humanisthomosapiens
215 (power ranger)
yedinci nesil yazar 1 takipçi 4.90 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    eski segiliyi unutmak

    1.
  1. bu tür mevzular gülücüğe odaklanarak başlar. sonra seversin, o da sever ve buraya kadar herhangi bir problem olmaz. sıkıntı bundan sonrasında olur. mesela ayrılırsın? ardından yemekten kesilirsin, uykudan olursun, en kırmızı renkler dahi seni mutlu etmez, sık sık gözlerin dolar, şiire başlarsın, belki sakıza başlarsın, belki her gün üzüme vurursun ilkel beynin bu modern hastalığı kaldıramaz ve şunu dersin bazen;

    "ulan ne kadar eşekmişim, keşke elimde zamanı geri getirebilme fırsatı olsa"
    "ben bir daha onu sevdiğim gibi bir başkasını sevemeyeceğim"
    "şimdi ne yapıyordur acaba?"
    "bir başkası asla onun yerini dolduramaz, bir başkasıyla yapamıyorum"

    bunlar senin bir depresyon halinde olduğunun belirtileridir, her resim, her kitap, belki en çok dinlediğin enstrüman üzerine gelir.

    önce ondan kalan resimleri silersin, belki yakar belki yırtar?
    sonra ondan kalan materyallere gözünü dikersin, onları da bir güzel gömersin toprağa belki? belki de fırlatırsın da sabahına kadın anan getirir "yüzüğünü buldum" diye? soran eden olur animallah kitlenir kalırsın sayın çok sevici? materyaller tükendikten sonra geriye onunla kalan yaşantıların kalır, o dört duvar mesela? yıkamazsın, yakamazsın, gömemezsin...

    tüm bu davranış bozuklukları ve zihinsel travmalar birer savunma mekanizmasıdır. nasıl akyuvarların virüs ve bakterilerle savaşıp gribi yeniyorsa bu kez beynin savaşır ve sana bu denli acı gelmesinin sebebi de savaşın verildiği alanı görmen, duyman, işitmen, hissetmen ve tatmandan kaynaklıdır. aşk dediğimiz modern hastalık, aslında ilkel beyinlerimize karşı son zamanların en etkili modern virüsüdür.

    peki ben bununla çocuğu nasıl yapacağım? diye bir vizontele repliğinden yola çıkarak nasıl geçer diye soracak olursan. maddeliyorum bebeğim kağıt kalem alma anla.

    1. elinin altındaki materyalleri ister istemez uzaklaştırıyorsun kendinden, bunlar koşullu uyarıcılar olarak bir güzel kayboluyor ve sendeki davranışın sönme hızını arttırıyor. eğer uzaklaştırmadıysan uzaklaştır, bu seni yeniden eskisi gibi pembe yanaklı tombul bir bebek gibi görmemizi kolaylaştıracaktır.

    2. alkol ve sigara gibi cesaretlendirici maddelerden uzak dur bebeğim, bunlar unutmanı değil hatırlamanı sağlayacaktır.

    3. (en karamsar madde, aynı zamanda en kritik)eğer ben son kez bir mektup yazıp, onu sevdiğini ve yeniden birlikte olmayı istiyorum diyecek olursan onun vereceği olumlu, olumsuz ve nötr tepkileri düşün derim. nitekim şayet o senin kadar sevse senin yazmanı beklemezdi, şayet o seni senin kadar sevse ayrılmazdınız. haklısın dostum ve haklı kalmaya devam et, pişman olacağın konuşmalar seni daha da değersiz kılacaktır.

    4. ona ait materyallerden uzaklaştığına göre, direkt ondan da uzaklaş numarası veya sana ulaşabileceği bir adres kalmasın. bunu derken ki asıl amacım ona ulaşabileceğin bir adres kalmasın!

    5. onu hatırlatan ortak arkadaşlardan uzaklaş bebeğim, bu "adamın amına koyan sorular" faslını es geçmeni nitekim ona ait uyarıcıları hastalığından uzak tutacaktır.

    6. yangına körükle gidip duygusal temalı filmlerden ve arabesk temalı şarkılardan uzak dur bir süreliğine klasik müzik (dinlendirici) veya eğlenceli şarkılar dinle.

    7. bir başkasıyla denemeye kalkma, zira bir süre sonra "sevginin ölçütü ..... ise ben hiç kimseyi sevemem" deyip daha da pişman daha da karamsar olacaksın. bu tam da içindeki enfeksiyonun istediği bir gelişme! sen geliştirmeyeceksin, gelişine vuracaksın bebeğim.

    8. bu süreci olduğu gibi kabullen ve yaşadığın acı sana acı verse de bir süre sonra son bulacaktır. nitekim bir süre sonra telefonuna karşı cinsten gelen bir mesaja karşılık yazdığın cevapta da ne kadar uzak kaldığını anlayacaksın. unutma bu yaşadığın normal ve sen bir hastalığın etkisindesin.

    9. kendini iyi hissettiğin aktivitelere yönel (şaraba vur demiyorum!). mesela spor yapabilirsin bebeğim? veyahut mizahi, eleştirel, şiir çalışmalarını diğer insanlarla paylaşıp aslında çok ta fena bir herif olmadığın fikriyle mutlu olabilirsin. ve bu hastalığı yenmenin bir yolu var, elinden geldiği kadar mutlu olacaksın.

    10. son olarak aşk diye bir şey kalmadı azizim, en son biz içine sıçtık üstünde de bi güzel güreştik ve bataklıktaki her çırpınışın seni daha da derine götürüyor. bu 9 maddeyi uyguladıktan sonra öğrenilmiş çaresizliğini alışarak yeneceksin, duygusal tepkilerini sistematik olarak duyarsızlaşarak yeneceksin, geriye ket vurmalarını söndürerek yeneceksin. ve gün gelecek bu hastalık sürecinde yaptığın her şeye gülüp geçeceksin, şimdiden geçmiş olsun dileklerimi iletir iyi kahkahalar dilerim, unutma sen çok da hafife alıncak biri değil aksine çok kıral bi herifsin.
    9 ...
  2. beleş mutluluk

    1.
  3. güncel hayat içerisinde, en olmadık yerde, hiç beklemediğimiz anda karşımıza çıkan mutluluktur efendim.

    Örnek olay

    Babam odamdan içeri girdi, alkollü, gergin, hüzünlü ve dalgındı. Annem uykudan uyandı, telaşlı gözlerle odama doğru koştu, ikiside sadece beni seyrediyordu. Babam yanıma geldi başımı okşadı göğsüne dayadı, annem sessiz sessiz ağlıyordu duruma bi anlam veremedim. Sanırım şüphelendiğim şeyi söyleyeceklerdi "biz seni evlatlık aldık..." Kendimi iyice bu psikolojiye hazırladım, son zamanlar bunu bariz hissediyordum fakat bu utanılacak bir durum değildi, neden bu duruma saplandıklarını anlayamadım...

    Baba: Ne lan o içtiğin?
    Maymın: Bira
    Baba: Bira içme oğlum içme, gereksiz işi.
    Maymın: Geçen senin rakıdan hacıladıydım haklısın, sidik gibi ne pimpis bişey.
    Baba: Meze var mı meze?
    Maymın: Sigara var yakiym mı?
    Baba: Al bundan beraber iç -5 tuzlu fıstık, 4 fındık-
    Kadın anam:-Koşarak- Havarrr komşılar havarrr, emerimide kendine benzetti bu boyu devrilesice
    Maymın: Yazık lan ehehehehe
    Babam: ehehehe

    Olm bunlar çok iyi lan.
    0 ...
  4. aids farkındalığı için meme elleten porno yıldızı

    1.
  5. efendim aşağıdaki haberde de görüldüğü gibi, aids farkındalığı yaratmak için bir araya gelen 8 porno yıldızı japonyada bağış karşılığında memelerini feda etmiştir.

    http://blog.radikal.com.t...iklayabilirsin-video-4108

    ulan aynı mevzuyu bizim memleket için düşündüm de? düşünmesem daha mı iyiydi ne.

    -Ben on milyon verdim o kadar ellemedim amk, herif memeyi patlattı!1!!

    -Sende beni elle, bi yüzlük daaa veriym ihihiiiğğğ.
    2 ...
  6. 30 bin kişilik 100 bin lira maliyetli camii

    1.
  7. çamlıcaya yapılması planlanan, 30 bin kişilik ve yaklaşık 100 milyon liraya mal olacak camiidir.

    başbakan atama bekleyen öğretmenlerin maaşını muhtemelen "camiiye yardım"lardan çıkaracak...

    edit: binlerle milyonları karıştırdım, 100 bin değil, 100 milyon olacak dikkati için teflon ve babamemreaydinannemsebnemferah 'a teşekkür ederim.
    6 ...
  8. kadınlık olimpiyatlarda ölüyor

    1.
  9. yüksel altuğ'un 2012 londra olimpiyatlarını izlerken yaptığı tespittir.

    "Sıralama yapılırken sporcuların fiziksel görünümlerinin "kadına benzerliği oranında" artı ve eksi puanlar eklensin!.." demiştir. yazının tamamı için http://www.sabah.com.tr/G...gation_id=246965925417366

    aga Bunu zencilerle 100 metre koşturup "erkeğe benzerliği oranında" puan vereceksin.
    5 ...
  10. atletizmde zencileri geçmeye çalışan beyaz güruh

    1.
  11. az önce tanık olduğum hadisedir efendiler. yarış başlamadan önce beyaz zenci karıştırmışlar, her gruba eşit zenci dağıtmışlar ki adil olsun diye. velhasıl çıkış veriliyor, bu beyazlar ketun ketun, sifli sifli önlere yumulmaya çalışıyor. eee haklılar da biraz, şöyle ki kafalarından geçen düşüncenin şu olduğuna 50 papeline bahse girerim.

    "ulan amk olimpiyatlara gelmişiz, bu pigmetsiz piçler zaten tokatlıyacak bizi, en azından ilk yüz metrede biraz önde gibi gidiym, resim mesim çekilir belki öndeyken, feyse atar şekil yaparım zenci geçtim diye :/"

    peki ya zenciler? ilk başta izin veriyorlar geçsinler heveslerini alsınlar diye, herif elinde beyzbol sopası, boynunda 5 metre zincir kolunda adana burmasıyla rahat rahat havalandıra havalandıra koşuyor -beyazlar don bile giymiyor ağırlık olmasın diye-.

    bu iş bu adamların geninde var aga, 100 metre koşan bir beyazla zencinin profilini inceleyince de ortaya çıkıyor.

    beyaz: yırdırmısını ırıspı çıçığı -boyun kasları kabar, burun kulakla yer değiştir, babun götü gibi kızar.
    zenci: ooo makuna abi, nasıl gidiyor Jamaikada işler? iyidir nolsun altın almaya geldik du biraz yavaşliym dünya rekoru geldi zaten ehehe.
    0 ...
  12. oruç tutmanın sadece bir plasebo olması

    1.
  13. 1.oruç tutmak iradeyi güçlendirir.

    oruç sadece fiziksel bir açlık halidir, fakat bu fiziksel açlık hali bireyde psikolojik saldırganlıkları beraberinde getirir. yani siz somut şeylerden perhiz ederken, vücudunuz etik olmayan soyut şeyleri har vurup harman savurabilir.

    2. oruç tutmak sağlıklıdır.

    oruç tutmak mideyi dinlendirip size sağlık kazandırmaz. oruç tutmak vücut direncinde kayba sebep olur. bu da beraberinde birçok sağlık problemini getirir. -hücresel faaliyetler yavaşlar, dolaşım sistemi ve beraberinde böbrekler zorlanır, kan katılaşır ve laktik asit birikmesine sebep olur bu beraberinde yorgunluğu getirir.

    3.oruç tutmak empati kazandırır.

    oruç tutmak, açın halinden anlama empatisini kazandırmaz zira 12 ayın 1 ayında aç halinden anlamak mı daha samimidir? yoksa 12 ay boyunca paylaşma düşüncesi mi? zira iftar sofraları ve bayramda yapılan yemekler, tatlılar bu empatinin samimiyetine gölge düşürür.

    4. oruç tutmak kilo vermenize sebep olur.

    oruç tutmak birçok zaman düzensiz beslenmeden dolayı kilo alımına sebep olur. kilo vermek için en sağlıklı yöntem düzenli spor yapmaktır. -yüzme, yürüyüş, bisiklet önerilir kilolu bireyler için- bu noktada düzenli beslenme ve yeterli sıvı alımı, yağ yakımı için en önemli durumu teyit eder. zira yeterli sıvı alınmadığı vakit, ter yoluyla atılan hücresel atıklar kansere kadar birçok sağlık sorununa yol açmaktadır. bu mecazı şu şekilde örneklendirebiliriz. deposu ağzına kadar full yakıtla dolu olan bir araç düşünün, bu araç otoparkta kaldığı süreç zarfında yakıtta bir azalma olmayacaktır, vücuttaki yağları yakıta benzetecek olursak hareket etmeden bunların tükenmesi imkansızdır. suyun işlevine gelecek olursak, su araçta motorun çalışmasına katkıda bulunup düzenleyici bir rol üstlenirken, insan fizyolojisinde laktik asitin uzaklaştırılması, oksijen kaynaklarının yenilenmesi, ve yağların parçalanmasında rol oynar. bilinen bir bilgiden yola çıkarsak insan aç günlerce yaşayabilirken, susuz bu süre iki üç günle sınırlıdır. kısacası oruç tutmak kilo vermenize sebep olmaz.
    1 ...
  14. guguk kuşu ve demokrasi

    1.
  15. "Kişiye Özel Demokrasi"

    Ülkede demokrasinin tanımı, hak, özgürlük, adalet, hukuk maskesi altında "kendine müslüman" bir çarşafa büründü. Bu çarşaf açıldı açılalı milyoner sayısı 40 bin arttı, bir diğer deyişle sermayinin %90'ı %10luk dilimin elinde. Adalet ve Kalkınma işini kendi bedenine göre yapan iktidar, şimdi göbeğini kaşıyanlar sayesinde Üsküdar'ı gemiyle geçmiş durumda...

    *Bugün "Parasız Eğitim istiyoruz" diyen Ferhat ve Berna 19 ay cezaevinde kaldıktan sonra örgüt mensubu olmaktan yargılanıyor

    *Daha dün Hrant'in ölümünü 1 yıl önceden bilinen bir gerçekken, buna rağmen hiçbir önlem alınmayan suikast için örgüt yok denilip Erhan Tuncel salınıyor.

    ---

    Pozantı cezaevinde, çocuklar ırkçı ve cinsel saldırılara uğrayıp ruhsal kimliği darp ediliyor. Bu vakalar içinde, *cinayet, *adam yaralama, *tecavüz*, *nefret suçu, *ihmal ve * görevi kötüye kullanma suçlarını görüyoruz. Bu suçların hepsi, devlet eliyle işleniyor. Evet devlet kendi suçlusunu yaratıp -taş atan çocuklar- daha sonra bunu kendi suçuyla bastırıyor. Bunun 80 darbesindeki asker faşizmiyle ortak atadan geldiğini yaşanmış bir olayla anlatmaya çalışacağım.

    1980 Diyarbakır cezaevinde, siyasi suçlular her gün bok dolu suya batırılarak işkence görür, Türkçe konuşamayan her Kürt için bu her gün yinelenir. Sivri zekalı hapishane müdürü "En güzel istiklal Marşı Okuma Yarışması" düzenler, en doğru vurgu ve telafuzla okuyan Kürt bir daha bok havuzuna girmeyecektir. Yarışma yapılır, peki kazanan? Kazanan Alman bir uyuşturucu kaçakçısı olur...

    ---

    "Türkiye’de 1993 - 94 yıllarında Bosnalı Müslüman kardeşlerimiz için göz yaşartıcı bir yardım kampanyası başlatılmıştı...
    Bursa, Manisa, izmir ve Konya Seydişehir RP örgütü tarafından başlatılan yardım kampanyaları sonucunda toplanan paralar, Almanya’daki Uluslararası insani Yardım Teşkilatı (IHH) hesabına aktarılıyor, oradan Süleyman Mercümek hesabına oradan da Türkiye’de Erbakan’ın gösterdiği hesaplara doğru yolculuğa çıkıyordu...
    Başbakan Tansu Çiller’in “Paralar yerine ulaşmıyor” ihbarları üzerine Fatih Savcılığı 21 Mayıs 1994’te Mercümek’in hesaplarına el koydu.
    Kayıtlar gelince görüldü ki, Mercümek’in çeşitli bankalarda 14 ayrı döviz hesabı bulunmakta ve muhterem bu hesaplardaki 16 trilyon 548 milyar lirayı bizzat kontrol etmektedir...
    Refah Partisi yöneticileri iddialara karşı yalan beyanlara sarıldılar. Paralar Bosna’ya ulaştırıldı, dediler... Bosna yalanladı. Grup Başkanvekili Şevket Kazan toplanan paraların 2 milyar lirasının elden Bosnalı Albay Adem Haciç’e teslim edildiğini belirtti. Adem Haciç’in albay değil, zavallı bir imam olduğu anlaşıldı.
    O zamanlar Erbakan’ın en yakınındaki kişi olan Oğuzhan Asiltürk geçenlerde Konya’da dedi ki:
    - Erbakan Bey, zeki bir kişiydi, borçlarının evlatlarına kalacağını bildiği için paraları oğlunun ve damadının üzerine kaydetti.
    Bir izleyici sordu:
    - Yani cihat malını zimmetine mi geçirdi Hoca?
    - Hoca değil, çocukları zimmetine geçirdi...
    Erbakan ailesinden ne bir ses var ne bir nefes...
    Müslümanlardan “Bosna’ya yardım” diye toplanan paralar Erbakan ailesince deve edilmiştir...
    Bu olayın yakın tanığı olan bugünkü AKP kadroları neden susuyor..." Melih Aşık - Milliyet Gazetesi 10.03.2012

    Kayıp trilyon davasıyla ilgili mahkeme kararını verir ve Erbakan hüküm giyer... O Erbakan ki, "Bana oy vermeyen patates dinindendir" demişti... Mahkeme kararıyla birlikte Erbakan'a hapis yolu görünür, o sırada arka bahçeden kaçan talebeler devreye girer ve "kişiye özel kanun" kendini gösterir. Erbakan'ın yüzü suyu hürmetine, hapis cezası ev cezasına çevrilir. Ancak Erbakan cezasını sık sık ihlal eder, hiçbir yaptırım uygulanmaz...

    ---

    ifade vereye çağrılan MiT müsteşarları Hakan Fidan, eski müsteşar Emre Taner ve Afet Güneş üzerinden dönen kişiye özel demokrasiye gelelim. Biindiği üzre bu isimlerin ifade vermeye çağrılması mevcut iktidar tarafından büyük bir tepkiye sahne oldu. Yaşanan gerginlik okyanus ötesine kadar sıçradı ve hemen devreye "devlet eli" girdi. Soruşturmada görevli Cumhuriyet Savcısı Sadrettin Sarıkaya görevinden uzaklaştırıldı. Değiştirilmek istenen yasada MiT müsteşarlarının çağrılmadan önce başbakanlığın özel iznine bağlı olması hükmü verildi. Bu konu mecliste enine boyuna tartışılmadan AKP'nin çoğunluğuyla kabul edildi. Daha sonra yapılan itirazlarla Danıştay'a gitti.

    Bu yasa tasarısı sonrası Danıştay 1. dairesinde 3 savcının görev yerinin değiştirildiğini açıkladı. Danıştay 1. dairesinin üye sayısı da azaltıldı. Alanında uzmanlaşmış olan üyelerden Ahmet Başpınar, Abdullah Dörtlemez ve Muzaffer Dilek başka dairelere atandı. Muzaffer Dilek, üç yıldır görev yaptığı daireden alınması üzerine görevinden ayrılmayı uygun buldu. Bu isimlerin yerine atanan isimlerden birisi de Başbakan Tayyip Erdoğan'ın teyze oğlu ibrahim Er...

    ---

    Kemal Unakıtan'ın "Eski Maliye Bakanı" pastörize yumurtaya yaptığı KDV indirimi mi dersiniz?-Oğlunun pastörize yumurta fabrikası vardı- Yoksa temel gıda maddelerinden önce altn, gümüş, pırlantaya uygun görülen vergi indirimi mi?

    Bunlar ağzından hak hukuk, ahiret kelamını düşürmeyen düşüncenin ardından gelen demokrasi incileri. Yeni yasalarla birlikte, bu karanlık çarşafın altına önce cahil bırakılıp sonra sömürülen halkla birlikte, yeni nesiller de çekilmek isteniyor. Velhasıl, bu herifler guguk kuşu -asalak bir kuştur, yumurtasını bir başka kuşun yuvasına yumurtlar, yumurtadan çıkan guguk kuşu yavrusunun ilk işi, yuvanın gerçek sahibi yumurtayı yuvadan yuvarlamak olur- önce yumurtlayıp yerleştiler, sonra bir bir dışarı itiliyor kurumlar. Çarşaf şimdilerde 4+4+4 diye sunuluyor, aslında 4x4 ve bu halkın sırtında cirit atan hayalet...
    2 ...
  16. din dar nesil

    1.
  17. Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanı "Dindar bir nesil yetiştireceğiz, bırakalım da tinerci mi olsunlar?" çıkışı, eğitimin, siyasetin, toplumun son olarak geldiği kartikatürdür. Bu söylem direkt olarak, geleceğin nefret suçlarının tohumu, kutuplaşmanın bayrak taşıyan neferi, maskenin ardındaki üç maymundur.

    * 1995'de Başbakan "Bir insan ya müslüman ya laik olur" demişti, Arap coğrafyasında yıkılan dikdatörlüklerden sonra başbakan o coğrafyalara "Laik"lik önerisinde bulunmuştu. Bugün ise devlet ideolojisine yerleştirmek istediği önergeyi paylaşıyor. "Dindar Nesil"

    ---

    * Stalin iktidara geldiği vakit, devlet dairelerinde kendi resminin asılması zorunlu hale gelmişti, onun adı devetin önüne geçmiş, Rusyada devrimin en büyük mimarlarından, kızıl orduyu kuran Troçki ve Stalin'e muhalefet birçok kişi sürgün edilmişti. Eğitim kurumları, halk, ordu, onun istediği şekilde biçimlenir olmuştu.

    * Stalin materyalist bir nesil hedefliyordu bu doğrultuda eğitim müfredatından Mendel'in genetik alanındaki devrim yaratan görüşü ders olarak verilmiyor, makalelerde baltalanıyordu. Gerekçe ise Mendel'in bir rahip olması, bir din adamından bilimsel bir teori, kanunun çıkmasının hayal olacağı düşüncesi. -Newton, Maxwell, Michael Faraday'ın da dindar ama çığır açan bilim adamları olduğunu söyleyelim "Hangi mezhebe bağlı olup ne şekilde dini yaşadıkları ayrı bir konudur"-

    *Stalin bu ütopyasına kavuştu mu? Yoksa bazı materyalistler için yüz karası olarak mı anılıyor? Bu gelecek nesilleri, eğitim müfredatıyla şekillendirme girişimi, diyalektik materyalizme ne kadar uygun? Velhasıl geçmişte Stalin'in nesil düşüncesinin günümüzdeki dindar nesil çıkışından pek farkı yok, TÜBiTAK günden güne evrimsel biyolojiden uzaklaş"tırıl-ıp yayınlarını sadece bilgisayar, robotik ve savaş teknolojisi gibi ideolojik çatışmadan uzak bilimsel gelişmelere yer veriyor. Bir çok site, yazar ve kaynak sansür faşizmine takılıyor, daha önce de dile getirdiğim gibi 400'den fazla HeYe sitesi ortalıkta cirit atarken -ki bu kişi, Arapça bilmeden mehdi olduğunu ima eder, 7 hastaneden paranoid şizofreni raporuyla evrimi çürüttüğünü öne sürer- evrimianlamak.org evrimteorisi.org gibi akademik yayın yapan siteler sansüre uğruyor.

    ---

    *Şimdi ise, bir diğer pencereden değineceğim konuya, islam Dünyası.. islam 8. ve 13. yüzyıla kadar bilimsel gelişmeleri yakından takip etmiş, geliştirmiş, kendi coğrafyasında barındırmıştır. Bu yüzyıllar içerisinde, astronomi, matematik, tıp, mühendislik, mimari ve askeri gibi alanlarda büyük buluşlar yapılmış, bu buluşlar da islam devletlerine uygun fetih alanları, tarihin seyrini değiştirecek sıfatlar yüklemiştir.

    *Fakat 12-13. yüzyıldan beri islam coğrafyasında bilimsel gelişmelere yüz çevrilmiş, deneyin ve gözlemin yerini ayet, hadis perspektifi almıştır. Bu kilit değişimdeki pay sahibi kişi hakkında hemfikir olduğum birçok ders kitabı ve entellektüel tanıyorum. Bu kişi, islam düşünürleri denince böbürlenerek anlatılan imam Gazali'nin ta kendisidir. Gazali Küfe'de yaşantsını sürdürmüş ve bir çok eser vermiştir, bu coğrayada katı kanunların getiricisi olmuş"toplumun ihtiyaçlarına uygun olduğu düşünülerek, ki kısmen hak verilir", bir çok yasaklama ve düşünsel aktivitenin önünü tıkamıştır.

    *Gazaliye göre bilim Allah'a ulaştırıyorsa faydalıdır, aksini ispata yeltenen tüm bilimler yasaklanmalı, şirk koşanların ise cezalandırılmasını savunur. Ona göre matematik, miras paylaşımı ve ticarette kullanılabilir, ancak matematiği geliştiren, bulan Yunan Filozofları gibi düşünülmemelidir, onları putperest olarak nitelendirir. Gazali'nin etkisi bununla sınırlı kalmaz, bugünün kuranı putlaştırıp uzaklaşan islami nesilde, bugünün radikal islam adı altında vücut bulan saldırılarında, bugünün bilimsel gelişmelerine karşı küstah ve rahat tavır takınan ilahiyatçılarında pay sahibidir. Tek fark Gazali bir çok doğal bilimini reddederken, günümüzde devir değişmiş, ilahiyatçıların izlediği yol bulunan bir bilimsel gelişmeye din etiketi vurmak olmuştur.

    *Gazali'nin fikirleri Osmanlı coğrafyasında da etkili olmuş, Felsefe dersi müfredattan kaldırılıp, medreselerde hadis, fıkıh, tefsir ve kelam dersleri üzerine durulmuştur. Bugün lisede fesefe dersine giren hoca ilk olarak felsefe dersi üzerine olan "tü kaka" ön yargısını yıkmak adına söze başlyorsa, bugün farklı düşüncelere açılıp, karşıt görüş hakkında empatiden yoksun bir halk varsa bunun da ardında Gazali'nin bıraktığı düşünsel temel vardır.

    * Bilim dünyasına sırt çevirip, kutsal metinlere yöneldi yöneleli bir türlü belini doğrultamayan islam coğrayfası, şu an 30-40 yıllık dikdatörlükleri devirmekle uğraşıyor. Bunu yaparken de haçlı seferlerinin, misyonerlerin torunlarının ekmeğine yağ sürüyor.

    * Bu suçlamaların karşısında Gazali'nin tam olarak ne getirdiğinden bahsetmedim. Gazali, korku dikdatörlüğünü inşaa etmiş, insanların sadece dine yönelip, sadece Allah için çalışmasın aksi halde korkunç betimlelerle tarif ettiği cehennemde yanacağı çıkarımında bulunmuştur. Düşününce kurana aykırı bir çıkarım değil, ancak Gazali' diğer düşünürlerin aksine iyi yanlardan ziyade, cezaların etkisiyle dine itaati sağlamaya çalışmıştır. Bu da radikal hukuksal yorumları, Kuran'ın putlaştırılıp el sürmeye korkulan bir tabu haline gelmesinde, gayrimüslimler üzerinde ki nefret suçlarına hazır bir model yaratmıştır.

    ---

    iki nesil anlatmaya çalıştım, ikisi de zıt kutuplarda. Değinmek istediğim, topluma faydalı olacak neslin gelişiminde politikacıların değil, seçim hakkının direkt bireye verilmesi mantığıdır. Günümüz pedogoglarının, hukukçuların, sosyologlarının tezi de bu doğrultuda. Bu düşünce, çamurdan gökdelen yapma fikrinden pek farklı değil, veya altından semer...
    1 ...
  18. can kaybına sebep bombalar değil politikalardır

    1.
  19. Ne bekliyordunuz, iki üç aylık erlerin eline silahı verip, coğrafyasına yabancı bölgeye çatışmaya göndererek?

    Ne bekliyordunuz? iş Uzlaşmaya gelince maymun olup, hakkında bi bok bilmeden televizyon zihniyetiyle "açılımda açılım garşıyıh hederö hödörö" derken?

    iki gün sonra hepinizin götü ılıklaşacak, yine lay lay lay yine lom lom lom, önemli olan ölüm olaylarından sonra değil, öncesinde tepki koymak!

    Hele de bu tür, yürüyüş cenaze slogan işine memleketimin ergenleri ön ayak olunca bi hoş oluyor.

    "Su testisi su yolunda gırılır gardaşşşş, ne bekliyodun?"

    kalıcı bir çözüm oluşabilmesi için her iki tarafında sağduyuyla yaklaşması lazım. şu an pekeke kadrolarına dahil olmak için bekleyen 50 bin kişi (yurtdışında bu sadece) sıra bekliyor, bir şehit haberiyle birlikte ise "bir ölür, bin dirilir" naraları atılıyor. biz bu ülke olarak bu mücadeleye yaklaşık 400-500 MiLYAR dolar harcama yaptık. bu harcama, "ÜLKE'NiN TÜM COĞRAFYASINA" hizmet olarak yansıtılsa belki de bazı illerimiz olağanlaşacak, olağanüstülük kalkacak, belki de bin kişi başına düşen doktor sayısı eşitlenecek, karlı yollarda hastaneye doğuma giderken daha az ölüm, daha fazla okul olacaktı? daha fazla eğitim daha az çocuk, bu da daha az işsizlik ve iyi eğitilmiş insan olacaktı?

    biz milli gelirimizin yaklaşık yüzde 30'undan fazlasını askeri hizmetlere harcıyoruz, ordu sadece kalabalık düzenli değil. bir çok savaş psikolojisini kaldıramayacak adama "vatandaşlık görevi" olarak dayatılıp can kıyımına sebep olan sistem de tatışılası.

    nitekim militarizm, düşünemeyen insanların çözüm arayışıdır, silah ticareti uluslararası kapitalizmin en çok bitlendiği ticaret, ilkel devletleri de misyonerlikten sonra en iyi sömürme şekillerinden biri. (güney-kuzey bölünmeleri afrika) (şii-sunni ırak) (mısır,libya,suriye, yemen, rejim-rejim karşıtları) (iran-ırak savaşı) tüm bunların silahını sağlayan, en kapital devletlerdi, nitekim ülke gelirlerine bakınca silah ticaretinden gelen birçok gelir, turizm gibi bir sektörü geride bırakır nitelikte.

    -yetim kalmış çocuklar?
    -genç yaşta ölenbir mühendis, doktor öğretmen?
    -genç yaşta dul kalmış, kadınlar?
    -ağladıkça ağlayan analar?

    eğer bu insanlar, anaların gözyaşına göre hareket etse, bu çatışma çoktan bitmişti. ziraaa "ooolumun ganı yerde galmasığnnn" diyenlerde zerre sağduyu görmüyorum. sonuçta yeri cennet değil mi? nedir bu kibir öfke, intikam ateşi...

    (bkz: Cennet vaadiyle kandırılmış çocuklar)
    (bkz: devlet vaadiyle kandırılmış çocuklar)
    2 ...
  20. pansiyonda tatil yapmak

    1.
  21. sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yola çıkılır aga, maksat günü öldürmemek. epeydir sabah ezanı duymuyordu kulaklarım, böyle gözlerimden sanki sümük gibi uyku akıyor akıyor, kalkmıyor, ayrılamıyorum yastıktan. faydasıda yok ovalamanın, yumruklamanın mıncıklamanın. nene de alınır tabi, nenesiz olmaz. nenesiz tatil zencisiz basket maçı gibidir, böyle maykıl ceksın zenciliğidir, zeytinyağlı sebze yemeği gibidir ayıktın?

    -hadi nene kıldıysan sabah namazını,zitrp gidelim.
    -hıı ne deyn?
    -gidelim diyorum bekletmeyelim deniz kum sahil güneş...(böyle dediğime bakmayın, denize ilk temasımız sonrası, o tuzlu suya açlığın vermiş olduğu davarlıkla saldırmanın sonucu ilk günden yanar, sonrasında göt göbek yoğurtlanıp isyan ederiz (gerçi nenem pek etkienmez zıbın giydiğinden ötürü, etkilense bile dua eder) ailecek, serinlemeye gideriz)
    -du şu tesbeğatide çekiym, giderik neen acele ediyseez?
    -ama nene, epi topu bi valiz hadi ver, tesbihatı arabada giderken de çekersin
    -bismil larreh mannir rahhim(15 dk tesbihat beklenir) asker oturuşu yapmışım gözlerim uyku sıçıyor, ben ninemin tesbihatine teslim olmuşum, boynumda yan yatmış ne fısıldasa olur böyle diyorum.

    aldık nenemi de, bindik küheylana. 80 model reno sıteyşınımızın götü, yeri yalıyordu, ön tarafa sürekli destek vardı aga yoksa gider mi hiç? 5'er kiloluk bulgur, simit, pirinç, mercimek, fasulye,nohut, yağ, şeker, çay, salça... (bunlar erzak) bagajda 2 döşşek 5 yastık, aralara serpiştirilmiş domatestir, suvandır, büberdir, sonracığma kucakta piknik tüpü enseme kurulmuş iki tane toraman karpuz!

    büyük bir hevesle antep sınırını geçtik, yarım saat sürmüştü otoban yola ulaşmamız saat 6yı buldu, saat 10 buçuk olmuştu, biz antep'ten düziçi'ne ancak yeni ulaşmıştık. arabamızın kuvvet ve kudreti belliydi, onu bunu ziktir et, ulan sanki taşınıyoruz? sanki memleket bombalandı? sanki o götürdüğün erzağı bir haftada süpürüp geleceksin? bizimkiler işini erdal bakkala bırakmaz aga, düşen uçakta bi ateist bir de bizimkiler olmaz, o eşarbı paraşüt yapar koynuna doldurduğu domates biberle 40 gün geçinir hani.

    saat 12:30 du biz kumburlu pansiyona ulaştık agalar. 5 buçuk saat'te antep'ten mersin'e ulaşmıştık. sonra evi düzdük böyle sağolsun pansiyon çalışanları da yardımcı oldu bi el attılar 40 dakikada düzdük evi, ama benim ayağım sanki içime kaçmış, alçıya alınmışım lan sanki, öyle bi karıncalanıyor ki, ben tozda toprakta debeleniyorum "açılsada yürüsem artık şu meret" diyerekten. derken özlemi çekilen denize ulaşıyoruz oda ne, lan millet altısız! burası mı çok moderndi yoksa biz mi çağdışıydık lan, profile bakarmısın. herifcioğlunda çangal gibi bıyyık, altta don, don ki nasıl don, öyle şeffaf ki cemil ipekçi dikmiş sanki, ama namehrem yerleri örtülüydü kıldan tüyden, sağında solunda ikişer üçer velet(onlarda don bilem yok) sahilden koşa koşa denize dalıyorlar.

    -vileahhehahahhehah, itin enikleri nassılda hoşşuyza gidiyi
    -bobaa(ortanca velet, yeşil bıyıklı)şeymız bizimlen denize girmiyi
    -(denizden bütün otoritesini kullanarak ergen ve çıplak şeyhmuza) ula heayvağn oğli heayğvan sen beni mikkiye tahmiysen?
    -takkıyem bobaa
    -ula sen beni mikkiyen mi tahiysen?
    -takmiyyem bobaa
    -ula para verdik, girsene
    -giriyem baba

    bizde girdik, böyle denize işeyerek hasret gideriyorduk sanki, sidik zoruylan olsada zevkliydi ilk başlarda ama bi çıktık pir çıktık, ondan sonra mayalan baba mayalan.

    geriye kalan 6 gün acı içinde, sırta konan sineği çoğaltarak geçmişti. sonra biz tatil yapmıştık böyle sıkıcı sıkıcı?

    dinletiymiş! ulan 2 günümüz yolda geçer, sonra gelir 5 gün hiç bilmediğin bi coğrafyada debelenip ırgat gibi yanarsın, götünde hiç tanımadığın hayvanların diş izi olur, hele birde hafta sonuna denk getirirsen abazası, cankurtaranı gelir sıçar işer ziktirir gider, biz tatil yapıp mutlu oluruz(!). ha birde şöyle birşey var, bir hafta olmasında 2 gün olsun 5 yıldızlı olsun, açık büfe olsun, üstsüz olsun altsız değil!, havuz olsun, kaşlı gözlü döşü kıllı olsun!

    gitmeye karar vermiştik, gidiyorduk,hızımız 80, araba inliyor altta, anam babama gömlek tişört neyin koymamış bi hafta boyunca atletle dolandı adamcağız, yanmış hemde en amele gibisinden ağızda maltepe cigarası, kafasında filli boyanın şapkası...
    yolun yarısındaykene ağzıma sıçan sürpriz geldi başıma

    -ameneyng kele hazır buralara gadek gelmişkene birezde gapılıcaya mı getsek netsek?

    o kaplıca ki en genç nüfusunun 58 yaşındaki garson olduğu, bir havuz, bir kasap, bir bakkal, bir fırın, bir tuvalet(kireçlenmiş ayaklara alaturka tuvalet!) ve bir televizyonun olduğu küçük bir kasabaydı. yaş ortalamasını ben düşürüyordum zira gelen heyetin en genci 70+ gösteriyordu. bitti evet oda bitti 3 gün kaldık ve ben van dam gibi şınav mekik çekerek geçiriyordum günleri o kadar dinlenmiştim ki uykum gelmiyordu artıkın.

    bu 10 günlük kabus bitti mi peki?

    -hazır buraya gadenek gelmişkene bide içme'nin suyundan mı içsek ne?

    "ishal tatil beldesine hoş geldiniz"

    ulan ne kafadır aga bizim insanımız, o kadar yolu parayı cırcır olmak için harcar, sonra bir de öyle genel bir mutluluğa sahip olur ki anlatılmaz yaşanır.
    1 ...
  22. 5 haziran 2010 inci sözlük gece kahvesi saldırısı

    1.
  23. uzundur. sıçırtır.incidir.dededir.liselidir.hintlidir.

    http://vimeo.com/12325532

    o incili kelimeler belediye dozeri gibi yıkar, sunumu gerçekleştiren kişi ahlak kurallarını aşmıştır.

    ayy inanamıyorum ya bu akşam inciler esprimi yapıyor acaba?
    (hemen iki saniye sonra yumuşak tavrını toplayıp)
    hayır.
    4 ...
  24. neden yüzde 88lik işsahibi olma oranı konuşulmuyor

    1.
  25. eksiklerimiz yok mu? var, var inkar etmemize gerek yok. bak şimdi ağızlarından düşmeyen tek şey var. işsizlik işsizlik işsizlik, doğru işsizlikte var; ama sen yüzde 12 işsizliği konuşuyorsunda yüzde 88 iş sahibi olmayı niye konuşmuyorsun? bunuda konuş

    yukarıdaki sözler aynen (bkz: recep tayyip erdoğan)a aiittir. muhalefet yüzde 88lik iş oranını konuşsun diyor ya muhalefeti bilmiyor yada saçmaladığını.
    büyük bir iştahla bende konuya bir değineyim dedim.(teğet geçeceğim)

    %12lik kitle büyük bir harekatla başbakanın evini basar. sonra bir temiz ifaal ederler(böyle dediğime bakmayın kalkmaz lan korkmayın).ardından dönen diyaloglar aynen şöyle şekillenir.

    başbakan: siz işsizsiniz küçük düşünün!
    hatta hiç düşünmeyin :(

    %12lik kitle: ulan iş yok, aş yok, para yok. bu durumda kimin mikisi kalkar? bizde iştah miştah yok arkadaş PARASI OLAN KONUŞSUN ağzı olan değil...

    %88lik kitle: ULAN yoksulluk sınırı 2 bin 419 lira açlık sınırı 915 lira ASGARi ücret 600 lira. aç ayı oynar mı?

    başbakan: arkadaş hiç kimsenin mikisinin kalkmadığı bir ülkede ben götümü kaldırmışım çok mu? %88 ulan!!!
    1 ...
  26. sakal bırakmanın faydaları

    1.
  27. muhafazakar kesimin hazırlamış olduğu bir tez'dir.

    islam'da sakalı kazımak haram, bir tutam bırakmak sünnettir. Peki sakal bırakmanın bir çok tıbbi faydası olduğunu da biliyor muydunuz? Tıb ilim adamları sakal bırakmanın şu faydaları olduğunu belirtmişlerdir:

    Birincisi: Sakal kesme âleti (ustura-cilet vs.) çenede ve yanaklarda gezdirildiğinde görme duygusuna zarar verir. Bu harekete devam edenlerin görme gücü zamanla zayıflar. Fakat sakal bırakanlar, kesmenin meydana getirdiği görme zayıflığı rahatsızlığından uzak olurlar. Tıb otoritelerince bu böyle tesbit edilmiştir.

    ikincisi: Sakal, zararlı mikropların boğaz ve göğüs dışına ulaşmasını önler.

    Üçüncüsü: Diş etlerini tabiî arızalardan korur.

    Dördüncüsü: Sakal kılına vücuddan yağ ifrazatı yayılır, bununla cild yumuşak ve taze kalır. Canlılık kazanır. Aynen, yeşil otlar bitiren sulak arazinin su ile canlılığını sağladığı gib. Fakat, sakal tıraşı olmakla yüzdeki bahsedilen bu ifraz vazifesi durur ve ciltte kuruluk hasıl olur.

    Beşincisi: Sakal ile spermatik madde arasında batınî bir irtibat (bağ-alâka) vardır. Erkeklik sakal bırakmakla kuvvetini muhafaza eder. Şayet insanlar sakal kesmeyi itiyad edinseler, nesilden nesile bu böyle devam etse; sekizinci kuşakta erkeklerin sakal özelliğinden mahrum olarak doğmaları neticesini meydana getirir. Erkeklik yavaş yavaş azalır. Bu müddeti geçtikten sonra bu hastalığın eseri görülmeye başlar. Buna umumî olarak hünsâlarda gördüğümüz durum şahiddir. Çünkü, onlar erkeklik azasının gayrında erkekler gibi olmalarına rağmen sakalları bitmez. Bu ifadeli malümatı, sakal bırakmak ile kesmek mevzuuna dair yazılan kitaplardan derledik. Ve mevzuu tamamlamak için zikrettik. Yoksa bir Müslüman amelinde böyle felsefe yapmaya ihtiyaç hissetmez. Ona Allah ve Resûlü’nün emri kâfi gelir.

    Kimbilir bilmediğimiz nice maddi-manevi fayda ve hikmetleri vardır...

    anında benden gelen yanıtlar.

    birincisi: (bkz: sakaldan penisi görememek)
    ikincisi: (bkz: sakal bizzat kendi içerisinde birçok zararlı mikrobu barındırır)
    üçüncüsü: (7/24 saat sakal total ile diş etleriniz besmeleyle kesilmiş kuzu eti gibi yaldır yaldırdır)
    dördüncüsü: nurlanmak bu olsa gerek. (bkz: aksakallı dede)
    beşincisi: (4 avradı idare edebilmek, sakalı kaldırmak = ...)
    0 ...
  28. alternatif kırkıncı yılı bulma yolları

    1.
  29. 622 yi yazarkende 2 tane iki var! silince birini kaç kalır? 62 kalır! 622 mühim bir tarihtir! 6, iki tane ikinin yanına vesvese vermek için gelmiştir! kesin gomünisttir 6! attınız altıyı kaç kalır? 22!.
    62 den 22 yi çıhartırsakta 40 yapar ve milliyetçi hakaret partisinin kırkınçı yılıdır! cCc! (bkz: hicret)
    5 ...
  30. 40 orospu birlik olsa doğuramaz senden bir tane

    1.
  31. kişinin farkındalığını belirtmek için söylenen bir deyim.
    0 ...
  32. © 2025 uludağ sözlük