
yoo, hayır! öyleyse kimdir tüketen isteklerimi
bir rüzgar, duyulup binlercesi birden bir rüzgar
bırakıp beni bir kenara, bir uzağı, ya da bir boşluğu bırakır gibi
ve ben hazırımdır bir süre unutulmaya
ama hep sorulur gibidir benden: ben şimdi ne yapsam acaba
ben şimdi ne yapsam, ben işte ne yapsam kaç kere yalnız
kaç kere yalnız, ama kaç kere yalnız, gene kaç kere insan olmalarımla.
..."
Gibi bir şiiri yazıp, duygularımıza tercüman olan, usta şair.
Küçücük çocukları evlendirenlerin, namus için adam öldürenlerin, karısını dövmeyi erkeklik göstergesi kabul edenlerin anlayamadigi yürüyüştür. Pardon beyler sizin onur anlayışınız eşek s*kmekti değil mi, unutmuşum yaa. Siz anlamayın, böylesi daha güzel.