hz meryeme hıristiyanlar tarafında verilen bir ünvan. kraliçe meryem veya cennetin kraliçesi demektir. ayrıca taht üzerinde, imparatorluk tacı ile betimlenen meryem ikonlarına da bu isim verilir.
uçağın kapasitesinin üzeinde koltuk satışına denir. özellikle yüksek sezonda istisnasız bütün hava yollarının yaptığı götlüktür. sonra havalimanına gidersiniz 'beyefendi biz sizi bir sonraki uçakla yollucaz, yani 3 gün sonra' *
peki korunmak için napmalı? çok basit kondom pardon yani havalimanına check in için erken gidin, gidebildiğiniz kadar zira önce geleni alıyorlar.
otelcilik teriminde ki short a düşmek ile aynı anlama gelen olaydır.
resepsiyonist için kabusdur. rezervasyon, acenta sen sat sat sat odaları sonra ceremesini resepsiyonist çeksin.
o sinirli * müsafirlere güler yüzle 'efendim biz sizi başka bir otele alıcaz çok daha güzel bir yer bıdı bıdı'
1923 yılında Lozan antlaşmasının ardından gerçekleşen mübadeleyi * türkiye açısından, o dönemde içinde bulunduğu siyasi, ekonomik ve sosyal şartlarıyla birlikte inceleyen tarih kitabı.
i studied evil, i can't deny,
was a hoodoo charm called a love me or die,
some fingernail, a piece of her dress,
apocathery, devil's behes'
i will relate, the piteous consequence my mistake,
fallin slave to passin desire,
makin' the dreaded love me or die.
against a jungle primeval green,
she had the looks of a beauty queen
no bangles or chain, wearin' broken shoe
seventy-five cent bottle perfume.
i said, "good mornin", i tipped my hat,
all the while i was cunning like a rat,
smilin gaily, looked her in the eye,
i felt in pocket, the love me or die
my past history, one to behold,
i studied magic from days of old,
membership, secret societies,
power and wealth in my family
but matilda, darling,
why you don't take my wedding ring,
like a demon under the floor,
i buried the hoodoo down the back door.
lawd, word broke through the town,
that a fever strike matilda down,
nine thirty, the doctor arrive,
priest come runnin, quarter to five.
standin in the weeds early next day,
i saw the meat wagon rollin away,
i seen matilda layin in the back,
her old mother wearin a suit of black
sound the trumpet, and bang the drum,
i wait for me judgement to come,
i know her spirit is down beneath,
i hear the weepin and gnashing of the teeth.
flames of hell licks at my feet,
in the shadow of the jungle i feel the heat,
matilda's waiting in hell for me too,
all cause she died from a badhoodoo.
karşıyakada bulunan bir tepe. izmir'ki en eski yerleşimin bu tepe üzerinde kurulduğu düşünülmektedir. günümüzde bu deposu bulunan yerde bir höyük bulunmakta ancak büyük oranda harap olmuş durumdadır.
müslümanlıkta bazı mezheplerin kabül ettiği davranış biçimidir. ibahilik anlayışına göre hiç bir ibadetin içeriği veya şekli değiştirilemez veya red edilemez. bu husus alevi ve sünni mezheplerinin en temel ayrıldığı noktadır. alevi mezhebi ibadetlerin bir tek içeriğinin önemli olduğunu ve bu yüzden ibadetin dışsal görünümünün pek önemli olmadığını, buna bağlı olarak da, dışsal yönünün değiştirilebileceğini savunur.
sünni mezhebi ise; islam ibadetlerinin dışarıdan bakıldığında yapılanın islam'a has bir ibadet şekli olduğunu göstermesinden ötürü dışsal etkenlerinin de değiştirilemeyeceğini savunur.
fasebuk adlı güzide sitenin bizim mesajlarımızı katiyetle silmeyi redetmesinden ötürü son zamanlarda oluşan olaydır.
arkadaş daha kaç yıllık mazin var ki her allah'ın günü bir arkadaşım bana kalkıp 'hede bak daha yeni tanışdığımızda böle mesaj atmışsın bana çok gomiğime gitti xp' tarzında laflar etmelerine sebep oluyorsun.
ortalama ion düzeni ile aynı zamanlarda ortaya çıkmış ancak dor düzeni veya ion düzeni kadar tutulmayıp sanat tarihi sayfalarında kaybolmuş olan bir yapı tarzıdır. daha çok doğu tarzı yapılara yakınlık gösteren bir tarz olup muhtemelen pers sanatından etkilenmiştir.
denizlinin honaz ilçesinin kaklık köyüde bulunan, pamukkaledeki travertenlerin aynısının bu sefer yer altında bulunduğu ve gidilmesini şiddetle tavsiye ettiğim doğa harikası. hierapolis kadar önemli olması gereken ve 2002 yılında turizme açılmış olan mağara. bir çeşit obruk oluşumuymuş.
2y.y. sonlarında semtimus severus tarafından yapımına başlanan ve 1. konstantin ve teodosyus dönemlerinde de genişletilen dönemin en önemli sosyal bölgesidir. yol yaklaşık 25 metre genişliğinde olup yol üstünde kosntantine forumu gibi bir çok forum bulunmaktaydı. özel günlerde ve savaş dönüşlerinde de halk kralı veya genaralleri bu yolda karşılardı.
yol milion taşından başlayıp beyezıta kadar bugünkü tramvay yolunu takip etmekteydi ve beyezıt'ta bulunun philidelfion'dan 2 ye ayrılmaktaydı. ayrılan yollardan bir kolu altınkapıya diğeri ise valens kemerini ve havariyum kilisesi geçerek adrianapolise * gitmekteydi.
yol komple düşme taşlarla kaplıydı ve yolun 2 tarafında da 2 katlı revaklar bulunmaktaydı. osmanlı kenti aldığında ise bu revaklardan çok azının kaldığı bilinmekteydi. osmanlı döneminde divan yolu olarak bilinmekteydi.
mese yoluna uzanan önemli forumlardan biri ise bugün hala çok önemli bir ticaret merkezi olan mercandır.
1. konstantin tarafından çemberlitaşta kurulmuş ve mese yolunun üstünde * ilk sırada ki forumdur. konstantin forumu kurduktan sonra bugun yerinde duran sütunun üstene kendi heykelini diktirtmiş ancak bu heykel * 1140 yılında * yıkılmış ve yerine büyük bir haç konulmuştur. o dönemde konstantinepolis'te forum dendiği zaman bu forum akla gelirdi. forumun hemen yanında hükümet konağının olması da foruma ayrı bir önem vermiştir.
konstantin'in annesi helenkudüse yaptığı yolculuklarda yanında bir çok kutsal emanet ile döndüğü için bu sutünün altında * bir çok kutsal eser olduğu düşünülür.
313 yılında doğu roma imparatoru 1. konstantine tarafından yayımlanmış olan ve özellikle hıristyanlar için çok büyük önem taşıyan fermandır. bu fermanla halktan her kes istediği dine ve dinin istediği mezhebine inanma özgürlüğüne kavuşmuştur.
dip not: milano fermanından önce 3y.y.'lın sonuna doğru roma'lılar tarafından buna benzer bir ferman daha yayımlanmıştır ancak o ferman halk tarafından çok kabül görmemekle birlikte avrupa'lı tarihçiler tarafından konstani yüceltmek adına ön plana çıkartılmaz.
efsaneye göre nikaia, ana tanrıca kybele ile sangarios* ırmağının kızıdır. hiç evlenmeyeceğine dair and içmiş ve erkeklerden her zaman uzak durmuş. kırlarda,ormanlarda, sularda yaşarmış. ayrıca avcılıkdan da çok hoşlanırmış. günün birinde kırlarda dolaşırken hymnes adlı bir çobana rastlamış. çoban nikaiayı görünce ona aşık olmuş. fakat nikaia çobana yüz vermemiş, onu kendisine yaklaştırmamış ve attığı bir oklada çobanı öldürmüş. aşk tanrısı eros bu davranışına çok içerlemiş ve ondan öç almaya karar vermiş.bunun için şarap tanrısı dienysosa başvurmuş. dienysoserosun bu öenerisini kabul etmiş. derken bir gün nikaia derede yıkanırken dienysos onu çırıl çıplak görürmüş ve kıza tutumuş. ancak çoban hymnes gibi kendisine zarar vereceğinden korkarak ölçülü hareket edmiş. bunun için nikaianın su içtiği ırmağa şarap katmış. nikaia ırmaktan su içtikce sarhoş olmuş. bu anı bekleyen dienysos da bundan yararlanıp dileğine kavuşmuş. güzel nikaiadienysos tan gebe kalınca önce canına kıymaya kalkmış fakat sonradan şarap tanrısı dienysosa boyun eğmiş ve ona bir çok çocuklar doğurmuş.
işte sözler:
Well she's up against the register with an apron and a spatula,
Yesterday's deliveries, tickets for the bachelors
She's a moving violation from her conk down to her shoes,
Well, it's just an invitation to the blues
And you feel just like Cagney, she looks like Rita Hayworth
At the counter of the Schwab's drugstore
You wonder if she might be single, she's a loner and likes to mingle
Got to be patient, try and pick up a clue
She said "How you gonna like 'em, over medium or scrambled?",
You say "Anyway's the only way", be careful not to gamble
On a guy with a suitcase and a ticket getting out of here
It's a tired bus station and an old pair of shoes
This ain't nothing but an invitation to the blues
But you can't take your eyes off her, get another cup of java,
It's just the way she pours it for you, joking with the customers
Mercy mercy, Mr. Percy, there ain't nothing back in Jersey
But a broken-down jalopy of a man I left behind
And the dream that I was chasing, and a battle with booze
And an open invitation to the blues
But she used to have a sugar daddy and a candy-apple Caddy,
And a bank account and everything, accustomed to the finer things
He probably left her for a socialite, and he didn't 'cept at night,
And then he's drunk and never even told her that her cared
So they took the registration, and the car-keys and her shoes
And left her with an invitation to the blues
'Cause there's a Continental Trailways leaving local bus tonight, good evening
You can have my seat, I'm sticking round here for a while
Get me a room at the Squire, the filling station's hiring,
And I can eat here every night, what the hell have I got to lose?
Got a crazy sensation, go or stay? now I gotta choose,
And I'll accept your invitation to the blues
1: bu gece server taşınıyor.
2: taşınma esnasında uludagsozluk.org adresi kullanılacak.
3: uludagsozluk.org'da hiç bir entry ve mesaj yok. ancak oraya girdiğiniz entry'ler ve gönderdiğiniz mesajlar sabah otomatik olarak uludagsozluk.com hesabınıza eklenecek. *