evet efendim. bu tanım tamamen kendi görüşümdür. şu bir kaç gündür arkadaş ortamımızın konusu olan uzaylıların, kim oldukları, niçin dünyamıza geldikleri, niçin bizden saklandıkları, neden bizimle iletişime geçmediklerii tartıştık. ortamdan ilginç cevaplar çıktı ortaya. bunları siz değerli okurlarla paylaşmak istedim.
öncelikle uzaylılar kimidr?
bana göre; uzaylılar insandır. işin çok derinine inmeden, herkesin anlayabileceği gibi anlatayım. bundan yıllar önce, dünya kurulduğu andan itibaren kaç yıl geçtiğini bilim adamları açıklayamıyor. tahmin üzerine dünya çok yaşlı. dünyayı oluşturan bir yaradan olduğu gerçeği çevresinde yola çıkarsak, sonsuz yıl öncesi gibi çok ilginç bir kavram ortaya çıkıyor. sonsuz yıl öncesinde yaradan vardı. dünyayı ve diğer gezegenleri ne zaman, nasıl yarattığı bilinmez. biz dünyanın oluşumundan sonra dünyadaki ilk insanlar ve dünyada gerçekleşen olayları kendi bakış açımızla yorumladık. bizim konumuz bundan 100bin yıl öncesi. evet, bundan 100bin yıl önce dünya da insanlar vardı. ve bundan 100bin yıl önce dünya da varolan insanlar, günümüz teknolojisinden çok daha ileri teknolojiye sahiplerdi. günümüz de televizyonlardan izlediğimiz uçan arabalar, ışınlanan insanlar kadar mı bilinmez ama şuankinden çok daha ileri teknolojiye sahiplerdi. ve o insanlar kendilerini yaratan bir güç olduğuna inanıyorlardı. fakat o dönemler de hiçbir kitap daha dünyaya inmemişti. ve o dönemlerde bir gün dünyaya yaklaşan büyük bir cisim olduğunu gördüler. bunu halktan gizlediler. belli bir kitle örgütlenip çok sayıda insanı gezegenden kaçırmayı planladı. dünyaya yaklaşan cismin durdurulması mümkün değildi. tek çare ya ölüm beklenecekti, ya da dünya terkedilecekti. onlar dünyayı terketmeyi seçtiler. çok sayıda insan diğer insanlardan habersiz bir şekilde dünyayı terk etti. dünya da kalanların nasıl kurtulduğuda bir efsaneye dayanıyor. o efsane de nuh'un gemisi. evet, ama çizgi filmler de izlenildiği kadar basit değil. dünya da kalanlar çok geniş kapsamlı bir proje hazırladılar. çok büyük bir gemi yapıldı. o gemi içerisine çoğu canlılar çift halinde sokuldu. dünyadan kaçanlar başka bir gezegene yerleştiler. dünya da kalan bazı kimseler de gemi içine girdiler. geri kalan kısım onlarla birlikte gelmeyi reddetti. ve beklenen isim dünyaya çarptı. deniz çok yükseldi. dünyayı su aldı. herkes öldü ama bu gemidekiler bir güç yardımıyla kurtulmayı başardı. ve uzun zaman sonra dünya tekrar eski haline döndü. eski teknoloji tamamen yok oldu. herşey ilk günkü gibi yavaş ilerledi. herşey sıfırdan balamıştı. dünyayı terk edip gidenler ise önceden keşfedilen ve yaşanabilir olan dünya benzeri bir gezegene gittiler. o kişiler de aynı şekilde ellerinde daha fazla imkan olarak sıfırdan başladılar. ama giderlerken teknolojiyide yanlarında götürmüşlerdi. her iki gurupta hayatta kaldı. dünyayı terk edenler unutuldu, unutturuldu. çok sonra o kişiler dünyaya tekrar gelmeye başladılar. dünyadaki hayatı takip etmek istediler. ve bunu gören insanlar onlara uzaylı dedi. ve bu uzaylılar hiç insanlarla irtibata geçmediler. yıllardır geldiler, gördüler, gittiler..
peki bunlar niçin dünyamıza geliyor?
bana göre aslında insan olan bu uzaylıların dünyamıza geliş nedeni bizi ve teknolojimisin gelişim hızını takip etmek. günümüzden uzaylıların varlığı gün geçtikçe daha da reddedilemez bir durum alıyor. nasa uzaylıların varlığını reddetmiyor. elinde bulundurduğu görüntülerin sadece bir kaçını gündeme getiriyor ve varlığını onaylıyorlar. uzaylılar belki de hergün bizi an ve an izliyolar. teknolojileri çok gelişmiş olduğundan bir anda çok büyük mesafeler kayedebiliyorlar ve bu sayede bize görünmeden uzaklaşabiliyorlar. 1900lü yıllarda amerika birleşik devletleri uzaylılara resmen savaş açmıştı. uzaylıların kendi uzay araçlarını kaçırdığını iddaa eden amerika birleşik devletleri, kendi topraklarına dünya da bulunmayan uzay araçlarının gelip, onları izlediğini iddaa etti. ve sonradan ne olduysa bu konu kapandı ve birdaha hiç açılmadı. sonradan nemi oldu? amerika bir uzay aracını düşürdü! evet, bu kesinlikle gerçek olan, amerika tarafından reddedilemeyen bir gerçek. o dönemde çok kez gündeme gelen bu olay, amerika tarafından gündemden kaldırıldı. amerika, uzay aracının düştüğü bölgeyi karantina altına aldı ve aracı incelemeye aldı. ve o dönemde teknoloji biranda arttı. amerika, o araçtan yola çıkarak çok şey icat etti. araç ele geçirildiğinde araçta bir kişinin canlı olarak ele geçirildiği, dünyadaki oksijene duyarlı olduğu, iki gün hayatta tutulup üçüncü gün öldüğüde iddaaların arasında. o canlı bir iddaa olsa da amerikaya düşen uzay aracı gerçektir.
uzaylı diye tabir ettiğimiz bu insanlar bizle irtibata geçmek istemiyorlar. bunun sebebi belli olmamakla birlikte, gerçekleşmesi durumunda dünya üzerinde çok büyük bir şaşkınlık olur. günümüz insanı bu gerçeği kabullenecek düzeyde değil. ve bize göre uzaylı sanılan o insanların dünyamıza gelişinden, kendi gezegenlerdeki insanların haberi bile yok. ve bize göre uzaylı sanılan o insanlar ile günümüzdeki insanlar bir görüşme dahi yapmış olabilirler. bu imkansız değildir. teknolojinin yüz yıl içerisinde, bundan önceki iki bin yıla nazaran iki kat daha fazla artması bir tesadüf olamaz. ve biz inanıyoruzki günümüzdeki bazı bilim adamları, nasa, uzaylı sanılan bu insanlarla görüşmeler yapıyor, ve bu görüşmeler insanlardan gizli oluyor. bundan on yıl önce dünyaya yaklaşan bir cisim olması halinde dünyadan göç edebilme olasılığı tartışıldı. bilin adamları böyle bir göçün tüm nufüs için olmasının mümkün olmadığını, fakat sayılı insanların bu göçü gerçekleştirebileceğini açıkladılar. yani böyle bir göç mümkündü. ve zamanında gerçekleşmiş olan bu göç, günümüz bilimadamları tarafından biliniyor, ve insanlara üstü kapalı bilgiler veriliyordu.
milattan önce dörtbinli yıllara ait olduğu düşünülen mağaralar içinde çizili resimlerde görülen kalabalık insanlar üzerinde uçan daireler vardır. kafalarında mekanik başlıklar bulunan insan resimler, üstünde mekanik kıyafetler bulunup, insanların üzerinden uçan insan resimleri çok eski zamanlarda duvarlara kazınmış ve günümüzde de bu resimlere ulaşılmıştır. fakat çoğu şeyde olduğu gibi bu gerçekte insanlardan saklanmıştır.
şuanda dünya üzerindeki teknoloji, insanların bildiğinden yüz yıl daha ilerde. evet, teknoloji bir anda üst düzeye yükseldi ancak bu teknolojiyi bir anda insanlara sunmak pek mümkün olamazdı. bu teknolojiyi her on yılda bir yavaş yavaş insanlara yediriyorlar. ve bu pekte mantıklı gibi görünüyor. televizyonlarda görülen uçan arabaların tasarımı günümüzde mümkün, fakat günümüz teknolojisi genel olarak her sokakta uçan araba kaldıracak kadar gelişmedi. bu yüzden, ellerinde bulunan teknolojinin yavaş yavaş aşılanması gerekiyor.
uzay bilimleri dalında çok büyük araştırmalar yapmış olan bilim adamı stephen hawking, araştırmaları sonucunda üzerinde hayat olduğunu açıkladığı bir gezegenin daha bulunduğunu açıklamıştı. günümüzde uzaylı olarak bilinen cisimlerin, dünyamıza bu gezegenden geldiğini söylemişti. gezegenin ismi şuan aklımda olmasa, o gezegene günümüz teknolojisi ile gitmek tam olarak altmışbeş yıl demek. ancak o gezegenden dünyamıza uzaylı sanılan o insanların gelmeleri bu kadar uzun sürmüyor. hatta çok kısa sürede dünyaya ulaşabiliyorlar. o insanlar her gün bizi izliyorlar ve izlemeye de devam edecekler..
çinlilerin yemek yerken kullandıkları çubuktur. bir zamanlar bambudan yapılan kuai zi adı verilen yemek çubukları, günümüzde ağaçların az olması nedeniyle kemik veya fil dişinden yapılıyor.
çoğu yazarın sırf entry olsun torba dolsun hesabıyla boyundan büyük işlere girişmesidir. çok sinir bozucu bir durumdur. sosyal hayatta kimseye karşı aktaramadığı görüşünü sanal ortamda şişire şişire anlatır. bir görüşü olsa ve o görüşü savunsa başımızın üstünde yeri vardır. ama bir görüşü dahi yoktur. sadece çoğunluğun neye tepki göstereceğini bilir. ona göre başlık açar. tek amacı yazmaktır. anlamlı anlamsız düşünmez, sadece yazar. böyle insanların bulunduğu bir ortamda doğru bilgi edinmek mümkün değildir. sebebi ise o insanın zaten boş konuşması, kendi düşüncesi olmamasına rağmen boş boş konulara girip yanlış bilgiler vermesidir.
sözlükte çok itici gelen bu yazarların genel olarak yaş ortalaması 15 ila 20dir. hoşlanmadıkları kişilere ergen deyip üste çıkmaya çalışırlar fakat kendileri ergendir. arkadaş ortamlarında geri kalmış, tek hayatı internet olan bu varlıkların sözlük içinde çok gereksiz olduğu büyük ve acı bi gerçektir. bu yazarlardan tek isteğim haddi olmayan konulara burunlarını sokmamaları. gidin erotik başlıklar açıp dikkat çekmeye çalışın, cinsellik hakkında başlık açıp dikkat çekmeye çalışın ama atatürk'le, din ile, türkiye ile haddiniz olmadan küçük düşürücü başlıklar açmayın. böyle bir hakkınız yok.
kısa bir not: bu yazıyı yazmaktaki amacım bazı kişilerin kendilerine çeki düzen vermeleri. entry yada +oy için yazmadığımdan vereceğiniz oylar umrumda değil. sadece ben ne yapıyorum deyip kendinize gelin. bilmediğiniz konularda bilenlerden yardım isteyin. konu hakkında hiçbir bilgisi olmadan başlık açmayın. vede dua edin moderatör yetkilisi değilim.. hayırlı günler efenim..
yenişafak gazetesi yazarı recep yeter'e göre somali'nin aç kalmasının tek sebebi facebook kurucusu ve sahibi mark zuckerberg'miş.
14 agustos 2011 günü yazdığı yazısında bu olayın nedenini ilginç tespitleriyle açıklayan yeter, matematiksel yönden bakıldığında haklı gibi görünüyor.
los angelas'a bağlı carson şehrinde kurulan, maçlarının 27bin kişi kapasiteli the home depot center'da oynayan abd futbol takımı. chiva takımı, 8 mart 2011 tarihindeki hazırlık maçında barcelona'yı 4-1 yenerek dikkatleri üzerine çekmişti.
Play
Current Time 0:00
/
Duration Time 0:00
Remaining Time -0:00
Stream TypeLIVE
Loaded: 0%
Progress: 0%
00:00
Fullscreen
00:00
Mute
Playback Rate
1
Subtitles
subtitles off
Captions
captions off
Chapters
Chapters
The video could not be loaded, either because the server or network failed or because the format is not supported.
çocukluk dönemlerinde dayım tarafından her yanlışım sonunda duymaya alıştığım ve her duyduktan sonra kulağımın çekildiği, bu nedenle kulağıma küpe olan, hiç unutamadığım söz.
kedi ile tilki arkadaş olmuşlar. tilki kediye sormuş; tehlike anında kaç çeşit oyun bilirsin diye. kedide; bildiğim tek bir oyun var, tehlike anında tırmanır ağaca çıkarım demiş. pekii ya sen tilki kardeş sen kaç çeşit oyun bilirsin diye sormuş kedi. tilkide kurnazya, pehh demiş yüzlerce oyun bilirim.. o sırada köpek havlayarak üzerlerine gelince kedi bildiği oyunu uygulayıp ağaca çıkmış. tilkide, acaba onumu yapsam, bunumu yapsam derken köpek ensesinden yakalamış..
işte bizim ülkemizde de durum bu.. hal böyle olunca da hep çok bilenler birbirini yiyor. uyanık kesim ise sürüleri kapmış, istediği gibi güdüyor. ne olur biraz az bilinde birlik olalım be ağalar..