kardeş sen çok yanlış gelmişsin denilesi kişidir.
üzülüyorsa konuyu zaten hiç anlamamış demektir.
burası sözlük ya o bakımdan. zaten hiç bir kelime büyük harfle başlamıyor.
şu elli karakter sorunuyla başlayan entrylere uyuz oluyorum ama vakit o vakitdir. çünkü başlık yanlış anlaşılmaya çok müsait.
öncelikle bunun sözlüklerde büyük harf kullanılmamasıyla alakalı olduğunu belirtmek lazım. ama bu durum yüzünden kendini kötü hisseden bir müslüman var ise kusura bakmayın ama o zaten konuyu çok yanlış anlamış demektir.
büyük harfle başlayamadım Allah kelimesine diye üzülen arkadaş yoktur sanırım. varsa gerçekten yazık.
şüphesiz ki Allah niyetinizi bilir.
ve büyüklüğünden bir şey kaybetmez, sözlükte olmayıp başka bir mecrada yazıyor olsanız da inanın bir şey değişmez.
şekilciliği bırakıp işin özüne bakmak lazım.
not: yazdıklarım pek ilgi çekmiyor benim, bir de bu konuyu denemek istedim, sevgili sözcükler.
amanın acil not: şaka yapıyorum.
ve sonuncusu; aynı başlığı Atatürk için de değiştirebilirsiniz elbet. veya sizin için özel olan her isim için.
yapan kişinin farkında olmadan yaptığı eylem.
mesela fatih sultan mehmet. 21 yaşında nereden bilsin çağ kapatıp çağ açacağını.
sanırım sonradan tarihciler karar veriyor buna.
ne demişler fatih bir çağı kapatırsa yenisini açar. yok öyle değildi sanırım.
korkan adam değildir. yani sen , seninle aynı şeyi düşünmüyorum diye, başkaları tarafından beğenilmiş bir girdiye beğenmedim, bokum gibi diye oy veriyorsun.
ama bu sadece senin egonu 3 saniyeliğine tatmin ediyor, ben oralı bile olmuyorum. peki neden bunu burada satırlarca anlatıyorum, çünkü sana acıyorum canım arkadaşım.
çünkü ben hala, tüm hakların kardeşliğine inanıyorum. benim hala insanlıktan yana umudum var.
uludağ sözlükte zaman zaman rastlanılan durum. nasıl oluyor, şöyle ki;
bir girdi yapıyorsun, sonra o girdinin adresini aynı başlığa bakınızla yönlendiriyorsun, sonra ne oluyor? komik oluyor, yani sen öyle sanıyorsun ama öyle olmuyor.
çünkü bin kere yapıldı arkadaşım, komik değil, orjinal değil, yaratıcılıktan uzak.
yapma. etme. (bu şiir ne kadar ünlendi değil mi son günlerde, hadi ekmeğini yiyelim.)
milli atıcı. uzun süre ara verdiği bu spora şu günlerde tekrar başlamıştır. aynı zamanda ankara dart şampiyonu ve türkiyenin ilk on dart oyuncusundan biri.
aliyar söylerkaya, 1958 istanbul doğumludur. kariyerinde türkiye şampiyonlukları ve avrupa üçüncülüğü olan eski bir milli sporcudur. gençlik spor il müdürlüğünün kadrolu kondisyoneridir. istanbul demirspor ve ankara karagücü nde kondisyoner olarak uzun yıllar görev yapmıştır. vücut geliştirme, güreş, judo ve futbol branşlarında şampiyon ve milli olmuş birçok öğrencisi vardır.
aliyar hoca, kadıköy de adeta bir fitness center rekortmenidir. son 24 yıldır spor salonları alışkanlığı olan binlerce kişinin iyi tanıdığı aliyar hoca, sporu sevme ve kitlelere sevdirme özelliğinden dolayı 90' lı yıllarda çok sayıda girişimcinin dikkatini çekmiştir. bu girişimcilerin bazılarıyla ortak olarak açtığı, ya da ilk günlerinden itibaren işletmeciliğini yaptığı 6 çok popüler kulüp onunla tanınmış; sevilmiş ve binlerce kişiye spor ortamı olmuştur. son yıllarda bazı yazılı basında 'spor salonu işletmeciliğinin duayeni' olarak anılan aliyar hoca ismi bu sektörde marka haline gelmiştir.
var böyle bir şey. hatta bu gece bile oldu.
bir sözlük yazarı var diyelim, populer, oldukça seviliyor vs. haliyle tanıyan bir sürü insan var, ve çok anlamsız bulmama rağmen bunu dillendiriyorlar, "doğumgünü kutlu olasıca, balımsın" gibi şeyler yazılıyor.
sonra işte o kişi geliyor, ki inanın ezik. şöyle yazıyor;
"benimle aynı gün doğmuş şanslı sözlük yazarı."
tek gayesi kendi nick başlığı altında bir sürü anlamsız entry görmek. ne tatmin olmaz egonuz varmış arkadaş ya.
bizim zamanımızda böyleydi bu. yani bundan 60 sene önce, yok yok şaka yaptım, 20 sene önce diyelim.
çocuktuk yani o zamanlar.
bir yere misafirliğe gittiğimizde değil odadan odaya zıplayıp, sağı solu dağıtmak, çay tutulduğunda alıp almamaya bile karar verecek kadar özgür değildik. annemize bakardık , gözlerine.
eğer onaylarsa çay içebilirdik, kaşlarını kaldırırsa ikram mevzuu o an için kapanmış olurdu tabii.
bir de yanında pasta falan varsa öyle öküz gibi abanmayalım diye evde uyarılmış olurduk elbet.
lan çocuktuk, ama işte memur terbiyesi almış çocuklardık. zıpçıktı olma hakkımız olmadı pek.
son modalardan birisi.
bu arkadaşımız istiyor ki, peynirciks ona "hoşgelmiş, koştursun efendim sözlükte" desin.
iyi de böyle sipariş verince bir anlamı kalıyor mu bunun?
var mı daha doğrusu bir anlamı.
herkese yapılan bir uygulamayı bu kadar önemli kılan ne?
o zaman bir uygulama yazılsın sözlüğe , geliştiriciler tarafından.
maksat farklı, herkes gibi sen de sesin duyulsun istiyorsun.
peki bunu girdiğin entrylerle kendini kanıtlayarak yapsan, daha iyi olmaz mı?
evet. sözlük tarafından uyarıldım, sözlük içi konu bu diye.
ama şansımı denemek istedim,
çünkü uludağ sözlük daha kaliteli bir yer olsun istiyorum.
bunu bu şekilde ifade eden kişi, müslüman sanılmamaktan dolayı kaygılıdır.
madem farklı inanışlara saygılısın, neden bu kaygı diye düşündürür?
Allah , zaten biliyor müslüman olduğunu, sen de biliyorsun.
yazdığın bir entry'nin sonunda bu not, ne yalan söyleyeyim, samimiyetsiz duruyor.
biraz kötülenme korkusu var sanki,
bu kadar mı önemli gerçekten sözlükte eksi oy almak?
bilemiyorum.
kendisine başkasının anlattığı bir sorunu , başka bir sorunluya anlattığı da olur. "seninkisi sorun mu canım" der gibi.
bir nevi "acıların robin hood'u" dudur.
sorunlu insan paratoneri negatif enerji alır pozitif verir, yalnız bu arkadaşın nötr'ü kimi zaman kendi sevgilisi/eşi/annesi olur ki bu durum fena.
hiç kırık ' a göre ise; cümlesinin dikkat etmesi gerekir buna. kalabalıkların arasında yalnızlık çok kötü.
benim hep kafam yana eğik, dudaklarımda iğreti gülümseme. yazık.
rotuşa girmişim de hüznüm yeterince silinememiş gibi.