kezban aşağı kezban yukarı diye hakaretlere maruz kalan anasını bacısını ablasını kuzenini aşağılayan beyler troller gelin bu türk kadınının halini okuyun Yürümeyen oğlunu kucağında taşıyor
ZONGULDAK'ın Gökçebey ilçesi'ne bağlı Karapınar Köyü'nde 30 yaşındaki Nezahat Günbel, gelişim geriliği ve epilepsi rahatsızlığı nedeniyle yürüyemeyen 8 yaşındaki oğlu Gürkan'ı, tekerlekli sandalye olmadığı için her gün kucağında dışarı çıkararak gezdiriyor.
Nezahat ve Burhan Günbel çiftinin 2 çocuğundan Gürkan Günbel'in henüz 2 aylıkken gelişim geriliği yaşadığı ortaya çıktı. Gürkan'A 8 yaşında da epilepsi teşhisi konuldu. http://www.milliyet.com.t...a-tasiyor-gundem-1933510/
değişik renklerde pişirilmiş sert toprak, taş, cam ve mermer parçalarının harçla duvar, taban gibi yerlere belirli bir desen veya şekil halinde tespit edilmesiyle elde edilen yüzey işleme usulü. Önceleri çizgiler halinde işlenen mozaik, sonradan insan ve hayvan resimlerini çizmede bir usul olarak kullanıldı. Günümüzde pek çok insan, hayvan ve ağaç resimleri yapılmış tarihi mozaik işlemeler vardır.oto Mozaik birçok küçük parçadan oluşan fotoğrafların birleşerek büyük bir fotoğrafı oluşturmasıdır. FotoMoza dijital fotoğraflarınızla, seçtiğiniz ana fotoğrafı oluşturmanızı sağlar.
Olayların ideal varlığını inceleme ve betimleme yöntemine verilen addır. Felsefede Edmund Husserl tarafından kurulmuş olan fenomenoloji felsefesi, 20. yüzyılın başlarında pozitivizme ve ampirisizme karşı çıkıyordu. Fenomenoloji, felsefenin bilgi, varlık, değer felsefeleri gibi alanlarıyla uğraştığı için tümel bir nitelik taşıyordu. Bazılarına göre ise bir felsefe akımı olmaktan çok, bir felsefe yöntemiydi. Bu akım da diğer felsefe akımları gibi öz-nesne ilişkisinden yola çıkıyordu.
Fenomenolojiye göre nesne, öznenin dış dünya ile girdiği ilişkiler sonucunda duyu organlarıyla algıladığı bir durum, daha doğrusu bir deney verileriydi.
Dünya birçok yeniliği onlarla tanıdı. ilk camı onlar yaptı; modern alfabenin kökenlerini ortaya atan yine onlardı. Denizde yıldızlara bakarak yönlerini tayin eder, uzak diyarlara yelken açarlardı. Fenikelilerin kendilerine verdikleri adın ne olduğu tam olarak bilinmesede "Kenaani" (Akad dilinde Kinahna), yani "Kenanlılar" adını kullandıkları düşünülüyor. "Kenaani" sözcüğü ibranice'de tüccar anlamına geliyor. Bu da Fenikelileri iyi betimleyen bir sözcük.
Akdeniz'in Kuzey Afrika kıyılarının büyük bölümü MÖ 1. binyılda doğu Akdeniz'de bulunan Tire ve Sidon gibi Fenike kentlerinin koloniler kurmasıyla yerleşime açıldı. Fenikelilerin amaçları kendilerine yerleşecek topraklar bulmak değildi. Kolonilerin başlangıçtaki amacı ispanya'yla Fenike kentleri arasında ticaret bağını güçlendirecek ara yerleşmeler kurmaktı.
Dona Gracia Mendes 16. yüzyılda Avrupa ve Osmanlı tarihinde önemli bir rol oynamış zengin bir Yahudi kadındı.
Dona Mendes ve kocası Francisco Mendes Yahudi kökenli Portekizli bir banker aileden geliyorlardı. Portekiz'deki Engizisyon döneminde zorla Hristiyanlığı kabul etmişlerdi. 1537 yılında kocasının ölümü üzerine Dona Mendes kocasının işini üstlendi. 16. yüzyılda Avrupa'nın en güçlü hükümdarları olan Kutsal Roma imparatoru V. Karl ve Fransa kralı I. François'ya kredi açtı.
Servetini önce Portekiz'den Venedik'e götüren Dona Mendes 1553 yılında servetiyle birlikte istanbul'a geldi. 1556 yılında daha sonra Osmanlı tarihinde büyük bir rol oynayacak yeğeni Yasef Nassi'yi de istanbul'a getirdi. Dona Mendes'in servetini kullanarak Sokullu Mehmed Paşa'nın itirazlarına rağmen II. Selim'in tahta çıkmasına yardımcı olduğu bilinmektedir.
büyük yalanlar kadar görmezden gelinen büyük gerçekler de var. Onlardan biri: Açlık.
Dünyada her gün yaklaşık 25 bin kişi (her dört saniyede bir kişi) açlıktan ölüyor..
Ülkemizde de açlık sorunu var. Çöpleri karıştırıp yiyecek arayan insanları görmüyorsak bunun tek sebebi görmek istemememizdir.
Çoban Mustafa Paşa, aslen Bosnalı olup, babası Abdülkerim dir. Genç bir çoban iken Sultan Yavuz Selim ile Mısır Seferi ne katılır, sonraları Piri Mehmet Paşa nın koruyuculuğuna alınır. Zaman içersinde çeşitli mevkilerde yükselir. Sırası ile Kapıcıbaşı ve Rumeli Beylerbeyi olur. Sonraları Yavuz Selim in kızı ile evlenip Hakan nın damadı olur.
Daha sonraki zamanlarda Divan-ı Hümayun 3. Veziri olur. Ardından 2. Vezirliğe terfi eder. Kanuni Sultan Süleyman zamanında da Vezirlik görevini yürütür. Kanuni orduları ile 1521 yılında Belgrad Seferi ne, Serdar olarak Rodos Seferi ne katılır. En sonunda Sultan Süleyman tarafından Mısır valiliği ne atanır. Bu görevini yaklaşık altı ay kalır.
Mısır da çıkan bir isyanı bastırır. Ardından istanbul a geri çağrılarak tekrar vezirliğe getirilir. Sağlığında Gebze ye çeşitli vakıflar, cami ve diğer mimari eserler yaptırır. istanbul da vefatından sonra, kendi adına yaptırmış olduğu Gebze deki külliyede caminin kıble tarafında yer alan türbesine gömülür.
Cahil bir toplum özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse bile hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder. Cahil bir toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen bir adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır.
Nietzsche söylemiş bu sözü.Farabi, islam dünyasının en büyük bilim insanlarından biridir. Dokuzuncu yüzyılın bu çok önemli aydının o yıllardan günümüze ulaşan şu sözü ölümsüzdür
insan ahlakının temeli bilgidir. Çünkü akıl, iyi ile kötüyü ancak bilgi ile ayırır.
En azından bilgisiz, eğitimsiz, bilime inançsız, bilgiden çok güce ve iktidara tapan, şu veya bu şekilde iktidarın dizi dibinde olmayı güvence sayan toplumlarda, yasama, yargı ve yürütmenin kol kola olduğu, birbirlerini denetleme fonksiyonunu tam göremediği geri kalmış ülkelerde durum halen değişmemiştir. Medyanın olup biteni anlatmak yerine iktidara çanak tuttuğu bu ülkelerde kendisini aydın diye tanımlayıp iktidardan yana yaşayan insanlar vardır. Onlar yönlendirir bilgisiz yığınları. Aydının muhalif değil, yardakçı olduğu bu ülkelerde her şey ne yazık ki, Galileo döneminden farksızdır.
Bir düşüncenin, davranışın, olayın ya da görüntünün, bir başkasını anımsatması.
2. Davranışlar, düşünüler ve kavramlar arasında yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu, bilinç alanına bunlardan birisi girince ötekini de bilince çekmesi olayı.
şimdi çağrışımı tutalım tuttuk mu bırakın gitsin.
acı çektirecek aşktır. Yeniçağda aşk da değişip dönüşecek. insanların bugüne dek aşktan anladığı şey, çoğunlukla, kendinde olmayanı karşı taraftan alma arzusuydu. Örneğin şefkat, merhamet, iktidar, güç eksikliği çekenler bu tür özellikleri yüksek kişilere çekiliyorlardı ve bu açıklarını partnerleriyle kapatmaya çalışıyorlardı. ihtiyaçlarını bu şekilde, birbirleri üzerinden karşılamaya çalıştıkça da yanılgılar yaşıyorlardı. Temelde farkındalık olmadığı için yanlışlığın nerede olduğunu göremiyorlardı: Sende olmayanı başka birinden alman mümkün değildir.
diğer adı serbest ilişki günümüz itibariyle kadın erkek ilişkisinde gelinen en son nokta evlilikler bile artık bu algıda yaşanmakta genelde söylenen kimsenin kimseye karışmaması canları isteyince bir araya gelen istemezlersede farklı kişilerle bir araya gelme durumu.
ingiltere aynı anda üç farklı kişinin genetik materyalini taşıyan embriyolar üretecek tartışmalı bir suni döllenme yönteminin uygulamaya konacağı ilk ülke olmaya hazırlanıyor.
Bazı ciddi kalıtsal bozuklukların önlenmesi adına geliştirilen bu tekniğin tasarıları parlamentoda görüşülmeye başlandı. Bu aynı zamanda ingiltere'nin "germ-line gen terapisi"ne izin verilen ülke olduğu anlamına da geliyor. Ancak "Bilim genetik mirasımızı kontrol edebilir mi?" tartışması da çoktan başladı bile.