helvaci helva
370 (megastar)
altıncı nesil yazar 1 takipçi 34.40 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    startup weekend

    1.
  1. Katılımcılarına olağanüstü bir networking, takım oluşturma ve öğrenme deneyimiyle hayat değiştirebilecek fırsatlar sunan Startup Weekend, Türkiye'de ilk kez 16-18 Nisan tarihlerinde Microsoft ve Özyeğin Üniversitesi ana sponsorluğunda istanbul Microsoft ofisinde gerçekleştirilecek.
    Startup Weekend, gerçekleştirildiği ülkelerde en yetenekli girişimcileri, developerları, yöneticileri, startup tutkunlarını, marketing gurularını, grafikçileri ve çok daha fazlasını bir araya getiren bir iş fikri yarışmasıdır. Startup Weekend, katılımcılarına olağanüstü bir networking, takım oluşturma ve öğrenme deneyimiyle hayat değiştirebilecek fırsatlar sunmaktadır.

    54 saat içinde sıfırdan bir şirketin yaratıldığı Startup Weekend, şu anda dünyanın tüm büyük şehirlerinde düzenlenmekte ve de katılımcılarına özellikle Amerikalı ve Türk yatırımcılara ulaşma açısından çok büyük fırsatlar vermektedir. Yöneticiliğini Clint Nelsen ve Marc Nager'ın yaptığı ve merkezi Seattle'da bulunan Startup Weekend, şu anda dünyanın sayılı girişimcilik aktiviteleri arasına girmiş ve de Toronto, New York, Hamburg, Boston, Paris, Tel Aviv gibi şehirlerde toplam 230 şirket kurulmasını ve bu şirketlere büyük yatırımlar yapılmasını sağlamıştır.

    Kayıt ve Katılım Koşulları
    Türkiye'de ilk kez 16-18 Nisan tarihlerinde Microsoft ve Özyeğin Üniversitesi ana sponsorluğunda istanbul Microsoft ofisinde gerçekleştirilecek olan Startup Weekend Istanbul için kayıtlar http://istanbul.startupweekend.orgadresinden 1 Nisan 2010 tarihine kadar yapılabilmektedir.

    Diğer ülkelerde bu tarihe kadar hep ücretli yapılan SW istanbul şimdiye kadar yapılan ilk ücretsiz SW etkinliği olmakla beraber başvurular Özyeğin Üniversitesi tarafından değerlendirilip 200 katılımcı belirlenecektir.

    Bu etkinliğin Türkiye'de ilk defa yapılacak olması sebebiyle yöneticilerden Clint Nelsen da SW Istanbul sırasında ülkemizde bulunacaktır.

    Startup Weekend Konsepti
    SW konsepti şu şekilde oluşmaktadır. Cuma akşamı 16 :00 civarı başlamakta ve pazar öğleden sonraya kadar non-stop devam etmektedir. Başvurular sırasında 40-45 tane fikir seçilmekte ve cuma akşamı oraya gelen katılımcılar bu fikir arasından en iyi 10-15 fikri oylamaktadırlar. Böylece SW sırasında etrafında çalışılacak 10-15 fikir belirlenmektedir. Fikirler belirlendikten sonra herkes kiminle çalışmak istediğine karar verip bu fikirler etrafında takımlar oluşturulmaktadır. Bunun akabinde de 3 günlük şirket oluşturma süreci başlamaktadır. Pazar günü bu prototipler ortaya çıktıktan sonra bunlar alanında en kalifiye isimlerden oluşan bir jüri karşısına çıkmakta ve 1. 2. 3. seçilmektedir.

    Hiçbir yatırım sözü verilmese de şimdiye kadar SW'de yaratılan şirketlere çok büyük yatırımlar yapılmıştır. Etkinlikde Türk ve Amerikalı yatırımcılar bulunacak ve de tüm yarışmacı fikirler Amerika'daki yatırımcılara SW aracılığıyla duyurulacaktır.

    Şimdiye kadar SW'de yaratılan önemli startuplar arasında Foodspotting, Escape My Date, 140 Match, Skribit, Mingly, SubMate gibi Amerika'da ve Avrupa'da çok büyük başarı yakalamış internet şirketleri yer almaktadır

    Alıntıdır.
    1 ...
  2. silik entryleri silmeye kıyamamak

    1.
  3. her sabah sözlüğü açtığında ekranın sağ tarafında beliren yazıdır.

    silik(12)

    canlandıra canlandıra bir hal olmuşsunuzdur fakat dönüşü yoktur diriltemedikleriniz mevcuttur.

    (bkz: kıyamıyorum lan sana)
    (bkz: seni silenler utansın)
    1 ...
  4. zayıflayamamak

    1.
  5. ne yaparsa yapsın bir türlü incelemeyen insan türünün dramıdır. oysa irade sayesinde herşey yapılabilir gazı ile nasıl umutlanmıştır.

    `artık çok geç yağların senden biri artık
    depo gibidir bünyen,
    hiç bir şey yemesen bile içinde seni besler bir yaratık`
    1 ...
  6. coşan entrysi olmayan yazar

    1.
  7. her tıkladığında bi coşamadım be diyen yazardır.*
    5 ...
  8. genç çocuğun kart kızla evlenmesi

    1.
  9. acılası bir durumdur. mehmet bunu neden yaptın diyesin gelir fotoğrafı görünce. altına istemeden bile olsa çok yakışmışsınız mutluluklar dersin.

    (bkz: pembe yalanlar)
    1 ...
  10. imla hataları

    1.
  11. Yalnız yerine yanlız, Yanlış yerine yalnış,Herkes yerine herkez en sık yapılan imlâ hatalarıdır.

    (bkz: kıl olmamak elde değil)
    5 ...
  12. güzel huylar

    1.
  13. insanlar tarafından edinilmesi gereken doğru davranış türleridir.

    (bkz: elini burnuna sokmamak)
    1 ...
  14. aşk neler yaptırır

    1.
  15. Onunla geçen süre nedense su gibi akip geçer. Onu her gün görmek için sürekli yalanlara basvurup, en yakin arkadasinizi bile satarsiniz iyi bir satıcı olmak aşık olmaktan geçer.

    burdan beni satan aşık arkadaşlarıma selam ederim
    0 ...
  16. dış görünüşe önem vermeyen birliktelik

    1.
  17. https://galeri.uludagsozluk.com/r/42836/+

    her açıdan bakmak gerekir olaya, mutlu olmak birlikteliklerin en güzeli, insanın içi güzel olsun yeter, et parçası buruşur, saçlar ağarır.

    (bkz: Git babana anlat)
    1 ...
  18. facebook ilişkileri

    ?.
  19. saniyelik değişimlerin en popüler noktasıdır. Farklı ilişki türleri ile karşılaşabileceğiniz daha iyi bir ortam yoktur. Bir türlü kız bulamayan (bulma olasılığı olasılıkların en düşüğü)bir ergen, geçenlerde ilişki türüne sol eli ile ilişkisi var yazıncaya kadar ilişki türlerinin kısıtlı olduğu varsayımındaydım ama yaratıcılık bir kez daha kazandı. Tebrikler face kullanıcıları.

    (bkz: Rotring kalemi ile ilişkisi var.)
    1 ...
  20. istemek de güzel

    1.
  21. Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
    Küçük bir sahil kasabasina,bir baska ülkeye,daglara, uzaklara.
    Hayatindan memnun olan yok. Kiminle konussam ayni sey.
    Her seyi, herkesi birakip gitme istegi.
    Öyle ''yanina almak istedigi üç sey'' falan yok.
    Bir kendisi.

    Bu yeter zaten. Her seyi, herkesi götürdün demektir.
    Keske kendini birakip gidebilse insan.
    Ama olmuyor.

    Hadi kendimize raziyiz diyelim, öteki de olmuyor.
    yani her seyi yüzüstü birakmak göze alinamiyor.
    Böyle gidiyor iste. Bir yanimiz ''kalk gidelim'',
    öbür yanimiz "otur'' diyor.
    ''Otur'' diyen kazaniyor. O yan kalabalik zira.
    Is, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile, güvende olma duygusu..

    En kötüsü aliskanlik.
    Aliskanligin verdigi rahatlik, monotonlugun dogurdugu bikkinligi
    yeniyor. Kaliyoruz.
    Kus olup uçmak isterken agaç olup kök saliyoruz.
    Evlenmeler...
    Bir çocuk daha dogurmalar...
    Borçlara girmeler...
    Bir köpek bile bizi uçmaktan alikoyabiliyor.
    Misal, ben...
    Kapidaki Rex'i birakip gidemiyorum. Degil bu sehirden gitmek,
    iki sokak öteye tasinamiyorum. Alip götürsem gelmez ki...
    Bütün sokagin köpegi oldugunun farkinda.
    Herkes onu, o herkesi seviyor.
    Hangi birimizle gitsin?
    ''Sirtinda yumurta küfesi olmak'' diye bir deyim vardir;
    evet, sirtimizda yumurta küfesi var hepimizin.
    Kendi imalatimiz küfeler.
    Ama egreti de yasanmaz ki bu dünyada. Ölüm var zira.
    Ölüme inat tutunmak lazim. Inadina kök salmak lazim.
    Bari ufak kaçislar yapabilsek.
    Var tabii yapanlar. Ama az. Sadece kaymak tabakasi.
    Hepimiz kaçabilsek...
    Bütçe, zaman, keyif...
    Denk olsa. Gün içinde mesela...
    Küçücük gitmeler yapabilsek.
    Ne mümkün.
    Sabah 09.00, aksam 18.00.
    Sonra baska mecburiyetler.
    Sıkışıp kaldık.
    Sirf yeme, içme, barinmanin bedeli bu kadar agir olmamali.
    Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
    Bir ömür karsiligi bir ömür yani.
    Ne saçma.
    Bahar midir bizi bu hale getiren?
    Galiba.
    Ben her bahar ásik olmam ama her bahar gitmek isterim.
    Gittigim olmadi hiç.
    Ama olsun... Istemek de güzel.

    (bkz: can yücel)
    2 ...
  22. tanıdık sözlük yazarını eksilememek

    ?.
  23. ahlaki bir davranıştır diye düşündüren fakat farklı takımları tutuyorsanız ve senin tuttuğun takıma atıp tutuyorsa eksilenecek arkadaş türüdür.

    +lan o kadar doğru şeyleri yazdım yine eksilendim fb lan bu takım mı eksileyene bi saymışım sorma
    -küfür iyi birşey değil cafer eli yanlışlıkla değmiş olabilir, fb'li olabilir,
    +sende fb'lisin lan Allah için söle eksiledin mi
    -yoo yok (lan eksiledim tabi fb'liyim ulan) fb'li olabilirim ama senden değerli değl
    +eyv
    0 ...
  24. yoldan çıkarılan çocuk

    ?.
  25. yanlış bir eylem içerisinde olduğunda ailesi tarafından yoldan çıkarıldığına inanılan çocuk türüdür.

    +rasim bu eskiden böyle değildi
    -hanım yoldan çıkarttılar çocuğu
    0 ...
  26. buğday tarlası

    1.
  27. Gözlerimi kapadığımda bir ses alıp götürüyor ruhumu çok uzaklara.Bilinmedik bir diyarın bekçileri kollamış sanki adımlarımı.Esintilerin hapsinde bir ten var ve gölgem gibi yakın.Eteklerimden dökülen bir yalnızlık sarmış o sararmışlığı..
    Bir gün batımı var gözümü her kapadığımda.Güneşin yok olduğunu hissettiriyor sanki.. Bir koyu siyahlık katıyor buğday tarlalarıma.Anlatmaya kalkışsan sanki yağmur yağacak ve bırakacak göz kapaklarına toz duman ne varsa..
    Acı bir ateş var gözlerimi açamadığım bir manzaranın uğultusunda.Nice susuzluklar barındırmış sanki.Kana kana içesi var suyu.Zerremin her köşesi umulmadık bir kovalamacada.
    Hep bir keman sesi var buğdaylarımın esintilerinin yolculuğunda.. Ne yöne çevirse başını güneş batıyor sanki avuçlarında.. Beyaz elbiseli küçük bir kız o mecranın tam ortasında.Altın sarısı bir taç takmış başına.Sanki kırık ama birleştirilmiş zoru zoruna..
    Her taç taktığımda içimi acıtan bir altın sarısı kırılmışlık var tarlamda.Uçsuz bucaksız bir kızıllık sarmış sanki gözlerimi.Kin sanar rüzgar esip gözlerime dalınca.. Oysa kaybolan bir sararmışlığın acımasıydı o yansıma..
    Her yansımanın karşısında bakmak istemediğim bir ayna doğuyor duvarlarıma.. Aynalar hep bir buğday tarlasının tam ortasında.. Bir diken gibi battığı oluyor bazen, kimi zaman kuş tüyü yastık misali başucumda..
    Şu buğday tarlaları bir yolculuk gibi gözlerimden akıp gidiyor aynalarımda..

    Fatma özer.
    1 ...
  28. epsem

    1.
  29. cezalar

    ?.
  30. Karınızı araklayan adama verebileceğiniz en büyük ceza, 'sende kalsın'
    demektir.
    (bkz: Sacha Guitry)
    3 ...
  31. iyi ama tipsiz çocuk

    1.
  32. kızların genellikle tipsiz çocuklarla beraber olduğunda kullandıkları söylemdir.
    (bkz: ayşee ama çok iyi tipine bakma)
    0 ...
  33. bir kadını tanımak

    1.
  34. Bütün gel-gitleri, kaprisleri, küçük şımarıklıkları, korkuları, şaşkınlıkları,
    hercailikleri, hayal kırıklıkları, aşkları, terk edilişleri, başarıları,
    başarısızlıkları, kurnazlıkları, saflıkları, çocuk ağızları, şirinlikleri,
    küçük yalanları, büyük itirafları, kocaman yürekleri ile kendi olmaya
    çalışan kadınları tanımak.

    Bir kadını sevmekle baslar her şey ama, bir kadını tanımakla varılır
    hayatın sırrına. Bir kadını tanımaya soyunmak zor ama keyifli bir
    yolculuğa çıkmaktır. Dört mevsimi bir yürekte buluşturur, bu yüzden de
    sürekli şaşırtırlar. Sürprizlerin ardı arkası kesilmez.
    Zordur anlamak onları. Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de!
    Kendi zekasını hatırlatanları sever, sevgisini göstermekten ürkmeyenleri,
    sürprizlere hazırlıklı olanları bir de. Muson yağmurları gibi yağarken,
    Sahra' da çöl fırtınası koparıp ardından güneş olup ısıtabilirler.
    Dedim ya bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen.

    Bir kadını sevmekle başlar her şey ama,
    bir kadını tanımakla anlaşılır, hayatın
    sırrına ancak aşkla varılacağına. Sevgi arsızıdır kadın.
    Verdiğinden daha fazlasını isteme bencilliğini gösterecek kadar sevgi
    arsızı.Bu yanını doyurunca şımaracağından korkanlar, birlikte
    çoğalacaklarını bilmeyenlerdir. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama,
    bir kadını tanımakla kanat çırpılır özgürlüğün bütün maviliklerine.
    Kendine inananlara, aşka inananlara koşar.
    Hem yaman bir aşk avcısı, hem de engebeli yollarda koşmaktan bitap
    aşk yorgunudur kadın. Bir kadını sevmekle baslar her şey ama bir kadını
    tanımakla çıkılır keyifli serüvenlere. Hayatla dalga geçmesini bilir kadın,
    tıpkı kendiyle dalga geçmesini bildiği gibi. Ağız dolusu gülüşlere teslim
    olur. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını tanımakla
    tanık olunur tutkuların gücüne. Göze alandır kadın.
    Çekip gitmeyi, sahip olduklarından vazgeçmeyi, karşılık beklememeyi.

    Mücadele eder, kızar, bağırır ama hep sever. Dedim ya bir dünyadır
    kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen.Yüreğini sevgiye açan
    ve sevmekten korkmayan bütün kadınlar gibi..Şimdi bir düşünün,
    kaç kadını değil bir kadını tanıyabildiniz mi bugüne değin?

    Tanrı, kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yaşadığı günü armağan etti,
    kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz,
    erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız olurlar.

    (bkz: Ahmet altan)
    2 ...
  35. kendini beğenmiş papatya

    1.
  36. "Bir papatya tarlasının ortasında duran bir papatyayım ben," diye düşündü çiçek; Bunca papatya arasında güzelliğim fark edilmiyor."

    Bir melek bu düşünceleri duydu ve papatya cevap verdi:

    "Ama sen güzelsin!"

    "Evet, ama eşsiz ve tek olmak istiyorum!"

    Papatya sürekli durumundan yakınınca melek onu yerinden alıp şehrin göbeğinde küçük bir parka koydu. Günler sonra, vali şehrin yenilenmesi için yanında bir bahçıvanla parkı görmeye geldi:

    "Burada doğru dürüst bir şey yok, buradaki otları söküp toprağı iyice temizleyin, sonra da sardunyalar ekin."

    "Bir dakika!" diye bağırdı papatya: "Eğer bunu yaparsanız beni öldürürsünüz!"

    "Eğer senin gibi başka pek çok papatya olsaydı, çok güzel görünürdü ve böyle bir papatya tarlasını bozmazdık," diye cevap verdi vali, "Ama burada senden başka papatya yok. Ve sen tek başına bir bahçe yapamazsın."

    Bu sözle birlikte çiçeği topraktan çekip çıkardı.

    (bkz: PAULO COELHO)
    1 ...
  37. tatsız olmak

    ?.
  38. yolunda gitmeyen olaylar esnasında kişide bulunan tat eksikliğidir. kimi zaman yolunda gitmeyen bişeylerin olmasına da gerek yoktur kişi sürekli bu eksikliğin farkındadır.
    (bkz: hayattan tat alamamak)
    0 ...
  39. susuyorum ölülerim uyuyor kalbimde

    1.
  40. Murathan mungan'a ait bıçak adlı şiirinin son mısrası. Şiiri de biri yazar diye yazmıyorum hep ben hep ben olmaz.
    1 ...
  41. bir bayanı etkileme sanatı

    1.
  42. erkeklerin bayanları tavlama sanatı da diyebiliriz. kimine göre çok basittir yani erkeklere göre, bayanlara göre ise her kuşun eti yenmez türdendir.
    (bkz: sende kendimi buluyorum hicran)
    (bkz: arayan belasını da buluyor korcan)
    2 ...
  43. bir kıza iltifat

    1.
  44. -o kadar güzel bir kızdı ki, kendisini çok net olarak unutabilmek için gördüklerimin rüya değil, rüya içinde rüya olmasını diledim.
    +kim bu şanslı
    -karşımda bulunan melek
    +utandımm
    -odun değilim demiştim sana istesem yaparım iltifatın en alaasını.
    +ne yani gerçek değil miydi?
    -yok lan
    +odun.
    8 ...
  45. aldatma hikayeleri

    1.
  46. aldatan şahsın çok iyi bir şey yapmış gibi durumu hikayeleştirerek anlatma sanatsızlığı.
    0 ...
  47. inandığı şey uğruna muhteşem hatalar yapan insan

    1.
  48. doğru yaptığını düşünüyorsa yanılıyordur.
    -akif biliyor musun aslında ben seni sevmiyorum
    +yanılıyorsun sevim adım gibi eminim beni sevdiğine
    -akif inan çok düşündüm
    +düşünüyorsun öyleyse kalbinde ben varım
    -seni seviyorum öyleyse ben bir malım akif
    +her halinle benim helalimsin sevim
    -sevmiyorum akif haram zıkkım olıyım sana
    +haram zıkkım aramıza giremez merak etme sevimim
    -akif hissetmiyorum bişeyy sana karşı
    +his dediğin nedir ki gülüm.
    4 ...
  49. baz bazla kaz kazla kel tavuk topal horozla

    1.
  50. Bir kimse, kendi niteliğine uyan, kendine denk olan, kendine benzeyen kimselerle beraber olur, arkadaşlık eder, düşüp kalkar.
    2 ...
  51. ölümden sonrası

    1.
  52. Öldük, ölümden bir şeyler umarak.
    Bir büyük boşlukta bozuldu büyü
    Nasıl hatırlamasın o türküyü,
    Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü,
    Alıştığımız bir şeydi yaşamak.

    Şimdi o dünyadan hiçbir haber yok;
    Yok bizi arayan, soran kimsemiz.
    Öylesine karanlık ki gecemiz,
    Ha olmuş ha olmamış penceremiz;
    Akarsuda aks'imizden eser yok.

    (bkz: cahit sıtkı tarancı)
    2 ...
  53. şairin görevi

    ?.
  54. (bkz: Victor Hugo)

    1.
    Niçin sürgünsün şair yaşadığın toplumda?
    Işıksız bir karmaşadır siyasal partiler,
    Bir yararı olur mu şu tasasız ruhuna?
    Çiçeğe durmuş şiirin sararıp soluyor;
    O boğucu, kirli havalarında onların,
    Güzelim buhurların, günnük kokuların;
    Şaşırıyor yolunu soluklarını duyunca.
    Köle ruhlu kavgalarında senin yüreğin,
    Çimeni gibidir yaşadığımız kentlerin
    Gelip geçenlerin ayaklarının altında.

    Halkın ve kral, dumanlı, sisli başkentlerde
    Nasıl çarpışıyor iki ölümcül güç gibi,
    Duymuyor musun seslerini dehşet içinde,
    Sen ey toprağına tohum serpiştiren çiftçi!
    Sen ey şair, sen ey usta, kapat kulağını!
    Bu şamatanın sana hiçbir yararı var mı?
    Gürültünün patırtının içinden gelen
    Bu insanların arasında asla yer alma!
    Dizelerde tanrıya şarkılar söyleyen sen
    Uzak dur, uzak dur, onlara sakın karışma!
    Arınmış ruh, şarkını göklerde meleklerin
    Verdiği huzurlu, barışçı konserde söyle!

    Sen ey kutsal çiçek, sen de gidip çöllerin
    Engin gökleri altında serpilip büyü!
    Sen ey düşsever insan, sığınakları ara!
    Gizli mağaraları, barınakları ara!
    Unutuşa kanat aç bulmak için sevdayı,
    Sessizliğe koş eğer işitmek istiyorsan
    Gökten gelen o sevecen ve o ciddi sesi,
    Loş yerlere koş gönü görmek istiyorsan.

    Haydi ormanlara git, haydi sahillere git!
    Kendi tatlı şarkını oralarda bestele!
    Yaprakların ve gök gibi mavi dalgaların
    Şarkılarıyla, ilahileriyle birlikte.
    Tanrı seni bekliyor kutsal bir yalnızlıkta;
    Tanrı ne çokluklarda, ne kalabalıklarda;
    insan küçüktür, nankördür ve beyhudedir.
    Her şey kırlarda titreşir, kırlarda ah çeker.
    Doğa büyük bir çalgıdır, büyük bir lirdir,
    Şair ise o büyük lirin kutsal yayıdır.

    Fırtınalarımızdan çekil ey bilge kişi!
    Bu imparatorluk ki tehlikeli sularda,
    Yol alıyor, ne dümeni var ne pusulası
    Sen sakın aldanma, sen sakın kanma ona!
    Bu gemi senin için bir aralık ayında,
    Bir balıkçının kurutmak için ağlarını
    Gerdiği odasının en ücra köşesinden,
    Uğursuz bir gürültüyle gece karanlıkta,
    Ürperen ve yana yatmış direkleriyle,
    Geçişini duyduğu bir gemi gibi olmalı.

    2.
    Çok yazık! diyor şair, yazık, hem de çok yazık!
    Ben suların ve ağaçların sevdalısıyım;
    Onların mırıltıları, fısıltılarıyla
    Yoğruldu, olgunluğa erişti yetkin aklım.
    Kin, nefret yoktur evrenin yaratılışında.
    Engeller yoktur onda, zincirler yoktur onda.
    iyilik doludur çayırlar, dağlar, tepeler;
    Gülleri, çiçekleri anlatır bana güneşler;
    Doğada, uçsuz bucaksız bir huzur içinde
    Ruhum dört bir yana ışıklarını saçar.

    Seviyorum seni, seviyorum kutsal doğa!
    Senin içinde eriyerek sen olmak da var;
    Oysa serüvenlerin yaşandığı bu çağda
    Herkes kendini başkasına tutsak kılıyor.
    Her düşünce bir güçtür, her düşünce kuvvettir.
    Tanrı özsuyunu kabuklar için yaratır,
    Yeşermiş, çiçek açmış dalları kuşlar için,
    Ovadaki bitkiler, otlar için dereleri,
    Dolu kadehleri dudaklarımız için,
    Akıllar için düşünürü, bilge kişiyi.

    Tanrı böyle istiyor çelişkili zamanlarda,
    Herkes çalışır ve herkes bir hizmet sunar.
    Kardeşlerine dönüp de "Ben artık çöle
    Gidiyorum" diyenlere yazıklar olsun!
    Kinler, nefretler, rezillikler şu şaşkın,
    Huzursuz halkın yakasına yapışmışken
    Ne ayıp ayakkabısını giyip gidene!
    Hiçbir işe yaramayan bir şarkıcı gibi
    Kentin kapılarından apar topar tüyen,
    Kırık dökük düşünüre yazıklar olsun!
    Daha güzel günleri hazırlamak için şair
    Karanlık günlerde, kötü günlerde gelir.
    Ütopyaların, düşsel ülkelerin adamıdır;
    Ayakları burada, gözleri başka yerdedir.
    ister yersinler onu, ister övsünler, ne gam!
    O peygamberler gibidir, her an, her zaman
    Ve her yerde, içine her şeyi sığdırdığı,
    Elinde salladığı bir meşale gibi
    Geleceğimizi, güzel günleri aydınlatır.

    Halklar sıkıntıya düştüğünde onları görür,
    Hep aşklarla dolup taşar tüm düşleri.
    O düşler ki nesnelerin ona fırlattığı
    Gölgelerin, karanlıkların ürünüdür.
    Alay etsinler onunla, varsın etsinler,
    O düşünmeyi sürdürür ve kitlelerin
    işitmediği şeyi sessizliğe kaydeder.
    Kimileri küçümser, görmezden gelir onu
    Bu boş insanların sözlerine güler geçer,
    Kahkahayla güler ve sessiz sessiz düşünür.

    Uğultularını ve hıçkırıklarını
    Dalga dalga kumsallara yayan kalabalık,
    Bir okyanus gibi düşlerimizin üstüne
    Kuşkuyu ve alayı yayan kalabalık,
    Seni kıvançlandıran soylu, yüce düşünce
    Devam ediyor gök bak hâlâ kekelemeye,
    Ama yaşamın damgasını da taşıyor,
    Çünkü insan soyu var Havva'nın karnında
    Kartal yumurtasında kartal, meşe palamudunda
    Meşe var! Bir beşiktir Ütopyalar da!

    Zamanı geldiğinde kamaşmış gözlerinizle,
    Bu beşikten, serpilip açmış yürekler için,
    Daha iyi bir toplumun çıktığını göreceksiniz.
    Hakkın doğurduğu görevin, kutsal düzenin,
    Galip gelen inancın ve iyi geleneklerin,
    Çıktığını göreceksiniz. Bu devingen ve
    Hep kıvançlı ya da hep üzgün kalabalık,
    Yasanın ancak düşler kurarak devşirdiği
    Bir şeylerin tohumunu bir gün atacaktır.
    Bir gün ayaklarının üstünde duracaktır.

    Fakat bu güçlü tohumları taşımak için,
    içinde kutsal ışınların arındırdığı,
    Esin dolu, sapasağlam yürekler gerek.
    Katıksız yürekler, tertemiz yürekler gerek.
    Alabora olur tayfası olmayan gemi
    Kadırganın yol alması için nasıl ki
    Kürekçiler her iki yandan kürek çekerse,
    Herkesi ve herşeyi anlayan Tanrının da
    Ancak büyük ruhlara düşüncelerinin
    iki yanında kürek çektirmesi gerek.

    Uzak dursun sizlerden kutsal kuramlar,
    Uzak dursun gelecek zamanın yasaları,
    Geçmişte sizin yıldızınız altından giden,
    Sonra sanrının arkasına gizlendiği,
    Örtüyü kaldırıp atıp da ruhunu pintilik,
    Ve tutkunun en alçakça emellerine
    Hiçbir şey olmamış gibi hemen teslim eden,
    Geçmişi, anıları, umutları olmayan,
    Bu solgun dudaklı konuşmacı, bu hatip
    Uzak dursun sizlerden, uzak dursun sizlerden!

    Uzak durur adı insan sarrafına çıkan,
    Keselerini altınla doldurmak isteyen,
    Efendisini yeni hizmetçiler taşıyan,
    O eski rahip gülücüğünü götüren,
    Dinselliğini pazara çıkarıp satan,
    Yırtık gülücükleriyle tüm kötülüklerin,
    Göbek attığı bu zevk, bu eğlence cümbüşünde,
    Başkaları düşünürken o kafayı çeken,
    Gerçek hazineleri çar çur edip kaybeden
    Cüce ruhlu mağrur devden uzak durun!

    Dört yol ağızlarında sağa sola sataşan
    Boş öfkelerden, hiddetlerden uzak durun!
    Günün birinde kaplan kesilecek olan
    Halkın sevdiği bu kedilerden uzak durun!
    Halk dalkavuklarından, saray yağcılarından,
    Partisinin orta yolcu olduğunu söyleyen
    Çıkarcı, bencil politikacıdan uzak durun!
    Uzak durun bütün sönmüş köseğilerden,
    Göğüslerinde bir ruh taşımayanlardan,
    Ve ruhlarında Tanrıyı taşımayanlardan!

    Yalnızca bu adamların eline kaldıysak,
    Ulu Tanrım, içinde yaşadığımız bu çağda,
    Şair nasıl olur da bağırmaz acı içinde
    Nasıl olur da bağırmaz "yazık! yazık!" diye
    Bir gün utançtan yüzünü de gösteremez,
    Evinin eşiğinde, öyle bekler ayakta,
    inmek üzere olan akşamın karşısında,
    Silinen, yitip giden güne göz yaşı döker,
    Ufkun dört köşesine, ufkun dört bir yanına
    Korkunç bir hayalet gibi küllerini saçar.

    Bulutlarda gezen çakırdoğanları gibi
    Gülüşleri duyulur utkulu şairlerin,
    Yergici şairlerin, alaycı şairlerin,
    Aristofanes'lerin, ve kara şairlerin.
    Sayısız utancımızı yüzümüze vurmak için,
    Petrone karanlıkta uykusundan uyanıp,
    O ünlü Romalı üslubuna sarılırdı.
    Aşağılık, alçak çağımızın yöresinde
    Archiloque'un topal vezni, aksayan vezni
    Bir kırbaç gibi hoplayıp zıplardı elinde.

    Ama Tanrı geri çekilmez hiçbir zaman,
    Bu güneş ki her şeye bir soluk kazandırır,
    Hiçbir zaman tümüyle yitip gitmedi gözden,
    Tümüyle batmadı gizlendiği tepelerden.
    O hep üzgün ve tasalı koyaklar için,
    Körleştirilmiş karanlık şu ruhlar için,
    Gururun yoldan çıkardığı yürekler için,
    Uçurumların üzerindeki bir doruğa
    Işınlarını bırakır, ışınlarını ve
    Bazı gerçekleri bırakır alınlar üstüne.
    Durmayın haydi yüce ruhlar ve düşünceler,
    Durmayın kemirilmiş sıkıntılı beyinler,
    Durmayın hasta yürekler, yaralı gönüller,
    Sizler dua edenler, güzel şeyler düşünenler!

    Haydi biraz cesaret, ey gelecek kuşaklar!
    Fırtınanın, boranın ormanda ağaçlarda,
    Kopardığı gürültüyle, istemeyerek de olsa
    Gelen sizler! haydi biraz daha cesaret!

    Dur durak bilmeksizin amaçsız dolaşanlar,
    Sizler! yolun zifiri karanlıklarında,
    Ellerini uzatarak düşünüzün şekillerini
    Gördüğüne inanan gezgin kuşkucular!
    Sizler, kafaları acı çeken düşünürler!
    Sizler, ilahi bir dehşetle dolu olanlar!
    Koyak'ın böğürtlerine sarkmış olarak
    Uçurumların kıyılarına tutunanlar!

    Sizler, bu kederli ve utkulu dalgaların
    Denizinde kazaya uğrayan ey insanlar!
    Sizler, denizden tir tir titreyerek çıkanlar!
    Sizler! Yalnızca yüreklerini kurtaranlar!

    Bütün sabahlarda, çiçeklerin arasında
    Sizler, güneşin doğduğunu gören bilgeler!
    Ve bu kutsal ışıkların içine gömülmüş
    Tan kızıllığında yeniden gelirsiniz siz.

    Sizler, ey savaşçılar! Gün doğmadan elini,
    Kolunu yıkamak için hazır bekleyenler!
    Sizler, odalarda düşler, hayaller kuranlar!
    Gözleri karanlığın içinde yitip gidenler!
    Sizler, ey sabrın ve direncin insanları!
    Sizler, ey hep mutlulukları dileyenler!
    Sizler, hâlâ isa efendimizin eteğini
    Ve hâlâ umudu avuçlarında tutanlar!

    Sizler ellerinde lamba, bir şey arayanlar!
    Sizler tek silahı övendire olan çobanlar!
    Dayanın ey dağlarda, beldelerde olanlar!
    Dayanın, dayanın, ey vadilerde olanlar!

    Yeter ki her biriniz dar bir keçi yolunu
    Bir sabahın izini, bir karığı izlesin;
    Yeter ki hepinizin kara bir dalga olan
    Kıyısı Tanrı ve kuzey yeli bulut olsun;

    Yeter ki siz inancınızı eksik etmeyin,
    Yeter ki siz kıvançlıyken ya da kederliyken
    Bir çocuğa, bir yıldıza ya da bir çiçeğe
    Zaman zaman sevgi dolu gözlerle bakın;

    Yeter ki köle ya da özgür yurttaş demeden
    Her şeyde ve herkeste sevecek bir yan bulun,
    Yeter ki siz, teninizin her bir dokusunda
    Evrensel insanlığın titreştiğini duyumsayın.

    Dayanın, karanlığın ve köpüğün içinde
    Hedef çok yakında ortaya çıkacak,
    Sisin, dumanın içindeki insanlık soyu
    Bir sözcük değildir, bir bilmecedir ancak.

    Öne eğilmiş alınlarınızın üstünden
    Yeterince geceler ve fırtınalar geçti.
    Kaldırın gözlerinizi, kaldırın başınızı!
    Işık orada, yukarıda, yürüyün haydi!
    Ey halklar, kulak verin, kulak verin bu şaire!
    Ey halklar, kulak verin bu kutsal düşsevere!
    Gece alnı ışıklı olan yalnızca odur,
    O muştulayacaktır size karanlıkları,
    Delecek olan gelecek zamanları
    Açılmamış tohumu yalnız o bilebilir
    Bir kadın gibi tatlıdır erkek ve Tanrı,
    Ormanla ve dalgalarla nasıl konuşursa,
    Onun ruhuna da öyle usulca seslenir,
    Yumuşak, sevecen ve usul bir sesle.

    Çünkü O'dur bütün dikenlere karşın,
    Arzulara ve kederli olaylarla karşın,
    Yıkımlarınız içinde eğilip geleneği
    Toplayarak yürümeye devam eden odur.
    Gökyüzünün kutsayabildiği her şey,
    Ve yeryüzünün kapladığı her şey,
    Bereketli, verimli bir gelenekten doğar.
    Kökü geçmişe dayanan bütün düşünceler,
    ister insansal olsunlar ister tanrısal,
    Gelecekte de yaşar ve çiçekler açar.

    Işık saçıyor şair sonsuz gerçek üstüne
    Işık saçıyor şair, saçıyor alevlerini,
    Olağanüstü bir aydınlıkla ruhumuz
    için ışıl ışıl parlatıyor gerçekleri.
    Boğuyor ışığıyla, ışığıyla dolduruyor,
    Kenti, çölü, Louvre'u ve kulübeyi,
    Bütün ovaları, bütün dağları ve tepeleri,
    Kaldırıyor perdeyi gizlerin üzerinden
    Çünkü şiir kralları ve şiir çobanları,
    Yıldızdır, Tanrının yolunu gösteren.
    2 ...
  55. okuduğumuz kitaplarda altı çizilenler

    1.
  56. Okuduğumuz kitaplarda bizi etkileyen cümlelerin altının çizilmesidir.

    Kainatta ne varsa hepsi vehim ve hayal,yani aynalara vuran akisler veyahut gölgeler.
    Evrende ne varsa hepsi kuruntu ve hayal, yani aynalara vuran yansımalar ve gölgeler.
    (bkz: Sinekli Bakkal,Halide Edib Adıvar)
    1 ...
  57. bir kadını mutlu etmek için gerekenler

    1.
  58. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2025 uludağ sözlük