bütün tadıyla içilen, sonraki 9 ila 16 saat arasında (ramazanın o seneki zamanına göre değişen) sigara içilemeyeceğinden dolayı her nefesi sigara tiryakisi için önemli olan sigaradır. tadı bi farklı gelir haliyle.
saints row adlı serinin 3. oyunu. artık gta çakmalığı modunu iyiden iyiye aşmıştır. oyunda gerçek hayatta yapamadığınız şeyleri (gerçek manasıyla söylüyorum bunu, kendinizi topa koyup fırlatma gibi über şeyler) yapmanızı sağlayacak gibi duruyor ilk teaserler itibariyle.
ha güzel mi olacak, sanmıyorum ama torrentten çekilmeye değer. çıkış tarihi 18 kasım 2011 gibi gözüküyor, tabi ertelenmezse.
genelde ikizler burcudur kendileri. alter egoları ile konuşmayı severler. oturdukları zaman saatlerce sohbet ettikleri olmuştur. kimi zaman alter egosu ona birşeyler yaptırmaya da zorlayabilir. eğer muhabbeti abartırlarsa şizofren damgası yiyebilir, hiç de bile öyle değil, biz çok iyi arkadaşız. demeleri hatta seviyeli bir birliktelikleri olduğunu söylemeleri bile kar etmeyebilir.
kendisi üzerinde deney yapan adam holycrap mozambik cumhuriyetinden bildirdi. birazdan da alter egomla tavla oynayacağım. piç bir türlü yenemedi beni.
seksenlerin en sevilen ikililerinden, benim gibi seksenleri yaşayamamış ama o zamana aşık olanların vazgeçmek istemeyecekleri iki şey. bir nevi aşk gibi. ah ne vardı 20 sene önce doğup 80' lerde genç olsaydım. gizli gizli dinlediğimiz metal gruplarının kasetleri için istanbul' da saatlerce dolaşsaydık, thrash metalin önlenemez yükselişine canlı canlı tanık olsaydık, her şarkıyı bu kadar çabuk eskitmeseydik, aynı kaseti sürekli dinlemekten kasedin canı çıksaydı, back to the future ve star wars' ı sinamada seyredip "duke, i'm your father!" lafını duyduğumuzda apışıp kalsaydık, zar zor bulunana bi commodore 64' te programalamanın temellerini atsaydık (bilgisayar mühendisliği sevdam o zamana olan aşkımdan kalma), hayatı tadını çıkararak yaşasaydık.
o zamana yetişemedim belki ama, o zamanlardan kalma iki büyük marka var en azından hayatımda. çıkmaması dileğiyle.
öncelikle popüler kültür, artık hayatımızın ta içlerine kadar sokuldu, televizyon adı verilen aptal kutusu ile. kimin kiminle düşüp kalktığı, kimlerin nerde tatil yaparken yakalandığı, kimin yaz şarkısının hit olduğu saniyesinde ekrana yansıtılmakta. kitaplar, dergiler, diziler, filmler hep popüler kültüre kurban gitmiş durumda.
asıl mevzuya gelince, benim kardeşim (ve belki daha bir çoğumuzun kardeşleri, dostları, hatta kendileri) popüler kültüre kurban gitmiş durumda. gece gündüz emre aydın dinleyen, televizyonda falan emre aydını görürse kumandayı esaret altına alan, sağda solda bulduğu posterleri depolayan, belki de 10 milyon defa okuduğu alacakaranlık kitaplarına sıkılmadan tekrar başlayan, kitabın filmlerini kurak toprağın suya açlığı gibi bekleyen,facebook ta takılmayı seven... yazarken bile içim daraldı yahu.
popüler kültürden nefret eden ben ise, en basitinden kardeşimin kulağına kulaklığı tıkayıp son ses megadeth, slayer dinletmeyi bile denedim. işe yaramıyor söyleyeyim.
aslında tam başlık new york city ara sokaklarında rögar kapaklarından buhar çıkması olacaktı fekat karakter sınırımız yetmedi malesef.
konuya gelince, efenim bildiğiniz üzere new york ta kötüler hep ara sokaklarda olur. en vay pii dii ye bağlı polis abilerimiz, gece karanlığında, üstlerinde uzun parkalarıyla ara sokakları arşınlarlar, fahişeler müşteri bekler, niggalar gece mece dinlemez basket oynarlar, crack satıcıları bi köşe başında toplaşır, bi ev kenarında saçı sakalı hafif ağarmış bi evsiz ve ayyaş bi zenci olur mutlaka. ve bütün bu sahnelerin tamamlayıcısı olarak, yukarıdan aşağıya inmeye başlayan kamera eşliğinde ilk önce rögar kapağındaki buhar, arkasında buhardan dolayı hafif flulaşmış polisler görünür.
bana hep saçma gelmiştir. rögar kapağından çıkan buhar ne yahu?
bizzat üstünde çalıştığım program. arkadaşlar gerekli keywordleri girdiklerinde program kendiliğinden internete bağlanıp uuser adına anketi başlatacaktır.
ata demirer in bi stand up ında geçen kelime öbeği. ata demirer bronzlaşmış bi halde sahilde siyah atlet şort ikilisiyle yürürken ufak trakyalı çocukların arkadan ona seslenme biçimi.
bu güne kadar başlığının açılmadığına şaşırdığım yarmış geçmiş malmsteen şarkısı. girişinde en hayvanatından arpejler bulunur. devamında güzel bir ritim ve şeytana yazılmış sözlerle devam eder. sonra bir solo girer, ve siz malmsteen e hem küfreder, hem de çok büyük saygı duyarsınız. eh sözlerini de yazayım tam olsun madem:
In the darkness they will gather
Conjuring the One
Burning candles, incantations
Human sacrifice
Getting drunk from blood, not wine
Pointed daggers shine
Out of fire, smoke and brimstone
The Dreaded One will rise
Rise... Burn... Rise
Nobody knows who's the disciples of Hell
Father's a priest and he's casting a spell
No one can stop what's already begun
Worshipping Darkness and Lucifer's son
Victims of the grand illusions
Screams of ecstasy
Fools are lost in mass confusion
Searhing for the Key
Nobody knows who's the disciples of Hell
Father's a priest and he's casting a spell
No one can stop what's already begun
Worshipping Darkness and Lucifer's son
Raise your cup and praise the Prince of Darkness
See the truth of the Power eithin the Beast
And when the Time has come
The Gate of Hell shall open
Burning candles, incantations
Human sacrifice
Out of fire, smoke and brimstone
The Dreaded One will rise
Nobody knows who's the disciples of Hell
Father's a priest and he's casting a spell
No one can stop what's already begun
Worshipping Darkness and Lucifer's son
dün itibari ile kapalı beta testlerine başlamış mmo racing game tarzındaki yeni need for speed oyunu. adından da belli olduğu gibi bu bir massively multiplayer online racing game. bu ne lan derseniz silkroad un, world of warcraft ın yarış tarzı olanı.
oyundaki mantık bütün mmo lardaki gibi işlemekte; yarış kazanıp, level sayısını arttırmak. oyun need for speed most wanted ve need for speed carbon şehirleri olan rockport city ve palmont city nin karışımından oluşmakta. bu oyunları oynamış olanlar şehirleri çok rahat tanıyacaklardır.
oynanabilirlik ise neredeyse most wanted ve carbon ile aynı. oyundaki bütün yarışlar aynı zamanda single player olarak da oynanabiliyor. ancak multiplayer oynamak bu oyunun başlıca amacı. single player deki yapay zeka most wanted ile aynı. catch up olayı yine var ve bu baş ağrıtabilir sanırım.*
grafikler ise bir mmo için gayet güzel. araç tasarımları ayrıntılı yapılmaya çalışılmış. şehir tasarımıda yer yer 2 boyutlu grafikler görülmekte ama online oyun bir için göz ardı edilebilir. oyunda şimdilik çok az sayıda araç bulunmakta. modifiye ise sadece boya ve vinyl modifiyesi ile sınırlı. tam sürümde geniş modifiye seçenekleri olacağını düşünüyorum.
eğer need for speed tutkunu iseniz, kaçırmayın derim. beta kaydı için ise; http://www.needforspeed.com/web/world sitesinden 'apply for beta' kısmına tıklamanız yeterli.
need for speed tutkununuz holycrap zimbabweden bildirdi.
1991' de nes için nintendo tarafından çıkartılmış oyundur. yamulmuyorsam 9 parkurdan oluşurdu. amerikayı boydan boya geçerdiniz. herhalde ilk split screen yarış oyunlarından biridir. hala zevkle oynarım.
aha bu da oynanış videosu, hatırlayanlar çıkar umarım:
kafasındaki başlığın iç kısmına monte edlicek bir aparat ile gayet rahat uygulanabilecek olan hede. ne işe yarar onu bilmiyorum. ukteydi doldurmaya kastım ama olmadı galiba.