Bu adamın en acı sözleri mutluyken keyifle söylenebiliyor, aynı zamanda hareketli sarkilarinda bile boyle bir hüzün var. efsane adam ya gönlümün kralı. bi ibrahim maalouf özellikle beriut vide ferdi özellikle içim yanar. gece gece hayırdır mk diyenler çok olacaksa da burada beğenimizi paylaşıyoruz sözlük ahalisiyle. biz keyif alıyoruz dostlarımızda alsın diyoruz. şurada ferdici kac adam kaldık sanki.
Vaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, eski adı “Yahudilik Yolağzı”, bugünkü adı Arap …Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş:
“Her kula helâl, Müslüman’a haram!..”
Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye…
…
Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzûra getirilmiş. “Bu nasıl fitnedir, dîni islâm, ahâlisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a yasakla!.. Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?..” diye çıkışmışlar adama. Adam:
- “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…”dedikçe kadı kızmış:
- “Ne delili, ne ispatı?.. Sen fitne çıkardın, Müslüman ahâlinin huzurunu kaçırdın, katlin vâciptir!” demiş. Demiş ama, bir yandan da merak edermiş:
- “Nedir gerekçen?..” diye sormuş. Adam:
- “Bir tek Sultan’a derim…” diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş… Padişah da sinirlenmiş ama, diğer yandan o da meraklanırmış:
- “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın,hem de her kula helâl,Müslüman’a haram yazarsın?..” Adam, başı önünde konuşur:
- “Delilim vardır, lâkin ispat ister.”
- “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?..”
- “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultânım…”
- “Eeee?!..”-
“Sultânım, herhangi bir havradan (sinagog) rasgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…” Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Mûsevîler, “ne oluyor, bu ne zulüm?.. Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim…” Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş… Bir hafta dolunca, adam:
- “Sultanım, artık bırakmak zamanıdır” demiş. Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler
- “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultanım” demiş. Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar ayininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar… din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine… Sultan:
- “Bitti mi?..” demiş adama.
- “Sultânım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.
- “Şimdi nedir isteğin?..”
- “Efendim, pâyitahtımız Bursa’nın en sevilen, âlimini alınız minberinden…” Adamın dediğini yapmışlar, Ulucâmi imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler…Ve . Bir ALLAH’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz?.. Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış… Geçmiş bir hafta, “Nerde imam” diye gelen-giden yok!.Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta tutuklanan koca âlim için:
- “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”
- “Kim bilir ne suç etti de tevkif edildi!..”
- “Vah vaah!.. Acırım arkasında kıldığım namazlara…”
- “Sorma, sorma…”
Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:
- “Eee, ne olacak şimdi?.. Adam:
- “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan.” “Haklısın” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş:
- “Ey büyük Sultânım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?..”
Sultan acı acı tebessüm etmiş:
- “Hava bile haram, hava bile!..” demiş..
vel hasılı kelam kankalar, yıllardır müslümana küfreden, islam ı aşağılayan, bir milleti dolaylı veya doğrudan küçümseyen geleneklerini göreneklerini görmezden gelip, toplumu hor gören karikatür dergisi, hadsizce hz. musa (as) a küfür edip küçümsemeye çalışma gafletine düşmüş ve neticesinde türk yahudi toplumunun kınamalarıyla kapanmıştır. müslümana, bu entrye yorum yapmak değil not vermek bile haramdır.
yok artik algi mi operasyonu. bana referandum sonrasi eglenecek adam lazım. bir yandan yazik, koyun, aziz nesin demisti, bu millet hakediyo, bu ulkede yasanmaz vs. gibi soylemleri him evet hi hi evet diyerek dinlerken, roptesambirimla buzlu ayranimi icip, hunharca kahkaha atacagim.
bana olur bazen. boyle rahat bir yerdesindir trafikte yoktur(özellikle istanbulda hic yasamamis olanlari anlarım). camdan disariyi seyrede seyrede giderken, icinden hic ama hic o monotonluk abidesi sıkıcı ev döngüsüne girmek gelmez. boyle yol aksın ben bakayım istersin biraz muzik biraz kitap ve yol. ama olmaz.
toplumda olusturulmaya calisilan algidir. sanki trafoda yangini devlet cikarmis yangini devlet yapmistir. bu talihsiz kazanin sorumlusu kimdir elbette arastirilmalidir. sokaklarda eylem yapip hukumet istifa diye bagirmak bunun yolumudur. sirket sahibinin adi neden zikredilmemektedir. vel hasili kelam kardesler en azindan bi sms atip yardimda bulundunuz mu gece o tatli uykunuzdan evvel dua ettiniz mi ? birakin kim ne konusuyorsa konussun siz daha once sabahlara kadar calisip isten çıkıp cennete gittiniz mi ?
gotu yiyen arkadaslar carrefourdan sonra bide migrosa el atsalar ya kapitalist devlerin sermayelerine bulassalar ya. bunlar degil tabiki bunlarin gotu bunu anca yer.
zaten az calisan kafalarini baska seylere yorma zahmetine girmeyip, her bireyin farkliligini goz ardi eden bu zat-i mahluklar aslinda basit bir güruha dahil olduklarini genelleme yaparak genellestiklerini basitlestiklerini farkedemezler.
deneyimledigim mevzudur. cevrenizde bunu yapan insanlarin ne kadar oto kontrolsuz ne kadar ezik bir psikolojide oldugunu farketmissinizdir. kendini yukseltmenin yolu baskalarini kucumsemek degildir. on yargi genel olarak basarisiz, sans oyunlarindan farksiz ve bedava oldugu icin herkeste bolca bulunmasi mümkündür.
insanoğlunun özniteliklerinin kendisine yetmemesi halinde yalanlara ihtiyaç duyması, bu vesile ile kendi yalanlarını başkalarına satıp, başkalarından yalan satın alması durumudur.
Örnek;
x- seni seviyorum.
y- bende seni. (bkz: sahte aşk)