ahmet maranki'nin sonsuz sayıda saçma laflarından birisi.bu sözü son zamanlarda kendi taklitlerinin çok fazla sayıda ortalıkta dolaştığından yakınırken onları tehdit etmek için kullanıyor.yani diyor ki foton seni bulacak; yaptığın kötülük evrende bilmem ne dalga etkisi yaratacak iş bu dalganın fotonları belirli bir zaman içinde seni bulup cezalandıracak.
bursa samsun arası sefer yapan--ya da en azından sefer yaptığı farz edilen--otobüs firması.
kurban bayramı arefesinde hiçbir firmada yer kalmayınca zorunlu olarak adını sanını daha önce duymadığım bu firmadan bilet almak zorunda kaldım.düşüncem adı sanı duyulmasada sonuçta bir otobüs firmasıdır, en kötü ihtimalle bir koltuğu bir kaç kişiye satan türden firmalardandır diye düşünerekten bileti aldım.otobüs geldiğinde ben ve otobüsü bekleyen diğer zorunlu yolcular şoka girdi.otobüs o kadar eski görünümlüydü ki, bu otobüsün hareket edeceğine inanmazdık eğer perona girdiğini görmeseydik.yolculardan bir kaçı isyan edip bileti satanlarla kavgaya tutuştu, bir kaçı da otobüse binmediler.biriside :
--abi bu otobüs samsun a kadar gider mi ?
diye sorunca, şöförün cevabı :
--bir hafta önce gitmiştik, şimdide gider heralde oldu.
bu diyalogdan sonra iyice kıllandık ama yapacak fazlaca bişey yok.neticede otobüse bindik.otobüs o kadar eski ki koltuk önlerinde hala küllükler var ve küllüklerde de izmarit var.kafamı kaldırınca birde ne göreyim bildiğimiz 37 ekran televizyonu iple tavana bağlamışlar.*gülme krizine girdik haliyle.otobüs hareket edince acaip bir rüzgar sesi geliyor, nerden geliyor bu diye bakınca şöförün yanındaki kapının camının 15 cm aşağıda olduğunu gördüm. muavine:
--pardon,şu camı kapatabilir misiniz?
diye sorunca,muavinden cevap:
--cam otobüs hareket ederken kapanmıyor, durmammız lazım.
otobüs biraz gittikten sonra duruyor.muavinle şöför camı elle yukarı kaldırıyorlar!hala bu işi nasıl yaptıklarınıda çözemedim.otobüsün ön kapısı ise zorla kapanıyor.kapanıncada açılmamam gibi bir huyu var.
böyle bir otobüsle samsun a varınca şöförü tebrik edip arkama bakmadan kaçtım.
yıllar önce arkadaşımın telefonla arayıp posta gazetesini al ilk sayfasına bak dediğinde gazetenin ilk sayfasında gördüğüm ingilizce hocamın resmi üstündeki başlıktır.hocam yıllarını vermiştir bu mesleğe, kendisi üniversitede tanıdığım, dersleri en sıradışı yöntemlerle eğlenceli şekilde anlatan insandır.yaşam doludur enerjisi bitmeyen insandır güzel insandır.bu ülkede yıllarını bu mesleğe vermiş insanların hazin durumlarından birini yaşamıştır bu şekilde.çadırda uyandığı sabahın ertesinde öğrencilerine ders anlatmaya çalışmak ne demektir?insana, öğretmene bilime verilen değer bu mudur?
hep beraber söyleyelim hocam!
cows in the cornfield
what'll ı do?
cows in the cornfield
what'll ı do?
cows in the cornfield
what'll ı do?
skip to my lou, my darling
taraf gazetesi'nin aktütün karakoluna yapılan baskınla ilgili genelkurmay başkanlığın'a şehit olan onbeş askerin ağzından sorduğu, anlamlı, cevaplandırılması gereken sorulardır.
1- Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanı generaller Meclis'i protesto yerine Aktütün'le uğraşsalardı, biz o gün ölür müydük?
2- Komutanım, biz öldükten sonra dün açıklamışsınız gazetecileri çağırıp: "Aktütün karakolunun yerini 2009'a kadar değiştireceğiz." Gazeteler ilk kez kafasını kaldırıp "Yeter artık" demese, bunu yapar mıydınız?
3- "istihbarat eksiğimiz yok" da demişsiniz dün komutanım. Peki 350 kişilik PKK grubunun geldiğini nasıl göremediniz, gördünüzse neden önlem almadınız? Önlem aldığınız için mi öğle vakti göstere göstere saldırdılar?
4- Aktütün'ün mayıs ayındaki baskın sonrasındaki halini bilenler vardı aramızda. Gözden çıkarıldığı her halinden belliymiş. Kaçakçılık için yapılmış zamanında ve defalarca basılmış. Burada askeri hata yok mu komutanım?
5- O karakol sınırından geçişi önlemek içinmiş komutanım. Oysa PKK Aktütün'ü basmak için sınırı geçiyordu orada. Bunu 1992'den bu yana tam beş defa yaptı. Hepimiz öldük, tam 44 kişi. Siz ise hesap bile vermediniz. Neden?
6- Zayiatın büyük bölümü sınır ötesinden açılan ateş yüzünden demişsiniz. Bu zaten her defasında böyle oldu. O halde o karakol hâlâ neden vardı? Askerî hata olmasa bu kadar zayiat verilir miydi? Biz bu kadar ölür müydük?
7- Aktütün ve öteki bir çok karakol defalarca basıldı. Siz ise hesap vermek yerine tartışmaları bastırdınız, haber yapılmasını yasakladınız. En büyük acı sizin orada yaşanıyor komutanım, bunu tartışmayıp da neyi tartışacağız?
8- Siz, dün gazetecilere bilgi veren komutanım; geçen yıl yine aynı gafletle basılan Dağlıca'daki komutan yarbaya başarı plaketi veren ordu komutanı değil misiniz?
aylar geçtiken sonra tekrar sözlüğe şöyle bir bakayım deyince görülen başlıklar ,başlıklara yazılan yorumlar ,eski günlerde sözlük sayfasında geçirilen saatlerin akla gelmesiyle,insanın bir an durup gereksiz bir şekilde bu olayın gerekli olup olmadığı düşünmeye başlamasıyla başlayan,yığılan mesajlara anlık bir heyecenla baktıktan sonra sonzuz alemi internette bir sitenin bir kaç sayfasında kendi yazdıklarını görme umuduyla yaşayan onbinlerin çaresizliğinin düşünülmesiyle perçinlenen süreçtir.
bir kaç gün öncesinde bir ana haber bülteninden duyduğum,kişilerin kendilerine lazım olmayan eşyaları bedava verdikleri ya da çok ucuza sattıkları söylenen site.türkiye'de de faaliyetleri varmış deniyordu ama ben bulamadım bulabilen varsa faydalansın bari.
ek:istanbul,ankara,izmir ve bolu'da grupları varmış.
doğalgazla çalşışan sobadır.fanlı,bacalı bacasız gibi çeşitleri vardır.yakmak ömür törpüsüdür,kırk çakar bir yakara en iyi örnek olsa gerek.bir de bu alet, özellikle fanlı olanları acaip gürültü kirliliği yaparlar.bazı durumlarda sönerek zehirlenme olayına yol açabilir.geceleyin yatarken kapatılmasında fayda vardır.
felsefede kavramlar arasındaki karşıtlık ilişkisinden yola çıkarak bunu doğruya varan süreçlerin açığa çıkarılmasında bir ilke olarak kullanan düşünme ve araştırma yoludur.(diyalektik)
soğan kelimesinin söyleniş biçimlerinden birisi. selim ileri'nin ölüm ilişkileri kitabında gördüğümde baskı hatası zannettiğim ama araştırınca ,istanbul türkçesiinde kullanılan ama ölmeye yüz tutmuş bir kelime olduğunu analdığım kelimedir.
çeşitli nedenlerde sözlüğe küsüp giden veya bu sözlükte artık durulmaz diyip giden yazarların veda entrylerini görünce Edward Zwick ' ten -son samuray filmi yönetmeni son yeniçeriyide çekeceği söylentisi var -çekmesini beklediğim film.
entrylerin giriliş zamanlarına dikkat edildiğinde; televizyonda yayınlanmakta olan program,internette dolaşmakta olan o günün söylentileri,sol framede yazılan entryler ve bu entrylerin çağrışım yaptığı kelimelere alakalı yeni entry giriliş süreçleridir.orjinalitesi olan entryler genelde ya bunların dışında yada bunlarla ilgili uç çıkarımlar sergileyen yazarlardan gelmektedir.
'nitelikli okur' kavramını hilmi yavuz diline dolamıştır.onun tanımıyla:
Türkiyedeki nitelikli okur sayısının, taş çatlasa, 5000 i
geçmediği ortadadır. Nitelikli okurun ayırdedici özelliği, edebiyatı hem geçmişi hem de şimdisiyle takip etmekte gösterdiği devamlılıktır. Nitelikli okur, edebiyatı televizyonlardan ya da gazetelerden izlemez; onun bilgilenme kaynağı, daha çok, sürekli olarak uğradığı kitapevleridir. Ve elbette, asıl önemlisi, nitelikli okurun kitap satın almasında belirleyici olanın, gözalıcı reklam kampanyaları, billboardlar, ipe sapa gelmez söyleşiler vs. değil, okurun kendisinin edebi beğenisidir. O beğeni de, edebiyat hayatının izlenmesindeki devamlıktan kaynaklanır. Nitelikliokur ile niteliksiz okur arasındaki fark, işte tastamam buradadır: ilkinde, kitap satın alma, bir devamlılık ve süreklilik gösterir, ikincisinin ise kitap satın alışında böyle bir devamlılık ve süreklilik yoktur. Arasıra kitap satın alır niteliksiz okur bunu da, kendi edebi beğenisi değil, reklam kampanyaları belirler.
aklı başında nitelikli okurun okumayacağı yazarlardır.malesef türkiye'de sayıları çoktur.son yıllarda türeyen dandik yazarlara dikkat edersek'dandik yazar terminolojisi' denilebilecek bir terminoloji bile oluşmuştur.bu zevat 'aşk, türklük, şifre, sır(bilmem neyin sırrı gibi), gelişim, başarı' gibi terminolojilerini oluşturan kelimelerden yararlanarak saçma sapan kitaplar yazarak aptal okur kitlesinin yardımıyla çok satanlar listesinin başına otururlar.elbette bu tür dandik yazarlar, dandik yazar kitesinin bir bölümünü oluşturur.tanımı daha çok son yılları göz önüne alarak yaptım.aşağıda aklıma ilk gelenleri bulacaksınız.aklıma gelmeye dandiklerden şimdiden özür diliyorum.
orkun uçar*
burak tuna
turgut özakman
tuncay özkan
halim bahadır
mehmet çoşkundeniz
gülse birsel
metin uca
bir kaç tanede yabancı dandiklerden;
dan brown *
robin sharma
stephan king
tamamına yakınının;biraz magazin,biraz yalan,biraz çarpıtma biraz abartma çok azda gerçek içeriğiden oluşan, memleketin başına bela gelse de haber yapsak diyebilecek kadar aşağılık insanların hazırladığı sözde haber saatleri.
evde anne-baba ,okulda öğretmen son olarakta üçlemenin son halkasını tamamlayalım diye türk gençliğine armağa edilen(!), yiyenlerin çoğunda nedendir bilinmez 'vatana hizmet ediyorum'(!) hissi uyandıran dayak türüdür.
insanın aklına gençlik sürekli bozuluyorsa insanlık nasıl oluyorda bilim,insan hakları vs konularında ilerleme gösteriyor sorusunu getiren,geçmişi yeterince analiz edemeyenlerin uydurduğu,sokrates döneminde bile kullanılan dünyanın en eski klişe laflarından biri.