heathcliff
547 (ordinaryus)
dördüncü nesil yazar 4 takipçi 52.10 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    romantik bir viyana yazı

    2.
  1. Adalet Ağaoğlu romanıdır. Cumhuriyet'in yetiştirdiği öğretmenlerden olan Kamil Kaya'nın yaşamından kesitler verir. Kamil Kaya bilgiyle yoğrulmuş yaşamını öğrencilerine adamak istemiş, sık sık işinden uzaklaştırılmıştır. Batı kültürüne duyduğu ilgi, batı'yı tanımasına olanak vermeyen yaşam standardı yüzünden hep bir tarafı eksik kalmıştır. Emekli olduktan sonra emekli ikramiyesiyle Viyana'ya -hayallerinin şehrine- gider.

    Roman cumhuriyet'in ve cumhuriyet ideallerinin insanı donanımlı, görev bilinci taşıyan kişiler haline getirirken aynı zamanda yitik yaşamlar doğurduğunu gözler önüne serer.
    1 ...
  2. köprüaltı kemancı

    2.
  3. 1980 sonrasının kültürel boşluğunda kendine bir yaşam alanı oluşturmak isteyen farklı kesimden insanların gittiği efsane bardır. Yazarlar, şairler, ressamlar, rock müziğe gönül vermiş insanlar yaş aralığına aldırış etmeksizin bu mekanda buluşmuştur. Mekanın önemi insanları koşulsuz buluşturmasında yatıyor. Hala o günleri özlemle anıyorlar.
    2 ...
  4. mağdurun dili

    ?.
  5. Nurdan Gürbilek kitabıdır. Bir eleştiri yapıtında "mağdur" sözcüğünü ana izlek olarak belirlemek cesaret isteyen bir iş. Kitap okununca hemen anlıyoruz ki Nurdan Gürbilek bunun da üstesinden gelmiş. Edebiyatın, özellikle bazı yazarların metinlerinin dışlanmışlık üzerinde şekillendiğini belirtiyor Gürbilek. Dostoyevski, Yusuf Atılgan, cemil meriç ve Oğuz atay'da gerek yaşamsal gerek kurgusal boyutta bir mağdur dilinin kendini hissettirdiğinden bahsediyor.

    Yaşamın herkesi mutlu edecek bir potansiyelinin olamayacağını düşünürsek edebiyatın böyle bir söylemin üzerinden şekillenebileceğini de düşünebiliriz elbette. Özellikle oğuz atay ile ilgili tespit bence çok yerinde. Atay'da ironinin mağduriyetten bir anlamda kaçış için kullanılan bir form olduğunu söylüyor. Hiç bu açıdan bakmamıştım.
    1 ...
  6. baba hoca

    ?.
  7. Türk eğitiminin zaaflarından doğan bir kavramdır. Öğrenciye bir şey öğretme gibi kaygısı olmayan, bırakın böyle bir kaygıyı böyle bir bilgi düzeyine sahip olamayan insanları nitelendirirken öğrencinin kullandığı ifade biçimidir. Modern eğitimde yeri olmayan bu kavramın son yıllarda üniversitelere bile sıçradığı konusunda duyumlar alınmaktadır. Öğrencinin suyuna giderek kendi açıklarını da kapatmaya çalışan insanların "baba" ifadesiyle mimlenmesi nasıl bir sistemin ürünüdür? sosyologları göreve çağırıyoruz. *
    0 ...
  8. ayrılık valsi

    1.
  9. Milan Kundera'nın 1973 yılında yazdığı romanı. Romanda olaylar bir kaplıca kentinde beş günde geçer. Kundera, insan ilişkilerini yine siyasal bir arka plana yerleştirerek irdeler. Yaşamda mutluluğu arayan karakterler ilişkileri içinde kendilerini de bulmaya, yaşamdan aslında ne istediklerini araştırmaya başlarlar. Olaylar akıp giderken Kundera, hayatla ilgili çözümlemelerine de devam eder.

    "Yeyüzündeki en keskin kadın düşmanlarının kimler olduğunu biliyor musunuz? Kadınlar baylar, bir tek erkek, hatta iki kadının gebeliklerini sırtına yıkmayı denedikleri Bay Klima bile, kadınların kendi türlerinden olanlara besledikleri nefret kadar nefret duymamıştır kadınlara."
    0 ...
  10. kırık hayatlar

    3.
  11. Halit Ziya Uşaklıgil'in üç büyük romanından biridir. Halit Ziya; aile, aldatma ve aşk üçgeninde romanın kahramanı Ömer Behiç'i kararsız bırakarak yine bir insanlık dramına imza atmıştır. Evlilik hatta mutlu giden bir aile yaşamının bir erkeğin tutkularına yanıt veremeyebileceği gerçeği romanda kendini içten içe hissettirir. Bir taraftan da Halit Ziya, ömer behiç'i çocuğunun hayatıyla sevgilisi Neyyir arasında tercih yapmak zorunda bırakarak aileyi korur bir anlayış içine girer. iki durumda da doğal bir seyir içinde, yaşamın bir parçasıymışçasına algılayıp kurduğu üslup etkileyicidir. Neyyir'in ömer behiç'e sözleri son derece etkileyicidir:

    "Beni dinle. Bizi birbirimize sevk eden bir kuvvet var ki ikimiz de onun elinde bir oyuncağa benziyoruz. Bir müddetten beri, hiç sebepsiz, hiç asılsız birbirimizi didikliyoruz, incitiyoruz, kendimize zevkten, saadetten ziyade zehir veriyoruz, elem veriyoruz. Muzır bir içkinin müptelalarına benziyoruz ki bir yandan ölüyoruz, bir yandan elimizi yine onun şişesine uzatıyoruz. Ne için? Zira, anlaşılan, buna muhtacız ve ben itiraf ediyorum, ben de bu ihtiyaca tekabül edebilecek senden başka birini tasavvur edemiyorum, eminim ki sen de öylesin."
    1 ...
  12. geçen bir kadına

    1.
  13. Charles Baudelaire şiiridir. Orijinali şöyledir:

    La rue assourdissante autour de moi hurlait.
    Longue, mince, en grand deuil, douleur majestueuse,
    une femme passa, d'une main fastueuse
    soulevant, balançant le feston et l'ourlet

    agile et noble, avec sa jambe de statue.
    moi, je buvais, crispé comme un extravagant,
    dans son oeil, ciel livide où germe l'ouragan,
    la douceur qui fascine et le plaisir qui tue.

    un éclair...puis la nuit! -fugitive beauté
    dont le regart m'a fait soudainement renaître,
    ne te verrai- je plus que dans l'éternité?

    ailleurs, bien loin d'ici! trop tard! jamais peut- être!
    car j'ignore où tu fuis, tu ne sais où je vais,
    o toi que j'eusse aimée, o toi qui le savais!

    Sait maden çevirisi:

    Çevremde gürlerdi sağırlaştıran sokak.
    ince, uzun, kara yasta, acıyla dolu
    bir kadın geçti yanımdan, görkemli kolu
    işli eteğini kaldırıp sallayarak

    mermer bacaklı, kıvrak, soylu bir güzel ki
    bir şaşkın gibi, büzülmüş, içiyordum ben
    bir kasırganın filiz sürdüğü gözünden,
    o mor gökten saran tadı, öldüren zevki.

    bir şimşek...ve gece! - tek bakışıyla beni
    yeniden yaratan güzel, görünüp kaçan,
    öbür dünyada mı bulurum ancak seni?

    artık çok uzakta! çok geç! belki hiçbir zaman!
    nerdeyim bilmezsin, bilmem nerdesin şimdi,
    sen, ki sevmiş olsaydım, ki bunu bildindi!
    2 ...
  14. janet margolin

    1.
  15. Amerikalı kadın oyuncu. Woody allen'in "take the money and run" "annie hall" filmlerinde rol aldı. Eşsiz, duru güzelliğiyle dikkat çekmiş; hafızlara kazınmıştır. 1993 yılında yaşama veda etmiştir.
    0 ...
  16. y faktoru

    1.
  17. Lale Müldür şiiridir.

    O bana suda bir şey aramakta
    yardım etti. yaşamımdaki
    saklanmış şey bulundu.
    bir inci kolye dizdim
    kadın olmanın anlamını düşündüm.
    onun için elinde çam dalı
    tutan bir gelin olmak isterdim.
    yok aşk değil, uyuşmak, anlaşmak
    bütün o boktan şeyler değil.
    yok yok aşk değil, aşk hiç değil.

    onun bir sözcüğüyle yaşamımda
    yer alan her şeyi çöpe atmak isterdim.
    gelgelelim aşk değil bu, aşk hiç değil.
    bir şey arayan bir kadının aradığı şeyle
    karşılaştığında kendine iskambillerden
    kurduğu bir hayatın yıkılması gibi
    bir şey bu. Doppler etkisi...
    ona yaklaşarak yok oldum.
    yaşamımdaki y faktörü yok oldu.
    yok aşk değil bu, aşk hiç değil

    Beta ışınına dönüşmek belki
    ama aşk değil
    hep böyle kaybederek mi
    galip oluyor o?
    hep böyle umarsızca
    kendini silerek?
    hiçbir şey beklemediği için mi
    benden, ben her şeyimi vermek
    istiyorum ona?
    yoksa benden daha çok
    üzülmesi mi eski yaralarıma?
    ama kaldı mı böyle kişiler şimdi,
    ben mi yapıyorum kafamda yanılsama?

    tende kalan bir parıltı belki
    aradığım şeyi bulduğumda
    karşıma çıkan eter
    hep o aradığım gizemli pürlük -
    Tadzio -
    nasıl tanımam onu karşıma
    çıkarıldığında
    nasıl asetonlamam beynimi
    Nasıl çam yeşili bir eter ve etera
    gözlerini hep ayak uçlarına
    dikip durduğunda

    belki Tadzio da değil o
    belki başka bir şey
    Gizli tutulması gereken bir şey
    ama nasıl nasıl tanımam onu
    karşıma çıkarıldığında.
    enerjiye bağlanınca
    rastlantılar derin bir anlam
    kazanıyor: esrarengiz peru
    yazmalarının 9 sezgisinden
    ikincisi söylüyor bunu.
    gözlerimi kapadığımda
    nasıl bir sitar ve eter ve etera
    yok yok aşk değil bu, aşk hiç değil

    saf olana duyulan çılgınca bir tutku bu
    kuğu sürülerine duyduğum özlem
    yüreğime eldiven gibi
    geçen bir şey
    eskiden önemsemediğim ne varsa
    şiirim, dostlarım hatta gururum
    hepsi iskambil kağıtları gibi
    yıkılıyor
    ve belki de ben ilk kez aşık oluyorum.
    1 ...
  18. bir yagmur penceresinden

    1.
  19. Lale Müldür şiirdir.

    bir yağmur penceresinden
    sizi görüyorum
    visione

    ünikornlar aşk yaralarıyla
    uyuyorlar
    siz camları kırılmış
    bir serada keman
    çalıyorsunuz

    bir yağmur penceresinden
    sizi görüyorum
    Visione
    kırılgan parmaklarınız
    olmayan bir müziği
    çalıyor

    bir nehiraltı bitkileri seli
    ağustos yok oluyor ince
    uğultularla

    suları azalan nehirler
    kilitli yüreklere kazıyor
    yataklarını

    bir sonbahar penceresinden
    bir fresk görüyorum
    Visione

    yıldızların dökülüşünü görüyorum
    bir incir ağacı
    ağır bir rüzgarla
    çarpılmış gibi

    toprak renklerine bakıyorsunuz

    atların gelişini görüyorsunuz

    Visione
    mitlerin ölümünü

    ve insanlar hiçbir şeye aldırmıyorlar artık

    bir gün bir nehiraltı bitkileri selinde
    duracak ve

    "her şey öldü, Visione"

    diyeceğim.
    3 ...
  20. suha oguzertem

    ?.
  21. Özellikle karşılaştırmalı edebiyat alanında uzmanlaşmış akademisyen. En son Bilkent üniversitesi türk edebiyatı bölümünden, bilgi üniversitesi karşılaştırmalı edebiyat bölümüne geçtiğini duyduk. Süha oğuzertem'in özellikle öğrenciye yaklaşımı, eğitime bakışı takdire şayandır. Öğrenciye siz diye hitap eder. Son derece yoğun olmasına karşın her iletişim talebine yanıt verir. Doğru yönlendirmeleriyle sizin ufkunuzu açar. Eleştiri alanında da önemli bir etkinliğe sahiptir.*
    0 ...
  22. antikaci dukkani

    1.
  23. Charles Dickens'in beş büyük romanından biridir. Nell adlı küçük bir kızın dedesiyle birlikte verdiği yaşam mücadelesini anlatır. Diğer romanlarındaki etkileyici karakter yaratımını gerçekleştirdiği söylenemez yazarın. Nell mitik bir karakter gibidir. iyiliğin, saflığın bir temsilcisi gibi... Romanın en ilginç karakteri quilp adlı cücedir. Yaşamı idealize etmeyen, olduğu gibi kabullenen tek kişidir romanda. Diğer büyük romanlardaki tadı arayanlar bulamayabilirler ama yine de okunmaya değer.
    3 ...
  24. winter light

    1.
  25. insan dunyada hayal ettigi muddetce yasar

    1.
  26. sana yarasan

    ?.
  27. Turgay Fişekçi şiiridir.

    Sana yaraşan şiiri nereden bulmalı
    Gülersin
    Mum çiçeklerinin pembe kokusu yayılır dünyaya
    Günebakanlardan bilinir yerin
    Ezan çiçekleri akşamı beklemez, açar
    Güçsüzleşir kalemim

    Sana yaraşan şiiri nereden bulmalı
    Ağlarsın
    Gözyaşların uğur taşı olur çocukların göğsüne
    Kötülük utanır kendinden
    Anneyle baba barışırlar
    Ben, sulugözlü ben
    Bilemem ne yapacağımı

    Yürüsen şiirler kaçışır
    Sanki incecik bileğinden dökülürler
    Beyaz, ipek çorabın sardığı
    içinde aşkım akan mavi damarların geçtiği
    incecik bileğinden

    Başka türlü mutlu olamam
    Sana yaraşan şiiri nerden bulmalı
    0 ...
  28. small time crooks

    1.
  29. 2000 yapımı Woody Allen filmidir. Anlatımın dağınıklığı, mizahi ayrıntıların etkisizliği yüzünden birkaç sahne dışında filmi izlemeye değmiyor.

    --spoiler--
    Tesadüfen zengin olan karı kocanın zenginlik ve sosyetik yaşamdan tat alamamaları üzerine kurgulanmıştır. Filmin sonundaki hayal kırıklığı Woody Allen'in klasik karamsarlığını da gösterir.
    --spoiler--
    0 ...
  30. alinma agliyorsam

    ?.
  31. Kayahan'ın Siyah ışıklar kasetinden bir şarkıdır.
    0 ...
  32. stardust memories

    1.
  33. 1980 yapımı Woody Allen filmidir. Film Stardust Oteli'nde hayranlarının ilgisinden bunalan güldürü yazarının yaşamını ve ilişkilerini sorgulaması üzerine kurgulanmıştır. Siyah- Beyaz filmdeki karakter Woody Allen'dir.
    0 ...
  34. play it again sam

    1.
  35. 1972 yapımı, senaryosu Woody Allen'e ait olan film. Filmde eşinden ayrılan bir sinema eleştirmeni kimliğiyle karşımıza çıkan Allen, arkadaşının karısına (Diane Keaton) aşık olur. Sonunda mutsuz bir yaşama yol açan nedenler ortadan kalkmamış olur ve hayat tekdüzeliğine döner. Sonraki filmlerinde çokça kullanacağı mutsuz insanın temellerini atar Allen bu filmde. Eğlenceli sahneler de filmde bolca yer alır.


    --spoiler--
    Özellikle humphrey bogart'ın Allen'ın akıl hocalığını yaptığı sahnelere dikkat çekmek isterim. Allen Bogart'ın "tam zamanı, öp onu artık" gibi yol göstermelerine sen Bogart'sın şeklinde yanıt verir. Düşle gerçek, idealle yaşanan arasındaki ayrımı Allen kesin çizgilerle belirtir bir kez daha.
    --spoiler--
    2 ...
  36. shadows and fog

    1.
  37. 1992 yapımı Woody Allen filmidir. Filmde Allen Kafka'dan esinlenir. Siyah-beyaz bir ortamda işlenen, gizli kalan cinayetlerle sirk ortamlarına ve geneleve taşınan film; atmosferi dışında Allen sinemasında önemli bir yere sahip değildir.
    0 ...
  38. manhattan murder mystery

    1.
  39. 1993 yapımı Woody Allen filmidir. Film sinema tarihinin ünlü filmlerine göndermelerle doludur. Özellikle Alfred Hitchcock'un "arka pencere"si, Orson Welles'in "shangaylı kadın"ı sayılabilir. New York'lu bir karı kocanın komşularının ölümünden sonra kocasının cinayet işlediğinden şüphelenmesi üzerine kurulan film daha çok dünya sinemasına saygı ifadesidir.
    0 ...
  40. a midsummer night s sex comedy

    ?.
  41. Woody Allen'in 1982 yapımı filimidir. Shakespeare'den esinlenmiş görünse de ingmar Bergman'ın "Smiles of a summer night" filmi asıl etkilendiği ve göndermede bulunduğu film olmuştur. Shakespeare dolaylı yoldan Allen'i etkilemiş olur. Başrollerinde Woody Allen, Mia Farrow, Jose Ferrer, Julie Hagerty, Tony Roberts gibi isimlerin oynadığı film kadın erkek ilişkileri, cinsellik, felsefe, evlilik gibi farklı alanların karmaşık bir şekilde yorumlarını barındırması açısından ilginçtir. Woody Allen'in eski sevgilisinin de geldiği bir hafta sonu tatili anlatılır. Bir başyapıt olmasa da komik sahneler ve bildiğimiz Woody Allen yorumlarının güldüren yanları için izlenebilir.
    1 ...
  42. interiors

    1.
  43. 1978 yapımı Woody Allen filmidir. Yönetmen filmde mizahı bir kenara bırakır ve ingmar Bergman sinemasına bir saygı gösterisinde bulunur. "iç mekanlar" adıyla da anılan filmde sorunlu bir ailenin geçmişten bugüne yaşadıkları bireysel tepkilerin ışığında gündeme gelir. Anneden ayrılan baba, artık bir yetişkin olan çocuklar eksik yaşamlarını film boyunca sorgularlar. Filmde Diane Keaton yine başrolde. Hemen hemen aynı dönemde çevrilen Bergman'ın "güz sonatı" filmiyle benzerlikler taşır.
    0 ...
  44. o yazlar ki

    ?.
  45. Attila ilhan şiiridir.

    O yazlar ki
    yaldızlı bir buğuyla yükselir denizden
    sevdalı şarkılar gibi
    her gün bir nağmesi eksilir
    belleğimizden
    Gizli bir rüzgar üfürür
    plajın eflatuna çalan kumlarını

    O yazlar ki
    Yıldız alacasında yüzen
    nazlı şamdanlar gibi gezdirir
    terk edilmiş bahçelerin zakkumlarını
    0 ...
  46. emma bovary

    1.
  47. Gustave Flaubert'in "madame bovary" romanınının kadın karakteridir. Değişen değerlerin öznesi olmuştur.
    1 ...
  48. crimes and misdemeanors

    1.
  49. 1989 yapımı Woody Allen filmidir. Diğer filmleri kadar adı duyulmamış olsa da önemli bir filmdir. Mia Farrow'un da rol aldığı filmde "match point" filmindekine benzer bir konuyla karşılaşırız.

    --spoiler--
    Filmin doktor karakteri yıllardır sürdürdüğü evliliğin yaşadığı gizli bir ilişki yüzünden zarar görmesini istemez. Ancak ilişkinin açığa çıkması zorunlu hale gelmiştir. Bu durumda kendi yaşam düzenini bozmak istemeyen doktor ilişki yaşadığı kadının ölmesine razı olur. Woody Allen insan benciliğinin sonunun olmadığını açıkça vurgular.
    --spoiler--
    3 ...
  50. altin kalem klasik romanlar

    1.
  51. Bir zamanlar Hayat Neşriyat Anonim Şirketi tarafından yayımlanan klasik roman dizisidir. Hala en sağlam baskıya ve cilde sahip olan bu romanların çoğu artık sahaflarda bulunuyor. 1960'ların sonları ve 1970'lerin başlarında yoğun şekilde basılmıştır. Çevirileri iyidir. Tavsiye edilir.
    1 ...
  52. o kizlar ki

    1.
  53. Attila ilhan şiiridir.

    O kızlar ki
    göz kapakları yorgun
    nabızları mavi

    dalgın parmaklarıyla bir şarkıyı aranırlar
    alaturka bir piyanonun
    neveser tuşlarında
    kederli bir incelik vardır duruşlarında

    o kızlar ki
    hiç yaşanmamış bir aşkın anısıyla yaşar
    bir rüyadan kaçırılmış
    hayallerdir sanki
    0 ...
  54. zeynep kerman

    1.
  55. Mimar Sinan Üniversitesi'den emekli yeni türk edebiyatı profesörü. Kendisine hediye edilen şiir kitabını ben şiir sevmem diyerek geri çevirmesi biz yeni yetme öğrencileri bozguna uğratmıştı. Sonra alıştık tabi. Anladık ki ülkenin gideceği çok yol var. Marangoza şu tahtayı keser misin diyorlar. Ben tahta sevmem diyor enteresandır.
    0 ...
  56. 80 lerin modasi

    1.
  57. Abartılı vatkaların yanında pantolonu çizmelerin içine sokan, streç denilen popoya yapışan pantolonların popüler olduğu giyim tarzıdır. iyi ki çocuktuk o dönemde dememek olanaksızdır.
    1 ...
  58. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2025 uludağ sözlük