diji türk yayınlarını yasa dışı olarak yayınladıkları için mahkemeye baş vuran diji türk yetkilileri bütün blogların mahkemece kapatılma kararı çıkarttırmışlardır. Haber ntv kaynaklı.
gerçek aşk'ı tanımamış kişilerin, bilinç altında yalnızca aşna fişna olduğu, o kutsal duygu olan aşk'ı aşna fişna düşüncelerini kullanmak amacıyla alet edenlerin söylemi.
birlikte yaşayan kadın ve erkek arasında çeşitli konularda fikir ayrılıkları'nın olması doğaldır. bu tartışmalarda erkek, kendisini egemen güç olarak görsede sonuçta taviz vermek zorunda kalır. tavukla tartışan solucan kaybeder sözü erkeklerin kulağına küpe olmalı. aksi takdirde geceyi salonda ki çekyat'da geçirmek zorunda kalır.
sevilen adam, sevildiğini hissedince tabi'ki kendisini güzelleştirmek için elinden gelen her tür güzelleşme programını uygulayarak sevilmenin devam etmesini sağlayacaktır.
2009 yılının son gününe girdiğimiz şu dakikalardır. bu gün, yıl içinde iyi, kötü yaşadığımız, bütün olayları hatırlamamız tabi ki imkansızdır. fakat önemli olayları düşünüp, kendimize iyi olaylar için artı, kötü olaylar için eksi vererek bir yılımızı değerlendirip gelecek olan 2010 yılında daha çok artı alabileceğimiz etkinlikler yapmaya kendimizi yönlendirebiliriz.
şu anda amerikada başbakanımız ve obama görüşüyorlar afganistana asker, iranla anlaşma gibi daha bir çok başlık var. bekleyip göreceğiz. ikna etmekte abd başarılıdır. nato toplantısında ki rasmussen olayında ikna edildiğimiz gibi.
edit: henüz görüşme başlamamış yarım saat sonra başlayacağını trt türk haberleri bildirdi.
trt türk'ün, tarihçi ilber ortaylı tarafından hazırlanan osmanlıyı tanıtım yayını. yanlı bir yayın. objektif değil, osmanlı sempatizanlığı yaratma çabası hissediliyor. bilgilenmek için tarafsız bir gözle değerlendirmek gerekir.
fatih terim'in milli takımı bırakacağını bildirirken, basın mensuplarına ve kameralara söylediği cümle. ardından, türk futbolu hakkında yaptığı yorumları ile futbol uzmanı olduğunu göstermiştir.
1934 yılı haziran ayı... Ankara önemli bir konugu agırlamaya hazırlanıyor. iran sahı Rıza Pehlevi gelecek ve Atatürk devrimlerini inceleyecek.
Atatürk yakın arkadaslarını cankaya köskünde topluyor.
Sah icin nasıl bir program yapalım ? diye soruyor.
Kimi orman ciftligine götürmeyi öneriyor kimi Merinosu gezdirelim diyor.
Begenmiyor önerileri Atatürk:
Bütün bunlar iran da da var. Onlarda olmayan bir sey yapmalı farkımızı ortaya koymalıyız.
Aklında bir sey oldugu belli... Sofradakiler merakla beklesirken kararını acıklıyor:
Opera yapacagız !
iste ilk Türk operası Özsoy un dogus sahnesi bu.... Atatürk operanın konusunu da kendisi belirliyor.
iranlıların seyhnamesinden esinlenmis bir destan planlıyor :
Öykü Hakan Feridun un ikiz ogulları Tur ile irac üzerine kurulu... ikizler dogdugunda seytanın gazabı onları birbirinden ayırıyor.
Ayrı yollara gidip birbirlerinden uzaklasıyorlar. Ama yüzyıllar sonra bulusup kardes olduklarını anlıyorlar. Tıpkı ayrı yollara giden ikizler Türkiye ve iran gibi...
Bunu yazması icin Münir Hayri Egeli ye veriyorlar.. Librettoyu Libretto opera operet oratoryo bale müzikal gibi sahne eserlerinin yazılı metinlerine verilen addır.
Müzigin sözü olarak tanımlanabilir Egeli yazıyor. Sonra besteci arayısına girisiliyor. Adnan Saygun akıllarına geliyor. Saygun devlet bursuyla gönderildigi Paris ten yeni dönmüs. Musiki Muallim
Mektebi nde hocalık yapıyor. Henüz 27 yasında...
Librettoyu okutuyorlar kendisine...
Sah geliyor. Bundan bir opera yapacaksın diyorlar.
Seviniyor Saygun... Daha önce hic operası yok Türkiye nin...
Soruyor :
Solist var mı ?
Yok !
Koro var mı ?
Yok
Orkestra var mı ?
Yok
Ne kadar vaktimiz var ?
Bir ay !
Mucizevi bir öyküdür bu... 1 ayda 27 yasındaki o adam hem de Riyaseti Cumhur Orkestrası sefinin engelleme cabalarına ragmen solistleri bulur orkestrayı koroyu kurar eseri besteler ve Türkiye nin ilk opera eserini yaratır. O uykusuz geceler icin sonradan söyle yazacaktır : Ah bu calısma ! Zaman kısa imkanlar son derece sınırlı. Ama icimiz coskun...
Yalnız benim degil bütün görev almıs arkadaslarımın ici sevkle kaynıyor. Acaba o atılım üstüne atılım yıllarında icimizde duydugumuz dinmek bilmez heyecanı sönmek bilmez atesi simdiki kusaklar nasıl duyuyorlardır.
Atatürk gelismeleri uzaktan takip eder. Bir ara Sovyet sefiri Karahana
Sen anlarsın git bir bak deyip provalara yollar. iyi haber alınca kendisi de gidip izler bir provayı...
Ve Özsoy 19 Haziran 1934 gecesi iki devlet adamının huzurunda sahnelenir.
Atatürk bu mucizenin yaratıcılarını gece Cankaya Köksünde agırlar kutlar ve engellemeye calışanlara der ki :
Bu bir devrim hareketidir !
7 Eylül de Adnan Saygun un 100. dogum yıl dönümü kutlandı. Saygunu ya da Özsoyu anımsayan kac kisi var bugün ?
Yada daha zor soru :
O devrim yıllarının dinmek bilmez heyecanını sönmek bilmez atesini simdikiler nasıl duyuyorlar ?
Tarihte, Akdeniz çevresinde, Asya'da ve kuzey ülkelerinde birçok kültür ve uygarlıkta çeşitli isimlerle anılan bir Ana Tanrıça ile karşılaşmak mümkündür. Anadolu'da yapılan kazılar, ana tanrıça figürünün M.Ö. 6500 - 7000'lere kadar dayandığını ortaya çıkartmıştır. Analığı, üremeyi, dişiliği, hayatın sürmesini ve dolayısıyla bereketi simgeleyen tanrıça, ayakta, oturmuş ya da uzanmış olarak betimlenir; düzgün vücüdu her zaman tasvir konusudur.
Heykellerin bir bölümünde doğum yaparken görülür. Otururken ya da doğum anındaki bazı heykellerde yanında iki leopar bulunur. Ana tanrıçanın kutsal hayvanı olan leopar, hayvanların kraliçesi olduğunu ve doğa üzerindeki sınırsız egemenliğini simgeler. Bazen kollarında, çeşitli efsanelere göre tanrıçanın hem çocuğu, hem de sevgilisi olan Attis'i taşır. (alıntı özgür ansiklopedi vikipedi)
ünlü kişilerin, iş adamlarının sekreterleri için kullandıkları asistan deyimi yanlış bir deyimdir. asistan yapılan iş'de yardımcı dır. sekreter'in ise belirlenen bir görevi vardır.
16 temmuz 1969 yılında amerikalı astronot neil armstong aya ilk insan olarak adım atmıştır. ilk sözü insan için küçük insanlık için büyük bir adım demiştir. 1930 doğumlu olan, neil armstrong şu anda ohio da yaşamaktadır.
Almanya�da 1910 yılında inşa edilmiş, kömür kazanlı, 40 metre boyunda, 7.50 metre genişliğinde 360 tonluk, güvertesinde 40 mayın
taşıyan Nusrat gemisi saatte ancak 12 mil yapabiliyordu.
Mayın gemimizin komutanı Tophaneli Yüzbaşı ismail Hakkı Bey�di. Nusrat gemisi mayın uzmanı olan Alman Yarbay Geehl ile birlikte Çimenlik Kalesi� nden aldığı mayınları 18 Mart Deniz saldırısından on gün önce, 8 Mart 1915�te sabaha karşı yağmurlu ve puslu bir havada önce Rumeli sahilini takip etmiş ve sonra karşıya dönerek, Erenköy koyuna kıyıya paralel olarak, poyraz-lodos yönünde 26 mayın döşemiştir. Mayınların bırakıldığı Karanlık Limanı özenle seçilmiştir. Büyük düşman gemilerinin isabetli atış yaptığı bu saha; denizcilikte, durgun su, diye bilinen özelliği taşıdığı için zırhlılar karadaki sabit kaleler gibi atış yapabiliyordu.
8-18 Mart arasındaki süre içinde Erenköy körfezini tarayan ingiliz mayın temizleyicileri sadece üç mayın bulabilmişlerdi. Nusrat� ın döşemiş olduğu mayınları ne onlar ne de havadan sahayı kontrol eden keşif uçakları görebilmişlerdir.
Mayınların döküm işinde, Müstahkem mevki mayın grubu komutanı Yüzbaşı Hafız Nazmi Bey�de büyük yararlılıklar göstermiş, gemi komutanı ile beraber bulunmuş ve ona yardım etmiştir. Nusret Gemisi�nin Çanakkale savaşlarında çok önemli yeri vardır.
Boğazın düşmek üzere olduğu kritik bir anda, düşmanın deniz saldırısını durdurmuş. Türk askerinin ve vatandaşlarının moralini yükseltmiştir. ingiliz Deniz Bakanı Churchill, � Bu gün dünya denizlerinde görev yapmakta olan beş bini aşkın savaş gemisinden hiçbiri Nusrat ve onun döktüğü mayınlar kadar, harbin gidişine ve düşmanın geleceğine etkili olarak bir başarı gösterememiştir.� Demek zorunda kalmıştır. alıntı dur yolcu adlı siteden.
atatürk`ün dünya da baş öğretmen sıfatlı tek lider olduğunu,
bir geometri kitabı yazdığını,
*üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin (türkçe) isim
babasının bizzat mustafa kemal olduğunu,
*norveç dilinde atatürk gibi olmak diye bir deyim olduğunu.
''atatürk'' çiçeği'nin adını, çiçeği bulan wanderbit üniversitesi
profesörlerinden doktor kirk landın`in koyduğunu ve bu çiçeğin tüm dünyada
bu isimle üretilip satıldığını,
*yunan başkomutanı trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her
cumhuriyet bayramında atina'daki türk büyükelçiliğine giderek, atatürk`ün
resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu,
*''mimber'' adında bir gazete çıkarttığını ve 52 sayı yayımlanan gazetede
ilk defa sansür kelimesi geçtiğini,
*kurtuluş savaşı'nda rütbe alan bir çok kadın askerlerimizin olduğu, dünya
tarihine geçen tek bir üsteğmenimizin olduğunu, üst teğmen kara fatma'nın
700 erkek, 43 kadından oluşan bir müfrezenin reisliğine bizzat atatürk
tarafından atanmış olduğunu,
*bir röportajda birleşmiş milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?' diye
sorulduğunda 'şartlarımızı koyarız, kabullerine bağlı. biz müracaat etmeyiz
üye olmak için, davet gelirse düşünürüz' dediğini ve bunun üzerine bm
yasasının değiştirildiğini ve üyeliğe davet edilen ilk ülkenin türkiye
cumhuriyeti olduğunu,
*1938'de, general mc arthur'un en zor, en problemli, en buhranlı döneminde,
danışman, senatör ve bakanlarından oluşan yüz yirmiden fazla kişiye; 'şu
anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile mustafa kemal'i görmek için
neler vermezdim' dediğini,
*1938'de ata`nın ölümünde tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirde;
'allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına
mustafa kemal gibi lider getirir' denildiğini,
*1996'da haiti cumhurbaşkanının vasiyetinde, mezar taşına yazılmasını
istediği metinde; 'bütün ömrüm boyunca türkiye'nin lideri mustafa kemal
atatürk'ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm' yazdığını,
*2000'de abd başkanı'nın milenyum mesajında; '' milenyumun hiç şüphe yoktur
ki tek devlet adamı mustafa kemal atatürk'tür. çünkü o yılın değil asrın
lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir' denildiğini,
*2005'de amerika'nın en ünlü ekonomistlerinden birisi olan mr. johns`un
önerisinin 'türkiye ekonomiyle savaşta bir tek atatürk'ü örnek alsın yeter'
olduğunu,
*2006'da ise ab uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden atatürk
resimlerinin kaldırılmasının istendiğini, bütün bu bilgileri türkiyede bilen kişilerin çok az olduğunu. bana e posta yoluyla bu bilgileri gönderen sayın demeteren'e teşekkürler.
her ne kadar bazı türk muziği ve batı muziği ustalarının savunması ve üzerinde çalışmalar yapmalarına rağmen, teknik ve nazari açıdan halen imkansız görünen bir durumdur. *
suç işleyen çocukları, devletin eğiterek topluma kazandırmak amacıyla oluşturduğu çocuk ıslah evleri, yasanın içeriğidir.
15.7 2005 yılında resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiş yasa 50 maddeden ibaret dir.
Madde 1 - (1) Bu Kanunun amacı, korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocukların korunmasına, haklarının ve esenliklerinin güvence altına alınmasına ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir.
II. Abdülhamid, 1887 yılında Japonya imparatorunun yeğeninin bir savaş gemisiyle istanbul'u ziyaret etmesinin ardından Japonya’ya bir heyet gönderilerek iade-i ziyaret yapılmasını emretmişti. Gemi, II. Abdülhamid’den Japon imparatoruna mücevherli imtiyaz nişanı ve diğer hediyeleri götürecekti. Ayrıca Osmanlılar'ın yaptığı dünyanın ilk robotu olan Alamet de geminin içerisindeydi.
Ertuğrul Fırkateyni, Temmuz 1889’da istanbul’dan yola çıktı. Güzergâhı boyunca çeşitli limanlara uğrayarak seyahat ediyordu. Fırkateyn, Singapur’a vardığında kafile başkanı Albay Osman Bey Amiralliğe terfi ettirildi. Kafile, uğradığı ülkelerin halkları ve Müslümanlar tarafından görkemli sevgi gösterileriyle karşılanıyor, gemiyi kimi zaman binlerce kişiden oluşan gruplar ziyaret ediyordu. Gemi, 11 ay sonra 7 Haziran 1890 tarihinde Japonya’nın Yokohama Limanı'na vardı.
Japon imparatoru, Türk amiralini ve heyetini görkemli bir şekilde karşıladı. Şehir halkı Türk amiralinin saray arabası ile imparatorun yanına gidişini sevgi gösterileriyle takip etti.
Ertuğrul Fırkateyni, Japon sularında kaldığı üç ay boyunca etrafındaki binlerce Japon kayığına 50 kişilik bandosuyla konserler verdi. Nihayet geri dönüş yolculuğu için hazırlıklar tamamlandı. Yola çıkılacağı gün Japon Bahriyesinin tayfun uyarısına rağmen, Ertuğrul Fırkateyni planlandığı gibi 15 Eylül 1890 tarihinde Yokohama Limanı’ndan ayrıldı. Kuşimoto açıklarında tayfuna yakalanan Ertuğrul Fırkateyni 16 Eylül 1890’da kayalara çarparak battı. Kazadan sadece 69 denizci kurtulabildi, Amiral Osman Bey de dahil diğer mürettebat hayatını kaybetti.
Japonya/Kuşimoto'daki Ertuğrul faciası sonrası yapılan şehitlik.
Ertuğrul Fırkateyni’nin trajik sonu Türk-Japon halklarını yakınlaştırdı. Yöre halkı, kazadan kurtulanlara büyük yardım ve yakınlık gösterdi. Torajiro Yamada isimli bir Japon, şehit yakınları ve kazazedeler için yardım kampanyası düzenledi. Toplanan para aynı kişi tarafından dönemin padişahına teslim edildi. Hayatta kalan 69 denizci, Japonya imparatorunun talimatıyla Hiei ve Kongo isimli iki askeri gemi ile istanbul’a gönderildi.
Kazada ölenlerin anısına Kuşimoto’da bir anıt yapılmıştır. ilk anıt Japonlar tarafından 1891’de dikilirken, 1929 yılında yine Japonlar tarafından genişletilmiştir. Şehitlik Anıtı, 3 Haziran 1929 tarihinde Japon imparatoru tarafından da ziyaret edilmiştir. 1937’de Türkiye tarafından restore edilen anıt önünde her yıl düzenli olarak anma törenleri yapılmaktadır.
Kuşimoto kasabası Mersin ve Yakakent ile kardeş şehirdir. Kuşimoto’da bir de müze bulunmaktadır. 1974 yılında inşa edilen "Türk Müzesi"nde Ertuğrul Fırkateyni’nin maketi, gemideki asker ve komutanların fotoğrafları ve heykelleri bulunmaktadır.
Şehitler arasında Hasan Âli Yücel'in annesi Neyyire Hanım tarafından dedesi ve Can Yücel'in büyükdedesi Kaptan Âli Bey de bulunmaktaydı. alıntı vikipedi özgür ansiklopedi.
mezarlığın, korku veren bir yer olarak düşünülmesinden dolayı yaşamak için kimsenin tercih etmediği bir yerdir. attımı mangalda kül bırakmayan cesur insanımız nedense mezarlık önünden geçerken bile korku duyarlar. bunun sebebi ise ufak yaşta dinledikleri mezarlıkla ilgili korku masallarıdır.
yaşamında hep talihsizliklerle cebelleşmiş bir kez olsun yüzü gülmemiş kişi söylemi.
-hacı sayısaldan altıyı yakalasan ne yaparsın?
-nerde bizde o şans.
hoşça vakit geçiriyoruz. bayram gelince çocukları alıp ailece lunaparka gidip gönlümüzce eğleniyoruz. çocuklar bundan çok mutlu oldukları için keşke hergün bayram olsa diyorlar.