ışid denilen vahşi hayvanlar sürüsünün suriyeli askerleri kafalarını keserek infaz ettiği görüntülerin düşündürdükleridir. yerde yatanların herbirinin yüzünde ayrı bir ifade görülmektedir. insan kendisini bu kişilerin yerine koyduğunda ne kadar korkunç bir durum olduğunu anlıyor. bir dakika sonra boğazının kesileceğini biliyorsun. acaba tam o anda ne düşünür insan? sevdiklerini mi düşünür? yaşamın film şeridi gibi gözünün önünden geçmesi anı bu mudur?
türkiye'nin coğrafik durumu, komşuları ve kaynayan kazanın tam ortasında bulunduğu göz önüne alınırsa, mutlak surette atom bombasına sahip olmalıdır. yıllarca tsk'nın çok güçlü olduğu masallarını dinledik. belki eskiden öyleydi ama artık çağın gerisinde kaldı. ülkenin taklarının çoğu modernize edilmiş eski tanklar. henüz bir hava savunma sistemimiz dahi yok. şu anda suriye'nin güçlü bir hava savunma sistemi var ve bir savaşa girsek uçaklarımızı keklik gibi avlar.
bölgemiz gitgide kaotik bir döneme giriyor. eğer gelecek nesilleri hesaba katarsak, idealist ve romantik düşünmeyerek nükleer güç olmalıyız. aksi halde gelecekte çok büyük sorunlar yaşayabiliriz. eğer atom bombanız ve nükleer başlıklarınız varsa en azından 'o ülkeye bulaşmayalım' diyorlar. öyle bir gün gelebilir ki, bir sabah kalktığımızda sokaklarda rus veya başka bir ülkenin tanklarını görebilir veya istanbul'un, ankara'nın yerle bir olduğunu duyar/yaşarız.
nedeni ne olursa olsun insanın kendisini çok kötü hissettiği saatlerdir. beyin uyuşur, telefona bakılır mesaj mı gelmiş diye, bazen de telefon mesaj yazmak için alınıp tekrar yerine bırakılır. ameliyattan çıkmış hastanın yoğun bakımda olması gibi bir dönemdir.