açlığı doymamış bir memlekette sen milletin gözünün içine baka baka kremalı pasta yersen eksiler hava da ućuşur.
ister mizahen yaklaş istersen ciddi, bu memlekette yaşayan hatun ve erkek kişiler sanki hiç cinssellik yaşamadığı gibi birde cinsellik ile ilgili bişeylerden bahsedildiğin de öcü gibi tepki vermesi de ayrı bir olay.
Gündelik hayatların da bile yaşanan olumlu olumsuz her şeye sokup ćıkararak tepki veren bir millet bunu başkasından duyunca şaşırmış gibi bakması gerçekten manidar.
her bir yanı birbiri ile bağlanmış ve neresinden geçsen düşeceğin hep aynı yerdir örümceğin dişleri.
ağın üzerinde yaşar ve kurulan tuzağa uzak durmaya çalışsanda er yada geç düşürür seni ve gelir ağının şerefsizi.
bütün benliğini, insanliğını ve hayatını emer bedenine taktığı iki dişinin arasından. canlı canlı yavaş yavaş öldürür seni canını acıta acıta.
görmezsin ama bilirsin hayatın ağlarını, sen kaçtıkça ve sen koştukça eline yüzüne yapışır her bir taraftan ağının pisliği.
telaşla kaçarken bekler seni sakin sessiz ve sinsice. telaşın atar seni tüğlü bacaklarının ve yapışkan ağlarının arasına.
kaçmak için çırpınır, çırpındıkça daha çok dolanırsın onlara, korkarsın korktukça büyür gözlerin, görür gözlerinde ki korkuyu bir çırpıda sarmalayıp sarar her yanını.
bir kelebek kozası değil hayatın örümcek ağlarına attığı ve her şeyini emdiği bir artıksındır şimdi.
sessiz bir gece, sensiz ve kimsesiz.
sararmış dört tarafı çevrili soğuk duvar,
sararmış bir yürek ve her nefesimde yalnızlığın rutubet kokusu.
küflenmiş dudaklarım, çürümüş ciğerlerim ve her nefesimde yalnızlığın rutubet kokusu.
sevginin yüreğimde nemli izi yaşlanmış duvarları, kulaklarımda bir fısıltı.
midem de örümcek ağları, boğazımda kara kuru is dalgaları.
yalnızlığama serp bir bardak aşkını,
silinsin içimde ki nemli havası.
bir hayata bağlanmasa atmasa da nabzım ve tutmasa da sonuçsuz hayatım,
yalnızlığıma serp bir bardak aşkını, kopar içimde ki örümcek ağlarını.