Tüm bu hengame yaşanırken bugün şahit olunan inanılmaz olay. Eylemciler polisi polisler eylemcileri kovalarken büfeci raci amcanın, mantıcı zülfiye yengenin, dönerci reşat dayının guinness rekorlar kitabına girecek kepenk indirme mücadelesine tanıklık ettim bugün. Gaz bombaları havada uçuşurken taşlar parende atarken bir yandan ekmek parası kazanmaya çalışan esnaf aniden kepenk indirdi bugün.
sabah erken saatlerde işe giderken yada geç saatte işten dönerken kapalı rastlamanin imkansız olduğu esnaf bu ay daha az para götürecek belki evine. Bu kimseyi haksiz ya da haklı çıkarmaz ama Diren Türkiye!!!
haftanın yorgunluğundan sonra havuza gitmek, denize gitmek, nargile içmek, arabayla gezmek gibi eylemlere tercih edilen yatak masajıdır. uyanıp yatakta gereksiz işlerle uğraşmaktır. yastığınla sevişmektir. sevişmek dediysek öyle ağzunun suyu ahmasun delüğanlu.cinsel anlamda değil tinsel anlamda sevişmek, sevmek yani. sıcaklığını yanağında hissetmek. şefkatini saçlarında hissetmek. nevresimin soğukluğuyla serinlemek.
an itibariyle ev arkadaşımın bira şişelerinin üstündeki efes ambalajlarını yırtmasıyla oluşmuş hedekin. hayır efes ambalajına kin besliyosun bari tuborg al.
ekmek kırıntıları, püskevit artıkları, sigara külü, tütün gibi yiyecek içecek maddelerinin laptop tuşları arasındaki valsıdır. hoş değildir ama sıfır laptopta hoş değildir.
çok yalnızız lan. evet gün içinde o kadar eğlendin birileriyle kolkola yürüdün, karşılıklı yemek yedin, konsere gittin, rakı-balık yaptın, kuşları seyrettin, eve geldin, evdekilerle sohbet ettin, belki seviştin ama en sonunda günün sonunda yalnız kaldın işte. çöktü yalnızlık ruhuna. ömür boyu devam etmeyecek mi bu böyle? buzdan yapılmışız hepimiz. gün içinde güneş vurdukça eriyoruz. gece yatağına yattığında ya da herneyse kafanı yastığa koyduğunda yanındaki yastıkta biri de yatsa ömür boyu devam etmeyecek mi yalnızlık?
ciğerlerine çektiğin o eşsiz dumanın ışığın yarattığı loşlukta dalgalanıp gitmesiyle sanki yüreğindeki bütün acılar diner bedenindeki bütün dertler biter. o kadar mutlu eder ki o görüntü insanı aydınlıkta sigara içmek artık tat vermez. ama alıştırmamak lazım beyni bu görüntüye. alışkanlık yaparsa eğer artık o da tat vermeyecektir rutine dönüşen her olayın sıkıcılığı gibi. (noluyo bana anlayamıyorum.)
uykudan uyandığında aslında günün ne kadar b*ktan geçeceğini anlarsın ama itiraf edemezsin ya bunu kendine. yüzünü yıkayıp aynaya baktığında gözbebeklerinde görürsün ya onu. sonra yola çıkarsın sabah ayazı onun kokusunu çalar ya burnuna. kulaklığını takarsın kulağına rastgele bi şeyler mırıldansın diye. müzik sesi yavaştan kulaktan kalbe doğru akmaya başlar ya hani. şarkıyı değiştirmek isteyip de değiştiremezsin ya. sonra şarkıyla buluşturursun onun gözlerini. ne yapacağını bilemezsin o zaman. dudağının kenarındaki tebessümle neşeli bir "günaydın" çıkar ya ağzından. o kadar çok şey birikmiştir ki içinde bir "günaydın"a sıkıştırmak zorundasındır ya sözleri. sonra acıyla akşam olur. gidip rakı kadehine boşaltmak istersin ya içini. işte bugün o şarkı için içersin.
boğazına yemiş kaçan adamın dünyasını değiştirmeden önce aklından geçen düşünceler ve zihninde canlanan anılardır.
Hayatı gözünün önünden krolonojik sırayı dikkate almaksızın geçen bu adamın beyninde düşünce trafiği tıkanır. hala kendini hayatın bir parçası olarak düşünme cüretkarlığını kendinde bulan sefil planladığı ama yapamadığı eylemleri de düşünce trafiğine sokabilir. bir an önce gelecek sırtına okkalı bir yumruk atacak bireye muhtaçtır aslında..
insanın yaptığı yapabildiği hareketlerin ağzından dökülecek cümlelerden daha anlamlı olduğu gerçeğidir. zira bazen bir mimik bir dudak bükme en anlamlı cümlelerden daha etkili olabilir insan hayatında.
tv'deki saçma sapan dizileri evinde ağırlamayı seven, "dizidir ne olsa yeridir" mantığıyla diziyi evine sokmakta ayrımcılık da yapmayan yüce türk şahsiyetidir.