ahmed arif ve yılmaz erdoğan'ın şiirlerinde dem vurduğu ve şiirlerinin en can alıcı yerlerinde zikrederek insanın içini parçalattığı günlerdir. kasımda aşk başkaysa, aralıkta sevda başkaymış.
sözlük içinde türbandan, kürtten, siyasetten başka tartışacak normlara sahip olmayan mallarla birlikte bir hayli artmış olan orandır. ulan yıl 2011, biz hala ırkçılığı, türbanı tartışıyoruz.
otobüste yaşanılan ilginç anılardır.*
bugün kütüphanede sabah 6'da başladığım ders çalışma maceramı tavlada 5-0 yenilerek bitirdim. otobüs durağına doğru üzgün üzgün yürüyüp vizeleri düşünürken nihayet otobüs durağına geldim. bilenler bilir ankara'da ego otobüslerinin önünde birbirini yüz yüze görecek şekilde çift koltuklar bulunur. ben de bir süre ayakta bekledikten sonra birinin kalkmasıyla zor attım kendimi boş koltuğa. karşımda ise 20-25 li yaşlarda bir çift bulunmaktaydı. kız, çocuğa gülümseyerek bakıyor, onun kaşındaki tozu eliyle alıyor, elini sıkıca tutuyordu. içimden "anne benim niye yok, bize niye almıyorsun" diyesim geliyordu. ve o bitirici hamle geldi, beni bitiren, tüm hayat ışığımı benden alan hareket:
çocuk esnerken kız kendi elleriyle çocuğun ağzını kapattı. o kadar fena oldum ki. meğersem mutluluk o ağzı kapatmaktaymış, o ağız olmakmış. hüzünlendim, ağlayasım geldi. neyse ki ccc yazan bir mhp bayrağı gördüm. aklıma devlet bahçeli, inci sözlük falan geldi. hafif gülümseme sindi yüzüme, kan gitti beynime. sonra otobüsten inip a101 den en sevdiğim çikolata olan albeni yi alıp eve doğru yol aldım.
insanı hüzne garkeder. bir arkadaş bir dosttan bir selamı beklerken yüce operatör vodafone nun çılgın kampanyalarından haberdar olursun. bazen de kontor paranın bittiğini haber eder ki çifte hüzne sebebiyet verir.
etrafımızda, içimizde, yanı başımızda olandır. asosyallik bir felsefedir, yaşam tarzıdır. herkes ondan sıyrılmak adına çeşitli sosyal ortamlarda bulunup bunu kabullenmemek, başından savmak ister; lakin o kapı bir gün mutlaka açılacak ve öğrenci gerçekliğin acı tokadıyla yüzleşecektir. hiç bir şeyden zevk almamaya başlamak ve eve tıkanmak alır bedeni. artık hiç bir şey yapmamak tek hobi oluverir. insan oturup saatlerini hiç bilmediği oyunları oynamakla, hiç tanımadığı insanlarla konuşmakla geçirir bilgisayar başında. okula verir kendini öğrenci, bari derslerim iyi olsun da bi işe yarasın asosyalliğim diye kendini kandırır. o da iyi gitmez ya neyse. sonra sevgilime vakit ayırayım bari der, onu da adam akıllı yapamaz ya garibim. sonra bari ailemle aram iyi olsun, onların gönlünü alıyım da öbür dünyayı garantileyeyim diye düşünür. sık sık ziyaret eder, arar görüşür; fakat bir süre sonra onu da tam başarmaz. arkadaşlarımla aram iyi olsun bari der, sonra onlardaki menfaat düşkünlüğü, yüzüne gülüp arkadan küfretmeler soğutur insanı onlardan da. e bari eski dostları bulayım der bir an önce. onlar da "gözden uzak olan gönülden de ırak olur" misali uzaklaşmıştırlar zaten. ortada kalıverir birden. arkadaşı duvarlar belki kitaplar olur. ve hayat devam eder her şeye rağmen.
entrysi çöpe gider diye yazmaya kıyamamak, ben şimdi emek verecem, satırlarca entry yazacağım, dakikalarımı verecem, altına bir ergen liseli anan za xd diyecek, benim entry haram olup gidecek. tam olarak sebebi bu. yeni neslin heyecanın bitip, sözlükten bıkmalarını bekliyorum bu güzel entryler için. bekleyiniz.